11. bölüm · KADERİN ÖRDÜĞÜ AŞK

BÖLÜM 11 "DEMİR'İN ERNA'SI"

Serra Nur Ü.

Merhabalaaaar. Çok güzel bir bölümle geldim yineee. Umarım beğenirsiniz. Yorumlarınızı merakla bekliyorum. İyi okumalar. 💕✨️

"Enişteme bence teyzem eşliğinde söyleyin kalbi kaldırmayabilir." Gizem'in cümlesiyle masadaki herkes kahkaha atmaya başladı.

Evlilik teklifinden sonra emniyetteki bizim teşkilat, Kaan abim, Ateş, Gizem ve Demir ile ben kutlamak için bir restoranta gelmiştik.

"Ben Ilgaz Amcanın çok büyük bir tepki vereceğini düşünmüyorum ya." Dedi Demir. Emin misin yiğidom? Der gibi bir bakış attım. Bunu sesli de dile getirmeye karar verdim.

"Emin misin yiğido?"

"Demir, yürek yemiş diye yorumladım." Dedi köşeden Kaan abim.

"Yani abartmayın, Ilgaz amca babam sayılır. Beni oğlu gibi görür.En fazla ne olabilir ki?" Dedi Demir.

"Babama bir keresinde ileride erkek arkadaşım olursa ve onunla evlenmeye karar verirsem nolur? Diye sormuştum. O da bana benim kıymetlimi alacak insan daha anasının karnından doğmadı, he doğdu diyelim benim testlerimden geçip 40 fırın ekmek yemesi lazım. Demişti. Sen benim için 40 fırın ekmek yermisin peki Demir Yılmaz?"

"İsterse seni almak için 1000 fırın ekmek yiyeyim, ucunda sen varsan ben tüm engellere göğüs gererim Leyla Günöz." Deyince masadaki herkes alkışlayıp ıslık çalmaya başladı. Demir ise bir kolunu omzuma dolayıp beni kendine çekip saçlarımdan öptü.

Benim bu hayattaki belki de en büyük iyikilerimden biri o'ydu. Aradan seneler geçsede hayat bizi yine birleştirmişti. Ve iyi ki de birleştirmişti. Şimdi hem çocukluk arkadaşımla hem de sevdiğim adamla bir yuva kuracaktım.

...

Yemekten sonra Demir'in evine geçmiştim. Mısır patlatıp film gecesi yapacaktık. Bugün, emniyetin önünde Demir ile fotoğraf çekilmiştim, yüzüklerimizin de göründüğü. Mesaj uygulamasına girip Aile yazan gruba tıkladım. Bu grupta abim, ben, annem ve babam vardı. Abimin çok müsait olduğunu düşünmüyordum. Fotoğrafı gönderdim ve görüp cevap vermelerini bekledim.

Aradan 5 dakika geçince bir mesaj yağmuru başladı.

Anneciğim; Aaaaa, Leyla sen ciddi misin kızııım?

Anneciğim; Doğruyu söyle anneciğim baban sinir krizi geçiriyor burada.

Ben; Doğru anneciğim, evet.

Anneciğim; Ayyy. Leyla'm çok sevindim benim güzel kızım Allah mesut etsin.

Ben; Amin annem amin inşallah.

Babacığım yazıyor...

Babacığım; Şaka de kızım nolur şaka de hani evlenmeyecektin önce kariyer baba diyordun?

Ben; Babacığım, hani ben başkomiser oldum, mezun oldum, okudum ve 27 yaşındayım ya?

Babacığım; O it herifin sende gözü vardı zaten en başından sizi hiç yan yana getirmemeliydik, sorun sizde değil bizde.

"İnanamıyorum baba sana ya" diye mırıldandım. Demir'de o sırada elinde çaylarla odaya gelmişti.

"Ne oluyor?"

"Bizim aile grubuna bugün ellerimizde yüzüklerle çekildiğimiz fotoğrafları attım. Babam kıskançlık krizi geçiriyor sanırım." Deyince Demir ile aynı anda güldük. O da yanıma gelip mesajlara bakmaya başladık.

Ben; Baba! Çok ayıp!

Babacığım; Leyla! Asıl sana ayıp ben vermiyorum kızımı gelip alsın da göreyim.

Abimmm yazıyor...

Abim görevden dönmüş müydü?

Abimmm; OHA, insan beni beklerdi ya.

Babacığım; Ulan oğlum sen abisin biraz karşı çıksana! Bir tane normal evladım yok benim.

Anneciğim; Ay yeter Ilgaz rahat bırak çocuklarımı aaa. Gelde bana yardım et dolaptaki tencereyi alamadım hadi.

Babacığım; Emredersin karıcığım.

Kahkahalarımızı durduramamıştık. Babamın en büyük zaaflarından ve sevdalarından biri annemdi.

Film açmaya hazırlanırken telefonum çalmaya başladı. Baktığımda arayan kişiyle göz bebeklerim parıldadı. Abim arıyordu. Halimizi hatrımızı sorduktan sonra direkt konuya daldı.

"İnsan beni beklerdi ama neyse artık olan olmuş. İkinizin sevgisinde zerre şüphe yok. Sizde birbirinize karşı yanılgıya, kuşkuya düşmezsiniz inşallah. Rabbim sizi ayırmasın." Abim cümlesini bitirirken gözlerim dolmuştu. Demir'in göğsüne başımı koydum. Demir ile aynı anda "Amin." Dedik.

"Beni bekleyin 1,2 ay sonra geliyorum. Ben gelmeden bir şey yapmak yok konuşmam yoksa seninle."

"Tamam abiciğim, endişen olmasın seni bekleyeceğiz."

"Öpüyorum Gülgoncam."

"Bende öpüyorum abiciğim." Dedikten sonra telefonu kapattım. Demir'e döndüm.

"Seninkiler ne dedi?" Deyince sırıtmaya başladı.

"Selçuk halay çekmeye başladığını, çok şükür diye İtalya sokaklarında bağıracağını söyledi. Annem ağlıyordu, babamda Ilgaz amcayı arayıp daha da çıldırtacağını söyledi." Deyince kahkaha attım.

Babamla, Cihan amcanın çok değişik bir arkadaşlık ilişkileri vardı. Hem didişip hemde kardeş gibiler. Birbirlerini korumak için kaç kez kurşun yemişler zamanında. Annem anlatmıştı. Çünkü babam böyle şeyleri konuşmayı sevmezdi.

"Çok enteresan değil mi? Hem birbirlerini kızdırıyorlar hem de kardeş gibiler." Dedi Demir. Sanki içimi okumuş gibi.

"Gerçekten ya." Dedim bende gülerek.

"Sen hep böyle gül Erna'm." Deyince gülüşüm azaldı. Anlamamıştım çünkü.

"Erna kim Demir?" Diye sordum kıskançlıkla.

"Erna senin yeni lakabın Demir'in sevgilisi,biriciği, 17 yıllık sevdası, çiçeği ve ileride karısı olacak olan Leyla'nın lakabı."

Gözlerim parıldadı. Bu adam benim en güzel hayat arkadaşımdı.

"Peki anlamı nedir?" Diye sordum.
Bugün çok yorulmuştum, başım yavaş yavaş Demir'in dizlerine düşmeye başlamıştı.

O da hiç bozuntuya vermedi ve başımı dizlerinin üstüne koyup saçlarımı okşamaya başladı. Uykudan ve yorgunluktan gözlerim kapanmak üzereydi.

Uykuya dalmadan önce son dediği cümleyi duyabilmiştim. Daha sonra ise karanlığa gömülmüştüm.

"Erna; İşveli, cilveli, nazlı olan kadın demek. Bu adam senin tüm nazını da cilveni de işveni de çekmeye razı. Yeter ki Erna'sı da razı olsun. Benim nazım,niyazım,en büyük duam..Zümrüt'üm."

...

"Leyla'm, kalk sevgilim hadi."

Saçlarımı okşayan eller beni karanlıktan koparıp aydınlığa çıkardı.

Gözlerimi açtığımda karşımda Demir'in gülen yüzünü gördüm. Onu gördüğüm an benimde yüzüme bir gülümseme yayıldı. Demir üzerime eğilip dudaklarıma naif bir öpücük kondurdu. Yeni uyandığım için gözlerim tam görmüyordu. Ve ben bu anın rüya olmasını istemiyordum.

"Günaydın." Diye mırıldandım uyku sersemi.

"Günaydın Erna'm, hadi giyin gel patates soğuyacak yoksa. Soğuk sevmezsin sen." Saçlarımı öpüp ayağa kalktı ve odadan çıktı.

Pijamalarımı çıkartıp üzerime beyaz pantolon ve bordo gömlek giyip odadan çıktım. Mutfağa girdiğimde masada bir kuş sütü birde yumurta eksik gibi gözüküyordu.

"Sen sormadan ben söyleyeyim, yumurta bilerek koymadım. Sen nefret edersin yumurtadan kokusuna bile gelemezsin küçükken bile Leyla teyze terlikle sana yumurta yedirmeye çalışıyordu." Deyince güldüm gerçekten öyleydi, yumurtanın kokusuna bile gelemezdim.

Demir, gerçekten beni çok iyi tanıyordu. Beni böylesine tanımasını, her zerremi bilmesini çok seviyordum. Bir insanın ne kadar çok sevdiğini,sevgisini de anlamak için bir yöntem olabilirdi bu.

Masayı hazırlarken çıkan bulaşıkları makineye atarken arkasına geçip kollarımı beline sarıp başımı sırtına yasladım. Beline doladığım ellerimi sımsıkı tuttu.

"Seni çok seviyorum." Dedim huzurlu aşk dolu bir sesle.

"Ben daha çok." Diye fısıldadı.

Haklıydı sonuçta onun 17 yıllık aşkıyla benim 4-5 aylık aşkım kıyaslanamazdı. Belki de daha önce aşık olmuştum ben ama farkedememiştim olabilirdi. Demir işini bitirdikten sonra sofraya oturup kahvaltı yapmaya başladık. Demir sürekli tabağıma bir şey dolduruyordu.

"Sevgilim, ellerine sağlık ama gerçekten çok doydum patlayacağım."

"Az yedin ama." Deyince kaşlarımı çattım.

"Hayatım 3 tabak yedirttin bana nasıl az yemiş olabilirim? Neyse boşver şimdi yemeği akşama Ateş'i davet et yemeğe. Bir türlü davet edemedim ayıp oldu."

"Tamam konuşurum ben onunla, tek yemek yapıp kendini yormayacaksın bende sana yardım edeceğim."

"Tamam tamam ben çok geç kalmam bugün birkaç işim var emniyette."

"Bende şirkete geçeceğim öğleden sonra."

Ayağa kalkıp Demir'e sarıldıktan sonra evden çıkıp arabama binip emniyete doğru yola çıktım.

...

Akşama doğru işimi bitirir bitirmez emniyetten çıkıp markete uğrayıp birkaç şey almış kendi evime geçmiştim. Uzun zamandan beri evimin ilk misafiri olacaktı Ateş.

Demir'de şirketteki işlerini halledip üzerini değiştirip benim yanıma gelmişti. Üzerine siyah boğazlı kazak ve siyah pantolon giymişti. İtiraf etmeliydim ki Demir'e siyah boğazlı kazak çok ama çok yakışıyordu. O yakışıklı olduğunda onu çok kıskanıyordum.

Şimdi ise annemi arayıp tarifini aldığımız dolma içini hazırlıyordum. Demir de tavuklu pilav için kaynattığımız tavukları küçük parçalara ayırıp didekliyordu.

"Sen nereden öğrendin yemek yapmayı?" Diye sordum dolmaları doldururken.

"Annem üniversiteyi yurtdışında kazandığımı öğrendikten sonra öğretmişti. Geç bile kaldım erkek çocuğuyum diye oturma ileride karına da yardım edersin yükünü hafifletirsin derdi. Tek çocuk olmam da kaynaklı olabilirdi bu duruma bence. Ama iyi ki de öğretmiş gerçekten karımın yükünü hafifletmeye çalışıyorum."

Demir her karım dediğinde midemde kelebekler uçuşuyor, kalbim ağzımdan çıkacakmış gibi çarpmaya başlıyordu. Gülümsedim.

"Ne güzel, ben küçükken abimde anneme yardım ederdi, babamda. Ama babamın ailesi tam tersiydi. Halam erkek kuzenlerime hiçbir iş yaptırmaz kız kuzenlerimi koltuğa oturtmazdı. Beni babam okuttu diye babannemle o sürekli kız kısmısı okutulmaz evlendirilir biz babadan böyle gördük deyip dururlardı. Bir gün yine böyle dediklerinde babam o sizin babanızdı benim kızımın babası sizin babanız değil benim kızım okuyup vatanına milletine hayırlı bir kadın, evlat olacak, ayaklarının üzerinde duracak babasına bile muhtaç olmayacak, kimsenin desteğini almadan dimdik çıkacak girdiği tüm sıkıntılardan. Kimse benim evladıma karışmasın herkes kendi çocuğuna baksın. Deyince babannem şok olmuştu. Babam ona saygıda kusur etmezdi ama babannemler damarına basmıştı. Şimdi sen söyleyince aklıma geldi."

Gerçekten böylelerdi. Ama benim babam dünyanın en iyi babasıydı ve kızsa dahi her zaman arkamda olduğunu bilirdim.

"Ilgaz amca, gerçekten sana çok düşkün. İleride bir kızımız olursa bende onun ve kendi babam gibi bir baba olmak istiyorum, annesi gibi çok güzel bir kız olsun ki ona her baktığımda seni göreyim gözlerim şenlensin." Deyince gözlerim ışıldadı.

Bunları konuşmanın çok erken olduğunu biliyordum. Fakat daha şimdiden onun babalığına dair içimde en ufak ters bir fikir yoktu. Aksine düşüncesi bile beni mutlu ediyordu.

Yaklaşık 2,5 saat içerisinde tavuklu pilav, mantı, dolma, ayran çorbası, yeşillik salatası, içli köfte ve trileçe yapmıştık. Demir'in eli aşırı hızlı olduğu için hiç zorlanmadan bitirmiştik her şeyi. Bende hazırlanıp masayı kurmuştum. Kısa süre içerisinde de kapı çaldı. Açtığımda Ateş'i elinde market poşetiyle gördüm.

"Ne gerek vardı, boşuna masraf yapmışsın." Poşeti ve montunu elinden aldıktan sonra içeri geçti.

Poşeti açıp dolaba yerleştirmeye başladım. Ateş bir sürü meyve sebze, abur cubur ve içecek almıştı. Yerleştirdikten sonra odaya geçtim ve Demir ile Ateş'i sofraya davet ettim.

Biz yemeklerimizi yerken Ateş'in telefonu çaldı. Arayan kişiye bakınca lokması boğazında kaldı. Demir sırtına vurup kulağına bir şeyler fısıldadı.

"Hemen konuşup geliyorum." Ateş ayağa kalkınca Demir'e doğru eğildim.

"Neler oluyor, suratı bir değişti arayan kişiyi görünce, kötü bir şey mi var Demir?" Diye sorunca Demir güldü.

"Hayır sevgilim, gönül işleri fakat sana netleşmeden bir şey söyleyemem."

"Ama çok merak ettim.Söyle ya."

"Hayırrr."

"Ya Demiir." Dedim başımı yana doğru hafifçe eğerek.

"Yapma şu hareketi işte ya. Ailemizden birine ilk görüşte aşık oldu. Ancak bu kadar söyleyebilirim. İsim veremem beni öldürür yoksa özellikle tembih etti." Deyince daha çok merak ettim. Ama diretmedim nasıl olsa yakında ortaya çıkardı.

Ateş yanımıza döndüğünde yemek yemeye ve sohbet etmeye devam ettik. Yemekten sonra çay faslına geçtik. Ateş, bir arkadaşımla buluşacaktım çok özür dilerim unutmuşum,affedin diyerek evden çıkmıştı. Bizde Demir'le isteme törenini konuşuyorduk.

"Sen ne zaman istiyorsan o zaman olsun sevgilim." Dedi Demir.

"Abim 1,5 ay sonra anca gelebilirmiş o zaman yapalım diyorum bende istemeden birkaç hafta sonra da abim gitmeden kına ve düğünü yaparız. Ben gelmeden yaparsanız Demir'i topuğundan vurur seninle de konuşmam gülgoncam dedi geçen gün telefonda konuşurken"

Güldük.

"Vallahi yapar, beklerim ben."

"Bende" Dedim gülmemi durdurmaya çalışırken.

"Yarın ev bakmaya gidelim o zaman, sonra da mobilya bakarız."

"Olur."

Demir'le çaylarımızı içmeye devam ederken telefonuma mesaj geldi. Mesaj Gizem'dendi.

Gizem; Leyloş aşık olduğunu nasıl anladın?

Gözlerim kelimelerin üzerinde gezinirken farketmiş olduğum gerçekle ağzımdaki çayı püskürttüm.

"Ateş'in gönlünü düşürdüğü kişiye ailemizden biri demiştin değil mi Demir?" Dedim şok içerisinde Demir'e bakarak.

"Evet sevgilim de ne oldu ki?"

"Ailemizden biri dediğin kişinin Gizem olma ihtimali var mı?" deyince birbirimize şok içinde baktık.

Gerçekten öyle bir ihtimal var mıydı?

Ay ay neler oluyorr? Siz ne düşünüyorsunuz bölüm sonu hakkında, sizce o kişi Gizem mi?

Bu bölüm yine Demir'e eridiğimiz bir bölüm oldu. Herkese bir Demir Yılmaz lazım.🤌🤍

Bölüm hakkında düşündüklerinizi ve yeni bölüm hakkındaki fikirlerinizi yorumlara yazar mısınız?

Bir daha ki bölümde görüşmek üzeree.