17. bölüm · KADERİN ÖRDÜĞÜ AŞK
BÖLÜM 17 "İLK SABAH VE BAZI GERÇEKLER"
Merhabalaaaar, bu bölüm biraz kısa olmuş olabilir affedinnn. Ayrıca bu bölüm ilk defa 3. Kişi ağzından anlatım yaptım umarım olmuştur. Yorumlarınızı bekliyorum. İyi okumalarrr.💕
Üzerimden, illa bir deyim kullanmam gerekiyorsa kamyon geçmiş gibi hissediyordum.
Sabaha kadar durmamıştık. Durduğumuzda, yani tüm gücümüz tükendiğinde sabah olmuştu ve muhtemelen şuan öğlene geliyordu.
Odaya giren güneş ışığıyla gözlerimi açtım. Işıkla uyumayı sevmediğim için siyah perde takmıştık. Fakat örtmeyi unutmuştuk.
Dün gece aklıma geldikçe yanaklarım kızarıyor, tenim yanıyordu. Hem utangaç hem de mutlu hissediyordum kendimi.
Demir'in kollarındaydım şuan. Artık her sabah gözlerimi açtığımda onu görecek, kapattığımda da onun kollarında olacaktım. Aspiratör ışığında yalnızlığıma ağlamayacaktım.
Ben dalmışken Demir'de gözlerini açtı. "Günaydın," Dedi uyku mahmuru ses tonuyla..
Demir'in bu ses tonu..
Bu tonda konuşmaya devam ederse biz bugün odadan çıkmayabilirdik.
"Günaydınnn!" dedim neşeyle. Ellerim, daha yeni kısalttığı ama hemen çıkmaya başlayan kirli sakallarına gitti, okşadım.
Demir, kafasını kaldırıp alnımdan öptü. "Ben banyo yapayım, sonra da kahvaltı hazırlayalım." Diyerek kalktım kollarından.
Ayağa kalktığımda kasıklarıma giren sancıyla iki büklüm oldum ve ağzımdan "Ah!" diye bir inilti kaçtı.
Demir, telaşla ayağa kalktı. "Leyla'm, ne oluyor?" diye sordu. Fakat sancı o kadar çoktu ki cevap veremedim gözlerim yaşardı.
"Doktora gidiyoruz!" dedi telaşla.
"Hayır, gerek yok oluyormuş böyle sancılar." Dedim.
"Benim yüzümden oldu, çok zorladım değil mi seni?" dediğinde gülümsedim.
"Kimse kimseyi zorlamadı Demir, ilk defa olduğu için ağrım var. Banyoya gireyim, sıcak su iyi gelir." Dedim ve banyoya yöneldim.
Banyodan çıktığımda mutfaktan mis gibi kokular geliyordu. Ağrım azalmış, geriye sızısı kalmıştı sadece. Üzerime geceliğimi -elbiseydi- giyip sabahlığımın kuşağını bağlarken mutfağa girdim.
Demir, patates kızartması, mıhlama, soğan halkası, kroket, ve klasik kahvaltı eşlikçileriyle mükemmel bir kahvaltı hazırlamıştı. "Oooo," dedim. Sofrayı gördüğümde. Elindeki tabağı masaya koyduktan sonra bana döndü. "Ağrın devam ediyor mu?" diye sorduğunda "Hayır, sızısı var sadece. İyiyim merak etme." Dedim güven veren bir sesle.
Yanıma gelip ellerini belime sardı, bende kollarımı onun boynuna sardım. Dudaklarıma bir öpücük kondurdu ve masaya geçtik.
"Sen bana kilo aldırmaya mı çalışıyorsun? Bu kadar şeye ne gerek var." Dedim sahte bir sitemle.
"Yoo, karımızı çok yorduk, jest yapalım dedik. Karımızın bugünden sonra epey güce ihtiyacı var." Dediğinde yanaklarım alev aldı.
Ben azar azar kahvaltı tabağıma sofradan bir şeyler eklerken Demir, daha çok ekliyordu tabağıma.
"Dün,Zeynep'i köşeye sıkıştırdım. Kaan abimle ilgili." Dediğimde çay bardağına giden eli durdu.
"Ne dedi?"
"Bundan birkaç ay önce daha seninle nadir bir şekilde mesajlaştığımız zamanlarda, Zeynepler, Sahra Teyzeme gelmişlerdi. Kuzen gecesi yapacaktık. Benim devriyem vardı ben devriyedeydim. Kaan abim o gün Zeynep'e bir şey demiş.O günden sonra sürekli saçma sapan şeyleri bahane ederek birbirlerini sık sık aramaya başlamışlar. Zeynep'te bir şeyler hissetmeye başlamış." Normalde anlatmazdım. Fakat Demir'de bir şeylerden şüphelenmişti.
Tabağımdaki patatese çatalımı batırdığımda Demir'in dedikleriyle elim öylece kaldı ve dikkat kesildim.
"Kaan söylemişti."
"Ne!" dedim. "Kaan abim söyledi ve sen bana bir şey anlatmadın mı!" dedim bağırarak.
"Dinle de anlatayım." Dediğinde sesimi kestim ve dinlemeye başladım.
2 Hafta önce: Sarp'ın Geldiği Günün Gecesi
Yazardan..
Sarp'ın, Demir'in "Leyla, rahatsız abi." Dediği andan beri içi içini kemiriyordu.
Genç adamın gözünde Leyla, herkesten ayrıydı. Ve eline iğne batsa korkuyor, telaşa veriyordu.
Ailesini uğurladıktan sonra eline sigarasını alarak, Demir ile bahçedeki çardağa oturmaya geçti. Demir'de yanına oturdu.
"Anlat bakalım, nesi var Leyla'mın?" Diye sordu Sarp.
"Her şey üst üste geldi, kimseden de yardım istemiyor asla, benden bile istemiyor ama ben onu anlıyorum.Bir de seni özlemiş. Yanına gittim, ağlamış gece boyu. Benim kollarımda da ağladı. Daha sonra bayıldı. Çok ağlamış abi." Dedi sıkıntıyla.
Leyla, onun her şeyiydi. Onun gözünden düşen yaşa canını bile gözünü kırpmadan verirdi.
Sarp, sıkıntıyla sigarasından bir nefes çekti."Benim yüzümden, her şeyi benim geldiğim zamana yetiştirmek istedi, gıkını çıkarmadı. Sırf ben görebileyim diye. Ulan ben ne gerizekalı adamım ya!" Dedi kendine kızarak. "Şuan nasıl?" diye sordu.
"Dün ağlayarak uyuya kaldı. Bugünde boya yaparken maskesini çıkartmış ben çıktıktan sonra fenalaştı o yüzden bayıldı." Dedi.
Sarp sıkıntıyla bir eliyle yüzünü sıvazladı. "Oğlum, gelemiyorum öyle ha deyince ne yapayım? Ben ister miyim lan kardeşimi bırakmak?" Dedi kendine kızmaya devam ediyordu.
Tam o sırada Sarp'ın telefonu çaldı.
Kuzeni Kaan arıyordu.
Masanın üzerinden telefonu aldı ve açıp kulağına götürdü.
"Reis gelmişsin be." Dedi Kaan.
Kaan, Sarp'a göre daha rahat bir adamdı.
"Geldim oğlum, geldim de hayırdır bu saatte?" Diye sordu saat gece bire geliyordu.
"Benim seninle konuşmam lazım, bana yol gösterecek kişi sensin. Yanında kim var?" Diye sordu sıkıntıyla.
"Demirler'in evinin bahçesindeki çardakta oturuyoruz Demir var." Dedi.
"Geliyorum." Diyerek telefonu kapattı Kaan.
"Yine ne halt yedi acaba?" diye mırıldandı Sarp.
Birkaç dakika sonra Kaan, bahçe kapısından girdi. Adımları temkinli ama telaşlıydı. Kaan, çardağa yaklaştığında Sarp ve Demir ona doğru baktı. Kaan, hızla masanın boş kısmına oturdu.
Sarp, "Hayırdır oğlum, ne bu halin?" diye sordu, sigarasından son bir nefes çekip izmaritini kül tablasına bastırarak.
Kaan etrafa bakındı ve derin bir nefes alarak konuştu. "Abi, bu sefer gerçekten batırdım. Ben ne yapacağımı bilmiyorum." Dediğinde masada Sarp ve Demir birbirlerine bakındı.
İlk konuşan Sarp oldu. "Anlat şunu Kaan,"dedi.
Kaan dirseklerini dizine dayadı ve yüzünü elleriyle kapattı. Sonra başını kaldırdı ve anlatmaya başladı.
"Abi, Zeynep.." Dedi, çaresizlikle. Masadaki nefes sesleri bile kesildi.
Sarp bir hışımla Kaan'a döndü. Ne olmuştu Zeynep'e?
"Ne oldu lan Zeynep'e?" diye sordu telaşlanarak. Kuzenlerini de kız kardeşi gibi severdi.
"Abi, ben aşık oldum galiba." Dediği an Sarp "Hangi Zeynep lan? Büşra Teyzemin Kızı Zeynep mi?" diye sordu.
Kaan kafasını sallayarak onayladığında Demir ve Sarp aynı anda "Ne!" diye bağırdılar.
"Delirdin mi oğlum sen, ne ara lan ne ara!" diye bağırdı Sarp.
Kaan derin bir iç çekti ve anlatmaya başladı. "Hatırlıyor musun bundan bir sekiz ay falan önce heralde. Bizde toplanmıştık o zamanlar Büşra Teyzemler İzmir'e taşındıktan sonra ilk defa gelmişti. Senin de izin günündü, gelmiştin." Diye başladı söze.
"Eee," Dedi Sarp devam et der gibi.
"Film gecesi falan yapmıştık. Zeynep o zaman gözüme daha da güzelleşmiş geldi. Hatta o zamanda demiştim ona 'Zeyno'm, ne kadar da güzel bir kadın oldun'diye. Ben o gece onu düşünmekten uyuyamamıştım. İzmir'e gittiklerinde sürekli bir bahaneyle arıyordum. O kadar boş muhabbet yapıyordum ki sırf sesini duyayım diye." Dediğinde hepsi anlamıştı.
"Bugün de arkadaşlarıyla bir yere gitmiş 4 kişi vardı lavuğun biri sarılmış. Delirdim burada delirdim!" diye sitem etti.
Demir, daha fazla dayanamadı. "Abi sakin ol!" dedi sıkıntıyla. O da ne yapacağını bilmiyordu şok olmuştu.
Aşkı hep Leyla diye bilirdi.
Onun için aşk beş harfti.
"Nasıl sakin olayım lan, sen Leyla'yı başka bir lavukla fotoğraf attığını görsen sakin olabilir misin?" Diye sorunca kafasını iki yana salladı.
Olamazdı.
"Oğlum aşık olduğun kişi KUZENİN LAN KUZENİN!" Diye bağırdı Sarp. "ARANIZDA ALTI YAŞ VAR OĞLUM ALTI!"
"BİLİYORUZ LAN HERALDE!" Diye yükseldi Kaan'da.
"ABİ BİR SAKİN OLUN!" diye bağırdı en sonunda Demir.
"Bende biliyorum, abi şurası yanıyor, dayanamıyorum artık." Dedi Kaan kalbini işaret ederek.
Sarp, kuzenini bu halde görmeye dayanamadı. Elini omzuna atıp hafifçe sıktı. "Tamam, oğlum lan tamam. Dur celallenme hallederiz, buluruz bir yol." Dedi.
...
Demir'in anlattıklarını pürdikkat harfi harfine dinliyordum. Şaşkınlıktan elim kolum kitlenmişti.
"Kaan, ben söyleyene kadar siz kimseye bir şey belli etmeyin diye tembihledi o yüzden anlatmadım." Dediğinde başımı salladım sadece.
"Tüm bu yaşananları patates yerken öğrenmem de ayrı bir ironik oldu." Dedim. Gülerek. "Abim ne yaptı?" diye sordum merak etmiştim.
"Zeynep'in duygularından emin olmadan açılma sakın!Diye uyardı."
Bende Zeynep'e dolaylı yoldan böyle bir şey demiştim.
"Zeynep bile kabullenemiyor Demir, o da biz kuzeniz diyor. Ben biraz konuştum ama bilmiyorum ne olacaklar. Dans ederlerken ki halleri bile biz birbirimize aşığız diye bağırıyordu."deyince Demir güldü.
"Sen onlara bakıp güldüğünde Kaan yanımıza gelip acaba anladılar mı? Diye strese girdi." Dediğinde bende güldüm.
"Neyse, boşver şimdi milletin aşkını, karı koca ilk kahvaltımızı başkalarının aşkını konuşarak mı geçireceğiz?" dediğinde bende cevap verdim.
"Haklısın. Kahvaltı efsane olmuş ellerine sağlık kocam." Dedim gülerek.
Gerçekten bu kelimeye extra bir zaafı vardı. Demir, serseri bir sırıtışla yanıtladı.
"Bence bu ellerin daha iyi bir işlevi var ama sonra konuşuruz bunu." Çayımdan aldığım yudum boğazıma takılınca öksürdüm. Demir ellerini hafifçe sırtıma vurarak "Helal,helal" Dedi.
Eskilerden,çocukluğumuzdan konuşarak uzun uzun kahvaltımızı yapmaya devam ettik.
...
Kahvaltımızı bitirdikten kahvaltılıkları yerine yerleştirdik ve bulaşık yıkama kısmına geçtik.
Ben bulaşıkları sudan geçirip Demir'e veriyordum o da makineye yerleştiriyordu. İş yaparken şarkı söylemeyi çok sevdiğim için şarkı mırıldanmaya başladım.
"Sen sus, hiçbir şey söyleme
Sen susta gözlerin konuşsun
Öldür beni sen öldür ki
Aşkın kalbimde hapsolsun."
Diyerek oynamaya başladığımda, Demir'de arkama geçip boynumdan öpmeye başladı.
Bulaşıklar bitmişti.
Makineyi kapattıktan sonra bende ona döndüm ve öpüşmeye başladık.
...
Salonda, kahvelerimizi almış birbirimize yaslanmış bir şekilde film izliyorduk. Akşam olmuştu. 2 tane film bitirmiş, yemek yemiştik.
Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordum ama yatmak istediğimi farkettim. Demir'de sanki duydu beni.
"Seni odamıza taşıyayım mı?" Ses tonu o kadar yumuşak ama aynı zamanda davetkârdı ki, itiraz etmedim.
Kucağına aldı beni. Yüzümü boynuna gömdüm, kokusunu içime çektim. Odanın kapısını kapatıp beni yatağa bıraktıktan sonra, yanıma uzandı.
"Leyla'm, karım..."Adımı bu şekilde söyleyişi beni benden alıyordu. Uzandı ve dudaklarımızı yine, yeniden buluşturdu.
Bu öpücük, aidiyet, huzur ve derin bir sevgi öpücüğüydü. Yumuşak, uzun ve bizi yavaşça esir alan bir öpücüktü. Dudaklarımızdaki temas uzadıkça, bedenimdeki yorgunluk yerini yeniden arzuya bırakıyordu.
Elleri, giydiğim geceliğin üzerinden vücudumu okşuyordu. Parmak uçları bel kıvrımımda oyalanıyor, göğsüme doğru yavaşça yükseliyordu.
Her dokunuşunda, dün gecenin izleri tenimde yeniden canlanıyordu. Kendimi güvende ve ait hissediyordum. Demir'in nefesi hızlanmaya başladığında, tenimdeki sıcaklık da artıyordu.
Birbirimizle bir süre vakit geçirdikten sonra gerçekten uykum gelmişti. Demir, beni kollarının arasına aldı, saçlarımı okşadı. Binlerce öpücük kondurdu saçlarıma.
Uyumadan önce son kez konuştuk.
"İyi geceler, Leyla Yılmaz'ım.İyi ki geldin bana." Dedi Demir.
Gülümseyerek cevap verdim.
"İyi geceler, Demir Yılmaz. Ben zaten hep sendeydim."
Ayyy💞 Nasıl buldunuz bölümüü???
Yeni bölümde görüşmek üzeree.
