15. bölüm · KADERİN ÖRDÜĞÜ AŞK
BÖLÜM 15 "VUSLATA BİR KALA"
Merhabalaaaar. Ben geldimm.Çok eğlenceli,komik bir bölümle geldim. Umarım sizde severek okursunuzz. İyi okumalarr,yorumlarınızı ve oylarınızı bekliyorumm💕✨️
Not: Bölümde geçen şarkılar;
Sezen Aksu-Rakkas
Harun Kolçak- Gir Kanıma
Koray Avcı- Hoş geldin
"Leyla!Kalksana ya artık hadiii!"
Birinin beni sarsmasıyla açtım gözümü.
Gizem'di.
Başımın belası, ama kıyamadığım pek sevgili kuzenim.
"Ne oluyor ya?"
"Kınan varya bugün. Kalksana kızım!" diyerek sarsmaya devam etti.
Sözümüzün üzerinden 3 gün geçmişti. Bu sürede 1 kere devriyeye kalmıştım. Ailecek yeni evimize eşyaları yerleştirmiştik. Eski evimi boşaltmıştık. Anahtarını teslim etmiştik Demir'le birlikte.
Evin boş halini görünce içim burkulmuştu. Akademi için ayrılmıştım İstanbul'dan. Sivas'a gitmiştim. Orası da güzeldi. 2 Yıl kalmıştım.
Akademiden mezun olduktan sonra tayinimi buraya istemiştim. Burada büyümüştüm, okumuştum, arkadaş edinmiştim. İzmir'e bile anneannemleri görmeye falan gidiyordum, annemler gitmeden önce.
Onlar gittikten sonra bile İstanbul'da kalmıştım. Kopamamıştım buradan. Burada ki yalnızlığımı paylaşabildiğim, bana arkadaş olan, acılarımı bilen evimden ayrılmak zor geliyordu.
Evi son kez gezerken gözüm mutfaktaki aspiratöre ve masaya kaydı. Bazı geceler, yalnızlığımı en çok hissettiğim geceler özellikle, aspiratör ışığının altında elimde kahvemle düşünürdüm sabaha kadar.
Her şeye tanıklık etti bu ev. Demir'sizken ağladığıma da, düşüşüme de kalkışıma da, özlemime de hasretime de. Aşkıma da yarama da.
Gözlerimin dolduğunu ve boğazımın düğümlendiğini hissettiğimde Demir elimi tutmuştu. Ben buradayım der gibi. Neden evi boşalttığımızı hatırlatır gibi.
İçim hem buruk gibi hem de değildi. Aspiratör ışığında bazen onun içinde ağladığım zamanlarda olmuştu ve şimdi özlemimden ağladığım kişiyle evlenip yeni bir hayat için ayrılıyordum evimden.
Daha fazla üzülmeden kapıyı kapatıp ev sahibine teslim ettim ve çıktık.
Yeni evimize doğru.
Hayır.
Yeni hayatıma doğru.
Hayır.
Aşkıma,sevgime,sevdama,ruhen evim gibi olan adamla 4 tarafı duvarlarla çevrili,çatısı ve penceresi olan fiziki evime.
Gözlerimi açtım. Evi teslim ettiğim için annemlerle birlikte bende Sahra Teyzemlerde kalıyordum. Bu hafta bizim için çok yoğun geçiyordu.
Abimin izninin kısıtlı olmasından dolayı. Onsuz yapacağım şeylerde içime sinmediğinden dolayı her şeyi 1 haftaya sığdırmaya çalışıyorduk. Ama az kalmıştı. Bugün kınamız yarın ise düğünümüz vardı.
Ben bazen gerçekten inanamıyordum. Ben, seneler boyunca asla evlenmem, kimse sevmez zaten beni, evlenmeyeceğim. Diye geziyordum, bir gün bu dediklerimi yani tükürdüğümü yalayacak olabileceğim hiç aklıma gelmemişti.
Gizem'in beni daha fazla sarsmasına izin vermeden kalktım. İzmir'den anneannemler, diğer teyzem Büşra, kuzenlerim, Ömer,Yaren ve Zeynep gelmişti. Onlarla -Ömer hariç onu abilerimizin yattığı odaya postalamıştık- aynı odada kalıyorduk. Yanıma ve yere baktım herkes kalkmıştı. Bende kalktım.
"Zahmet oldu, herkes uyandı sofrada bekliyorlar seni."
"Günaydın." Diye mırıldanıp yerimden kalkıp tuvalete yöneldim.
Giyinip, elimi yüzümü yıkadıktan sonra sofraya geçtim. Anneannem ve dedemin elini öptüm. Babannem de gelmişti ama o halamlarda kalıyordu.
"Herkese günaydın, kusuruma bakmayın, çok beklettim sizi." Dedim, gerçektende mahcup hissettim kendimi herkes beni beklemişti.
Yanıma oturan Ömer'in saçlarını karıştırdım. Ailemizin en küçüğü oydu. 18 yaşındaydı, ama kuzenlerimin arasından en net onun bebekliğini hatırlayabiliyordum. Ellerimde büyümüştü.. Küçükken beni arar eyla neydesin? Diye sorardı, adımı tam söylemez zorlanırdı.
Büşra teyzemde Ömer üniversiteyi kazandı diye İzmir'e taşınmıştı, memnundu ama halinden. Eniştemde orada bir iş kurmuştu.
"Abla, yapma şunu ya!" diye sitem etti. Ensesine vurdum.
"Sus ablaya bağırılmaz!" diye çıkıştım bende. Araya Yaren girdi ve Zeynep'i de yanına alarak konuştu.
"Abla, hala bizi Ömer'den az seviyor." Diye sızlandı. Onlarda benim kız kardeşim gibiydi. Zeynep 24 yaşında, Yaren ise 22 yaşında kocaman bir kadın olmuştu.
"Ağlayın en çok beni seviyor." Diye sızlandı kenardan Gizem'de.
"Asıl hepiniz üzülün çünkü ben en çok kızımı seviyorum." Dedi abim kapıdan girip herkesi selamlarken.
Kızı..
Aslında kız kardeşi ama onun için kızı..
Kaan abimde arkasından girdi. "Ben kimseyi sevmiyorum desem alınır mısınız?" diye bir soru yöneltince kahkalarla gülmeye başladık.
Özlemiştim. Çok özlemiştim herkesi.
Kaan abim ve Abim Büşra teyzemin yanına doğru gittiler. Ama önce Sahra Teyzemi öptüler. Sonra teyzemin yanaklarından aynı anda öpüp "Hoş geldin Büşbüşümüzzz" diye bağırdılar.
Büşra teyzemin yeri hepimizde ayrıydı. O daha yenilikçi,şakacı,eğlenceli diye belki de. O da abimleri öptü.
"Hoşbulduk koca oğlanlarım." Diye sarıldı. Daha sonra anneme geçtiler. Onu da öptükten sonra dedem ve anneannemin elini de öptüler ve masaya oturdular.
Eğlene eğlene, anıları yad ede ede kahvaltımızı yaptık. Kahvaltımız bittikten sonra abim beni ve kızları kuaföre bıraktı.
Saçımı enseden dağınık topuz yapıp makyajımda da ruja ağırlık vermiştik. Kırmızı ruj sürmüştük.
Kırmızı ruj bana çok yakışıyordu, ama ağır kaçıyor diye sürmüyordum çok sık. Ta ki Demir'in bir gün kırmızı sana o kadar yakışıyor ki bazen ulan diyorum rengi kıskanamazsın bu kadar değilsin diye telkin ediyorum kendimi diye söyleyene kadar. O günden sonra ne zaman onun yanına gidecek olsam kırmızı ruj sürüyordum ve alışmıştım.
Elbisem ise kırmızı,üst kısmı parlak taş ve payetlerle işlenmiş bir korseye devamı ise kabarık bir eteğe sahip bir kına elbisesiydi.
Makyajım bittikten sonra ayağa kalkıp kızlara döndüm.
Yaren ve Gizem ıslık çalıp süzdüler. İlk konuşan Zeynep oldu.
"Abla, Demir abiden önce karşına çıksaydım ben evlenme teklifi ederdim sana." Bunu o kadar ciddi söyledi ki bir an sessizlik oldu ve hepimiz bu ihtimali düşündük. Sonra da bu ihtimali düşünmemize güldük.
Ben hazırlanırken onlarda hazırlanmıştı. Gizem Lacivert straplez bir abiye, Zeynep bebek mavisi, Yaren ise aramızdaki en küçük kız olduğunu belli edercesine toz pembe bir abiye giymişti.
Fotoğraf çekildik, ben Demir'le konuştum. Gizem'i Ateş aradı ve benim ultra zekaya sahip kuzenim heyecandan kekeleyerek konuştu.
Daha sonra abimler bizi almaya geldi. Onlar da takım elbise ve spor ayakkabı giymişlerdi. Abim beni arabaya bindirmeden önce süzdü.
Kaan abimin gözleri ise Zeynep'te fazla oyalandı. Onu izlerken kaşlarım çatıldı ama abim onu boğazını temizleyerek uyardı ve Kaan abim kendine geldi. Zeynep'in yüzü kıpkırmızı olmuştu.
İçime bir kurt düştü. Kaan abim aşık bir adam gibi bakıyordu. Zeynep ise değişik. Anlamlandıramıyordum.
Aşık mı olmuşlardı?
Kaan abimle benim aramda çok yaş farkı yoktu, 3 yaş büyüktü benden sadece ama eğer böyle bir şey varsa Zeynep ile arasında 6 yaş vardı. Yaş sıkıntı bile değildi aslında. Ama bilmiyordum. Bu düşünce kemirdi beynimi.
Arabalara dağılırken de Zeynep, Kaan abimin arabasına bindi. Ömer ve Yaren ise bizim arabaya. Abim ısrar etmişti.
Abim bir şeyler biliyordu?
Neler oluyordu?
Abimi köşeye sıkıştırmayı aklımın bir köşesine not ettim.
Yol boyunca arabada kimse konuşmadı. Kına alanına geldiğimizde abimler içeri girmedi. Dışarıda takılacaklarını söylediler.
...
Salondan içeri girdiğimizde gelin odasına çıktık. Birkaç saat sonra salon doldu taştı.
Babannemin de yanına gittim. Babamın annesiydi sonuçta. Beni de seviyordu. Sadece eski zaman insanıydı. Ama ne olursa olsun babannemdi.
Halam da gelmişti ama yüzüne bakmadım. Kuzenlerim; Nisa,Hakan ve Serap'a doğru ilerledim. Onlarla da selamlaştım. Nisa'nın kızı Birce'yi de öptüm. Çoğu kişiyle selamlaştıktan sonra kına başladı.
Benim nedimelerim kızlardı. Oldukça da iyi yapıyorlardı bu işi. Ben ne kadar istemesem de onlar ısrarcı olmuşlardı.
Girişimizi yaptıktan sonra şarkılar açıldı. Önce Sezen Aksu'dan Rakkas açılmıştı.
Şarkı arkadan çalıyorken kızlar, annem,Alya Teyzeyi ve teyzelerimi piste çıkardılar zorla.
Annemin gözlerinin ara ara dolduğunu farkediyordum. Ama o ne zaman beni görse yaşlarını silip gülümsüyordu.
Gizem, tam da onluk hareketi yapıp yere çömeldi ve elleriyle elbisesini tutup çamaşır yıkar gibi yoğururken bir yandan da oynuyordu. Zeynep ve Yaren'de coşmaya başlayıp Gizem'e uydular.
Nisa ve Serap'ta nazikte olsa onlarda eğleniyorlardı.
Saatler geçti, şarkılar değişti, oyunlarımız değişti.
Artık kına yakma zamanı geldi. Alya Teyze ve annem Demir'i çağırdılar. Omzuna yeşil işlemeli örtü serdiler. Benim ise kırmızı örtüm yüzüme kapatıldı. Salonun ortasına iki sandalye yerleştirildi. Oraya oturttular bizi. Niye bilmiyorum ama ne diyorlarsa yapıyorduk çocuk gibi.
Kızlar ellerinde sahte mumlarla, Gizem, küçüklüğünden beri benim kına tepsimi tutmak için beklediğinden dolayı kına tepsimle etrafımda türkü söyleyip dönüyorlardı.
Erkekleri de içeri almışlardı. Abim,Kaan Abim, Ateş, Mert,Ömer, babam,Cihan amcam, Ahmet Eniştem,Hakan ve bizim emniyet teşkilatının erkekleri de bir kenardaydı.
Sıra kınayı yakmaya geldiğinde kınayı evliliği iyi giden, eli uğurlu birinin yakması gerek diyerek Büşra Teyzemi çağırdılar.
Teyzemle eniştem birbirlerine çocukken aşık olmuşlar ve öyle evlenmişlerdi. Halen daha öyleydiler. Ben annem gelir diye bekliyordum ama anne yakamazmış öyle dedikleri için sustum.
.
Teyzem yanıma geldiği an zaten dolu olan gözlerim iyice doldu. O herkesi çok severdi ama bana çok düşkündü. Kızları bile bilirdi bunu.
Tepsideki kınadan alırken ağlıyordu. Annemde kenarda ağlıyordu. Öyle ki bizim kızlar zaten birbirlerine sarılmışlardı.
Teyzem, Demir'in serçe parmağına kına sürdükten sonra benim elimi aldı kınamı yaktı. Alya Teyze altın koydu. Adettendir dedi. Sevmezdim ben böyle şeyleri boşa masraftı. Ama kıramadım. Teyzem sarılmadan önce son cümlesini kurup sarıldı ve ağladık beraber.
"Hep mutlu olun, gözünün ışığı hiç sönmesin, alnın ak, kalbin sevgi dolu olsun."
"Amin" diye fısıldadım içimden amin.
Kınalar yakıldıktan sonra Demir yüzümdeki örtüyü açtı ve alnımdan öptü. O da sarıldı sonra bana.
Oynama faslına tekrar döndük. Bu sefer salon karışıktı. Herkes sahnedeydi neredeyse. Babam bile annemle hafif hafif oynuyordu.
Harun Kolçak'ın Gir Kanıma şarkısı çalıyordu.
Bende Demir'in karşısına geçtim beraber oynamaya başladık.
"uçardım gönlümce seni görmeden önce,
yazılmış inan kaderime." Dediğinde sallanarak oynuyordum ona doğru.
O da hem gülüyordu hem de bana ayak uydurmaya çalışıyordu. Şarkının bu kısmını bana bakarak söyledi.
"saçların dağılır aklımın yellerinde,
hiçbir rüzgar esmese bile
vazgeçmem geçemem seni ne zor buldum ben,
düşlerim çıkmasada yine." Daha da cilvelendim ve ona doğru eğilerek söyledim en eğlenceli kısmı.
"gir kanıma
hani bekarlık sultanlık derdin yetti canıma yaşarım ben senle gir kanıma"
Kulağıma eğildi, söyledikleriyle nabzım hızlandı, yanaklarım alev aldı.
"Leyla'm, eğer bir saniye daha oynamaya ve kıvırmaya devam edersen, yemin ederim seni kucaklayarak evimize götürürüm. Şuan buradan kaçırırım ve aklımdan seni bugün gördüğüm andan beri neler geçtiğini tahmin edemezsin.Çok güzelsin... ve evet, çoktan kanıma girdin."
Nefesimin kesildiğini hissettim. Aklından nelerin geçtiğini az çok tahmin edebiliyordum.
Şarkı bittikten sonra son şarkı için bir dans şarkısı açıldı. Herkes yeniden piste geldi. Annemle babam, Teyzelerim ve eniştemler, Cihan amca ve Alya Teyze, Abim Gizem'i,Kaan Abim ise Zeynep'i -ki gerçekten artık emindim aralarında bir şey vardı.-Ömer, Yaren'i dansa kaldırdı.
"Bugün dağların dumanı aralandı, hoş geldin.
Ah ışıklar içinde kaldım, yandım efendim"
Şarkı daha yeni başlamışken Ateş, piste girdi ve Kaan abi ve abimle konuştu ve Gizem'i aldı ellerinden.
Gizem'in titreyişlerini buradan bile görebiliyordum. Ama gözlerinin içi gülüyordu. Dans ederlerken de gülüyorlardı. Abim, beni Demir'den aldı onunla da dans ettim.
"Gözümün önünde, bir kız çocuğunu büyütmüş evlendiriyor gibi hissediyorum. Ama içimde o kız çocuğunun mutluluğuna dair en ufak bir şüphe yok."
Gülümsedim. Sımsıkı sarıldım ona o da benim saçlarımı sevdi,öptü. Şarkı devam etti ve ben Demir'e geri döndüm.
"Sen bana yangın ol efendim, ben sana rüzgâr
Tutuşsun gün yansın geceler, zamanımız dar
Sen bana geç geldin, ben sana erken
Tutuşsun gün yansın geceler, vaktimiz varken"
Demir'in omzuna başımı koydum.
"Seni çok seviyorum, o kadar çok seviyorum ki. İste bir ömrümü sana vereyim. Tüm 17 yıllar senin uğrunda gitsin. Senin gülüşünü daha da büyütmek için iste canımı vereyim uğruna." Daha da gülümsedim. Tuttuğum elimi daha da sıkı tuttu. Ben istemediğim sürece bırakmazdı biliyordum.
...
Kına bittiğinde hepimiz tükenmiş bir haldeydik. Benim ve kızların oynamaktan ayakları şişmişti. Annemin hali yoktu. Anneannem ve dedemi babamlar önceden eve götürmüştü.
Bizde kınadan sonra herkes kız tarafının evine toplanır. Eve girmeden önce de bir tur daha mahallede oynanırdı.
O geleneği de yerine getirmiş misafir ağırlıyorduk şimdi. Her şey çok güzel olmuştu. Herkes eğlenmişti. Emeği geçen herkese tek tek teşekkür ettim.
Ev kalabalıktı. Demir'in ailesi de gelmişti. Sofra kurduk,çay demledik, tatlı ikram ettik.
Birkaç saat sonra herkesle vedalaştık. En sona Demir kalınca bizi yalnız bırakıp işlerine döndü herkes.
Demir, yüzümü ellerinin arasına aldı önce alnımdan sonra dudağımdan öptü ve fısıldadı.
"Bu gece vuslatımıza gün saydığım son gece. Yarın vuslata hasretimiz bitiyor. O yüzden uykunu iyi almanı öneririm,Çünkü vuslat tahmin ettiğimden daha uzun sürecek."
Demir'in konuşmasından sonra elimi omzuna geçirdim. Çok utanmıştım. Söyledikleri gayet normaldi. Yarın evleniyorduk. Ama yanaklarımın yanmasına engel olamadım.
Demir, yumruklarıma daha fazla katlanmamak için hemen kaçtı ve kapıyı kapattı.
Annemin sesiyle gözlerimi az önce Demir'in çıktığı kapıdan alıp ona döndüm.
"Ne oldu kızım, yüzün kireç gibi kalmış?"
Damadın terbiyesizleşip kudurdu anne!
"Bir şey yok" diye mırıldandım.
Kızlarla uyuduğumuz odaya girerken telefonuma gelen bildirim sesiyle telefonumu açtım. Demir mesaj atmıştı.
"Vuslata son bir gün.."
Nasıl buldunuz bölümüüü?
Siz Kaan ile Zeynep hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyorumm.
Ayrıca, kitabımızı yazarken dinlediğim, içine eklediğim şarkılara bu linkten ulaşabilirsinizzz🌸
https://open.spotify.com/playlist/18brw27op0I1xNgGDNf5bu?si=p3rQmZwlRQC5QXpXV7vcDw&pi=5pkqIwrKQQi3l
Link açılmıyorsa Spotify uygulamasına "Kaderin Ördüğü Aşk " yazarak da ulaşabilirsiniz.
Tiktok; Kaderinorduguaskwattpad
