3. bölüm · KADERİN ÖRDÜĞÜ AŞK
BÖLÜM 3 "AŞIKLAR TEPESİ"
Yaz tadında bir bölüm olduuu iyi okumalar. Yorumlarınızı merakla bekliyorum.
Bölümde geçen şarkı; Burak Kut-Benimle Oynama
Demir'le çay keyfi yaptığımız günün üzerinden 1 hafta geçmişti, bende bu 1 haftada amirimle konuşmuş ondan iznimi hafta sonuna kaydırmayı istemiştim. O da sağ olsun kabul etmişti.
Şimdi elimde küçük bir bavulla Demir'in arabasına binmiş iskeleye gidiyorduk, Büyükada'ya araba ile gidilmediği için arabayı iskelede bırakacaktı. Saat sabahın 8'i olmasına rağmen oldukça enerjiktim. O da gayet neşeliydi üzerine beyaz bir gömlek giymiş altına da bej rengi bir pantolon giymişti. Oldukça da yakışıklı gözüküyordu. Benim üzerimde de bebek mavisi sıfır kollu salaş bir elbise vardı ayaklarımda da topuklu hasır sandaletlerim. Rengarenk bilekliklerimi ve kolyelerimi takmıştım bende oldukça iyi görünüyordum. İskele biraz uzak olduğu için arabanın radyosuna telefonum aracılığıyla bağlanıp küçükken en çok dinlediğimiz şarkıyı açtım.
"Yalnızlıklardan yoruldum usandım
Sensiz gecelerden sıkıldım bunaldım
Sımsıkı saran ateşi gözledim
O sımsıcak bakan gözleri özledim "
Gülerek oynamaya ve şarkıyı söylemeye başladım, sıradaki paragrafta Demir'de direksiyona vurarak ritim tutup şarkıyı söylemeye başladı.
"Tutuşur anılar uykusuzluğumda
Yetişir sevdalar umutsuzluğumda
Bin korku sarar senin yokluğunda
Yangınlar çıkar susuzluğumda"
Sonraki paragrafı da ben söyledim.
"Aşkına yürüyen sesimi duyuyorsun
Gittikçe büyüyen dert oluyorsun
Sana söylüyorum farkında mısın
Anla seni seviyorum, ah biliyorsun"
Ve şarkının asıl kısmı geldi o kısmı ikimizde bağırarak söylemeye başladık.
"Benimle oynama söyledim sana
Şansını zorlama uğurlar olsun
Benimle oynama söyledim sana
Şansını zorlama uğurlar olsun *"
Gülerek ve oynayarak şarkıyı söylemeye devam ettik. Şunu fark ettim; onunla çocuk olmayı çok özlemiştim.
Şarkı bittiğinde iskeleye gelmiştik. Biletlerimizi alıp vapura bindik. Vapurda otururken o şirket ile ilgili belgeleri bilgisayara işleyip gönderiyor bense bir dosyayı inceliyordum.
...
1 Buçuk saatlik bir yolculuğun ardından nihayet Büyükada'ya varabilmiştik. Mükemmel bir yerdi. Hemen yazlığın olduğu sokaklara geçip evi bulmuştuk.
Pespembe çiçeklerle dolu sokaklar, Her yerde camlarında rengarenk çiçekleri olan evler, Renk renk bisikletler, Dondurma arabaları, masmavi deniziyle mükemmel ötesi büyüleyici bir yerdi.
Eve girdiğimizde annemler de gelmişti, babamlar bahçede tavla oynuyor annemler ise kahvaltı masası hazırlıyorlardı.
Hepsine kocaman tek tek sarıldım, hepsini çok özlemiştim. Abim hariç herkes bir aradaydı, Masaya çok fazla bakıp dalmış olmalıyım ki Demir koluma dokunarak beni kendime getirdi.
"Neyin var?"
"Abim..." diye mırıldandım. Sesim kısık olmasına rağmen hemen anladı ve odasına götürüp kapıyı kapattı.
"Onu çok özledim, izin sürem kısıtlı olduğu için şuan yanına da gidemiyorum, o da meşgul ama keşke burada olsaydı." Odasına girdiğimizde yatağına oturup ellerimle oynamaya başladım.
Dayanamayıp kollarının birini omzuma doladı.
"Biliyorum özlediğini ama yapacak bir şey yok bende çok özledim kaç sene oldu onu görmeyeli, sağ salim evine dönsün demekten başka çaremiz yok, izine tam çıktığında biz onun yanına gidelim ne dersin?" gözlerim büyüdü.
O kadar heyecanlandım ki ellerimi çırptım bir çocuk gibi. Kafasını geriye atıp güldü.
"Gideriz değil mi?" dedim büyük bir sevinçle.
"Gideriz tabi." Odadan çıkıp salona geçtik.
Kahvaltımızı yaptık. Kahvaltı sofrasını toplayıp bahçeye çay içmeye geçtiğimizde Demir sanki bir şey söyleyecekmiş gibi doğruldu.
"Nermin Teyze ve Ilgaz amca izniniz olursa Leyla'yla ada turuna çıkabilir miyiz?"
İsterseniz 27 yaşında olun ama hala arkadaşınızın babasından korkarsınız Demir'de hala babamdan korkuyordu. Kıkırdadım. Babamla annem birbirine baktı. Bu bakışla birbirlerine bir şey anlatmak istediler ama çözemedim.
"Olur oğlum, Leyla'da isterse eski günlerde ki gibi çıkın dolaşın, didişip gelmeyin ama." Dedi babam imalı bir şekilde.
Küçükken de ne zaman dışarı çıksak kavga edip geri dönüyorduk. Kendi içimizde kavga ederdik ama başka birinin yanında asla kavga etmezdik birbirimizi korurduk bu yüzden de babam beni sürekli ona emanet ederdi.
"Tamamdır. Leyla hazırsan çıkalım." Diyerek bana döndü Demir.
"Tamam çantamı alıp geliyorum." Dedim ve masadan kalkıp kaldığım odaya gittim.
Üstüme beyaz balon kol elbisemi,ayağıma hasır dolgu topuk sandaletlerimi,Başıma da şapkamı giyip salona girdim. oldukça adanın eşsiz sokaklarıyla uyumluyduk. Evet ben bir komiser olabilirim ve 27 yaşındada olabilirim ama bu yaz gelince sevinemem anlamına gelmez! Evden çıktık. Demir bana döndü.
"Evet Ne yapmak istersin bakalım komiserim."
"Bilmem bugün haritam sensin. Ve her yeri gezelim istiyorum."
"Hay hay."
Diyerek adanın sokaklarında yürümeye başladık. O an biraz da olsa anımsadım biliyor musunuz? Demir'le küçükken burada koşturduğumu hatırlamaya başladım mesela?
Adanın sokakları insanın içine tanımlayamadığı bir huzuru işliyordu. Burası o kadar güzeldi ki. Saatli Meydan'a yani adanın giriş kısmına geldiğimizde Demir'in sesiyle büyüden çıktım.
"Bisiklete binelim mi?"
Eveeet işte geldik zurnanın zort dediği yere ve benim en büyük sorunuma.BEN BiSİKLETE BİNMEYİ BİLMİYORUM! Evet koskoca asayiş büro komiseri ben bisiklet süremiyorum.
Yani en son çok küçükken binmiştim o da 4 tekerlekliydi bir daha da binmedim ne yapacağım şimdi?! Demir benim bu halimi farketmiş gibi kahkaha attı.
"Leyla, bana sakın hala 2 tekerlekli sürmeyi öğrenemedim deme." Dedi alaycı bir ses tonuyla.
Ellerimi göğsümde bağladım ve huysuzca konuştum.
"Ne yapayım öğrenemedim bir türlü."
"Küçükken de böyleydin."
Aklıma gelen şeyle bir anda
"Bana bisiklet nasıl sürülür sen göstermiştin!" Dedim büyük bir heyecanla.
"Evet ben göstermiştim, ve görülen o ki şimdi tekrar göstereceğim."
"Demir! Kusura bakma akademi derslerimde bisiklet sürmeyi öğrenme fırsatım olmadı." Deyip kaşlarımı çattım.
"Tamam tamam kızma hemen. Gel göstereyim."
Bisikletleri kiraladık. Ara sokaklara doğru yürüdük. Orada başladık.
"Şimdi bisiklete güzelce otur."
"O kadarını biliyorum herhalde Demir Bey."
"Leyla!"
"Tamam sustum."
"Şimdi bir elini frene koy basma ama, diğer elini de tutacaklara koy." Dediklerinin hepsini yaptım.
"Tamamdır, yaptım."
Gerçekten de yapmıştım ama asıl sorun burası değildi zaten, BİSİKLETİ SÜRMEMDİ.
Demir, bir elini belime , diğer elini de sol elimin üstüne koydu. İşte o an kalp atışlarım biraz hızlandı. Yavaş yavaş sürmeye başladım. Bir tur gittiğimizde alışmıştım.
"Bırakayım mı? öğrendin bence."
"Bırak." Dedim büyük bir özgüvenle. Gerçekten öğrenmiştim.
2-3 tur sürdüm sonra sanki az önce bisiklet binmeyi bana o öğretmemiş gibi büyük bir özgüvenle omuzlarımı dikleştirdim.
"Yarış yapalım mı?" dedim büyük bir kibirle. Gülerek cevap verdi.
"Tamam."
3 Kez yarış yapmıştık ve 1'i hariç Demir'i yenmiştim. İnat ve hırs böyle bir şey işte. Dilburnu Tabiat Parkı'na gittik, Aya Yorgi Kilisesi'ni gezdik.Conpaşa Köşkü'ne gittik. En son ki durağımız Aşıklar Tepesi idi. Oraya gittiğimizde artık bitmiş haldeydik neredeyse adanın her yerini gezmiştik. Tepe kısmına oturduk.
"Çok teşekkür ederim, çok güzel bir gündü." Dedim gülümseyerek.
"Rica ederim bende çok teşekkür ederim, çok eğlenceliydi."
Evet bu cümleleri içten söylemişti ama sesinde bir hüzün vardı.
"Senin neyin var Demir?" Dedim bakışlarımı önümüzdeki manzaradan çekip ona çevirerek.
"En son küçükken buraya çok sevdiğim bir arkadaşımla gelmiştim."Dedi sesindeki hüznü bastırmaya çalışarak.
"Kim?" Dedim kaşlarımı çatarak.
"Sen." İşte bu cevap kalbimi şaha kaldırdı, durmaksızın at koşturur gibi atıyordu kalbim.
"Eskisi gibi olacağız geldin artık."
Demir, artık sadece bakışlarını değil vücudunu da bana çevirdi ve duruşunu dikleştirdi.
"Ben eskisi gibi olmak istemiyorum, sana daha yakın olmak istiyorum Leyla."
Bu neydi, o kadar hazırlıksız yakalanmıştım ki gülümsememe engel olamamıştım. Ama bir cevapta verememiştim. Demir bir anda beni kendine çekti ve kollarının arasına aldı. Hiç itiraz etmemiştim.
Şuan aynı liseli aşıklar gibiydik, bilmiyorum aslında çok ta güzeldik ama mesleğimden dolayı bana hep imkansız gelirdi aşk.. Yanlış anlamayın mesleğimi kötülediğimden veya sevmemekten değil, ama polislik ciddiyet ister, duygu istemez aslında benim bünyeme ters bir meslek ama insan girdiği kabın şeklini alır derler ya bana da öyle olmuştu.
Gün batmak üzereydi biz de oturup gün batımını izledik.... Fakat ben Demir'in kollarında mayışıp uyumuştum. Hayatımda uyuduğum en iyi uykuydu.. Sonra saçlarımda bir elin gezindiğini ve birinin fısıldadığını hissettim.
"Leyla?, Çok geç oldu eve dönmemiz lazım."
Biliyorum size göre bu davranışlarımız çok hızlı ama biz çocukken de çok yakındık. Ve şuan olduğumuz konumdan o kadar mutluydum ki.
Demir'in yanında dünyanın en güzel,en mutlu kızı gibi hissediyordum kendimi.Mayışmış bir şekilde gözlerimi araladım.
"Günaydın." Diye mırıldandım.
"Günaydın uykucu ama gece oldu, babanlar merak edecek."
"Biraz daha kalamaz mıyız?" deyip dudaklarımı büzdüm.
"Olmaz, telaşlanırlar. Sonra tekrar geliriz."
"Of tamam." Diyerek bir anda ayağa kalktım ancak aniden kalktığım için başım dönünce yerimde sendeledim Demir hemen koluma girdi.
"Sen iyi misin Leyla?" Diye sordu büyük bir endişeyle.
"İyiyim sadece kaç saatten beri oturuyorduk ya bir anda kalkınca oldu." Diyerek toparlandım.
Konuşa konuşa eve doğru yürüdük.
Nasıl buldunuz bölümü?
