5. bölüm · KADERİN ÖRDÜĞÜ AŞK

BÖLÜM 5 "17 YILLIK SEVDA"

Serra Nur Ü.

Ayyy. Merhabalar. Nasılsınız? İlk defa Demir'in ağzından yazdığım bölüm oldu. Tabiki tüm bölüm onun ağzından değil. Başta çok zorlandım ama alıştım galiba Demir'in hislerine. Umarım beğenirsiniz. Yorumlarınızı merakla bekliyor olacağım. İyi okumalarrrr.

DEMİR

Bir insan bir insana nasıl aşık olur? Nasıl sever ya da ne ara sever? Ben bu soruların cevabını bir çift yeşil gözlerde buldum. O gözler benim pusulam, mevsimim, evim,kalbim oldu.

Leyla ile neredeyse beraber büyüdük her ne kadar bunun son 10 yılı ayrı geçsede.Onu ne zaman sevmeye başlayıp aşık olduğumu hatırlamayacak kadar uzun zaman oldu. Kendimi anlamaya başladığım zamanlarda onu gördüm ben. Yeşil gözlerine, uzun kumral saçlarına, beyaz tenine, tombul yanaklarına zincirledim ben kalbimi. 10 yıldır onu doğru düzgün görememek o kadar çok ağır geldi ki daha şirket tam taşınmamışken geldim İstanbul'a.

Bu bahsettiğim şirketin sahibi arkadaşım. Onun da annesi Türk babası İtalyan olduğu için çok iyi anlaşıyoruz. Üniversitede tanışıp arkadaş olduk. Leyla'yı benden dinleyen tek isim yakın arkadaşım Selçuk. İsmi bile Türk zaten tanısanız bu ne biçim İtalyan dersiniz Türkçesi o kadar iyi.

Burdaki şirketin yöneticisi de ben olacaktım. Bu yüzden işler çok fazlaydı bende erkenden döndüm Türkiye'ye. Onunla görüşmeden o geldi yanıma hemen zaten biz ne zaman birbirimizi görmesek bir yolunu bulur gelirdi birimiz.

Küçükkken bile babalarımız bizi birbirimize emanet etmişti her daim birbirimizi koruyup kollardık. Onu varımı, yoğumu, canımı mühürlediğim yeşil gözlerinden tanıdım. Zümrüt'üm dü o benim. 17 yıllık bir sevdayı taşımıştım ben yüreğimde ve inanın bana onun sevdasını taşımak yüreğime konan bir yük değil güçtü. Uzakta olsam bile zor durumda kaldığımda onun sevdasından güç alırdım ben. Küçükken bile onun canı yansa benimki 100 kat daha fazla yanardı. Ben ilk ülke dışına gittiğimde onun yıkıldığını gördüğümde bile mahvolmuştum.

Şimdi elimde çayımla evimin balkonunda telefonda Selçuk ile konuşuyordum. Ona bugün düğünde yaptıklarımızı anlatıyordum. Anlatırken bile yüzüme ister istemez bir sırıtış yayılmıştı.

"Lan oğlum sen harbi manyak aşıksın be." Yeni mi anlıyordu!

"Günaydın kardeşim yeni mi anladın?" dedim sahte bir sitemle.

"Oğlum 17 yıllık sevdadan bahsediyorsun taş olsa çatlardı. Katlandın artık tamamen Türkiye'desin. Git anlat itiraf et."

Demesi kolaydı. Fakat haklıydı. Zaten bende yarın onu yemeğe çıkartıp itiraf edecektim.

"Oğlum, kaç günden beri düşünüyorum artık bende dayanamıyorum. Yarın yemeğe çıkartıp anlatacağım her şeyi." Kısık sesli gülüşünü duydum.

"Aferin sana, zahmet oldu."

"Cıvıma hemen." Dedim kızarak.

"Tamam tamam Yasmin arıyor. Hadi iyi geceler. Gelişmelerden haberdar etmeyi unutma." Yasmin Selçuk'un kız arkadaşıydı.

"Tamamdır kardeşim, selam söyle. İyi geceler." Diyerek telefonu kapattım.

Odama geçtim. Evim sitede değildi. Annem ve babamın İstanbul'da yaşadıkları müstakil bir evdi. Bahçeli ve oldukça geniş bir evdi. Annemle babam geçen sene kendi memleketimize Çanakkale'ye yerleşmişlerdi.

Odam genel olarak gri ve beyaz tonlarında sade dizayn etmiştim. Yatağa yattığımda birkaç mail okudum ancak Leyla'yı düşündüm sürekli.Ve tabi ki yarın yapacağım konuşmayı....

...

Sabah kalktığımda üstüme siyah bir gömlek ve siyah bir pantolon giydim. Saçlarımı da düzelterek evden ayrıldım. Leyla'nın arabasına bindim en azından ona arabasını kendim getireceğimi söylemiştim dediklerimi doğrulamalıydım.

Leyla'nın görev yaptığı emniyetin önüne geldim. Arayıp dışarıya çıkmasını söyledim. Leyla dışarıya çıkınca sanki gün akşam değilde gündüz vakti gibi geldi, gözlerim ışıldadı ve kalbim kaç senedir olduğu gibi hızlı ve gürültülü bir şekilde atmaya başladı.

Üstünde bir lacivert çizgili ceket takım vardı. O kadar güzeldi ki onu öpmemek için zor tuttum kendimi. Yanıma geldiğinde arabanın kapısını açtım.

"Teşekkür ederim." Dedi gülümseyerek.

"Rica ederim. Yorulmuşsun galiba." Başını onaylarcasına salladı.

Arabayı çalıştırdığımda yol boyu konuşmadık. Onu deniz kenarında bir restorana götürmek istemiştim. Restorana geldiğimizde Leyla'nın kapısını açtım.

"Buyurun komiserim."

"Sağol." Dedi gülümseyerek.

Yemyeşil gözleri karanlıkta o kadar güzeldi ki.. Arabadan inip restorana yürümeye başladık kapının önüne geliyorduk ki Leyla bir anda titremeye ve sendelemeye başladı, kucağıma yığıldı..

Onu öyle solgun, titremiş bir halde görünce Elim, ayağım buz kesti sanki oraya çivilendim. Fakat durumun farkına varıp hemen kendime geldim.

Hemen toparlanıp Leyla'yı uyandırmaya çalıştım fakat uyanmayınca kucağıma alıp arabaya bindirip hızlıca hastaneye götürdüm, fakat yol boyunca içim içimi yedi.

Ve evet onu sevdiğimi bir hastane odasında bir yatağın kenarındaki koltukta itiraf edecektim..

...

LEYLA

Gözlerimi baş ağrısıyla araladım. İlk önce beyaz bir tavan gördüm. Daha sonrada Demir'in endişeli yüzünü. Bana ne olmuştu? Son hatırladığım Demir'in endişe dolu sesiydi.

"Leyla'm, canım aç gözünü. Hadi, nolursun."

Sonrası yoktu, derin bir karanlıktan ibaretti. Kendimi kaldırmaya,doğrultmaya çalıştım ama yüksek ihtimalle migrenim tutmuştu. Gözlerimi dahi tam aralayamıyordum. Demir kendimi doğrultmama yardımcı oldu.

" Leyla. Kalkma sakın yat. İyi misin,noldu sana böyle?"

Ben iyiydim sadece ne konuşacağını merak ediyordum ve biraz daha söylemezse tekrar bayılabilirdim.

"Başım çok ağrıyor yüksek ihtimalle migrenim tuttu. Sadece dün gece senin ne söyleyeceğini merak edip strese girdim,geceden beri hiçbir şey yemedim. O yüzdende migrenim tuttu."

Daha bu cümleyi bitirir bitirmez Demir'in kaşları çatıldı.

"Ne dedin sen?" diye yükseldi bir anda.

"Hiçbir şey yemedim dedim." Bende safça. Omuzlarını düşürdü.

"Ah Leyla, nasıl yaptın bunu keşke heyecanlandırmasaydım seni kollarıma yığıldığında ödüm koptu,aklımı kaçırıcam sandım."

"Kollarıma yığıldığında ödüm koptu,aklımı kaçırıcam sandım.." Benim için endişelenmiş miydi yani. Çocuk gibi sevindim.

"Benim için endişelendin mi yani." Diye sordum.

"Evet, ee şey Leyla." Dedi. Duruşunu düzelterek.

Sıkıntılı bir hali vardı sesindeki ciddiyeti artırarak daha çok yaklaştı yanıma.

"Efendim,seni dinliyorum."

"Ben seni bir şey itiraf etmek için çağırdım." Biliyordum!
" Ney?" Dedim olduğum yerde dikleşerek.

"Kendimin farkına vardığımda hatırladığım en iyi şey sana olan düşkünlüğümdü. Bana öyle bir bakardın ki derdim ki ulan Demir, bu bakışa tüm Dünya'yı karşına alırsın. Hala aynı fikirdeyim orası ayrı. Ben kalbimi sana tapuladım. Uzakta olsak bile aşkın benimleydi. 17 yıllık bir sevda taşıyorum yüreğimde. Ve bu yürek artık tek tarafı kaldırmıyor. Sana aşığım, deliler gibi, varımı,yoğumu tapuladım o cıvıl cıvıl bakan yeşil gözlerine. Seni çok seviyorum Leyla Günöz."

17 yıl mı!...17 YIL! 10 yaşından beri...

Ben ona aşık olduğumu bu sene farketmiştim oysaki. Bu sene kabullenmiştim.. 17 yıldır bana olan aşkını tek taraflı taşımış...Mesleğimde kimseye yenilmemiş güçlü Leyla Günöz'ün de ailesinden başka bir zaafı daha olmuştu artık. Bende onu seviyordum ve madem itiraf zamanı gelmişti bende konuşmaya başladım.

"Senin gibi süslü cümleler kuramam belki ama sen beni bilirsin. Sana aşık olduğumu kabullendiğim sene son 3 aydı. Halbuki ilk ülke dışına çıktığında yıkılmış, günlerce ağlamış ve uyuyamamıştım, öyle ki uyku ilaçları kullanarak uyuyordum. Yıllarca güvenli limanım kim diye düşünür ne zaman yanımda olsan sana sarıldığımda anlardım güvenli limanımın kim olduğunu. Sen benim hem en iyi arkadaşım, hem de sevdiğim adamsın. Bende sana aşığım ve seni çok seviyorum Demir Yılmaz." Dedim ve bana aşkla bakan kahverengi topraklarına karşılık verdim.

Her şey bir anda oldu. Demir eğilerek dudaklarıma dudaklarını yasladı. Öpüşmeye başladığımızda bende dudaklarımı aralayarak ona karşılık verdim. Kısa süreli bir andı ama etkisi büyüktü. Bir süre alınlarımızı birbirine yaslayıp soluklandık.

"Bunu yapmamak için ne kadar süre beklediğimi, kendimi tuttuğumu tahmin bile edemezsin." Diye mırıldandı.

"Tahmin edebiliyorum." Diye cevap verdim.

Ve hiç beklemeden sımsıkı sarılıp saçlarımın kokusunu içine çekti. Dudaklarını kulağıma yaklaştırıp fısıldadı.

"Yine senin aşkın uğruna 17 yıl geçireceksin deseler yine kabul ederdim, bunu asla unutma. Seni çok seviyorum."

Onun sevgisine olan güvenim tamdı. Başımı aşağı yukarı sallayarak onayladım. Kollarının arasından çıkmadan kafamı kaldırıp gözlerimi kahverengilerine kilitledim.

"Yani Demir bu itirafı yapman için beni bayıltman mı gerekiyordu." Dedim gülerek.

"Aaa benim ne suçum var sen yemek yememişsin,vitaminlerini aksatmışsın,su bile içmemişsin küçük hanım." Dedi sahte bir sitemle.

"Küçük hanım" Evet artık ben hanım kelimesini çok seviyorum arkadaşlar.

Özür dilerim babacığım küçükken sen bana küçük hanım dediğinde bağırdığım için. Ama ne yapayım aşık olmak böyle bir şey demekki.

"Ne yapayım strese girdim. Aslında arabadan inerken gözüm karardı ama önemsemedim açıkçası" Demir tekrar çocuksu bir tavırla kaşlarını çattı.

"Hmm.. demek önemsemedin küçük hanım sen şimdi görürsün." Dedi ve bir hışımla dışarı çıktı, arkasından bağırdım.

"Demir!Demir nereye gidiyorsun!"
Bana döndü ve;

"Beklee,hemen geliyorum." Dedi ve gitti.

Aradan 15 dakika geçti ve elinde poşetle içeri girdi.

"Nereye gittin Demir, merak ettim."
Demir elindeki poşetin içinden iki tane sarılmış çiğköfte dürüm çıkarttı.Çiğköfteye olan sevgimi bilmeyen kimse yoktu ama en iyi o bilirdi.

"Buyurun küçük hanım. Sabahtan beri aç kalmışsın hala aklına yemek gelmiyor,ye bakalım şunları çabuk."Dedi. Bir an karşımda annem varmış gibi hissettim.

"Tamam, tamam yiyorum." Diyerek kendimi daha rahat bir pozisyona getirdim.

Yemeğimi yerken Demir karşımda ki sandalyeye geçti ve cebinden bir saat çıkardı.

"Leyla, hatırlıyor musun izin gününde dayımın dükkanına gelmiştin."

"Aaa evet hatırlıyorum hatta orada bir saate bakmıştık beraber." Dedim heyecanlanarak.

"Evet, işte bak bakalım." Diyerek bir saat kutusu uzattı.

Demir beraber geçirdiğimiz günde benim çok beğendiğim saati getirmişti. Dudaklarım şaşkınlıkla aralandı.

"Aaa Demir.. hani bu saatten bir tane kalmıştı ve bozuktu?"

"Aslında hiç bozuk değildi ben bilerek sana öyle dedim. Ben o saati sana aşkımı itiraf ettiğimde verecektim o yüzden sana öyle demiştim,kısmet hastanede vermekmiş."

"Ben ne büyük bir hayır işledim acaba" Diye geçirdim içimden.

"Seni çok seviyorum." Dedim ve sımsıkı sarıldım. Demir yanıma oturdu.

"Bende seni Leyla'mm.."Dedi ve alnıma minik bir öpücük kondurdu.

Nasıl buldunuz bölümüü?