12. bölüm · KADERİN ÖRDÜĞÜ AŞK
BÖLÜM 12 "YENİ EV"
Selamlarrr, ben geldiiim. Çok güzel bir bölüm oldu. İyi okumalar, yorumlarınızı bekliyorum🤍
"Gizem artık ne olduğunu anlatacak mısın?"
Ertesi gün hemen Gizemler'e gitmiştim.Şimdi karşımda nasıl söyleyeceğini bilmediği için kıvranıyordu.
"Tamam ya of. Senin evlilik teklifinin organizasyonunu falan beraber bulduk fikri Demir benden de yardım istemişti.Ateş ile de o gün tanıştık. İşte. Bilmiyorum o günden sonra sürekli karşılaştık falan."
Gizem'in her kelimesinde biraz daha şaşırıyordum.Ancak bu duygularından emin olmam gerekti.
"Sen bu Ateş'e aşık oldun yani?"
"Bilmiyorum Leyla, bu kadar çabuk aşık olunur mu?"
"Aşık olmak çok basit Gizem yalnızca 5 saniyeni alır."
Bence öyleydi. Sevda ve aşkı kalp seçerdi.
"Sen nasıl anladın aşık olduğunu?"
"Gizem, biz beraber büyüdük neredeyse. Ben yanımdaki kişiyi görememiştim. Aşık olmak için onca sene. Halbuki şuan aşık olduğum kişi o zamanlar yanımda olan kişiydi. Aşkın ne zaman geleceği belli olmaz. Ben bunca sene beni kimse sevmez diye içime ata ata büyüttüm kendimi. Bunca sene limanımın,son durağımın hep olmadığını düşünürdüm. Ben buldum son durağımı. Benim son durağım Demir. Gizem. Geleyim sorunun cevabına. Demir'i ne zaman görsem gözbebeklerim ışıldar, kalbime bir ferahlık gelir, ruhum huzur bulurdu. Halen daha öyledir. Kalbim her sözünde, sevgisini belli edişinde, temasında şaha kalkar. Sende bunlar var mı?"
Ben son durağımı bulmuştum ve benim son durağım bir çift kahverengi topraklar olmuştu.
"Bilmiyorum Leyla, kafam çok karışık. Dün randevuya çıktık mesela. Benimde kalbim hızlanıyor. Onun yanındayken kafamdaki her şey doğrularım,yanlışlarım siliniyor sanki. Ne yapacağım ben?"
"Hiçbir şey yapmayacaksın zamana bırakacaksın." Diyerek ayaklandım. Demir'le buluşup ev ve mobilya bakacaktık.
Gizem'e sarılıp evden ayrıldıktan sonra arabama bindim ve yola koyuldum.
...
Tam 3 saatten beri 4 ev gezmiş ancak içimize sineni bulamamıştık. En son geldiğimiz ev bahçeli ve dubleks bir evdi.
Üst katta 2 odası ve 1 salonu, alt katta da 3 oda 1 salon vardı. Ayrıca alt kattaki yatak odasında bir ebeveyn banyosu vardı. Bahçesi de çok güzeldi. Bu eve girdiğimden beri içim huzur doluyordu sanki.
Kafamda bile evin dekorasyonunu yapmıştım. Üst kattaki odalardan 1 tanesini şuanlık misafir odası yapardık, ilerleyen zamanlarda o boş odayı da çocuk odası için kullanabilirdik.
Aşağıdaki odalardan 1'ini çalışma odası, diğerini de kütüphane odası yapabilirdim.
Kütüphane odası benim çocukluk hayalimdi. Ben sürekli ve aşırı kitap okuyordum. Ve küçükken sürekli boydan boya kitaplarımın bulunduğu kütüphanelerimin olmasını, kenarında bir kahve köşesi ve 2 tane sallanan sandalyenin bulunduğu bi oda yapmak istiyordum. Sandalyelerimin 1 tanesinde ben diğerinde de ileride ki kocamın oturmasını kahve eşliğinde kitap okumamızı istiyordum. Şimdi bu hayallerimi gerçekleştirmek üzere olmak beni çok mutlu ediyordu.
Demir'de beğenmiş gibi duruyordu.
"Sen nasıl buldun evi? Bence çok güzel." Diye söyleyince bende gülümsedim.
"Çok beğendim bu ev çok içime sindi sanki içim huzurla doldu buraya gelince."
"O zaman bu evi tutalım."
"Tutalım sevgilim."
Demir,ev sahibi ile konuşmaya gittiğinde evi incelemeye devam ettim. İnceledikten sonra Demir'in yanıma gelmesiyle evden çıktık.
"Halen daha inanamıyorum, 17 yıl önce sana ilk aşık olduğumu fark ettiğimde bana ileride aşık olduğun kadınla ev bakıp, evleneceksin, her gece ona sarılarak uyuyacaksın deselerdi asla inanmazdım, şimdi tüm hayallerim gerçek ve hatta o hayallerden daha güzelini yaşıyorum." Uzanıp alnımdan öptüğünde içime bir ferahlık geldi. Yanağımı okşadığı elini tutarak öptüm.
"İyi ki." Diye fısıldadım.
"Şimdi ki hedefimiz neresi kaptan?" Diye sordu koluna girip arabaya doğru yürürken.
"Mobilya bakalım."
"Emredersiniz." Deyince güldüm.
...
Mobilya mağazasına geldiğimizde, o kocaman alana girer girmez Demir'in yüzündeki ifadeyi gördüm. Benim kadar hevesliydi. Ben yeni hevesleniyordum ancak o 17 seneden beri belki de bu anı hayal ediyordu.
"Şimdi başlıyor asıl macera, Leyla'm," dedi göz kırparak. "Hangi bölümden başlayalım?"
"Salon takımından," dedim. tereddütsüz. Salon, evin kalbiydi. Misafir ağırlayacaktık, Demir'le film izleyecektik, belki o büyük kanepede sarılıp uyuyakalacaktık.
İlk baktığımız koltuk takımı krem tonlarındaydı. Yumuşacık kumaşı, rahat minderleriyle adeta "gel otur" diye bağırıyordu. Demir yanıma gelip fısıldadı:
"Bunda beraber film izlerken nasıl oluruz sence?"
Gözlerimi kapattım ve hayal ettim. Dışarıda kar yağıyor, içeride loş bir ışık, koltukta battaniyenin altında kahvelerimizi yudumluyoruz.
"Mükemmel oluruz," dedim gülümserek. "Ama sanki biraz fazla klasik, ne dersin?"
Birkaç takım daha baktıktan sonra modern, füme ve mint yeşili detayları olan bir takıma takıldı gözüm. Köşe takımıydı ve tam da salonumuza yakışacak bir havası vardı.
Salonumuza.
Bizim salonumuza..
"İşte bu!" dedim heyecanla. "Hem modern hem çok rahat görünüyor."
Demir, koltuğa oturup ayağını uzattı.
"Test sürüşünü başarıyla geçti. Alıyoruz!"
Hızlı ilerliyorduk. Yatak odası takımlarına geldiğimizde bir takım beğendim. Ahşap detaylı, büyük, sade ama asil bir tasarımdı. Gardırobunun aynalı olması, komodinlerin kullanışlılığı hemen dikkatimi çekti. Fazla giysilerim ve aksesuarlarım vardı ancak sığabilirdik.
"Bütün evi hayalimdeki gibi döşüyoruz galiba," diye mırıldandım yatağın kenarına oturup.
Demir yanıma gelip başını omzuma yasladı.
"Senin hayallerin benim de hayallerim Leyla. Bu yatakta her sabah sana sarılarak uyanmayı o kadar hayal ettim ki." dedi.
O an, o mobilyanın fiyatı, markası,rengi,şekli hiçbiri önemli değildi. Sadece o hayali yaşamak vardı aklımda.
En sona ise kütüphane odası için mobilyaları bıraktık. Mağazanın ilgili bölümüne girdiğimizde, kalbimin atışı hızlandı.
Boydan boya uzanan, doğal ahşap renginde, kitap kokusunu içine hapsedecek gibi duran bir sürü raflar..
Ne kadar büyüdüm desem de içimdeki Leyla hep çocuk kalmıştı, halen daha kitap ile ilgili bir şey gördüğüm an heyecanlanırdım.
Ben raf seçip sallanan sandalye ararken Demir'de sanki benim aklımı okumuş gibi fısıldadı.
"Sallanan sandalyeler nerede?"
Hemen yan tarafta, iki tane, tıpkı hayal ettiğim gibi: Biri biraz daha geniş, diğeri daha zarif. Kahve köşesi için de küçük bir masa ve iki kupa asılacak rafı olan minimalist bir ünite gördük. Tam aradığım gibiydi.
Aldıklarımızı getirmek için belirli bir tarih verdik. Çünkü evimizi kendimiz boyamak, ve temizlemek istiyorduk. Ancak bunu tek yapamazdık. Gizem ve Ateş'i de çağırıp birlikte yapardık.
...
Mağazadan çıkıp arabaya bindiğimizde yorgun ama çok mutluyduk. Siparişleri vermiş, evin temellerini atmıştık.
"Sıra neyde kaptan? Düğün hazırlıklarına devam mı?" diye sordu Demir, elini vitesin üzerinden elimin üzerine koyarak.
"Önce yorgunluk kahvesi ve yemek. Çünkü çok acıktım," dedim gülümseyerek. "Sonra yarın Gizem'e gitmeliyim tekrardan hem ev için yardım etmesini hem de Ateş'le ne olduğunu öğrenmeliyim. Meraktan çatlayacağım."
"Emredersiniz, sevgili müstakbel eşim," dedi, neşeyle gazı köklerken.
Eşim..
Demir'in eşi..
Demir'le o yorgun ama keyifli mobilya maratonundan sonra kendimizi bir restoranta atmıştık.
Yemeklerimizi yerken, aklıma Gizem düştü, Mobilya bakmaya giderken Demir'e de bazı şeyleri sormuştum.
Sevgili kuzenim, Aşkın o ilk, acemi sancılarını birebir yaşıyordu.
Konuyu açmaya başlamışken direkt sordum.
"Sence ne olacak onların hali?" diye sordum, çatalımı tabağa bırakıp.
"Gizem, senin gibi duygularını hemen açığa vuran biri değil. Ateş ise ilk görüşte aşık olabilecek kadar deli dolu. Bu ikilinin kimyası biraz... patlayıcı olabilir."
"Patlayıcı değil de, sanki biri geri adım atıyor. O da Gizem," diye iç geçirdim. "Hani dedim ya ona, 'Aşık olmak basit, beş saniyeni alır.' Ama kabul etmek, o duyguyu sahiplenmek asıl zor olan."
Ben, Demir'in yanındayken kalbimin hızlanmasını, nefesimin kesilmesini hemen kabullenmiştim. Hemen dediğim bile yıllar sürmüştü.
Peki Gizem ne zaman kabul ederdi, ya da edebilir miydi?
"Leyla'm," dedi Demir, elimi avucunun içine alırken. "Sen aşık olduğunu kabullendin, ona da kabullenmesi için biraz zaman tanıman gerekli. Sen de yarın git, o kafası karışık kızı biraz salla. Belki o zaman dili çözülür."
Haklıydı. Yarın ilk işim emniyetten sonra Gizem'e gitmekti. Kız kardeşim yoktu ama Gizem'i ben hiçbir zaman kuzenim olarak görmemiştim. O benim olmayan kız kardeşimdi.
Biraz daha konuştuktan sonra hesabı ödeyip çıktık. Arabaya bindiğimizde Demir, alnımdan öptü.
"Yarın o kaosun içine dalmadan önce, bu gece benimle huzurlu bir uyku çekmelisin."
Gözlerimi kapattım. Demir'in kolları huzurdu, evdi, aşktı...
Ama Gizem... O karmaşanın içinde ne haldeydi? Merak, beni gece uykumda bile dürtüp duracaktı.
...
Sabah erkenden kalkıp Demir ile kahvaltımızı yapıp çıkmıştık.
Gün boyu süren sorgular, imzalanması gereken evrak yığınları ve ekiple yapılan kritik toplantılar...
Bugün çok yorulmuştum. Beynimdeki tüm karmaşayı profesyonel bir soğukkanlılıkla kenara ittim. Olay yerindeki mantığım, aşk hayatımdaki duygusallığımdan fersah fersah uzaktı.
Günlük hayatımda ne kadar duygusalsam mesleğimde de o kadar gaddardım.
Kapımın çalınmasıyla gözlerimi dosyalardan ayırdım, boynum ağrımıştı.
Yakın arkadaşım ve meslektaşım Nur gelmişti.
"Leyla, bu kadar yeter," dedi Nur, masamın önünden geçerken. "Artık mesai bitti. Gözlerin yorgunluktan kapanmak üzere, bayılacaksın."
Haklıydı. Saate baktım, akşam sekize geliyordu. Gizem'e gitmek için çok geçti ama yarın sabah ilk işim onu dinlemek olacaktı. Ya da eve giderken telefonla arayıp konuşacaktım.
Demir de şimdiye evde olmalıydı, bu akşam yemeği o hazırlayacaktı. Yarın da yavaş yavaş evin temizliğine ve boyasına başlayacaktık. Düğün,söz,nişan,kına aynı zamanda çok fazla aralık bırakmadan yapılacağı için hızlı olmamız gerekiyordu.
Şuan istediğim tek bir şey vardı; Günün tüm yorgunluğunu Demir'in kollarında atmak.
Kapıyı anahtarla açıp içeri girerken Demir'in kokusu, beni karşıladı.
Demir, üzerinde mutfak önlüğü ve tüm ciddiyetiyle yemek yapıyordu.
Arkasından usulca yaklaştım ve beline sarıldım.
"Yorgun bir Erna geldi," diye fısıldadım boynuna doğru.
Demir elindeki spatulayı tezgâha bıraktı ve hızla bana doğru döndü.
"Hoş geldin, güzelim," dedi, elleri hemen belimi kavradı. Benim ellerim de onun geniş omuzları ve kaslarını buldu.
Aramızda bir anlık sessizlik oldu. Demir'in yüzü yüzüme yaklaştığında iç güdüsel olarak engel olmak istemedim. Ben de yüzümü yaklaştırdım. Artık burunlarını birbirine değiyordu ve aramızda tek nefeslik bir mesafe kalmıştı.
Ben o mesafeyi kapatmak için vakit kaybetmedim ve dudaklarımı dudaklarına değdirdim. O an sanki etrafımızdaki tüm sesler sıfırlandı. Koca dünyada yalnızca Demir ve ben kalmıştık.
Öpüşümüz İlk başta nazik, sonra yavaş yavaş daha yakıcı ve gitgide daha tutkulu bir hal almaya başladı. Dudaklarımızdaki ateş, yorgunluğumu alıp götürmüş, yerini bambaşka bir enerjiye bırakmıştı.
Ellerim Demir'in ensesine, onun elleri ise belimden sırtıma doğru tırmanıyordu.
Sanki bir mıknatısın karşı kutupları gibiydik, birbirimizi çekiyor, nefeslerimizi birbirimize katıyorduk. O sıcaklık, o arzu, artık geri dönülmez bir noktaya gelmişti. Demir'in nefesi kulağıma çarptı:
"Leyla'm, bu gece..."
Tam o anda, ben de kendimi tamamen o ana bırakmışken, kapının zili uzun ve ısrarcı bir şekilde çalmaya başladı. Sanki bir el, en tutkulu anımızı, en yüksek doruk noktasında dondurmuştu.
İkimiz de irkildik, birbirimizden güçlükle ayrıldık. Nefes nefeseydik, gözlerimiz şaşkınlık ve hayal kırıklığıyla birbirine bakıyordu.
"Bu saatte kim olabilir?" diye fısıldadı Demir, sesi boğuk çıkmıştı.
Dağılmış halimle bilmem dercesine dudak büzdüm. Dudaklarıma son bir öpücük kondurup Kapıyı açmaya gitti.
Ben de dağılan saçlarımı ve kıyafetimi düzeltmeye çalıştım. Demir kapıyı açıp, kapı girişinde öylece donup kaldı.
Merakla kapıya doğru yürüdüm ve gördüğüm manzara karşısında benim de nefesim kesildi.
Karşımızda, ellerinde bavullarla kapısında, en az bizim kadar şaşkın, ama yüzlerinde tatlı bir telaş olan iki çift duruyordu: Annem ve Babam... Yanlarında da Demir'in annesi ve babası!
Annem, "Sürpriz! Yeni yuvanıza yardıma gelelim dedik, bizi de aramamışsınız yardım ederdik. İçimiz rahat etmedi gelelim dedik bizde."
İyi halt ettiniz anne.
O an, Demir'le göz göze geldik. Yüzlerimizdeki kızarıklık, dağılmış saçlarımız ve içimizde bir çığı gibi büyüyen ama yarım kalan arzumuz.
Ayy. İlk defa böyle bir sahne yazıyorum. Bölüm biraz kısa oldu ama bu aralar çok yoğunum kısa da olsa sizi mahrum bırakmak istemedim. Nasıl buldunuz bölümüü? Yorumlarınızı bekliyorumm ✨️
