7. bölüm / 13
iki nokta üçyedi numara
Bölümler 13Şu an: yedi numara
- 1 Penguen515 kelime
- 2 çıkış kapısı682 kelime
- 3 fazla yakın803 kelime
- 4 dedikodu kazanı766 kelime
- 5 tesadüf diye bir şey yokmuş653 kelime
- 6 sen varken575 kelime
- 7 yedi numara626 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 sende kalsın639 kelime
- 9 cumartesi reçeli730 kelime
- 10 tam da sen668 kelime
- 11 sen yanımda ol656 kelime
- 12 şakir725 kelime
- 13 panik atak955 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
15:20
Evren: Maç saatine 40 dakika kaldı. Sweatshirt'ü giydin mi?
Siz: Giydim ama Evren, içinde iki tane ben rahatça barınabilir. Çadır niyetine kullanabilirim bunu. Acil durumlarda içine sığınıp kamp kurabilirim.
Evren: Yakışmıştır. Tribünde 7 numarayı arayacağım, bir yerlere kaybolma.
Siz: Merak etme, devasa bir çadır gibi gezdiğim için beni kaçırman imkansız. Başarılar Kutup Ayısı, git ve o topu potaya sok. (Basketbol terimim doğru umarım.)
Evren: Sokacağım. Seni görünce daha rahat sokarım.
Ada ekranı kapatırken yanaklarına hücum eden sıcaklığı engelleyemedi. Üzerindeki devasa siyah sweatshirt'ün kollarını katlayıp Burcu'ya döndü. Burcu, salona giden koridorda Ada'nın etrafında dönüp duruyordu.
"Kızım çocuk resmen üzerindeki zırhını sana giydirmiş," dedi Burcu heyecanla. "Arka taraftaki '7' yazısı o kadar net ki, salona girdiğin an herkes kimin tarafında olduğunu anlayacak."
"Ben tarafsız bir izleyiciyim Burcu," dedi Ada, sweatshirt'ün geniş yakasını düzeltirken. "Ayrıca giymesem beni maçtan sonra kahveciye sürüklersin diye korkumdan giydim."
"Hâlâ gamsız taklidi yapıyorsun ya, helal olsun."
Spor salonuna girdiklerinde tribünler tıka basa doluydu. Okulun bando takımı, rakip okulun seyircileri ve her iki tarafın tezahüratları salonu inletiyordu. Ada ve Burcu ortalarda bir yere oturdu. Ada oturduğu an, birkaç sıra aşağıdaki kız grubunun bakışlarını üzerinde hissetti. Bakışlar doğrudan Ada'nın üzerindeki devasa 7 numaralı sweatshirt'e kilitlenmişti.
Ada çantasından çıkardığı çikolatayı açıp ağzına atarken Burcu'ya fısıldadı: "Sanırım az önce gözleriyle beni ikiye böldüler."
""Boş ver onları, bak saha çıkışına."
Oyuncular sahaya çıktığında salondan büyük bir alkış koptu. Evren, takımın önünde, elinde basketbol topuyla sahaya adım attı. Üzerindeki kırmızı-siyah maç formasıyla her zamanki gibi inanılmaz derecede dik ve odaklanmış görünüyordu. Yüzünde o bildik soğuk, kimseyle muhatap olmayan ifade vardı.
Sahada birkaç esneme hareketi yaptıktan sonra durdu. Başını tribünlere doğru kaldırdı. Gözleri kalabalığı taradı ve tam Ada'nın oturduğu sırada durdu.
Ada'yı üzerindeki siyah 7 numaralı sweatshirt'le gördüğü an, Evren'in yüzündeki o buz gibi duruş bir anda eridi. Sadece Ada'nın fark edebileceği o hafif, gamzeli tebessüm belirdi. Sağ elini kaldırıp göğsündeki 7 numaraya iki kere vurdu ve Ada'ya doğru hafifçe başını salladı.
Tribündeki kızlardan birkaç fısıltı koptu ama Ada arkasına yaslanıp gamsız bir ifadeyle çikolatasını yemeye devam etti. Kalbi ise göğüs kafesini zorluyordu.
Maç son derece çekişmeli başladı. Rakip takım sert oynuyor, hakem ise bazı faulleri kaçırıyordu. Evren sahadayken bambaşka birine dönüşüyordu; hırslı, hızlı ve inanılmaz derecede zeki hamleler yapıyordu. Üçüncü periyodun sonunda skor başa başa geldiğinde salondaki gerilim tavan yapmıştı.
Son çeyreğin bitimine son 10 saniye kala skor 72-71 rakip takımın lehineydi. Mola dönüşü top Evren'e geldi.
"Haydi Evren!" diye bağırdı bütün salon.
Evren rakip oyuncuyu eksiltti, geriye doğru çekilerek mükemmel bir zamanlamayla üçlük atışını yaptı. Top havada süzülürken salondaki herkes nefesini tuttu.
Süre bitti düdüğü çaldı: Cııııızzzz!
Top tam ortadan filenin içinden geçti. 74-72!
Salonda adeta bir kıyamet koptu. Takım arkadaşları Evren'in üzerine atladı, herkes bağırıp çağırıyordu. Evren arkadaşlarının tebriklerini kabul ederken bir anlığına gruptan sıyrıldı.
Tribünlere doğru yürüdü. Herkes onun okul müdürüne veya koça gittiğini sanıyordu ama Evren doğrudan Ada'nın oturduğu tribünün altındaki parmaklıklara kadar geldi.
Nefes nefeseydi, saçları alnına yapışmıştı ve gözleri doğrudan Ada'daydı.
"Nasıl terim ama?" dedi Evren, alçak ama tribündeki gürültüye rağmen Ada'nın net bir şekilde duyabileceği bir sesle.
Ada yerinden kalkıp parmaklıklara doğru eğildi. "Iıı... Fena değildin işte. Bir iki tane basket attın, şansın yaver gitti."
Evren içten bir kahkaha attı. Elini uzatıp Ada'nın giydiği sweatshirt'ün kolunu hafifçe sıktı. "Sana ne demiştim? Sen oradayken kaybetmem."
"Egolu Kutup Ayısı," diye mırıldandı Ada gülümsedikten sonra.
"Üstünü değiştirip geliyorum," dedi Evren, gözlerinin içine bakarak. "Söz verilen kahveyi içeceğiz. Ve bu sefer kaçışın yok 'görev insanı'."
Evren soyunma odasına doğru yürürken, Ada arkasını döndü ve Burcu'nun şok içinde ona baktığını gördü.
"Ada..." dedi Burcu nefes nefese. "Çocuk koca maçı kazandı ve ilk tebriği sana geldi..."
Ada sweatshirt'ün cebine ellerini soktu. Yüzündeki o komik ve gamsız tebessümle omuz silkti. "Ne yapayım Burcu? Kahve borcu vardı adamın, tahsilata gelmiş."
ada çok bana benziyo ya valla nasıldı bölüm güllerim lokumlarim.
Bölüm etkileşimi
