8. bölüm / 13
iki nokta üçsende kalsın
Bölümler 13Şu an: sende kalsın
- 1 Penguen515 kelime
- 2 çıkış kapısı682 kelime
- 3 fazla yakın803 kelime
- 4 dedikodu kazanı766 kelime
- 5 tesadüf diye bir şey yokmuş653 kelime
- 6 sen varken575 kelime
- 7 yedi numara626 kelime
- 8 sende kalsın639 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 cumartesi reçeli730 kelime
- 10 tam da sen668 kelime
- 11 sen yanımda ol656 kelime
- 12 şakir725 kelime
- 13 panik atak955 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Spor salonunun çıkışında rüzgar tatlı tatlı esiyordu. Burcu, Ada’yı "Seni Kutup Ayısı'na emanet ediyorum, adımlarını takip edeceğim!" diyerek kıs kıs gülerek uğurlamış ve ortadan kaybolmuştu. Ada ise ellerini Evren’in devasa sweatshirt’ünün ceplerine daldırmış, kapının önünde dikiliyordu.
Çok geçmeden kapı açıldı. Evren, duştan yeni çıkmış, hafif nemli siyah saçları, üzerindeki deri ceketi ve sırt çantasıyla dışarı adım attı. Maçın getirdiği o büyük adrenalinden sonra yüzünde son derece dinlenmiş, rahat bir ifade vardı.
Ada’yı dev sweatshirt’ün içinde kaybolmuş halde görünce adımları yavaşladı. Dudaklarında o bildik tebessüm belirdi.
"Çok mu beklettim 'çadır güzeli'?" diye sordu, Ada’nın yanına ulaşıp durarak.
"Yok canım," dedi Ada, kolunu kaldırıp bol gelen yenleri göstererek. "Yatsam burada uyurdum zaten, o kadar geniş ki. Al şunu, soyunma odasında unutmuşsun gibi davranalım."
Ada tam sweatshirt’ü başından çıkarmak için hamle yapıyordu ki Evren uzanıp kollarını indirdi. Parmakları Ada’nın bileklerinde birkaç saniye fazla kaldı.
"Çıkarma," dedi Evren, sesi aniden yumuşayarak. "Sende kalsın. Sana benden daha çok yakışmış."
Ada’nın boğazı bir anlığına kurudu. "Saçmalama Evren, bu senin takım forman sayılır. Okulda beni bununla görürlerse 'Ada basketbol takımının yeni maskotu oldu' diye haber yaparlar."
"Bırak yapsınlar. Benim için sorun değil, senin için de olmasın." Evren hafifçe gülümsedi. "Ayrıca açlıktan ölüyorum. Maçta bütün enerjimi o son üçlükte harcadım."
Okulun hemen arkasındaki sakin caddede yan yana yürümeye başladılar. Hava iyice soğuduğu için bu sefer bir kahveciye değil, yol üstündeki küçük bir tatlıcıya geçip pencere kenarına oturdular.
Evren devasa bir waffle ve sade bir kahve sipariş ederken, Ada tabii ki bol tarçınlı sıcak salep söylemişti.
"O son şutta ne düşünüyordun?" diye sordu Ada, salebinden büyük bir yudum alıp üst dudağında oluşan bıyığı fark etmeden. "Ben orada olsam stresi taşıyamaz, topu hakemin kafasına fırlatırdım."
Evren öne doğru eğildi. Parmağını uzatıp Ada’nın üst dudağındaki salep köpüğünü hafifçe sildi. Bu hamle o kadar doğal ve aniden olmuştu ki Ada adeta nefes almayı unuttu.
Evren sildiği parmağına bakıp gülümsedi, ardından gözlerini Ada’nın gözlerine dikti. "Top elime geldiğinde tek düşündüğüm şey maçı bitirip bir an önce tribüne, senin yanına gelmekti."
Ada durumun aşırı romantik bir boyuta kaydığını hissedince panikle gamsız moduna sığındı. "Vay be... Demek benim varlığım sana süper güçler veriyor Kutup Ayısı? Bundan sonra maç başı ücret alırım ama, bilmiş ol."
Evren arkasına yaslanıp kahvesinden bir yudum aldı. Ada’nın bu kaçış çabalarına alışmıştı artık. "Kaç para istiyorsun maç başına?"
"Maç başı iki karamelli macchiato, bir de beni Beden Eğitimi parkurundan muaf tutma garantisi."
"Kabul," dedi Evren hiç düşünmeden. "Anlaştık."
İkisi bir süre hiç konuşmadan oturdular. Ama bu sessizlik hiç rahatsız edici değildi. Sokaktan geçen arabaların ışıkları pencereye vururken, Evren’in bakışlarının sık sık üzerinde olduğunu hisseden Ada, ilk defa içinde tarif edemediği garip bir çırpıntı hissetti. Bu, uykusuzluktan veya stresten kaynaklanan bir ritim bozukluğu değildi.
Saat 23:45 - Ev
Ada yatağına uzanmış, sandalyenin üzerine astığı 7 numaralı siyah sweatshirt’e bakıyordu. Odada hala hafif bir erkek parfümü kokusu var gibiydi. Ya da Ada tamamen kafayı yemek üzereydi.
Cebindeki telefon titredi.
Evren: Sweatshirt'ü yıkama. Kokusu gitmesin.
Ada ekrana bakıp hızla doğruldu. Kalbi yine o saçma ritme geçti.
Siz: Ukalalığın son seviyesi! Belki yumuşatıcı kokutacağım onu? Ayrıca ben senin eşyalarını saklayan bir koleksiyoner değilim.
Evren: Biliyorum. Sen sadece gece yarısı penguen anatomisi soran bir görev insanısın
.
Siz: Tam olarak öyleyim.
Evren: Yarın cumartesi.
Siz: Coğrafya bilgin gözlerimi yaşartıyor. Evet, yarın cumartesi.
Evren: Kahvaltıya gidelim mi? Şöyle bol şekerli, reçelli bir şeyler yeriz. Bu sefer ben seni alırım.
Ada telefonun ekranına baka kaldı. Parmakları klavyenin üzerinde kararsızca gezindi. Komik bir laf sokup geçiştirmek istedi ama yapamadı.
Siz: Reçel varsa gelirim. Ama erkenden uyandırma, ben bir hafta sonu insanıyım.
Evren: Saat 11:00 uygun mu prenses?
Siz: 'Prenses' mı? İğrençsin Evren. Kutup Ayısı demeye devam et lütfen, karizman düşüyor.
Evren: Tamam, 'görev insanı'. Yarın 11:00'de kapındayım. İyi geceler.
Siz: İyi geceler Kutup Ayısı.
Ada telefonu göğsüne bastırıp yatakta kendi kendine gülümsedi. Yorganı kafasına kadar çekerken fısıldadı: "Tamam Ada... Sanırım durum biraz ciddileşiyor."
bölümler kısa mi oluyor ?
Bölüm etkileşimi
