13. bölüm / 13
iki nokta üçpanik atak
Bölümler 13Şu an: panik atak
- 1 Penguen515 kelime
- 2 çıkış kapısı682 kelime
- 3 fazla yakın803 kelime
- 4 dedikodu kazanı766 kelime
- 5 tesadüf diye bir şey yokmuş653 kelime
- 6 sen varken575 kelime
- 7 yedi numara626 kelime
- 8 sende kalsın639 kelime
- 9 cumartesi reçeli730 kelime
- 10 tam da sen668 kelime
- 11 sen yanımda ol656 kelime
- 12 şakir725 kelime
- 13 panik atak955 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
08:28
Siz: Korna çalmayı kes Kutup Ayısı! Bütün mahalle balkona dökülecek şimdi.
Evren: Korna çalmadım Ada. Sadece elim iki kere yanlışlıkla direksiyona kaydı. Ayrıca poğaçalar soğuyor, zamanla yarışıyorum.
Siz: Bir elinde poğaçayla zamanla yarışan basketbol kaptanı... Senaryo gitgide daha epik bir hal alıyor. İnşallah merdivenlerden düşmem, geliyorum.
Ada, merdivenleri alelacele inip arabanın ön koltuğuna kurulduğunda, kucağına anında sıcak bir kese kağıdı bırakıldı. İçi peynirli poğaça kokusuyla kaplanan araba, Ada için sabahın bu erken saatinde adeta bir cennet köşesine dönüşmüştü.
"Günaydın 'görev insanı'," dedi Evren, arabayı çalıştırırken. Yüzünde, uykusunu tamamen almış, dinç ve son derece keyifli bir ifade vardı.
"Günaydın," dedi Ada, poğaçadan koca bir ısırık alıp gözlerini kapatarak. "Şu an bu poğaça bana evrenin tüm sırlarını açıklayabilir. O kadar lezzetli."
"Tüm sırları değil ama," dedi Evren, gözünü yoldan ayırmadan hafifçe gülümseyerek. "Belki benim birkaç sırrımı açıklayabilir."
Ada tek gözünü açıp ona baktı. "Hangi sırlarını? Geceleri gizlice penguen belgeseli izlediğini mi?"
"Belki de," dedi Evren, sesi aniden yumuşayarak. "Ya da sabahları uyanır uyanmaz ilk iş telefonuma bakma sebebimi."
Ada yutkundu. Ağzındaki poğaçayı zorla çiğneyip gamsız görünmeye çalıştı ama kulaklarının arkasının hafifçe ısındığını hissedebiliyordu. "O sebep tamamen darlanma ihtiyacından kaynaklanıyor Kutup Ayısı. İtiraf et, bünyen benden laf yemeye alıştı."
"Kesinlikle," dedi Evren. "Bünyem bağımlılık yaptı."
Okula geldiklerinde ikinci dersin teneffüsüydü. Ada, ağır Biyoloji kitabını ve kalın not defterini kucağına alıp koridorun sonundaki basketbol soynma odalarının girişindeki koridora doğru yürüdü. Evren’in ona verdiği metal anahtarı cebinden çıkarıp dolabın kilidine soktu.
Kilit tık diye açıldığında, dolabın kapağını araladı. İçeride Evren’in düzgünce katlanmış antrenman formalarının tam ortasında, dün koyduğu küçük plastik penguen figürü "Şakir" duruyordu.
Ada tam kitapları içeri koyacakken, arkasından topuklu ayakkabı tıkırtıları yükseldi.
"Pardon?"
Ada başını çevirdiğinde, okulun popüler kızlarından Pelin ve iki arkadaşının çatık kaşlarla ona baktığını gördü. Pelin’in gözleri önce Ada’nın elindeki anahtara, sonra Evren’in açık duran dolabına kaydı.
"Sen... Evren’in kişisel dolabını mı açıyorsun?" dedi Pelin, sesinde inanamayan bir tonla. "O dolaba takım koçu bile izin almadan dokunamaz yalnız."
Ada, gamsızlığından tek bir milim bile ödün vermeden dolabın kapağına yaslandı. Hands-free rahatlığıyla Pelin’e baktı.
"Yok canım," dedi Ada gayet ciddiyetle. "Çilingirlik stajım var benim. Okulda kilitli dolap bırakmıyorum, hepsini patlatıyorum."
Pelin gözlerini devirdi. "Saçmalama. Evren senin onun eşyalarına dokunduğunu biliyor mu?"
"Biliyor tabii," dedi Ada, dolabın içindeki Şakir’i göstererek. "Hatta dolabın yeni güvenlik müdürü Şakir ile de tanıştı. Kimlik kontrolü yapıyor kendisi, isterseniz sorun."
""Sen gerçekten psikopatsın," dedi Pelin arkasını dönmeye hazırlanırken. "Evren’in senin gibi biriyle vakit geçirmesi imkansız. Sadece acıdığı için yanındadır."
O sırada koridorun başından gelen adım sesleriyle ortam bir anda sessizleşti. Evren, elinde iki kutu meyve suyu ve bir çikolatayla koridordan içeri girdi. Pelin’i ve arkadaşlarını tamamen yok sayarak doğrudan Ada’nın yanına adımladı.
"Kitapları koyabildin mi?" diye sordu Evren, ses tonu son derece doğal ve yakındı.
Pelin bir an duraksayıp araya girdi: "Evren, bu kız senin dolabını açmış—"Evren başını yavaşça Pelin’e doğru çevirdi. O an yüzüne oturan buz gibi, mesafeli ifade Pelin’i olduğu yere çiviledi.
"Anahtarı ben verdim Pelin," dedi Evren, sesi neredeyse ürkütücü derecede soğuktu. "Ayrıca Ada'nın ne yaptığı ya da dolabımda ne olduğu sadece bizi ilgilendirir. İzninle."
Pelin bozulmuş bir şekilde hızla oradan uzaklaşırken, Ada arkasından kıs kıs gülmemek için dudaklarını ısırdı.
Evren tekrar Ada’ya döndü. Yüzündeki o soğukluk bir anda buharlaşıp yerini kaygıya bıraktı. "Bir şey söyledi mi sana?"
"Acıdığın için benimleymişsin," dedi Ada omuz silkerek. "Açıkçası acıma duygun buysa, bana bol bol acımaya devam edebilirsin. Poğaça alıyorsun, çantamı taşıyorsun, miss gibi hizmet."
Evren uzanıp Ada’nın burnunu hafifçe sıktı. "Sana acıdığım tek konu, o Biyoloji sınavına çalışırken beyninin eriyecek olması."
Saat 16:30 - Okul Çıkışı / Deneme Sınavı Sonrası
Son dersteki sürpriz matematik denemesi Ada’nın bütün enerjisini emip bitirmişti. Okulun arka bahçesindeki ahşap bankta oturmuş, kafasını dizlerine koymuş halde derin derin nefes alıyordu. Komik, delidolu ve gamsız halinden eser kalmamıştı. Bazen stres Ada’yı tam olarak böyle aniden yakalıyor ve üzerine karabasan gibi çöküyordu.
"YKS beni yutacak..." diye mırıldandı Ada kendi kendine. "Ben bir hiçim. Denklemler beni yendi."
Yandaki ahşap çıtırdadı. Evren yanına oturdu. Elindeki antrenman çantasını yere bıraktı. Ada’nın bu halini görünce hiç espri yapmadı, laf sokmadı.
Sadece elini uzatıp Ada’nın kafasındaki kapüşonu yavaşça geriye çekti. Ada gözleri dolu dolu başını kaldırdı.
"Sınav çok mu kötü geçti?" diye sordu Evren, sesi inanılmaz derecede yumuşaktı.
"Çok kötü," dedi Ada, sesi kısılarak. "İki soruyu boş bıraktım, süre yetmedi. Bazen her şeyi şakaya vuruyorum Evren ama... gerçekten korkuyorum. Başaramazsam, istediğim yeri kazanamazsam ne yapacağım?"
Evren bir süre Ada’nın yüzündeki o nadir görülen, tamamen savunmasız ifadeye baktı. Sonra uzanıp Ada’yı omuzlarından tuttu ve kendine doğru çekerek başını göğsüne yasladı. Kollarını Ada’nın etrafına sıkıca sardı.
"Bana bak 'görev insanı'," dedi Evren, çenesini Ada’nın saçlarına dayayarak. "Tek bir deneme sınavı senin kim olduğunu belirlemez. Sen zeki, güçlü ve tanıdığım en azimli insansın. İki soru boş kaldı diye çökecek değilsin."
Ada, Evren’in göğsündeki o düzenli kalp atışlarını dinlerken derin bir nefes aldı. İçindeki o devasa panik dalgası yavaş yavaş durulmaya başladı.
"Gerçekten mi?" diye fısıldadı Ada.
"Gerçekten," dedi Evren. "Ayrıca gerekirse sabaha kadar oturur, o iki sorunun mantığını sana ben anlatırım. Yalnız değilsin."
Ada kollarını Evren’in beline doladı. Yüzündeki hafif tebessüm geri gelmişti. "Kutup Ayısı..."
"Efendim?"
"Göğsün çok rahatmış. Bütün stresi emiyor. Bunu tıbbi bir yöntem olarak tescilletmemiz lazım."
Evren tutamadığı bir kahkaha attı. Ada’nın başını öptü. "Tescilletelim. Sadece sana özel klinik olarak hizmet veririz."
Saat 23:15
Siz: Denemedeki o iki soruyu çözdüm! Cevap C şıkkıymış.
Evren: Biliyordum. Görev insanı pes etmez.
Siz: Sayende Kutup Ayısı. Bugün... yanımda olduğun için teşekkür ederim. Yani, o kriz anında.
Evren: Teşekkür etme Ada. Senin o gamsız gülüşünün arkasındaki stresi de, korkularını da seviyorum. Hepsini kabulüm.
Siz: Ya senin bu romantik çıkışların benim devrelerimi yakıyor yalnız! Ben sana nasıl laf sokacağım şimdi?
Evren: Sokma. Sadece 'İyi geceler aşkım' de.
Siz: İyi geceler aşkusum... seviyom seni
E
Evren: Bende seni çok seviyorum bitanem. iyi geceler
S
Akdeniz akşamları bıraksam mı yazmayii.
Bölüm etkileşimi
