iki nokta üç kitap kapağı

11. bölüm / 13

iki nokta üç

sen yanımda ol

Vaveyla Yazarı: palyaco mayonez

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: sen yanımda ol

08:12
Evren: Kapıdayım.

Siz: İki dakikaya iniyorum! Çorabımın tekini arıyorum, evde kaos hakim.

Evren: Yatağının altındadır.

Siz: Sen benim odama gizli kamera mı yerleştirdin Kutup Ayısı?! Gerçekten oradaymış...

Evren: Hayır, sadece iki haftadır seni tanıyorum 'görev insanı'. Çabuk ol, poğaçalar soğuyor.
Ada, merdivenleri ikişer ikişer inip apartman kapısını açtığında, Evren’i arabanın kaputuna yaslanmış, elinde fırından yeni alınmış sıcak kese kağıdıyla buldu. Üzerinde okul forması ve siyah ceketi vardı. Sabah güneşinin altında saçları her zamankinden daha dağınık ve havalı duruyordu.
Ada koşar adım yanına gidip kese kağıdından yükselen kokuyu içine çekti. "Sana tek bir şey söyleyeceğim: Sen bir meleksin. Ya da fırıncıyla gizli bir anlaşman var."
"İkincisi daha olası," dedi Evren, arabanın kapısını açarken. "Geç kalıyoruz, bin."
Okulun bahçesine girdiklerinde saat 08:45’ti ve bahçe ilk ders öncesi hıncahınç doluydu. Evren arabayı parkedip indi. Ada da çantasını sırtlayıp arabadan çıktığında, bahçedeki birkaç grubun bakışları anında onların üzerine kilitlendi. Okulun en mesafeli, kimseyi yanına yaklaştırmayan basketbol kaptanı, kendi arabasıyla okula bir kızı getirmişti. Ve o kız, geçen hafta spor salonunda minderle bütünleşen Ada’dan başkası değildi.
Ada adımlarını hafifçe yavaşlattı. "Evren... Sanırım şu an en az elli kişi bize bakıyor ve zihinlerinde hakkımızda komplolar kuruyor."
Evren hiç tereddüt etmeden Ada’nın yanına adımladı. Uzanıp Ada’nın elini tuttu ve parmaklarını parmaklarının arasına kenetledi.
Ada’nın gözleri kocaman açıldı. "Ne yapıyorsun?" diye fısıldadı panikle. "İyice hedef olacağız!"
"Varsın olsunlar," dedi Evren, sesinde en ufak bir tereddüt olmadan. Bakışlarını bahçedekilere tek bir an bile çevirmeden Ada’ya baktı. "Saklanacak bir şeyimiz mi var?"
Ada yutkundu. Yüzündeki o gamsız kalkan bu sefer tamamen yok olmuştu. Evren’in elini sıkıca tutmasıyla bahçedeki fısıltılar bir anda kesilir gibi oldu. Okulun "ulaşılmaz" çocuğu, sınırlarını ilk defa ve son derece net bir şekilde çizmişti.

Saat 11:20 - Edebiyat Dersi
Ada, arka sıralarda Edebiyat hocasının Tanzimat dönemi yazarlarını anlatmasını dinlerken kafasını sıraya vurmamak için zor duruyordu. Telefonunu sıranın altına saklayıp hızla yazmaya başladı.

Siz: Bayılmak üzereyim. Hoca beş dakika daha Namık Kemal anlatırsa bilincimi yitireceğim.

Beş saniye sonra mesaj geldi.

Evren: Kafanın sol tarafa doğru düşüşünü izliyorum zaten. Beş dakikadır gözlerin kayıyor.
Ada hızla başını kaldırıp çapraz sıraya, sınıfın en arkasında oturan Evren’e baktı. Evren telefonunu cebine koymuş, elini çenesine dayamış halde doğrudan Ada’yı izliyordu. Dudaklarında o meşhur, sadece Ada'ya özel duran tebessüm vardı.
Ada ona ters bir bakış fırlatıp tekrar telefona sarıldı.

Siz: Önüne dön Kutup Ayısı! Hoca yakalayacak şimdi. Ayrıca niye sürekli beni izliyorsun sen?

Evren: Tanzimat Edebiyatı'ndan daha ilgi çekici olduğun kesin.

Siz: Egonu beslemeyeceğim dostum. Git ders dinle.

Evren: Öğle arasında bahçedeki kamelyaya gel. Sana bir şey vereceğim.

Siz: Rüşvet mi bu?

Evren: Sayılır.

Öğle arasında Ada, Burcu’nun "Seni yalnız bırakamam, dedikoduları sıcağı sıcağına dinlemem lazım!" ısrarlarına rağmen tek başına bahçedeki sakin kamelyaya geçti. Evren çoktan oradaydı, elinde iki kutu meyve suyuyla bekliyordu.
Ada karşısına oturdu. "Evet Kutup Ayısı, nedir o çok gizli rüşvetin?"
Evren cebinden küçük, metal bir anahtar çıkarıp masaya, Ada’nın önüne koydu.
Ada anahtara baktı, sonra kaşlarını kaldırdı. "Bu ne? Arabanın yedek anahtarı mı? Beni kaçıracak mısın?"
"Basketbol soyunma odasındaki dolabımın anahtarı," dedi Evren son derece doğal bir sesle.
Ada şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. "Bana... dolabının anahtarını mı veriyorsun? Niye?"
"Çünkü," dedi Evren öne doğru eğilerek. "Sırtında altı kilo test kitabıyla gezmenden bıktım. Ağır eşyalarını, montunu ya da yedek kıyafetlerini benim dolabıma koyabilirsin. Bende duracağına sende dursun."
Ada kalbinin yine o saçma, kontrolsüz ritme geçtiğini hissetti. Bir erkeğin, hele ki okulda kendi alanına kimseyi sokmayan Evren gibi birinin kişisel dolabının anahtarını vermesi... Bu sadece bir anahtar değildi, bu "benim alanım senindir" demekti.
"Evren..." dedi Ada, sesi ilk defa bu kadar yumuşak çıkarak. "Sen gerçekten komik derecede düşüncelisin."
"Sadece senin için," dedi Evren, bakışlarını bir an bile Ada'dan ayırmadan. "Başka kimse o dolabın yanına bile yaklaşamaz."
Ada anahtarı eline aldı. Parmağının arasında döndürürken gamsızca gülümsedi. "İyi bakalım. Dolabını yedek çoraplarımla doldurursam ağlamak yok ama."
"Gözüm kapalı kabulümdür 'görev insanı'," dedi Evren. Uzanıp Ada’nın burnunun ucuna hafifçe dokundu. "Yeter ki sen yanımda ol."

bilemiyorum hızlı mi oldu sanki ama üzerinde uzun uzun düşünüp yazacağım bir hikaye değil sıkılıp bırakabilirim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.