4. bölüm / 13
iki nokta üçdedikodu kazanı
Bölümler 13Şu an: dedikodu kazanı
- 1 Penguen515 kelime
- 2 çıkış kapısı682 kelime
- 3 fazla yakın803 kelime
- 4 dedikodu kazanı766 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 tesadüf diye bir şey yokmuş653 kelime
- 6 sen varken575 kelime
- 7 yedi numara626 kelime
- 8 sende kalsın639 kelime
- 9 cumartesi reçeli730 kelime
- 10 tam da sen668 kelime
- 11 sen yanımda ol656 kelime
- 12 şakir725 kelime
- 13 panik atak955 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Evren’in eli Ada’nın elini kavradığında, spor salonundaki gürültü bir anlığına bıçak gibi kesildi.
Evren tek bir hamlede Ada’yı ayağa kaldırdı. Ada dengesini toparlamaya çalışırken otomatik olarak Evren’in göğsüne doğru bir adım yaklaştı. Çıplak tenine dokunan elinin sıcaklığı, dünkü uykusuzluğunun ve mindere kapaklanma utancının üzerine tüy dikmişti.
"Fiziksel olarak sağlam duruyorsun," dedi Evren, elini Ada’nın elinden yavaşça çekerken. Parmaklarının ayrılışı o kadar ağırdı ki Ada bir an elinin boşluğa düştüğünü hissetti. "Ama gururun biraz zedelenmiş gibi."
"Gururum şu an yoğun bakımda," diye fısıldadı Ada, gözlerini salonda ikisine bakan en az otuz çiftten kaçırmaya çalışarak. "Ayrıca beni salondaki tüm kızların hedef tahtası haline getirdiğin için teşekkür ederim Kutup Ayısı. Çok ince bir davranış."
Evren’in dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı. Eğilip Ada’nın yere düşen saç tokasını aldı ve parmaklarının arasında döndürdü. "Sen minderde 'beni burada bırakın' diye dram kasarken kimse elini uzatmadı. Bence bana teşekkür etmelisin."
"Tokamı ver."
"Kahve sözünden sonra."
Evren tokayı cebine atıp arkasını dönerek basketbol takımının yanına doğru yürüdü. Ada ise olduğu yerde çakılı kalmıştı.
Burcu bir hışımla yanına bitti. Ada’nın kolunu öyle bir sıktı ki Ada acıyla inledi. "Kızım! Çocuk senin elini tuttu! Herkesin içinde seni ayağa kaldırdı ve kulağına bir şeyler fısıldadı! Salondaki kızların gözlerinden alev çıkıyor, farkında mısın?"
"Farkındayım Burcu," dedi Ada, yüzüne gamsız bir maske takmaya çalışarak. "Şu an okul gazetesinde 'Basketbol Kaptanı Zihinsel Engelli Parkur Mağduruna Yardım Etti' başlığıyla haber olmam işten bile değil."
"Sacmalama Ada! Çocuk sana resmen yürüyor!"
"Yürümüyor Burcu, kahve borcunun peşinde. Adam kapitalizmin simgesi çıktı."
Ders çıkışına kadar okul koridorlarında dönen dedikodular tam tahmin ettiği gibiydi. Kantinde yanından geçen iki kızın "Evren kimseyle konuşmazdı, o kız kim ki?" fısıltılarını duymamazlıktan gelmek için Ada kulaklığını son ses açmıştı. Yine de içinin için için kıpırdaşmasına engel olamıyordu.
Saat 17:00 olduğunda Ada çantasını sırtlayıp okuldan çıktı. Ceketinin cebindeki telefon titredi.
Evren: Kahve dükkanının önündeyim. Kaçmaya çalışırsan parkur videosunu okulun anonim sayfasına atarım.
Siz: Elimde o videoyu sildirecek potansiyel var, tehdit etme beni
Evren: Hangi potansiyelmiş o
Siz: Gece 2’de penguen diz kapağı sorgulayan birinin itibarını sarsacak tek bir ekran görüntüsü
Evren: Haklı bir şantaj. İçeri geç, rüzgar esiyor.
Ada, kafenin kapısından içeri girdiğinde Evren’i köşe masada otururken buldu. Üzerindeki okul ceketini çıkarmış, siyah kazak ve dağınık saçlarıyla masada tek başına oturuyordu. Okuldaki o mesafeli, ulaşılamaz duruşu burada da geçerliydi; yan masadaki iki kızın sürekli ona baktığını Ada hemen fark etmişti.
Ada masaya yaklaştı ve sandalye çekip pat diye oturdu.
"Selam," dedi Ada, çantasını yanındaki sandalyeye atarak. "Gözetim altındaki mahkum gibi hissettirdiğin için teşekkürler."
Evren önündeki kahve bardağını oynatmayı bırakıp başını kaldırdı. Ada’nın gözlerinin içine baktı. O soğuk bakışlar Ada’yı gördüğü an garip bir şekilde yumuşuyordu.
"Yine kremalı, şekerli şeylerden mi içeceksin?" diye sordu Evren.
"Tabii ki. Hayat yeterince acı, bir de kahveyi sek içip kendime işkence edemem," dedi Ada. Sonra cebinden çıkardığı küçük kağıdı masaya bıraktı.
Evren kağıda baktı. "Bu ne?"
"Sana hediye," dedi Ada sırıtarak. "İki gündür darlamalarıma katlandığın için başarı belgesi niyetine çizdim. Penguen amblemimiz olsun."
Evren peçeteyi eline aldı. Çizime bakarken tutamadığı hafif bir kahkaha attı. Bu, Ada’nın ondan duyduğu ilk gerçek kahkahaydı. Salondaki o hafif tebessümlerden çok farklı, içten bir sesti.
"Sen gerçekten garip birisin Ada," dedi Evren, peçeteyi katlayıp özenle ceketinin cebine koyarken.
"Garip değilim, eğlenceliyim. İnsanlar genelde bu ikisini karıştırıyor," dedi Ada gamsızca omuz silkerek. "Peki sen? Okulda yürüyen buzul gibisin, kimseyle iki kelime etmiyorsun. İki gün önce sana yanlışlıkla yazdığımda niye cevap verdin? Yanlış numara deyip engelleyebilirdin."
Evren arkasına yaslandı. Bakışları Ada’nın yüzünde dolaştı.
"Çünkü," dedi Evren, sesi aniden ciddileşerek. "Uzun zamandır herkes benden basketbol kaptanı olmamı, mesafeli olmamı ya da kusursuz durmamı bekliyordu. İki gün önce biri ilk defa kim olduğumu bilmeden, gecenin yarısında benden alakasız bir bilgi istedi. Beni ben olduğum için değil, o an sadece hatta olduğum için darladı."
Ada bir an ne diyeceğini bilemedi. Gamsız cevabı boğazında tıkandı.
Evren öne doğru eğildi, ellerini masada birleştirdi. "Ve dürüst olmak gerekirse... İki gündür hayatımda en çok neye gülüyorum biliyor musun? Telefonuma gelen senin mesajlarına."
Ada üzerindeki o ani romantik baskıyı kırmak için hemen gülümsedi. "Gördün mü? Ben bir kamu hizmetiyim Evren. Ruh sağlığını dengeliyorum."
"Öyle görünüyorsun," dedi Evren. Cebinden Ada’nın Beden Eğitimi dersinde düşen saç tokasını çıkarıp masaya, Ada’nın önüne koydu. "Tokan. Parkurda kapaklanırken düşürmüştün."
Ada tokayı alırken parmakları yine Evren’in parmaklarına çarptı. Bu sefer ikisi de ellerini hemen çekmedi.
"Yarın akşam," dedi Evren, Ada’nın gözlerinin içine bakarak. "Antrenmanım bittiğinde seni eve ben bırakacağım."
"Sormadın bile," dedi Ada hafifçe kaşlarını kaldırarak. "Belki işim var?"
"İşin olmadığını biliyorum. Bütün sezonu bir günde bitirdiğin için izleyecek dizin de kalmadı." Evren hafifçe gülümsedi. "Yani kaçışın yok 'görev insanı'."
dördüncü bölüm sonu kahve sözü nerden vardı hatırlamıyorum amaan nolcak bir kahvenin kirik yıl hatrı vardır.
Bölüm etkileşimi
