iki nokta üç kitap kapağı

6. bölüm / 13

iki nokta üç

sen varken

Vaveyla Yazarı: palyaco mayonez

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: sen varken

00:23
Siz: Rüzgardandır o! Hemen kendine pay çıkarma Kutup Ayısı. Soğuktan yanaklarım kızardı sadece.

Evren: Aynen. Sokak lambasının altında, rüzgarsız gecede aniden fırtına çıktı kesin.

Siz: Dün gece bana fen bilgisi, bugün coğrafya dersi veriyorsun. Gerçekten çekilmez birisin. Uyu artık, yarın antrenmanın yok mu senin?

Evren: Var. Ama uyumak yerine senin defans yapmanı izlemek daha eğlenceli.

Siz: Defans yapmıyorum! Dürüst bir vatandaş olarak gerçekleri savunuyorum. İyi geceler!

Evren: İyi geceler Ada. Rüzgara dikkat et, yine kızartmasın.

Ertesi sabah Ada, okula adım attığında Burcu’nun sorgu odası kıvamındaki bakışlarına maruz kalacağını çok iyi biliyordu. Nitekim sınıfa girip çantasını sıraya atar atmaz Burcu yanındaki sandalyeye tünedi.
"Anlat," dedi Burcu, kollarını göğsünde birleştirerek. "Dün akşam sizi mahallenin girişinde görenler var. Çantanı taşıyormuş, sokak lambasının altında dakikalarca konuşmuşsunuz?"
Ada montunu çıkarırken derin bir nefes verdi. "Burcu, mahallede ajan mı besliyorsun? Çantamı taşıdı çünkü içine altı kilo test kitabı koymuştum. Çocuk tamamen insani duygularla hammallık yaptı bana."
"Ada, adam Evren! Kimsenin çantasını taşımayı bırak, kantinde sıraya girmeye üşendiği için çay bile içmeyen adam senin altı kiloluk çantanı mı taşıdı?"
"Eee... Belki de kas yapmak istiyordu?" dedi Ada gamsız bir sırıtışla. "Beni dumble niyetine kullandı işte."
"Sen imkansız bir vakasın," dedi Burcu kafasını sallayarak.
Öğle arası kantine indiklerinde ortam yine her zamanki gibi kalabalıktı. Ada elinde tost ve ayranla boş bir masa ararken, yan masalardaki fısıltıların odağı olduğunu fark etti. Koridorun başındaki basketbol panosuna asılan "Cuma Günü Büyük Bölge Maçı" afişinin önünde kalabalık bir grup birikmişti.
O sırada kantinin kapısı açıldı. Evren, yanında takım arkadaşlarıyla birlikte içeri girdi. Üzerinde okulun siyah eşofman üstü vardı ve her zamanki gibi etrafına karşı o görünmez mesafesini koruyordu. Yanındaki arkadaşı bir şeyler anlatırken sadece başıyla onaylıyordu.

Ancak Evren’in gözleri kantinde gezinip doğrudan Ada’nın olduğu masayı bulduğunda, yüzündeki o mesafeli ifade bir anda silindi.

Takım arkadaşlarını arkasında bırakıp doğrudan Ada’nın masasına yürüdü. Kantindeki muhabbet sesleri bir desibel aşağı düştü.
"Selam," dedi Evren, masanın kenarına hafifçe dayanarak.
"Selam," dedi Ada, elindeki tostu yarım bırakıp Evren’e bakarken. "Yine tüm dikkatleri üzerimize çekme operasyonu mu bu?"

Evren elini cebine atıp siyah, üzerinde basketbol takımının amblemi ve arkasında '7' numara yazan bir antrenman sweat'ini masaya bıraktı.

Ada sweat'e, sonra Evren’in yüzüne baktı. "Bu ne? Çamaşırlarını bana mı yıkatacaksın?"

Evren hafifçe kıkırdadı. "Cuma günü maç var. Ve hava salonda oldukça soğuk oluyor."
"Eee?"
"E’si, maça geliyorsun 'görev insanı'. Bunu da giyiyorsun çünkü o salonda üşümene izin veremem."

Masada oturan Burcu’nun gözleri yuvalarından fırlamak üzereydi. Ada ise üzerindeki o ani şaşkınlığı hemen gamsız bir kalkanla kapatmaya çalıştı.
"Pardon ama ben basketbol maçlarında çığlık atıp 'bastır takım' diye tezahürat yapacak biri gibi mi duruyorum?" dedi Ada kaşlarını kaldırarak. "Benim maç kültürüm televizyonda denk gelirse iki dakika bakıp kanalı değiştirmekten ibaret."
"Tezahürat yapmana gerek yok," dedi Evren, sesini sadece Ada’nın duyabileceği şekilde biraz daha düşürerek. "Tribünde olman yeterli. Zaten o numarayı giyen tek kişi sen olacaksın."

Ada bir an ne diyeceğini bilemedi. Evren’in gözlerindeki o net ve kendinden emin duruş, Ada’nın bütün savunma mekanizmalarını tek celsede çökertiyordu.

Cebindeki telefon titredi. Ada masadaki telefona baktı.

Evren: Maçtan sonra yine kahve içeriz. Bu sefer şekerli olanı ben ısmarlıyorum.

Ada başını kaldırıp hemen tepesinde dikilen Evren’e baktı. Evren telefonunu cebine koymuş, dudaklarında o meşhur tebessümüyle cevabını bekliyordu.

Ada derin bir nefes alıp masadaki sweat'i kucağına çekti. "İyi bakalım Kutup Ayısı. Ama takım yenilirse sorumlusu ben değilim, baştan söyleyeyim."
"Yenilmeyiz," dedi Evren arkasını dönüp yürümeye başlarken. Kapıdan çıkmadan önce durup Ada’ya doğru baktı: "Sen tribündeyken kaybetme ihtimalim yok."

çok tatlılar yaa bakalım nolucak soft gitsin istiyorum deccallige gerek yok.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.