iki nokta üç kitap kapağı

12. bölüm / 13

iki nokta üç

şakir

Vaveyla Yazarı: palyaco mayonez

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: şakir

13:15
Evren: Dolabımı açtım.

Siz: Nasıl? Beğendin mi yeni dekorasyonunu?

Evren: İçeride üç kilo Biyoloji testi, bir paket acılı cips ve... masanın üzerindeki küçük plastik penguen figürü var Ada.

Siz: O senin yeni dolap muhafızın Kutup Ayısı. Adı 'Şakir'. Dolabına benden başka kimse yaklaşırsa onları bakışlarıyla nötralize edecek.

Evren: Şakir mi?

SiZ: Beğenemedin mi? Karizmatik isim bir kere.

Evren: Şakir şu an basketbol ayakkabımın üzerinde oturuyor. Katlanacağız artık.

Son dersin zili çaldığında gökyüzü griye dönmüş ve okulun üzerini aniden bastıran sağanak bir yağmur kaplamıştı. Ada, okul binasının çıkışındaki merdivenlerde dikilmiş, dışarıda sicim gibi yağan yağmura bıkkınlıkla bakıyordu.
"Harika," dedi kendi kendine. "Şemsiyemi evde unuttum. Bugün de ıslanarak amfibi bir canlıya dönüşeceğim."
"Yine neye söyleniyorsun?"
Ada başını çevirdiğinde, Evren’i elinde çanta ve yağmurluğuyla yanında buldu. Evren, üzerindeki siyah hırkanın fermuarını çekerken Ada’nın ıslanmamak için binaya sığınan haline baktı.
"Kaderime söyleniyorum," dedi Ada yağmuru göstererek. "Doğayla savaşım sürüyor. Şemsiyem odamda mutlu mesut dururken ben burada balık adam olmak üzereyim."
Evren hafifçe gülümsedi. Ada’nın kolundan hafifçe tutup onu binanın içine, spor salonuna giden koridora doğru yönlendirdi.
"Nereye gidiyoruz?" diye sordu Ada.
"Yağmur dinene kadar spor salonunda bekleyeceğiz. Dışarıda yürüyecek halde değilsin."
Spor salonu okul bittiği için bomboştu. Yüksek tavandan dışarıdaki yağmurun tıpırtıları yankılanıyor, zemin cilası ve boşluk kokusu etrafı sarıyordu. Evren ışıkları açmadı, sadece pencerelerden giren alacakaranlık salonu aydınlatıyordu.
Evren kenardaki sepete yürüyüp bir basketbol topu aldı. Topu parmaklarının üzerinde hafifçe sektirerek Ada’ya döndü.
"Hiç basket attın mı hayatında?" diye sordu.
Ada kollarını göğsünde birleştirdi, gamsızca sırıtarak potaya baktı. "Affetmez atarım. Ben doğuştan bir basketbol efsanesiyim de fark edilmeyi bekliyorum."
Evren tek kaşını kaldırdı. "Öyle mi? Gel at bakalım 'efsane'."
Topu Ada’ya doğru hafifçe fırlattı. Ada topu yakaladı. Top elinde düşündüğünden daha ağırdı. Çizgiye geçip, tamamen rastgele ve aşırı saçma bir kavisle topu potaya doğru fırlattı.
Top potaya bile değmeden panya tahtasının en üst köşesine çarpıp garip bir ses çıkardı ve salonda sekip uzağa yuvarlandı: Güm!
Ada duruşunu bozmadan gözlerini devirdi. "Panya çok sertti. Rüzgar da salona ters esiyor zaten."
Evren tutamadığı derin bir kahkaha attı. Salonda yankılanan kahkahası o kadar içten ve rahattı ki Ada bir an topu unutup ona baktı.
"Tamam efsane, gel buraya," dedi Evren. Yuvarlanan topu alıp Ada’nın arkasına geçti.
Ada ne olduğunu anlayamadan, Evren onun tam arkasında durdu. Göğsü Ada’nın sırtına hafifçe değiyordu. İki uzun kolunu Ada’nın kollarının yanından uzatarak topu Ada’nın ellerine yerleştirdi.
Ada’nın nefesi bir anlığına boğazında tıkandı. Evren’in parfümünün kokusu ve derin nefes alışverişi tam kulağının dibindeydi.
"Ellerini şöyle tut," dedi Evren, sesi aniden ciddileşip alçalarak. Ada’nın parmaklarını topun üzerindeki çizgilere göre ayarladı. "Sol elin sadece destek olacak. Sağ elinle iteceksin. Dirseğini kırma."
"Evren..." dedi Ada, kısılan sesiyle. "Şu an bana basketbol öğretme taktiğiyle yaklaşmıyorsun değil mi?"
"Sadece basket atmanı sağlıyorum," dedi Evren, nefesi Ada’nın şakaklarına çarparak. "Bileğini hafifçe bük. Şimdi..."
Evren’in elleri Ada’nın ellerini yukarı doğru yönlendirdi. İkisi aynı anda topu serbest bıraktı. Top yumuşak bir kavisle havada süzüldü ve doğrudan filenin ortasından geçti: Şııılpp!
"Gördün mü?" dedi Evren, Ada’nın kulak memesine çok yakın bir fısıltıyla. "Harika bir atıştı."
Ada arkasını döndüğünde, Evren ile aralarında neredeyse birkaç santim kalmıştı. Evren ellerini hâlâ Ada’nın belinin iki yanından çekmemişti. Kahverengi gözleri derin, kararlı ve son derece dikkatliydi.
Ada yutkundu. Bütün gamsızlığı, esprileri ve komik lafları o an buharlaşıp uçmuştu.
"Teşekkür ederim," dedi Ada, sesi ilk defa bu kadar fısıltı gibi çıkarak. "İyi bir koçsun."
"Sadece senin koçunum," dedi Evren. Elini kaldırıp Ada’nın yanağına düşen bir saç telini yavaşça kulağının arkasına itti. Parmak ucu Ada’nın sıcak tenine dokunduğunda Ada hafifçe ürperdi. "Başka kimseye ders vermem."

Saat 22:40
Yağmur dinmiş, Evren Ada’yı arabasıyla eve bırakmıştı. Ada odasındaki çalışma masasında oturuyor, Evren’in dolabından çıkarıp masa lambasının yanına koyduğu dolap anahtarına bakıyordu.
Cebindeki telefon titredi.

Evren: Şakir gece boyu dolabımı koruyacak mı gerçekten?

Siz: Tabii ki. Bir sorun olursa Şakir bana doğrudan sinyal gönderiyor.

Evren: Anladım. Bu arada... bugün salondaki atışın gerçekten fena değildi.

Siz: Sen öğrettin diye oldu Kutup Ayısı. Kendine pay çıkarabilirsin, izin veriyorum.

Evren: Pay çıkarmıyorum. Sadece seni izlemeyi seviyorum.

Ada ekrandaki cümleye baka kaldı. Göğsündeki o kelebekler bu sefer tam anlamıyla kanat çırpıyordu.

Siz: Şımarma hemen. Yarın sabah poğaça alırsan beni izlemene izin verebilirim.

Evren: Peynirli mi, patatesli mi?

Siz: Peynirli. Ve bol vişne reçelli.

Evren: Emredersiniz 'görev insanı'. Yarın 08:30'da kapındayım. Rüyanda beni gör.

Siz: Rüyamda penguenleri göreceğim bir kere!

Evren: Onlar da benim tarafımda zaten. İyi geceler Adam.

Siz: İyi geceler Evrenkuş.

micmiclar mi değiller bence tatlılar hoslar dimi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.