iki nokta üç kitap kapağı

2. bölüm / 13

iki nokta üç

çıkış kapısı

Vaveyla Yazarı: palyaco mayonez

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: çıkış kapısı

"Burcu..." dedi Ada, sesini fısıltının da altına düşürerek. "Şu an bana öyle bir söz vereceksin ki çığlık atmayacaksın, tepki vermeyeceksin ve yüzündeki mimikleri donduracaksın."
"Ne saçmalıyorsun yine Ada?" dedi Burcu, arkadaşının yüzündeki kireç gibi beyazlığı fark edip kaşlarını çatarak. "Sabahın köründe ne oldu?"
"Dün gece..." Ada yutkundu, gözleri hâlâ bankta oturan Evren’e kilitliydi. "Dün gece bana penguen anatomisi anlatan, darladığım o bilinmeyen numara var ya...
"Eee?"
"O kişi... Evren."
Burcu bir an duraksadı. Yüzündeki ifade tamamen dondu, ardından gözleri kocaman açıldı. "Ne?! Hangi Evren? Okulun basketbol kaptanı, kimseyle muhatap olmayan, buz kralı Evren mi? Dalga geçiyorsun!"
"Bağırma!" diye tısladı Ada, Burcu’yu kolundan tutup panikle arkasına çekti. "Gözünü seveyim bağırma! Şuraya bak, bankta oturmuş elinde telefonla bana bakıyor!"
BBurcu çaktırmadan kafasını çevirmeye çalıştı ama Ada onu ensesinden tutup engelledi. "Bakma diyorum! Zaten rezil olmuşum. Gece adama 'kardeş' muamelesi çekip izlediğim diziyi anlattım."
"Oha..." Burcu şaşkınlıktan kıkırdamaya başladı. "Kızım sen deki şansın boyutu ne böyle? Okuldaki kızlar çocukla iki kelime konuşabilmek için basketbol maçlarında helak oluyor, sen adama gecenin ikisinde penguen sorup bir de üstüne darlamışsın."
"Gülme Burcu, şu an karizma yerlerde
Cebindeki telefon tam o anda titredi. Ada titreyen elleriyle ekranı açtı.

Bilinmeyen Numara: Arkasına saklandığın kız Burcu mu? Pek siper olamamış gibi duruyor.

Siz: Ben saklanmıyorum. Sadece arkasındaki hırkanın etiketine bakıyordum. Marka takıntım var.

Bilinmeyen Numara: Sabahın sekizinde, bahçenin ortasında mı?

Siz: Evet. Ne var? Etiket gurmesiyim ben.

Bilinmeyen Numara: Pekandır o.

Siz: Ne pekcanı?

Bilinmeyen Numara: Hırkadan bahsediyorum. Neyse, derse geç kalıyorsun 'etiket gurmesi'.

Ada ekrana dik dik baktı. Yanıt yazamadan Evren oturduğu banktan kalktı, yanındaki arkadaş grubuna kısa bir şeyler söyleyip binaya doğru yürümeye başladı. Yanlarından geçerken Ada’ya öyle hafif, belli belirsiz bir bakış attı ki Ada bir an nefes almayı unuttu.
BBurcu, Evren yanlarından uzaklaşır uzaklaşmaz Ada’nın kolunu dürttü. "Ada... Çocuk sana güldü. Yemin ederim güldü! Bu çocuk okulda kimseye tebessüm bile etmiyor!"
"Gülmedi," dedi Ada durumun gamsızlığına sığınmaya çalışarak. "Yüzü kasılmıştır onun. Ayrıca sırıtıyorsa da halime gülüyordur."

Saat 16:30 - Okul Çıkışı / Kahve DükDükkan
okul biter bitmez Ada, yaşadığı zihinsel sarsıntıyı atlatmak için kendini mahalledeki favori mekanına attı. Burcu’yu da eve yollamıştı çünkü şu an tek ihtiyacı olan şey sıfır düşünce, bol kafein ve sakinlik
Masa boyu yayıldı, laptopunu açtı, en sevdiği kulaklığı taktı ve bol köpüklü, karamelli soğuk kahvesinden büyük bir yudum aldı.
Tam "Çok şükür, kaos bitti" diyecekti ki mekanın kapısındaki çan çaldı.
Ada başını kaldırdığında içeri giren kişiyi görüp kahvesini boğazına kaçırmamak için büyük bir mücadele verdi. Evren, yanında kulübün maskotu gibi gezinen küçük köpekli bir adam ve iki yakın arkadaşıyla içeri girmişti.
Evren okulda ne kadar soğuk ve mesafeli görünüyorsa, şu an yanındaki arkadaşlarına karşı bir o kadar rahat ve samimiydi. Arkadaşının köpeğinin başını okşarken yüzünde tamamen gerçek bir gülümseme vardı.
Vay canına, diye düşündü Ada. Yürüyen buzul eriyebiliyormuş.
Ada tam kafasını laptop ekranının arkasına gömecekti ki cebindeki telefon titredi.

Bilinmeyen Numara: Takip edildiğimi düşünmeye başlayacağım.

Ada gözlerini devirip hızla yazmaya başladı.

Siz: Pardon? Ben bu mekanın kadrolu müşterisiyim. Asıl sen benim mekanımı işgal ediyorsun.

Bilinmeyen Numara: Buranın Americano'su güzeldir. Ama sen kesin şeker komasına sokacak bir şeyler içiyorsundur.
Ada elindeki bol kremalı, çikolata soslu karamelli içeceğe baktı. Yüzünü ekşitti.
Siz: Müneccim misin birader? Hem sen niye sürekli beni izliyorsun? Basketbol antrenmanın falan yok mu senin?
Evren arkadaki masalardan birine oturdu. Telefonunu çıkardı, bir yandan arkadaşının anlattığı bir şeye kafa sallarken diğer yandan tek eliyle ekrana yazıyordu.

Bilinmeyen Numara: Var ama önce kafein lazım. Bu arada dün gece izlediğin diziyi bitirdin mi?

Siz: Bitirmedim. Son iki bölüm kala uyuya kalmışım.

Bilinmeyen Numara: Şaşırtıcı. Bir görev insanı için büyük başarısızlık.

Siz: Bana bak 'Kutup Ayısı', benim kararlılığımı sorgulama. Şu an bu kahve bitene kadar o iki bölümü bitireceğim. Watch me.

Evren oturduğu yerden başını kaldırdı. Ada’nın masasına doğru baktı. Ada ona "Görürsün sen" dercesine ters bir bakış fırlatıp kulaklığını kafasına geçirdi.
EEvren'in dudaklarında yine o hafif, sadece Ada'ya özel duran gülümseme belirdi. Yanındaki arkadaşı "Ne gülüyorsun oğlum kendi kendine?" diye sorunca Evren telefonunu cebine attı.
"Hiç," dedi Evren, bakışlarını Ada'dan çekmeden. "İlginç bir tür keşfettim de ona bakıyorum."

ikinci bölüm sonu canlar evren tatlı çocuk aslında neyse şuan çok sakinler atraksiyon lazım sanki biraz.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.