9. bölüm / 22
HAYALLERİME DÜŞEN SON DAMLALARSekizinci
Bölümler 22Şu an: Sekizinci
- 1 AH KALBİM-12.593 kelime
- 2 İkinci1.172 kelime
- 3 Üçüncü744 kelime
- 4 Dördüncü992 kelime
- 5 Beşinci1.797 kelime
- 6 Altıncı899 kelime
- 7 Yedinci1.054 kelime
- 8 Sekizinci569 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 Dokuzuncu449 kelime
- 10 Onuncu643 kelime
- 11 On birinci759 kelime
- 12 On ikinci1.181 kelime
- 13 On üçüncü884 kelime
- 14 On dördüncü340 kelime
- 15 On beşinci483 kelime
- 16 On altıncı758 kelime
- 17 On yedinci658 kelime
- 18 On sekizinci284 kelime
- 19 On dokuzuncu469 kelime
- 20 Yirminci649 kelime
- 21 Yirmi birinci-Final1.110 kelime
- 22 Kitap olduk131 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Leyal: Gece
Tırtıl kozasından çıkıyor.
04/10/1990
Cam önünde uykuya daldığım saatlerden, horozların ötme saatine gelmiştim. Güzelce kalktım, elimi yüzümü yıkayıp dişlerimi fırçaladım.
Ev halkı da çoktan uyanmıştı zaten. Babam bavullarımı alıp kapının oraya çıkarmıştı. Kahvaltıyı kurup oturduğumuzda hiçkimse tek kelime etmemişti. Tam kalkıyordum ki babam "Aslı..." Dedi.
Alt dudağımı ısırıp geri oturdum sofraya.
"Gidiyorsun?" Dedi yüzüme bakmadan.
"Sizi özleyeceğim." Dediğimde annem ağlayarak sarıldı.
"Meryem, sakin ol." Dedi babam, anneme.
"Çıkma saatimiz geldi." Dedi babam bana sonrasında dönerek.
Anneme birkaç dakika sarılıp göz yaşlarını elimle sildiğimde babam da annemi teselli edercesine baktı.
"Hadi Aslı."
Kapıdan çıkarken evime son kez baktım. Gözlerim dolmamıştı ama üzülüyordum. Ağlamak bana göre bir şey değildi. Yeşilçam'daki kalpsiz başroller gibi ben de vedalardan nefret ederdim. Sanki karşı bakkala çıkıyormuşuz gibi, ben de anneme "Biz çıkıyoruz," demiştim.
Siyah zeminli, beyaz kare desenli elbisemin altına siyah babetlerimi giydim.
Bahçede bana veda etmek için bekleyen orduyu gördüğümde ise Yeşilçam kalpsiz başrollüğüm gitmiş, yerine Tarık Akan'a aşık saf kız rolüne girmiştim.
Saniyede dopdolu olan gözlerim akmasın diye ne kadar uğraştıysam nafile! Yaşlar inci tanesi misali gözlerimden teker teker akarken herkese sarıldım.
Hilal, İclal, Deniz, Gülşah, Zeliha Abla, Neriman abla ve hatta Gülay bile gelmişti. Ama benim gözlerim tek bir kişiyi, Karan'ımı arıyordu.
İclal'i öperken kulağına, "Karan gelmiyor mu?" Diye fısıldadım. Görememiş onu bugün.
Herkesle teker teker vedalaştıktan sonra anneme dönüp tekrar sarıldım. Fazla fazla öptüm. Diğerlerine tekrar döndüğümde Hilal, bana sarı renkli bir patik çifti verip elini karnına koydu.
"Hamileyim." Dediğinde göz yaşlarım daha güçlü akarak sarıldım ona. Gülşah ise elime, ipe dizilmiş beyaz renkli bir taştan oluşan bileklik verdi.
"Bunun adı Alaca taşı. En güçlü taşlardan biri, derdi kederi alır götürür. Alıp götürdükçe de rengi siyaha döner." Dediğinde diğerleri elini kaldırıp bileğini gösterdi.
"Bunlar da bizim Alaca taşlarımız."
"Sizi seviyorum kızlar."
Babam beni çekeleyerek bahçeden çıkardığında arabada ön koltuğa bindim. Radyoyu açtım. Şarkıya odaklanmış gibi hiçbir şey demeden tren garı'na geldiğimizde bıraktı ve bir şey demeden, el bile sallamadan gitti.
Elimde bavullarda tek kalmıştım. Tren bileti almak için vezneye ilerleyip durduğumda içerdeki görevli nereye gideceğimi sordu.
"Batman."
"Tek kişi misiniz?"
"Evet."
"İlk önce Ankara'ya geçeceksiniz değil mi?"
"Ah, evet." Dedim etrafıma bakarak. Aklım çok dalgındı.
Biletin parasını verdiğimde meydan ortasında büyük saat kulesine benzer şeye baktım. 7'yi 20 geçiyordu ve trenin kalkmasına neredeyse 7 dakika vardı.
Biraz zaman öldürmek için çantamdan çıkardığım birkaç kitap arasından hiçbirini seçemeyince öylece kaldım.
Bu andan itibaren yalnızdım, derken ismimin seslenildiğini duydum: "Aslıhan!" Diyordu.
Duyduğum sesin sahibi Karan'dı. Buna emindim. Kulaklarıma gark olmuş sesini nasıl olur da tanımazdım? Ama o bana hiç Aslıhan demezdi ki!?
O tarafa doğru döndüğümde koşar şekilde gördüm onu. Beni uğurlamak için mi gelmişti?
Onu görür görmez ayağa kalkıp ona döndüm. Saat kulesine baktığımda tam 3 dakikam vardı. Yanıma nefes nefese geldiğinde söylediklerini toplamak için benim az önce oturduğum bank'a oturdu.
"Ben...Şey...Veda...Sana..."
"Sakin ol."
Yutkunup ayağa kalktı.
"Ben sana veda etmek için geldim Öğretmen Hanım."
Terlemişti.
Leyal rengi saçları terden gözlerinin oraya yapışmıştı. Gözüm saate kaydığında tamı tamına 2 dakikam olduğunu gördüm.
Saçlarını gözlerinin önünden çekip bana kocaman sarıldı.
"Gitme."
"Gitmem lazım..."
"Lütfen."
O benden ayrıldığında gülümsedim.
"Küçük çocukların hayatına dokunacağım Karan."
"Benim hayatıma dokunsan?"
Gülümsemem sürdü. Beni sevdiğini söylemesini bekliyordum.
Trenin düdüğü çaldığında gitmem gerektiğini anladım.
Trene doğru ilerlemeye başladığımda göz yaşlarımı silmek için cebimden annemin benim için yaptığı mor renk yaldız işlemeli mendili çıkarıp gözlerimin altına narince sürdüm.
Karan bana öylece bakıyordu, bir şey demiyordu.
Elimdeki mendili onun eline tutuşturup gözlerine bakmadan trene bindiğimde, "Seni Seviyorum." Diye bağırdı.
Bölüm etkileşimi
