On dokuzuncu

Vaveyla Yazarı: Sevim Öğmenoğlu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 22Şu an: On dokuzuncu

21.01.91

Yazar'dan:

Başkomiser, tüm o sinirli tavrıyla Karan'ı yanına çağırmıştı. "Ah," dedi Karan ellerini birbirine sürterek: Batman gelmezse hayatım dıt dıt olur yani." Dediğinde Göktuğ, Karan'a göz ucuyla baktı: "Komiserim, niye küfür etmediniz? Ana avrat söverdiniz, dıt dıt ne?" Deyip güldü alaylı şekilde arkadaşına.

"Eğer Batman'a gidersem küfür kaçmasın ağzımdan. Yengen sevmez."

"Yengem?" Deyip durdu, sonra güldü.

''Hadi git de nereye sürgünsün, öğren.'' dedi.

''Tırstım.''

''Sen mi? İki yıl önce benim için kurşunun önüne atlayan sen? inanmam.''

''Neyse,'' dedi Karan da. Umursamaz biçimde Başkomiserin odasına gitti yavaş adımlarla. Kapıp çaldı ve ''Gel.'' sesini duyup içeri girdi.

''Seni göndermek istemiyorum aslında ama...Ama yaptığın saçmalıktı. Görevini, görev dışında kendi çıkarın için kullanamazsın.''

''O adam ben de dahil kaç kişiyi vurdu haberiniz var mı?'' dedi Karan sesini yükselterek.

Başkomiser biliyordu.

''Biliyorum fakat...'' dedi, ''Üstündeki polis üniformasının, elindeki polis kimliğinin getirileri öfkene hakim olup ona göre davranmaktır.''

'Hayır,' anlamında başını salladı Karan. Ve elini saçlarına götürüp yutkundu.

''Ben yaptığımın da söylediklerimin de arkasındayım Başkomiserim.'' Dedi Karan.

''İyi,'' deyip ceketinin iç cebini karıştırıp küçük bir Türkiye Haritası çıkarıp masasına koyup Karan'a döndürdü. Karan'ın, Aslıhan için en büyük kumarıydı bu.

''Madem öyle,'' deyip hafif dudak büktü Başkomiser, ''Seç.'' diye talimat verdi ama Karan ağzını açmadan eliyle dur işareti yaptı.

''Maraş, Van, Iğdır, Elazığ, Batman. Bunlar karışık yerler. Buradan daha çok ihtiyaçları var sana. Seç bunlard...'' demeden Karan atladı: ''Batman. Mümkünse Kozluk.''

''Bakarız. Geçenlerde bir okul ve çevresine saldırı düzenlenmiş.''

''Yapanlar bizzat yakalanıp buraya getirilmişti. İyi-kötü tanıyoruz çevresini.''

''Emin misin?''

''Bana bu iyiliği yaparsanız onca yılın hatırına...''

''Tamam çıkabilirsin.''

Karan neredeyse sürüldüğü için 32 diş sırıtırken Göktuğ'un ise yüzü düşmüştü.

Karan, Göktuğ'a ayaküstü sadece, ''Eve gidip eşyalarımı toplayacağım. Akşam 16'da bizim orda ol.'' deyip ayrıldı.

'Arkadaşlar zaten hep ikinci plana atılır zaten.' diye düşündü Göktuğ. Kötü hisler vardı içinde.

Saatler geçti, saat geldi. Eşyaların toplanması çabucak bitti.

Göktuğ mahalleye girdiğinde onu tanıyan herkes ona selam vermiş, o da başını hafif eğip karşılık vermişti.

Bazı problemleri vardı. Birini seviyordu Göktuğ da ama hislerinden emin değildi.

Karan, onu nerede bulacağını çok iyi biliyordu: Yeşillerle bezenmiş, çocuk parkı...

***

Genç kadın aldığı mektuptan sonra içi içine hem sığmıyor, hem de üzülüyordu. Aynı mektubu birkaç kez okumuştu ve her okuduğunda neredeyse çığlık atacak kadar sevinçliydi.

Evin içinde dönüp dolaşıyor, Karan'ın ismini duvarlara karşı sayıklıyordu. Yaptığı, yediği, hatta içtiği sudan bile mutlu olur olmuştu. Az şekerli Türk kahvesini tıpkı eskiden olduğu gibi cam önünde içerken hava âsî, grimsi bir renk aldı. Yağmur yağacaktı.

"Hayırdır inşallah, hava daha demin aydınlıktı." Deyip elini çenesine koydu ve dışarsını seyretmeye başladı.

Önce yavaş yavaş kara bulutlar çevreledi tüm gökyüzünü. Karardı gökyüzü.

"Bu hayıra alamet değil." Diye geçirdi genç kadın içinden. "Allah'ım sen Karan'ımı koru, ne olur..."

Az sonra sessizce damla damla gökyüzünden yeryüzüne düşen yağmur, hızlanmaya ve ses çıkarmaya başlamıştı bile. Genç kadın ise saatlerce endişeyle yağan yağmuru ve yavaş yavaş kararmaya başlayan havayı izlıyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.024okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.