9. bölüm / 27
~HAFİ~HAFÎ-8.BÖLÜM
Bölümler 27Şu an: HAFÎ-8.BÖLÜM
- 1 Karakterler112 kelime
- 2 HAFÎ-1 BÖLÜM931 kelime
- 3 HAFÎ -2. BÖLÜM377 kelime
- 4 HAFÎ -3.BÖLÜM726 kelime
- 5 HAFÎ -4. BÖLÜM592 kelime
- 6 HAFÎ-5. BÖLÜM539 kelime
- 7 HAFİ-6.BÖLÜM544 kelime
- 8 HAFÎ - 7.BÖLÜM379 kelime
- 9 HAFÎ-8.BÖLÜM761 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 HAFİ - 9.BÖLÜM402 kelime
- 11 HAFÎ- 10.BÖLÜM226 kelime
- 12 HAFÎ-11. BÖLÜM606 kelime
- 13 HAFÎ -12. BÖLÜM602 kelime
- 14 HAFÎ- 13. BÖLÜM557 kelime
- 15 HAFİ- 14. BÖLÜM544 kelime
- 16 Hafî- 15. BÖLÜM513 kelime
- 17 HAFÎ- 16. BÖLÜM327 kelime
- 18 HAFÎ-17.BÖLÜM474 kelime
- 19 HAFÎ-18.BÖLÜM851 kelime
- 20 ~HAFÎ~19.bölüm577 kelime
- 21 HAFî-Bölüm511 kelime
- 22 22.bölüm195 kelime
- 23 23.bölüm449 kelime
- 24 24 . Bölüm491 kelime
- 25 25.bölüm402 kelime
- 26 26.bölüm339 kelime
- 27 27.bölüm472 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merhaba oy ve yorum yapmayı unutmayın 💗
Nizamiye girişindeki nöbetçinin yanına gelip askerî kimliğimi gösterdim. Sistemden kaydımı kontrol edip ismimi görünce karargâha girmeme izin verdi. Binada asansör vardı ama klostrofobim olduğu için tek ve güvenemediğim biriyle o kabine binemediğimden merdivenleri tercih etmiştim. Uzun merdivenleri tırmanmaktan epey yorulmuştum. Nihayet 28 numaralı dairenin kapısını bulup anahtarla kilidi açtım ve içeri adım attım. Evde eşyaların hazır olduğunu görünce içim rahatlamıştı; en azından sıfırdan mobilya derdiyle uğraşmayacaktım. Zaman kaybetmeden bavulumu alıp odaya geçtim ve yaklaşık bir saat içinde bütün eşyalarımı yerleştirdim. İşimi bitirdiğim gibi kendimi banyoya fırlattım.
Güzel bir duş alıp saçlarımı kuruttuktan sonra laptopumu masaya kurup yeni birlikte görev yapacağım Ayca Timi'ni araştırmaya koyuldum. Dosyadaki tüm bilgileri dikkatle okudum; aralarından birinin soyadının da Aktürk olduğunu fark edince kısa bir an duraksadım ama bir tesadüf olduğunu düşünerek çok da kafaya takmadım.
Tam o sırada kapının zili çaldı. Kapıyı açtığımda karşımda tatlı, güler yüzlü bir kız duruyordu. Elindeki tencereyi bana uzatarak, "Hoş geldiniz , yeni taşınmışsınız. Kesin eşyayla falan uğraşmışsınızdır, yemek getirdim," dedi. Hafifçe tebessüm ederek, "Hoş buldum, sağ olun. Geçin içeri," der demez, sanki bunu bekliyormuş gibi hemen ayakkabılarını çıkartıp içeri adım attı ve doğrudan mutfağa doğru yürüdü; galiba yemeği tezgâha bırakıyordu. Ben de arkasından kapıyı kapatıp içeri geçtim. Kız salondaki koltuğa oturduğunu görünce ben de karşısındaki koltuğa yerleştim.
Oturur oturmaz merakla konuşmaya başladı:
— Ben Üsteğmen Ömür, yan komşunuzum Ayca Timi'ndeyim. Siz?
— Ben de Ayca Timi'ne gelen yeni kıdemli üsteğmenim.
Cümlem biter bitmez gözleri kocaman açıldı. Galiba timine yeni gelen komutanın ben olduğumu buraya gelene kadar bilmiyordu. O şaşkınlıkla kalakalırken, sessizliği bozarak sözü ben devraldım:
— Bana timden bahsetsene biraz , önceden tanımam iyi olur.
Bu sorumla birlikte üzerindeki şaşkınlığı atıp heyecanla anlatmaya başladı:
— Murat ile Mete çok yakınlar komutanım, sürekli birbirleriyle didişip dururlar ama timin neşesi ve eğlencesidirler. Ben biraz fazla konuşkan biriyimdir. Ayaz komutan dışarıdan soğuk durur ama alışınca yumuşar. Ömer de çok sessizdir...
Sözünün burasında araya girerek tebessümle, "Ve sen onu seviyorsun," dememle birlikte paniklemesi bir oldu.
— Yok yok, öyle bir şey yok komutanım!
— Emin misin? diye sordum.
— Bilmiyorum galiba ama sürekli onun yanında olmak istiyorum... yani öyle
— Anladım, aşık olmuşsun
Dememle birkaç saniye duraksayıp düşündü:
— Nereden anladınız komutanım?
— Ondan bahsettiğinizde gözlerin parladı.
Bunun üzerine Ömür merakla sordu:
— Peki sizin ilişkiniz var mı komutanım?
— Evet, evliyim.
— Anladım. Allah mesut etsin komutanım, ayıptır sorması neden yanınızda değil?
— O da benim gibi asker, şu anda görevde.
— Anladım.
---Ee, diğerlerinin ilişkileri yok mu peki?
— Murat'ın kız arkadaşı var, Allah nasip ederse bu yaz nişanlanıyorlar. Mete bekar, Ömer bekar, beni biliyorsunuz zaten. Ayaz komutanım da evli.
— Anladım , gel getirdiğin yemeği yiyelim.
— Yok ben tokum, teşekkürler.
— Hadi kalk, yoksa ilk içtimada ceza veririm!
Bunu duyar duymaz istemsizce toparlanıp, "Emredersiniz komutanım!" demişti. Hemen mutfağa geçip tabak ve çatalı hazırlayarak masaya bıraktım. Yemeği tabaklara doldurup oturduk ve yemeye başladık. Yemekten bir kaşık aldığımda tadının harika olduğunu fark edip sordum:
— Yemeği kim yaptı?
Ömür aniden gerilip, "Ben yaptım komutanım," dedi. Ona hafifçe tebessüm edip, "Ellerine sağlık, çok güzel olmuş," dedim. Bunu duymasıyla, "Gerçekten mi?" diye sorması bir oldu.
— Neden kendi yemeklerini beğenmiyormusun?
— Aslında beğeniyorum komutanım ama Murat ile Mete kötü olduğunu söylüyorlar.
Bunu duymamla kaşlarımı çattım ama hemen ardından olayı anlayıp durumu toparladım:
— Murat ve Mete'nin eğlenceli olduğunu söyledin. Muhtemelen senin sürekli çabalamandan, keyfinin bozulmasından eğleniyorlardır. Onları yanlış anlama, eğlenecek başka bir şey kalmadığında seninle uğraşıyorlar, kötü bir amaçları yok.
Ömür rahatlayarak gülümsedi:
— Teşekkür ederim komutanım, yoksa evde her şeyden, her tariften bin kere yapacaktım.
Gülümseyerek karşılık verdim. Ona bakarak, "Hiç aşçı olmayı düşündünmü mü?" diye sordum. Kafasını iki yana sallayarak, "Hayır komutanım, aşçılık benim hobim ama asker olmak istediğim tek şeydi," dedi. O an aklıma eski timimle bu tarz konuşmalar geldi. Gözlerim doldu, belli olmasın diye önüme döndüm. Başımı eğip yemeğimi yemeye devam ettim.
Tabağım bitince alıp tezgâha bıraktım. Ömür de arkamdan gelip tabağını bıraktı ve merakla sormaya devam etti:
— Komutanım, acaba , yüzünüz neden biraz kızarık gibi?
Tabii ki ağladığımı söyleyecek halim yoktu; henüz o kadar samimi değiliz sonuçta. Onunla bu konuşma bile aramızdaki mesafe düşünülünce büyük bir adımdı.
— Hava çok sıcak, ondan oluyor, diye geçiştirdim.
Oda başını sallamakla yetindi. Kapıya doğru yönelirken, "Komutanım, ben artık evime gideyim, sabah sizi kahvaltıya bekliyorum," dedi. Ben de hafifçe gülerek, "Güzel bir kaymak yaparsan neden olmasın," dedim. Onu kapıya kadar uğurladım. Gitmeden önce ayakkabılarını giyerken, "Mutlaka yarın sabah kahvaltıya bekliyorum komutanım, görüşürüz!" diyerek evine girdi. Ben de "Görüşürüz," deyip kapıyı kapattım sonrasındanda yatak odasına gidip uzun zamandır neler yaşadığımı düşünerek derin bir yorgunlukla uykuya daldım.
Bölüm etkileşimi
