27. bölüm / 27
~HAFİ~27.bölüm
Bölümler 27Şu an: 27.bölüm
- 1 Karakterler112 kelime
- 2 HAFÎ-1 BÖLÜM931 kelime
- 3 HAFÎ -2. BÖLÜM377 kelime
- 4 HAFÎ -3.BÖLÜM726 kelime
- 5 HAFÎ -4. BÖLÜM592 kelime
- 6 HAFÎ-5. BÖLÜM539 kelime
- 7 HAFİ-6.BÖLÜM544 kelime
- 8 HAFÎ - 7.BÖLÜM379 kelime
- 9 HAFÎ-8.BÖLÜM761 kelime
- 10 HAFİ - 9.BÖLÜM402 kelime
- 11 HAFÎ- 10.BÖLÜM226 kelime
- 12 HAFÎ-11. BÖLÜM606 kelime
- 13 HAFÎ -12. BÖLÜM602 kelime
- 14 HAFÎ- 13. BÖLÜM557 kelime
- 15 HAFİ- 14. BÖLÜM544 kelime
- 16 Hafî- 15. BÖLÜM513 kelime
- 17 HAFÎ- 16. BÖLÜM327 kelime
- 18 HAFÎ-17.BÖLÜM474 kelime
- 19 HAFÎ-18.BÖLÜM851 kelime
- 20 ~HAFÎ~19.bölüm577 kelime
- 21 HAFî-Bölüm511 kelime
- 22 22.bölüm195 kelime
- 23 23.bölüm449 kelime
- 24 24 . Bölüm491 kelime
- 25 25.bölüm402 kelime
- 26 26.bölüm339 kelime
- 27 27.bölüm472 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
merhaba
Yazar'dan
Alev, o an kendi bedenine hükmedemiyordu; içindeki o acımasız fırtına zihnini tamamen esir almıştı. Kendini kontrol edemiyor, ne yaptığının, nereye vurduğunun farkına varamıyordu. Göğsündeki o dikişleri patlatacak kadar şiddetli bir ağrı her bağırtısında kaburgalarını bıçak gibi kesiyordu ama bu fiziksel acı, ruhunda kopan yangının yanında hiçbir şeydi.
"Benim yüzümden..." diye feryat figan koparıyordu odada, "Ben suçluyum! Benim yüzümden öldü!"
Parmağı yatağın pike ve örtülerini çekiştirip yırtarken, ortalığı birbirine katan o haykırışları hastane koridorlarında yankılanıyordu. Ömür ne yapacağını bilemez bir halde aniden kapıya yönelip hemşireyi çağırmaya koşarken, teyzesi gözyaşları içinde yatağa kapanmış, kollarından tutarak onu sakinleştirmeye çalışıyordu. "Yavrum, kurban olurum yapma... Kendine gel kızım!"
O sırada koşarak içeri giren hemşire, Alev’s çırpınışlarına engel olmak için elindeki sakinleştirici dolu enjektörü doğrudan damarına enjekte etti. İlaç kana karışırken Alev’in direnişi yavaş yavaş kırıldı; o deliye dönmüş isyanı, yerini ağır bir uyuşukluğa ve derin bir karanlığa bıraktı.
Aradan üç saat geçmişti.
Alev kendisini rüyanın o bembeyaz, uçsuz bucaksız boşluğunda buldu. İşin en garip yanı, gerçek hayatta göğsünü parçalayan o keskin, nefes kesici acıdan eser yoktu; bedeni hafiflemişti ama ruhu ağır bir dağ gibi eziliyordu. Biraz ileride, o çok özlediği iki silüeti fark etti; annesi ve babasıydı. Kalbi yerinden oynayacak gibi çarparak onlara doğru koştu. Hiç düşünmeden, tüm o acıyı bir kenara bırakarak ikisine birden sıkıca sarıldı. Kokularını içine çekerken boğazından sadece iki kelime dökülebildi:
"Çok özledim..."
Annesi ve babası şefkatle saçlarını okşayıp, başından defalarca öptüler. Alev gözyaşları içinde yüzlerine bakarak hıçkırdı:
"Teyzemden başka kimsem kalmadı... Benim yüzümden birisi daha öldü."
Annesi sevgi dolu ama dimdik bir sesle yüzünü avuçladı:
"Bu hayat bir sınav, kızım."
Babası da güven veren o koca eliyle omzunu sıvazlayıp ekledi:
"Allah celle celalühü bunu kaderin yaptıysa, bir bildiği var ki senin kaderine yazmış. Hem sen asla yalnız değilsin; Allah her zaman senin derdini dinler, görür, elbet bir çare de bulur. Kızım... ama şunu asla unutma, hiçbir şeyi denemeden bilemezsin."
O an, anne ve babası yavaş yavaş silinip boşlukta kaybolurken Alev arkalarından ağlamadı. Onların bıraktığı o sözler, yüreğine inen çok büyük bir ders olmuştu.
Gerçek hayatta gözlerini araladığında, odadaki sessizliğin içinde kalbi başka bir ritimle atmaya başladı. İçindeki o isyan yerini derin bir teslimiyete bırakmıştı. Rabb’ine, Yüce Allah celle celalühü’ye şükretti, içtenlikle dua etti, işlediğini sandığı günahlar ve çaresizliği için tövbe etti. Tüm bunları yaparken yanaklarından süzülen yaşlar birbirine karışıyordu.
Ellerini yüzüne sürüp titreyen bir sesle "Amin" dediği an, odanın kapısı yavaşça açıldı. İçeriye, hatları ve yüz ifadesi Alev’e şaşırtıcı derecede benzeyen bir doktor girdi. Genç kadının ağlamaktan iyice şişmiş gözlerini, kıpkırmızı kesilen burnunu ve yanaklarını süzüyor, muhtemelen bu derin perişanlığın sebebini anlamaya çalışıyordu.
Yatağa doğru birkaç adım atıp iyice yaklaştı. Sanki çok ağır bir yükü taşıyormuş gibi dudakları aralandı, bir şeyler söyleyecek oldu ama aniden duraksadı. Yutkundu.
Sonra tekrar ağzını açtı ve bu kez, odadaki tüm havayı donduran o cümle döküldü dudaklarından:
"Benim size söylemem gereken önemli bir şey var."
Bölüm etkileşimi
