26. bölüm / 27
~HAFİ~26.bölüm
Bölümler 27Şu an: 26.bölüm
- 1 Karakterler112 kelime
- 2 HAFÎ-1 BÖLÜM931 kelime
- 3 HAFÎ -2. BÖLÜM377 kelime
- 4 HAFÎ -3.BÖLÜM726 kelime
- 5 HAFÎ -4. BÖLÜM592 kelime
- 6 HAFÎ-5. BÖLÜM539 kelime
- 7 HAFİ-6.BÖLÜM544 kelime
- 8 HAFÎ - 7.BÖLÜM379 kelime
- 9 HAFÎ-8.BÖLÜM761 kelime
- 10 HAFİ - 9.BÖLÜM402 kelime
- 11 HAFÎ- 10.BÖLÜM226 kelime
- 12 HAFÎ-11. BÖLÜM606 kelime
- 13 HAFÎ -12. BÖLÜM602 kelime
- 14 HAFÎ- 13. BÖLÜM557 kelime
- 15 HAFİ- 14. BÖLÜM544 kelime
- 16 Hafî- 15. BÖLÜM513 kelime
- 17 HAFÎ- 16. BÖLÜM327 kelime
- 18 HAFÎ-17.BÖLÜM474 kelime
- 19 HAFÎ-18.BÖLÜM851 kelime
- 20 ~HAFÎ~19.bölüm577 kelime
- 21 HAFî-Bölüm511 kelime
- 22 22.bölüm195 kelime
- 23 23.bölüm449 kelime
- 24 24 . Bölüm491 kelime
- 25 25.bölüm402 kelime
- 26 26.bölüm339 kelime · Okuduğun bölüm
- 27 27.bölüm472 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
merhaba
ALEV'DEN
Göz kapaklarımı aralamaya çalıştığımda, üzerimde tonlarca demir ağırlığı varmış gibi ezildiğimi hissettim. Nihayet zorlukla araladığım gözlerime, tavanın beyaz ve keskin ışığı bir iğne gibi battı. Birkaç saniye içinde gözlerim ışığa alışırken, bakışlarım bulanık bir seçkiden netliğe doğru süzüldü. Düt düt sesleriyle ritim tutan birkaç tıbbi cihaz ve o boğucu beyazlıktaki sade bir oda...
Başımı hafifçe çevirdiğimde, camın ardındaki karaltıları fark ettim; teyzem ve Ömür’dü onlar. İkisi gözlerini üzerime dikmişken, Ömür’ün aniden arkasını dönüp hızla uzaklaştığını gördüm. Aradan birkaç saniye geçmemişti ki, kapı açıldı ve içeriye giren doktor yanımda bitiverdi. Nasıl hissettiğimi, ağrımın olup olmadığını sordu. Kısa bir muayenenin ardından beni normal bir odaya aldılar.
Odaya adım attıkları an teyzem üzerime atıldı; sanki kırılgan bir cam eşyaymışım gibi büyük bir dikkat ve sonsuz bir özlemle sarıldı bana. Ona karşılık vermek, kollarımı boynuna dolamak istedim ama göğsümün ortasında patlayan keskin bir acıyla dişlerimin arasından kısık bir "ah" döküldü. Sesimi duyunca teyzem hemen geri çekildi, alnımdan öpüp, "Çok şükür, şükürler olsun. İyi misin kızım?" diye fısıldadı.
Boğazım zımpara gibiydi, sesim çıkmıyordu ama yine de zorladım. "İyiyim, teyze..."
Teyzem hafifçe kenara çekildiğinde, yatağın kenarına adeta yıkılmış gibi çöken Ömür’ü gördüm. Gözleri iyice şişmiş ve kızarmıştı; sanki sabaha kadar gözünü hiç kırpmamış, tek bir an bile uyumamış gibi bir hali vardı. Buz gibi kesilmiş elleriyle ellerimi kavradı. Tam ağzını açıp, "Komutanım, size bir şey söylemem gerek..." dediği an, zihnimdeki buzlar çözüldü; o cehennem anını, Ayaz’ın vurulduğu o korkunç saniyeleri hatırladım.
Sözünün bitmesine izin vermedim, kelimeler boğazımdan çığlık gibi söküldü:
"Ömür... Ayaz, Ayaz nasıl? Nerede?"
Bunu sormamla birlikte Ömür’ün dolan gözleri sıkıca kapandı; başı önüne düştü. O omuzlardaki devasa yük, tek bir kelimeyle iyice çöktü o an.
"Şehit düştü, komutanım."
Sesi o kadar cılız, o kadar kısıktı ki kulaklarım uğuldadı. O an içimde kopan fırtınanın, zihnimi yakan o kor ateşin adını koyamıyordum. Kilitlendiğim o yerden koptum; yatakta acıyla tepelenmeye başladım, etrafımdakileri itmeye çalıştım. Vücudum bu acıyı reddediyordu.
Kolumda keskin bir yanma hissettiğim an —bir hemşirenin aceleyle yaptığı iğnenin etkisiyle— zihnimdeki tüm sesler saniyeler içinde kesildi ve hızla, derin bir karanlık kuyuya doğru çekildim.
Bölüm etkileşimi
