5. bölüm / 17
~HAFİ~HAFÎ -4. BÖLÜM
Bölümler 17Şu an: HAFÎ -4. BÖLÜM
- 1 Karakterler112 kelime
- 2 HAFÎ-1 BÖLÜM931 kelime
- 3 HAFÎ -2. BÖLÜM377 kelime
- 4 HAFÎ -3.BÖLÜM726 kelime
- 5 HAFÎ -4. BÖLÜM592 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 HAFÎ-5. BÖLÜM539 kelime
- 7 HAFİ-6.BÖLÜM544 kelime
- 8 HAFÎ - 7.BÖLÜM379 kelime
- 9 HAFÎ-8.BÖLÜM761 kelime
- 10 HAFİ - 9.BÖLÜM402 kelime
- 11 HAFÎ- 10.BÖLÜM226 kelime
- 12 HAFÎ-11. BÖLÜM606 kelime
- 13 HAFÎ -12. BÖLÜM602 kelime
- 14 HAFÎ- 13. BÖLÜM557 kelime
- 15 HAFİ- 14. BÖLÜM544 kelime
- 16 Hafî- 15. BÖLÜM513 kelime
- 17 HAFÎ- 16. BÖLÜM327 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merhaba oy ve yorum yapmayı unutmayın
Pilot tam bana dönüp "Komutanım, izin..." diyecekken, kulaklığımdan Albay’ın sesi yankılandı:
— “Alev, dur”
— “Emredin komutanım.”
— “Bir sorun mu var?”
— “Evet, dur. Gelen timin şu an acil yardıma ihtiyaçları var. Hemen onlara yardım ediyorsun. Şehit ya da yaralı istemiyorum.”
— “Tamam komutanım.”
Telsizi kapattığım gibi ayağa kalktım ve pilotun omzuna dokunarak, "Aletler ve silahlar nerede?" diye sordum. Pilot hiç bekletmeden, "Şu iki çanta, komutanım," diyerek arkayı işaret etti. Hemen çantaları açıp gerekli silahları ve aletleri taktik yeleğimin ceplerine dizdim. Ardından kabinden sağlam bir halat alarak içeri doğru yürüdüm.
Halatı kabindeki sağlam bir demir koltuğa bağlayıp kaçmasın diye en zor düğümü attım. Zaten baygın yatan piçe güçlü bir uyku ilacı içirdim; bu doz, uyanmasını tamamen imkânsız kılmak için yeterliydi. Pilotun yanına dönüp, "Eğer bu adam uyanır veya kaçmaya yeltenirse sana öyle bir ceza veririm ki pişman olursun, acımam!" dedim. Sesim o kadar sert ve keskin çıkmıştı ki, pilot yutkunarak, "Tamam komutanım," dedi.
Zaman kaybetmeden helikopterin kapısını açıp aşağı atladım. Üzerimdeki terörist kıyafetleri sayesinde düşman hatlarında kamufle olmam çok daha kolay olacaktı. Ne olur ne olmaz, sessiz bir şekilde koşarak çatışmanın olduğu yere yürümeye başladım.
Biraz ilerlediğimde karşıma 15 terörist çıktı. Üstümde terörist kıyafeti olduğu için onları etkisiz hale getirmek hiç zor olmadı. Biraz ileriye doğru gittiğimde Türk askerlerinin siper aldığını gördüm. Ne yakın ne de uzak bir yere, güvenli bir noktaya saklandım.
Tüm teröristleri etkisiz hale getirdikten sonra, siperdeki askerlere dolu dolu yedi şarjör fırlattım. Askerlerden biri beş saniye şarjörleri inceleyip hemen silahına taktı. Benim yönüme doğru geldiğini fark ettiğimde oradan uzaklaşıp diğer askerlere de yardım ettim ve hepsine dolu şarjör fırlatıp kimseye yakalanmadan helikoptere koştum.
Helikoptere geldiğimde pilot beni fark edip yerine geçti. Piç, verdiğim ilacın etkisiyle derin bir uykudaydı. Vakit kaybetmeden telsizime uzandım ve Albay'a haber verdim.
"Kıdemli Üsteğmen Alev Aktürk. Emredin komutanım."
Karşıdan "Evet, dinliyorum asker" sesi gelince konuşmaya başladık:
— “Albayım, 50'ye yakın terörist öldürdüm. Şehit ve yaralı gördüğüme göre yok. Time yedi dolu şarjör verdim. Beni görmediler.”
— “Tamam, aferin asker.”
Albay'ın onay sesini duyunca gözlerimi kapattım ve koltuğa yaslandım. Pilot kalkış yapacağım, izin istiyorum dedi. Ben de izin verildi deyip, karargâha yavaş yavaş yaklaştığımızda beni uyandır dedim. O da tamam komutanım dediğinde yavaş yavaş karanlığa çekildim.
TİM'DEN
Timin durumu ise oldukça gergindi. Tüm tim çok şaşkındı; onlara yardım eden kişinin kim olduğunu merak ediyorlardı. Akıllarında hep aynı sorular vardı: Neden kendini göstermedi? Neden yardım etti? Mühimmatlarının ve silahlarının bittiğini nereden biliyordu? Neden himayemizin birliğini biliyordu? Neden kendini göstermeyip saklandı?
Onun hakkında hiçbir şey bilmiyorlardı. Sadece şarjör fırlatırken bileği açılmış ve hilale benzer bir iz mi, dövme mi, doğum lekesi mi bilmedikleri esrarengiz bir hilal görmüşlerdi.
Tim, tüm teröristlerin öldüğünden emin olup helikopterin beklediği yere yürümeye başladı. Hiçbirinden ses gelmiyordu. Helikoptere bindiklerinde aralarından ilk konuşan Mete oldu:
— Bize kim yardım etmişse Allah ondan razı olsun, yoksa şu an yaşamıyorduk ha!
Mete sözünü bitirince herkes yerine yerleşmişti. Pilot, Ayaz'dan havalanmak için izin istediğinde Ayaz izin verdi ve helikopter havalandı. Sessizliği bu sefer Ömür böldü:
— Bir de şarjör fırlatırken bileğindeki hilali gördüm. Yüzünü de kapatmıştı. Bundan başka hiçbir şey göremedim ama yetenekliymiş.
Timde Ayaz hariç herkes "Ben de gördüm hilali" dedi. Ayaz o sırada o kişinin kim olduğunu düşünüyordu. Bu konuşmadan sonra ortaya derin bir sessizlik çöktü. Hiç kimse konuşmadı.
İki buçuk saat sonra helikopter karargâha indiğinde Ayaz albaya rapor verip odasına gitmiş, Mete ve Murat her zamanki gibi birbirleriyle didişiyorken Ömür de her zamanki gibi yine Ömer'in yanına gidip bir şeyler konuşuyordu. Ömer de arada bir fikrini söyleyip susuyordu. Tam birbirlerinin zıttıydı Ömer; Ömer sessizken Ömür ise konuşkandı.
Bölüm etkileşimi
