10. bölüm / 17
~HAFİ~HAFİ - 9.BÖLÜM
Bölümler 17Şu an: HAFİ - 9.BÖLÜM
- 1 Karakterler112 kelime
- 2 HAFÎ-1 BÖLÜM931 kelime
- 3 HAFÎ -2. BÖLÜM377 kelime
- 4 HAFÎ -3.BÖLÜM726 kelime
- 5 HAFÎ -4. BÖLÜM592 kelime
- 6 HAFÎ-5. BÖLÜM539 kelime
- 7 HAFİ-6.BÖLÜM544 kelime
- 8 HAFÎ - 7.BÖLÜM379 kelime
- 9 HAFÎ-8.BÖLÜM761 kelime
- 10 HAFİ - 9.BÖLÜM402 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 HAFÎ- 10.BÖLÜM226 kelime
- 12 HAFÎ-11. BÖLÜM606 kelime
- 13 HAFÎ -12. BÖLÜM602 kelime
- 14 HAFÎ- 13. BÖLÜM557 kelime
- 15 HAFİ- 14. BÖLÜM544 kelime
- 16 Hafî- 15. BÖLÜM513 kelime
- 17 HAFÎ- 16. BÖLÜM327 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merhaba oy ve yorum yapmayı unutmayın💗
Tören günü, sabah saat 06.00 sularında uyandım. Bugün ne olur ne olmaz diye yine de alarm kurmuştum ama alarm çalmadan on dakika önce kendiliğimden uyanmıştım. Vakit kaybetmeden hazırlanmaya başladım. İlk iş duşa girdim; çıktıktan sonra tören kıyafetlerimi giydim. Saçımı arkadan kusursuz ve sıkı bir topuz yaptım. Motorum dün gelmişti; yola çıkmadan önce tüm araştırma işlemlerini tamamlayıp konumunu iletmiştim.
Kahvaltı yapmamıştım çünkü sabahın erken saatlerinde midem hiçbir şey almıyordu. Sadece su içmek için mutfağa gittiğimde tezgahdaki bulaşıkları fark ettim ve hepsini bulaşık makinasına yerleştirdim . Bir bardak su içtikten sonrada salona geçip oturdum. Törene bir saat kala, program akışını öğrenmek üzere karargâhta olacaktım. Bu düşünceler zihnimde dönerken çalan telefonumla son buldu. Kimin aradığını merak bile etmedim, çünkü teyzemden başka bu saatte arayacak kimsem yoktu. Telefonu açmamla bin tane soruyla karşılaşmam bir oldu; hepsi tek bir soruyla özetlenebilecek şeyleri teyzem teker teker, ayrı ayrı sormuştu. Hepsini sırasıyla yanıtladım.
Telefonu kapattığımda saatin 09.00 olduğunu gördüm ve Ömür'ün beni kahvaltıya çağırdığı aklıma dank etti. Hemen evi kontrol etikten sonra Ömür'ün evine geçtim. Zili çaldıktan birkaç saniye sonra kapı açıldı. Ömür beni karşısında görünce gülümseyip, "Buyurun içeri geçin komutanım," dedi. Ayakkabılarımı çıkartıp içeri adım attım; Ömürde terlik uzatınca teşekkür edip giydim.
O da tamamen hazırlanmıştı ama içeri, mutfağa adım atmamla şaşkınlığım doruğa ulaştı. Çünkü masada dört kişi oturuyordu. Bunlardan biri, daha dün nizamiyenin önünde çarpıştığım o saygısız deve dediğim adamdı! Omuzundaki yıldızlara hızla göz gezdirdiğimde yüzbaşı olduğunu fark ettim. Anında kendimi toparlayıp sert bir tekmil verdim:
— Kıdemli Üsteğmen Alev Aktürk, emredin komutanım!
Bu ani hareketimle kaşları çatıldı ama bakışlarındaki ifade sinirden ziyade derin bir düşünceyi ele veriyordu. Sofradakilerin geri kalanına göz gezdirdiğimde, dünkü nizamiyede karşılaştığım iki asker olduğunu gördüm. Onlar da ben bakar bakmaz ayağa kalkıp sırayla tekmil verdiler:
— Teğmen Mete Çakır, emredin komutanım!
— Teğmen Murat Soner, emredin komutanım!
— Üsteğmen Ömer Taş, emredin komutanım!
Yüzbaşı bana bakarak, " şu an sivildeyiz Alev üsteğmenim, siz de geçin, çayınız soğumasın," dedi. Gösterdiği boş sandalyeye geçip oturdum. Ömür'ün de sofraya katılmasıyla kahvaltı resmen başladı.
Elimi masadaki ekmeğe uzattığım sırada, bileğimdeki doğum lekem aniden açıkta kaldı. Göz ucuyla bunu fark edip hızla bileğimi kapattım. Kahvaltı boyunca masa oldukça sessizdi. Saat 10.30'u gösterdiğinde herkes yavaş yavaş toparlanıp salona geçmeye başladı. Ben de Ömür'e yardım etmek için mutfakta kalıp sofrayı toplamaya koyuldum. Ömür mahcup bir ifadeyle, "Komutanım, geleceklerini söylemeyi unuttum, gerçekten özür dilerim," dedi. Hafifçe başımı sallayıp, "Sorun değil," diyerek konuyu kapattım.
Bölüm etkileşimi
