15. bölüm / 17
~HAFİ~HAFİ- 14. BÖLÜM
Bölümler 17Şu an: HAFİ- 14. BÖLÜM
- 1 Karakterler112 kelime
- 2 HAFÎ-1 BÖLÜM931 kelime
- 3 HAFÎ -2. BÖLÜM377 kelime
- 4 HAFÎ -3.BÖLÜM726 kelime
- 5 HAFÎ -4. BÖLÜM592 kelime
- 6 HAFÎ-5. BÖLÜM539 kelime
- 7 HAFİ-6.BÖLÜM544 kelime
- 8 HAFÎ - 7.BÖLÜM379 kelime
- 9 HAFÎ-8.BÖLÜM761 kelime
- 10 HAFİ - 9.BÖLÜM402 kelime
- 11 HAFÎ- 10.BÖLÜM226 kelime
- 12 HAFÎ-11. BÖLÜM606 kelime
- 13 HAFÎ -12. BÖLÜM602 kelime
- 14 HAFÎ- 13. BÖLÜM557 kelime
- 15 HAFİ- 14. BÖLÜM544 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 Hafî- 15. BÖLÜM513 kelime
- 17 HAFÎ- 16. BÖLÜM327 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merhaba oy ve yorum yapmayı unutmayın 💗
Mola bittiğinde tim anında toparlandı. Herkes yerinde dikleşti; yorgunlukları bir anda silinerek yerini keskin bir odaklanmaya bıraktı. Alev hemen ardından kararlı bir tonla bağırdı:
— Şimdi benimle yakın dövüş yapacaksınız. Sırayla karşıma geleceksiniz!
Bu talimat üzerine tüm tim yerini aldı. Alev, siyah taytı ve koyu yeşil tişörtüyle matın ortasında duruyordu. Dalgalı kahverengi saçları sık bir at kuyruğu ile arkaya toparlanmıştı. Gözleri salondaki herkesi tarıyordu:
— Evet tim! Bugün refleksleri ve yakın dövüş kapasitenizi sınıra kadar zorlayacağız. Sırayla karşımdasınız, pes etmek yok!
İlk rakip Murat’tı. Murat iri yapısına güvenerek hızlı bir hamle yaptı. Ancak Alev onun sağ kolunu ustalıkla boşa çıkarıp kalçasından yakaladığı gibi mata yapıştırdı. Sırt üstü düşerken kahkahayla gülen Murat:
— Komutanım, bu ne hız! diyerek kalktı.
Sıra Mete'ye geldi. Mete çevik olsa da Alev, Mete'nin dengesini bacak arası çelmesiyle bozdu ve saniyeler içinde boynuna hafifçe bir dirsek kilidi yerleştirerek pes ettirdi. Ardından sırasıyla Ömer ve Ömür denedi. Alev her birinde farklı bir yakın dövüş taktiği kullanarak ikisini de sırasıyla alt etmeyi başardı.
Salondakilerin nefes sesleri giderek hızlanırken gözler salonun köşesinde kollarını kavuşturmuş duran, keskin siyah gözleriyle etrafı süzen o adama, Ayaz’a çevrildi. Alev derin bir soluk alarak dikleşti. Çenesini hafifçe yukarı kaldırıp başıyla ona meydan okudu:
— Sıra sizde komutanım.
Ayaz hafifçe tebessüm eder gibi oldu. Siyah saçları alnına dökülürken ağır adımlarla mata yaklaştı. Karşılıklı dövüş pozisyonu aldılar. İlk hamle Ayaz'dan geldi; inanılmaz bir hızla sağ kroşe çıkardı. Alev son anda başını eğerek sıyrıldı. Hemen ardından karnına bir tekme indirmek istese de Ayaz bileğini yakalayarak bu atağı bloke etti.
Dakikalar boyunca salonda sadece postalların sürtünme sesleri ve sert nefesler yankılandı. İkisi de birbirinin zayıf noktasını bulmaya çalışıyor, muazzam bir hızla hamle yapıyor ama hiçbir üstünlük kuramıyordu. İki kusursuz makine gibi birbirlerinin açıklarını anında kapatıyorlardı.
Son bir hamlede Alev, Ayaz'ın dengesini bacağını dolayarak bozmak istedi. Ancak Ayaz ani bir refleksle bunu engellemeye çalışırken ikisinin de dengesi sarsıldı. Alev onu tutmaya çalışırken bir anda kendilerini matın üzerinde buldular. Ortaya çıkan pozisyon son derece tehlikeli ve nefes kesiciydi. Alev altındaydı, Ayaz ise onun hemen üzerinde... Elleri iki yana kilitlenmiş, yüzleri birbirine o kadar yakındı ki aralarındaki mesafe neredeyse yok gibiydi ve nefesleri birbirine karışıyordu.
Ayaz, o koyu siyah gözlerini Alev'in heterokromi gözlerine dikti. Hiç kıpırdamadan, dudaklarını neredeyse oynatmadan yalnızca ikisinin duyabileceği o derin ve fısıltılı sesle konuştu:
— İyi bir konumda değiliz yüzbaşım.
Demesiyle ayağa kalktı. Alev de hemen ondan sonra kalktı. O sırada tim de kendi aralarında fısıldaşarak konuşuyordu:
— Ömür: Ay, ne kadar tatlılar!
— Murat: Birbirlerine de yakışıyorlar.
— Mete: Evet oğlum, Alev komutanın ismiyle Ayaz komutanın lakabı uyumlu lan! Bunlar her şekilde bir yerden uyumlular.
— Ömer: Susun, boş şey yapmayın, ikisi de evli.
— Mete: Hani neredeler? Ayaz komutan senelerdir komutanımız, eşini bir kez bile görmedik. Alev komutan desen, eşi ortalıkta yok.
— Ömür: Eşi de askermiş şu anda görevdeymiş.
— Ömer: Duydunuz işte, susun!
— Murat: Peki sen nereden biliyorsun Ömür?
— Ömür: Yeni birinin bizim kata taşındığını görünce, merak ettim; yemek yapıp götürdüm. Azıcık da sohbet ettik işte.
— Mete: Tamam, tamam... Bize bakıyor ikisi!
“Susun!” demesiyle timin bakışları onlara döndü. İkisi de ter içinde kalmıştı. Matlardan inen Ayaz kol saatine bakıp konuştu:
— Çıkış saati herkes hazırlanıp yemek yediğimiz yere gelsin. Alev, sen de Ömür'le gelirsin.
— Alev: Tamam komutanım.
Bölüm etkileşimi
