13. bölüm / 23
~HAFİ~HAFÎ -12. BÖLÜM
Bölümler 23Şu an: HAFÎ -12. BÖLÜM
- 1 Karakterler112 kelime
- 2 HAFÎ-1 BÖLÜM931 kelime
- 3 HAFÎ -2. BÖLÜM377 kelime
- 4 HAFÎ -3.BÖLÜM726 kelime
- 5 HAFÎ -4. BÖLÜM592 kelime
- 6 HAFÎ-5. BÖLÜM539 kelime
- 7 HAFİ-6.BÖLÜM544 kelime
- 8 HAFÎ - 7.BÖLÜM379 kelime
- 9 HAFÎ-8.BÖLÜM761 kelime
- 10 HAFİ - 9.BÖLÜM402 kelime
- 11 HAFÎ- 10.BÖLÜM226 kelime
- 12 HAFÎ-11. BÖLÜM606 kelime
- 13 HAFÎ -12. BÖLÜM602 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 HAFÎ- 13. BÖLÜM557 kelime
- 15 HAFİ- 14. BÖLÜM544 kelime
- 16 Hafî- 15. BÖLÜM513 kelime
- 17 HAFÎ- 16. BÖLÜM327 kelime
- 18 HAFÎ-17.BÖLÜM474 kelime
- 19 HAFÎ-18.BÖLÜM851 kelime
- 20 ~HAFÎ~19.bölüm577 kelime
- 21 HAFî-Bölüm511 kelime
- 22 22.bölüm195 kelime
- 23 23.bölüm449 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merhaba oy ve yorum yapmayı unutmayın 💗
Komutanın izin emrini vermesiyle birlikte vakit kaybetmeden motoruma doğru yürüdüm. Kaskımı takıp üzerine atladığım gibi doğrudan lojmana sürdüm. Motoru park ettikten sonra binaya doğru adımladım. Ama şansıma bak ki evim yedinci kattaydı... Klostrofobim yüzünden asansöre binemediğim için şansıma bir kez daha söverek merdivenleri tırmanmaya başladım.
Nihayet kan ter içinde kendi dairemin kapısına geldiğim an, hemen yanımdaki asansörün kapısı çınlayarak açıldı. İçeriden Ayaz hariç tek parça halinde bizim tim çıktı. Hepsi beni görünce saygıyla baş selamı verip kendi dairelerine geçtiler. Ben de aynı şekilde başımla selam verip evime girdim.
İçeri adım atmamla birlikte buzdolabının tam takır kuru bakır olduğu gerçeği yüzüme çarptı. Hızlıca duşa girip üzerimi değiştirdim. İnternetten yakındaki ihtiyaçlarımın olduğu marketleri araştırdım. Motorla o kadar poşeti taşıyamayacağım için caddeye çıkıp taksi beklemeye başladım. On dakika sonra yanaşan bir taksiye binip gideceğim marketin ismini söyledim. Yaklaşık on beş dakikalık bir yolculuğun ardından markete varmıştık. Taksimetreyi ödeyip içeri girdim.
Market o kadar büyüktü ki... Hangi akılla üç metrelik reyon yaptılar, gerçekten anlamıyordum. Sanki o en üst raftaki eşyaları alabilecek üç metre boyunda insanlar vardı da biz bilmiyorduk! Alacağım ürünlerden biri tam da o devasa reyonlardan birindeydi. Parmak uçlarımın üzerinde yükselip elimi uzattım; parmaklarım hafifçe değiyordu ama bir türlü kavrayamıyordum.
Tam o sırada arkamdan bir el uzandı, ürünü raftan zahmetsizce alıp bana doğru uzattı. Kim olduğuna bakmak için kafamı çevirdiğimde karşımda Ayaz Komutan’ı buldum. Eşyayı elinden alıp, "Teşekkür ederim," dedim. O da kısaca, "Rica ederim," deyip arkasını döndü ve uzaklaştı.
Ben de kendi kendime söylenmeye başladım:
— Bu reyonu yapanın kafasına edeyim ya... Sanki ülkede üç metre boyunda insan var da buraya koymuşlar!
Galiba ses tonumu ayarlayamayıp biraz fazla yüksek sesle konuşmuştum. Tam yanımdan hafif bir kıkırtı sesi gelince o tarafa döndüm. Komutan henüz çok uzaklaşmamıştı ve gülümsüyordu! Onu görünce utançla elimi anında ağzıma kapattım. Kendi kendime söve söve kasaya doğru ilerledim.
Sıradayken, şahsi iç sesim Razmiye aniden sahneye fırladı. Konuştuğunda genelde saçmaladığı için ona bu saçma ismi ben vermiştim.
— Kız, adam ne yakışıklı ama be! dedi Razmiye.
— Aha, dedim içimden. Ben de diyordum üç gündür nerede bu , başına bir şey mi geldi acaba? diye
— Kız nasıl başıma bir şey gelsin? Ben senin iç sesin değil miyim? Sen benden de salak olmuşsun haberin yok aşko. Üç gündür gelmeme işine gelirsek; seninle daha fazla konuşsaydım kafayı tamamen benimle sıyıracaktın, o yüzden sustum. Yoksa biliyorsun, senin sinirini bozmak benim en büyük keyfim! Tamam mı ?
— Tamam, diye mırıldandım kendi kendime.
Kasiyerin sesiyle aniden kendime geldim:
— Kart mı, nakit mi efendim?
— Kart, dedim hemen.
Ödemeyi yapıp poşetlerle dışarı çıktım. Şansıma hemen boş bir taksi görünce koştura koştura bindim. Üç dört poşet eşya almıştım; yıllardır aldığım askerî eğitimler ve ağırlıklar yüzünden bu poşetler bana kuş gibi hafif geliyordu. Hayattaki tek şansım da sanırım anında taksi bulabilmekti. Lojmanın adresini verdiğimde şoför gaza bastı.
Lojmanın önüne gelince parayı ödeyip indim. İndiğimde yine binaya bakıp şansıma sövdüm:
— Ne olurdu sanki evim birinci ya da ikinci katta olsaydı?!
Ellerimde poşetlerle yedinci katın kapısına zar zor geldiğimde, cebimden anahtarı çıkarıp kapıyı açtım ve içeri geçtim. Ayakkabılarımı çıkarıp elimdekileri mutfak tezgâhına bıraktım ve yerleştirmeye başladım. Yaklaşık yirmi beş dakika sonra her şey dolaplardaki yerini almıştı.
Dolaptan çıkardığım hazır çorbayı hızlıca pişirip içtim. Tezgâhı toparlayıp mutfağı düzenledikten sonra yatak odasına geçip yatağımı kurdum ve içine girdim. Tam gözlerimi kapatmıştım ki Razmiye yine damladı:
— Kızım, marketteki adam gerçekten çok yakışıklıydı ya... İkiniz de birbirinize çok yakışırdınız ha!
— Saçma sapan konuşmayı kes. Yatacağım ben, sus! dedim tersleyerek.
— İyi tamam be, seninle de hiç konuşulmuyor! diyerek söylene söylene sustu.
Ben de birkaç dakika sonra kendimi uykunun ve karanlığın huzurlu kollarına bıraktım.
Bölüm etkileşimi
