~HAFİ~ kitap kapağı

25. bölüm / 27

~HAFİ~

24.bölüm

Yazar: Zeynep

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: 24.bölüm

Koridorun sessizliğini bozan tanıdık bir adım sesi yankılandı. Ömür başını kaldırdığında timin karşısına dikilen yabancı silueti gördü; kadının gözleri korkuyla etrafta gezinirken, kesik ve titrek bir sesle "Alev... Alev'den bir haber var mı?" diye sordu.
​Ömür anında ayağa fırladı, arkasından diğerleri de birer birer kalktı. Karşısındaki kadına diktiği gözlerinde ne bir sabır ne de tolerans vardı. "Buyurun, kimsiniz siz?" diye sordu, buz gibi bir tonla.
​Tam o sırada, o kapı açıldı.
​İçeriden çıkan doktorun üzerine çevrildi tüm bakışlar. Adam derin bir nefes alıp, "Alev Aktürk'ün yakınları," diye seslendi. Teyzesi ve tim anında doktorun etrafını kuşattı. Doktorun yüzündeki ifade, oradakilerin beklediği ve korktuğu her şeyi tek bir bakışla yutmaya yetmişti.
​"İki ay boyunca mutlak surette dinlenmesi gerekiyor. Kurşun kalbinin çok yakınından geçmiş; ameliyat esnasında kalbi iki kez durdu. Şu an risk atlatılmış değil, gözlerini açana kadar yoğun bakımda kalacak. Geçmiş olsun."
​Kelimeler havada asılı kaldı. Doktor hızla uzaklaşırken, birkaç dakika sonra sedyede, yüzüne takılı solunum maskesiyle Alev'in cansız gibi yatan bedenini çıkardılar. Yoğun bakım ünitesine doğru ilerlerken, tim ne yapacağını bilmez bir halde öylece kalakalmıştı. Komutanlarından birinin acı kaybına mı yanmalıydılar, yoksa diğerinin mucizevi bir şekilde hayatta kalışına mı sevinmeliydiler? Zihinleri bu acı paradoksu çözmeyi reddediyordu.
​Ömür'ün dizlerinin bağının çözüldüğünü, o küçük bedeninin bu yükü artık taşıyamayacağını fark eden Ömer, saniyeler içinde kollarını ona doladı. Gözyaşlarını tutmaya çalışan Ömür, başını o geniş omuzlara gömdü ve iki saat boyunca aralıksız ağladı.
​Zamanın durduğu o iki saatin sonunda, Ömür hafifçe geri çekilip titreyen sesiyle, "Teşekkür ederim..." dedi.
​Ömer, onun o şişmiş, acıdan ve gözyaşından görünmez hale gelen yüzüne baktı. Yavaşça sarılışından ayrıldı ama kollarını ondan uzaklaştırmadı. Sesi, içerideki onca gürültünün aksine, kulağının dibinde fısıltı gibi ama bıçak gibi keskin çıkmıştı.
​"Ömür... Lütfen bana teşekkür etme. Şu an bu hastanede, bu cehennemin ortasında duymak istediğim en son şey bu."
​Yutkundu, boğazındaki o düğüm canını yakıyordu; gözleri dolmuştu ama akıtmadı. "Kafayı yordum çünkü... Az önce o cehennemin ortasında seni o kadar korkmuş, o kadar çaresiz gördüğüm an, benim için dünya durdu sandım. O kargaşada sana en ufak bir şey olacak diye seni o halde görmek... o korku beni bitirdi, Ömür. O yüzden bana teşekkür etme. Sadece yanımda kal. Bir daha sakın benden uzaklaşma."
​Ömer'in kelimeleri boğazına dizilirken, Ömür duyduklarının ağırlığı altında ezildi. Daha fazla direnemedi; gözlerinden süzülen son damla yaşla birlikte kollarını yeniden Ömer'in boynuna doladı. Yüzünü onun kan ve barut kokulu gömleğine gömüp, sanki dünyayla olan tüm bağını koparırcasına, bir daha hiç bırakmayacakmış gibi sımsıkı sarıldı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…