Geride kalanlar kitap kapağı

4. bölüm / 39

Geride kalanlar

Küçük hanım

Vaveyla Yazarı: Ömür Kalkan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 39Şu an: Küçük hanım

Cemre Nur Kalkan

İnsanlar neden birbirinin arkasından iş çevirir, birbirinin kuyusunu kazar?

İnsan, dünyaya geldiğinde kötülüğü bilmez. Bir çocuğun gözlerinde kıskançlık, kin ya da ihanet yoktur. O yalnızca sevilmek, anlaşılmak ve ait olmak ister. Peki, zamanla ne değişir de bazı insanlar, başkasının mutluluğundan rahatsız olmaya, onun başarısını küçümsemeye, arkasından konuşmaya ve hatta ona zarar vermeye başlar?

Belki de bunun cevabı, insanın kendi içinde verdiği savaşlarda gizlidir.

Çoğu zaman insanlar başkalarına zarar verdikleri için güçlü değildir; aksine, kendilerini yetersiz hissettikleri için bunu yaparlar. Çünkü kendisiyle barışık olan bir insanın, başkasının ışığını söndürmeye ihtiyacı olmaz. Kendi yolundan emin olan biri, başkasının yoluna taş koymakla zaman kaybetmez. Fakat içinde eksiklik hisseden biri, kendi eksiklerini tamamlamak yerine başkasının sahip olduklarını yok etmeye çalışabilir.

Kıskançlık, çoğu zaman hayranlığın yanlış yön bulmuş hâlidir. İnsan bazen başkasının sahip olduğu mutluluğu, sevgiyi, başarıyı ya da huzuru ister. Ama bunlara ulaşmak için emek vermek yerine, o kişiyi aşağı çekmenin daha kolay olduğunu düşünür. Böylece başkası düşerse kendisinin yükseleceğine inanır. Oysa bu, yalnızca bir yanılsamadır. Çünkü bir başkasını aşağı çekmek, kimseyi gerçekten daha yukarı çıkarmaz.

İnsanların birbirinin arkasından iş çevirmesinin bir başka nedeni de korkudur. Kaybetme korkusu… Değerini yitirme korkusu… Yerini başkasına kaptırma korkusu… Korku büyüdükçe güven azalır. Güven azaldıkça samimiyet yerini şüpheye bırakır. Şüphe ise bazen insanı, hiç yapmayacağını düşündüğü davranışlara sürükler.

Toplum da bu davranışların oluşmasında önemli bir rol oynar. Küçüklüğümüzden beri çoğu zaman karşılaştırılarak büyütülürüz. "Bak, o senden daha başarılı.", "O daha güzel.", "O daha çalışkan." gibi cümleler, farkında olmadan insanları birbirine rakip hâline getirir. Oysa herkesin yolu farklıdır. Ama bunu göremeyen insanlar, hayatı bir yarış olarak yaşamaya başlar. Yarışın olduğu yerde ise bazen dostluk değil, rekabet konuşur.

İhanetin en acı tarafı, çoğu zaman hiç beklemediğimiz insanlardan gelmesidir. Çünkü yabancıların bize zarar vermesi şaşırtmaz. Canımızı yakan, güvendiğimiz insanların bunu yapmasıdır. Birlikte güldüğümüz, sırlarımızı paylaştığımız, iyi günümüzde yanımızda olan birinin arkamızdan konuştuğunu öğrenmek, sadece güvenimizi değil, insanlara bakışımızı da değiştirir.

Ama burada önemli bir soru vardır: Gerçekten bize zarar veren insanlar mı güçlüdür?

Aslında hayır.

Çünkü karakter, kimse bakmıyorken nasıl davrandığınla ölçülür. Bir insanın gerçek yüzü, çıkarı olmadığında ortaya çıkar. Başkasının yokluğunda onun hakkında söyledikleri, sahip olduğu makamdan ya da başarıdan çok daha fazla şey anlatır. İnsan, sözleriyle değil; vicdanıyla değer kazanır.

Birinin kuyusunu kazmak, kısa vadede kazanç gibi görünebilir. Belki o kişi bir süreliğine istediğini elde eder. Fakat güvenini kaybetmiş bir insanın kazandığı hiçbir şey kalıcı değildir. Çünkü insanlar yapılan iyiliği unutabilir ama ihaneti kolay kolay unutmaz. Bir kez kırılan güven, yeniden oluşması en zor duygulardan biridir.

Öte yandan, herkesin hayatında mutlaka kendisi hakkında konuşan, başarısını küçümseyen ya da arkasından iş çeviren insanlar olacaktır. Böyle anlarda insanın ilk isteği karşılık vermektir. Aynı şekilde davranmak, intikam almak ya da onları incitmek... Fakat kötülüğe kötülükle cevap vermek, yalnızca kötülüğü büyütür. İnsan, başkasının karakterini kontrol edemez ama kendi karakterini koruyabilir.

Belki de en büyük başarı, seni aşağı çekmeye çalışan insanların seviyesine inmemektir. Çünkü değer, başkalarını ezerek değil; kendi duruşunu bozmadan yürüyebilmektir. Hayat uzun bir yolculuktur ve bu yolculukta herkes yaptığı seçimlerin izini taşır. Kimisi arkasında güven bırakır, kimisi kırgınlık... Kimisi dostluk bırakır, kimisi pişmanlık...

Sonunda insanlar söyledikleri sözlerle değil, başkalarının hayatında bıraktıkları izlerle hatırlanırlar. Bir insanın arkasından kuyu kazanlar belki bir süre kazanmış gibi görünür. Ama zaman, en adil aynadır. Er ya da geç herkes, ektiğini biçer.

Bu yüzden belki de asıl mesele, insanların neden kötülük yaptığı değil; bütün kötülüklere rağmen insanın neden iyi kalmayı seçtiğidir. Çünkü iyilik bazen daha zor bir yoldur. Fakat insanın geceleri başını yastığa huzurla koymasını sağlayan da tam olarak budur.

Ve belki de hayatın en sessiz gerçeği şudur: Başkası için kazdığın her kuyu, aslında önce kendi vicdanında açılır. İnsan, en büyük zararı çoğu zaman karşısındakine değil, kendi karakterine verir.

🧭

Garson masaya iki fincan kahveyi bıraktığında masanın üzerinde kısa süreli bir sessizlik hâkim oldu.

Kafenin camlarından içeri süzülen akşam güneşi, denizin üzerinde altın sarısı bir yol oluşturuyordu. Dalgaların kıyıya vururken çıkardığı ritmik ses, fonda çalan hafif piyano melodisine karışıyor; içeride huzurlu ama bir o kadar da tedirgin edici bir atmosfer oluşturuyordu.

Elimdeki not defterini yavaşça açtım.

Kalemimin ucunu sayfanın üzerine dokundururken derin bir nefes aldım.

Karşımda oturan adam sıradan biri değildi.

Türkiye'nin en korkulan mafya liderlerinden biri...

Çakır Karadağ.

Dışarıdan bakıldığında sakin görünüyordu. Siyah gömleğinin kollarını dirseklerine kadar sıvamıştı. Parmaklarındaki ince damarlar belirginleşiyor, masasının üzerine bıraktığı elleri yılların verdiği sertliği taşıyordu. Gözleri ise...

O gözlerde garip bir yorgunluk vardı.

Sanki yıllardır hiç huzurlu uyuyamamış bir insanın bakışlarıydı.

Başımı kaldırıp hafifçe gülümsedim.

"Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim."

Çakır kahvesinden küçük bir yudum aldı.

"Ben teşekkür edilmesini seven biri değilim."

Ses tonu sakindi.

Ne yüksek...

Ne alçak...

İnsanın içine işleyen bir soğukluğu vardı.

Not defterime birkaç satır karaladım.

"Peki insanlar sizi neden bu kadar korkutucu biri olarak görüyor?"

Çakır hafifçe arkasına yaslandı.

Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir tebessüm oluştu.

"İnsanlar bilmedikleri şeylerden korkar."

"Ya sizi tanıyanlar?"

Bu kez gözlerini doğrudan bana çevirdi.

Bakışları, sanki zihnimin en karanlık köşelerini bile okuyabilecek kadar keskindi.

"Beni tanıyanlar korkmaz."

Kısa bir sessizlik oldu.

"Çünkü onlar çoktan korkmayı öğrenmiştir."

İstemsizce boğazım düğümlendi.

Bu adamın her cümlesi, söylediğinden çok söylemediği şeyleri anlatıyordu.

Tam yeni soruma geçecekken masanın üzerinde duran telefon titreşmeye başladı.

Çakır'ın yüzündeki ifade bir anda değişti.

Ekrana yalnızca birkaç saniye baktı.

Kaşları neredeyse fark edilmeyecek kadar çatıldı.

Telefonu eline aldı.

"Buna cevap vermem gerekiyor."

Sakin bir tavırla ayağa kalktı.

"İzninizle."

Ben de gülümseyerek başımı salladım.

"Elbette."

Onun ağır adımlarla kafenin arka tarafına doğru yürüyüşünü izledim.

Kapı kapanınca derin bir nefes verdim.

İçimdeki ajan...

Gazeteci kimliğimden çok daha güçlü konuşuyordu.

"Git."

"Bu fırsatı kaçırırsan bir daha eline geçmeyebilir."

Ama ya yakalanırsam?

Hayır...

Yakalanmayacaktım.

Çantamı omzuma aldım.

Garsona dönüp hafifçe gülümsedim.

"Tuvaleti kullanabilir miyim?"

Garson eliyle koridoru gösterdi.

Koridor loştu.

Sarı ışıklar duvarlara vuruyor, denizden gelen nemli hava taş duvarların arasında dolaşıyordu.

Adımlarımı mümkün olduğunca sessiz atıyordum.

Kalbim...

Göğüs kafesimi kıracak kadar hızlı atıyordu.

Koridorun sonuna yaklaştığımda Çakır'ın sesi duyuldu.

"...Hayır."

Ses tonu artık masadaki kadar yumuşak değildi.

Soğuktu.

Keskin...

Emir verir gibiydi.

"Kimse yerini değiştirmeyecek."

Kısa bir sessizlik oldu.

"Nefes almaya devam etsin."

Karşı taraftan gelen sesi duyamıyordum.

Sadece Çakır'ın söyledikleri kulağıma ulaşıyordu.

"Henüz zamanı gelmedi."

İçim ürperdi.

Kimden bahsediyordu?

Kimi bekletiyordu?

Bir adım daha attım.

Tam konuşmaları biraz daha net duyabileceğim sırada ayağımın altındaki küçük taş çıtırdadı.

Çıt...

O küçücük ses bana saatler kadar uzun geldi.

Telefonun diğer ucundaki konuşma kesildi.

Koridorda ölüm sessizliği oluştu.

Nefesimi tuttum.

Arkamı dönüp kaçmayı düşündüm.

Ama çok geçti.

Ağır adımlar...

Yavaş...

Kararlı...

Bana doğru yaklaşıyordu.

Gölgeler duvarda uzamaya başladı.

Sonunda siyah ayakkabılar gözlerimin önünde durdu.

Başımı yavaşça kaldırdım.

Çakır Karadağ...

Hiçbir şey söylemeden bana bakıyordu.

Gözlerinde öfke yoktu.

Ama o sessizlik...

Bağırmaktan daha korkutucuydu.

Birkaç saniye boyunca gözlerimizi birbirimizden ayıramadık.

Kalbim deli gibi atıyordu.

Burnuma yine o tanıdık menekşe kokusu yayıldı.

Çakır'ın bakışları bir anlığına değişti.

Sanki o koku, zihninin derinliklerinde yıllardır kilitli duran bir anıyı uyandırmıştı.

Nefesi neredeyse fark edilmeyecek kadar yavaşladı.

Ama yalnızca bir anlığına...

Sonra yeniden eski ifadesine döndü.

Yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

Bana doğru hafifçe eğildi.

Sesi fısıltı kadar alçaktı.

"İnsanları dinlemek..."

Bir saniye durdu.

Gözlerini gözlerimden hiç ayırmadı.

"...iyi bir alışkanlık değildir, küçük hanım."

Yutkundum.

Korktuğumu belli etmemeliydim.

Dudaklarımın kenarında küçük bir tebessüm oluşturdum.

"Gazeteciler biraz meraklı olur."

Çakır hafifçe başını eğdi.

Gözlerinin içindeki o gizemli ifade yeniden belirdi.

"Merak..."

Kısa bir nefes aldı.

"...insanı bazen gerçeğe ulaştırır."

Bir adım daha yaklaştı.

"Çoğu zaman ise mezara."

Sözlerini bitirdikten sonra omzumun hizasından geçip yürümeye devam etti.

Arkasında yalnızca ağır adımlarını...

Ve havaya sinmiş o hafif menekşe kokusunu bıraktı.

Ben ise olduğum yerde donup kalmıştım.

İlk kez bir görevin, sandığımdan çok daha tehlikeli olduğunu hissediyordum.

Ve ilk kez ölüm daha çekici gelmeye başlamıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

51okunma 20beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18