7. bölüm / 25
Diğer Yarım : Görünmeyen KaderBölüm 7 : Bayılma ve Çarpıntı
Bölümler 25Şu an: Bölüm 7 : Bayılma ve Çarpıntı
- 1 Bölüm 1: Zoe'nin Hisleri678 kelime
- 2 Bölüm 2: Romantik Anlar496 kelime
- 3 Bölüm 3: Derin Duygular231 kelime
- 4 Bölüm 4: Tesadüf407 kelime
- 5 Bölüm 5: Yeni Öğrenci297 kelime
- 6 Bölüm 6: Kıskançlık466 kelime
- 7 Bölüm 7 : Bayılma ve Çarpıntı934 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 Bölüm 8: Sevgi Tohumları ve Taburculuk877 kelime
- 9 Bölüm 9 : Renkli Hayat Gerekçeleri1.631 kelime
- 10 Bölüm 10: Gizemin İki Yüzü2.201 kelime
- 11 Bölüm 11: Acının İki Yüzü2.309 kelime
- 12 Bölüm 12: Sırların Sessizlik Fırtınası1.677 kelime
- 13 Bölüm 13: Özgürlük Kapıları2.216 kelime
- 14 Bölüm 14: Ruhların Derin Haykırışları2.367 kelime
- 15 Bölüm 15: Aynanın Kırık Yansımaları1.951 kelime
- 16 Bölüm 16: Araştırma Kalıntıları ve Huzurun Melodisi2.623 kelime
- 17 Bölüm 17: Sessizliğin Çığlığı2.394 kelime
- 18 Bölüm 18 : Geçmişin Hayaleti837 kelime
- 19 Bölüm 19: Gerginliğin Gri Tonu ve Anıların Ruhu1.701 kelime
- 20 Bölüm 20: Adalet Kılıcı ve Huzur Katili1.980 kelime
- 21 21. Bölüm: Adaletin Merhametli Yüreği ve Acının Buruk Kalemi1.353 kelime
- 22 Bölüm 22: Acının Adaleti942 kelime
- 23 23. Bölüm: Adalet Korkularının Kabusu871 kelime
- 24 Bölüm 24: Gizem Yağmuru875 kelime
- 25 25. Bölüm: Karanlığın Ucundaki Fener1.510 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah gözlerimi açtığımda ilk bir beynim döndü gibi oldu. Doğru ya !Leo ile buluşacaktım. Tanrı sanki bize yardım ediyor ve beni ona doğru çekiyordu. Yataktan kalkıp giyinme dolabıma ilerledim. Bugün okul kıyafeti giyecektim.
Kızların okul üniforması siyah pileli etek, beyaz gömlek, siyah düz kravat ve okulun armasının bulunduğu bir kolej ceketi , erkeklerin ise siyah pantolon , beyaz gömlek ve okulun arması olan kolej ceketi.
Abimin hukuk fakültesinde dersi erkenden olduğu için evden beş gibi çıkmıştı. Bende annem ve babam da işte olduğu için sabah yalnız çıkıyordum. Tabii ki yine beş dakika kala uyanmıştım.
Telefonum çaldığında komodinin üzerindeki telefonu aldım ve elimle kaydırarak aramayı açtım . “Alo! Kanka yine geç kalacağız, Max Hoca bu sefer disipline gönderecek. Hızlı ol!” dediğinde haklı buldum. Hoca geçen geç kaldığımızda ‘Bir daha dersime geç kalırsanız bu sefer disipline gönderirim.’ Demişti. Ona göre dersi önemliydi ama dersi sıkıcı. “Tamam kanka , hemen çıkıyorum!” dedim ve kapattım.
Okul üniformamı düzeltip hazır olan çantamı alarak merdivenlerden koşarak indim. Acelem olduğu için odamın kapısının açık kalmasını umursamadım. Dış kapıyı açıp aceleyle kapıyı kapatarak kankama yetişmeyi başarmıştım. “Sonunda gelebildin kanka!” dedi Linda.
Okula vardığımızda hoca henüz gelmemişti. Kapıyı açtığımızda herkes konuşuyor sınıf başkanı ise uyarmayarak onlarla konuşuyordu. Bu sınıfta hayatta kaldığım için seviniyorum. Sırama oturduğumda Leo bana göz kırptı.
Yakışıklın gelmiş! Diyen haylaz iç sesimi dinlememeye çalıştım. Ders fizikti. Hoca en sonunda kapıdan içeriye girdiğinde öğretmen masasına ilerledi ve yerine oturdu. Yoklama almaya başladığında herkesin adını söyledi ve yoklama bitti. Herkes yine tamdı. Mark henüz yeni liste geldiğinde geçecekti. Müdür yoğun olduğundan yapamamıştı.
Hoca ders anlatırken sesi ninni gibi geliyordu. Sırama yaslı olan koluma başımı koydum ve dinlemeye çalıştım. Bugün biraz kötü hissediyordum. Hoca ders anlatırken bilincimin kaymaya başladığını hayal meyal hatırlıyorum , gözlerimin önüne siyah noktalar geldiğinde direnemedim ve bilincim kaydı. En son hatırladığım hoca ve Leo’nun bana iyi olup olmadığını sormasıydı.
Leo’dan :
“Zoe! Zoe ! Beni duyuyor musun ?” Uyanmıyor, ben niye garip endişe duyuyordum. “Hocam uyanmıyor. Müdüre haber verip hastaneye gitsek olur mu?” dedim Zoe için endişelenirken.
“Zaten ambulansı aradık. Senin burada kalman iyi olur. Müdüre gidiyorum , sınıftaki öğrencilerden konuşanı ve ayakta olanı yaz. Ben haber verip sınıfa geleceğim.” Dediğinde sınıf sessizliğini korumaya devam etti.
İçimde garip his doğmuştu , niye ona bir şey olmasından korkuyor ve korumak istiyorum? Onu delicesine kıskanıyor ve öpmek istiyorum, koklamak ve sarılmak. Şu an onu bir koluma almış bir vaziyette duruyor ve bırakmıyorum.
Alnına elimi yasladığımda sıcaklığı karşısında şaşkına döndüm. Alnı yanıyordu ve sabah yüzü sararmıştı. Linda arka sıradan kalkıp yanımıza geldi ve nabzını kontrol etti. Kolundaki nabız yerinden elini çekti ve konuştu.
“Nabızı zayıf, acele etmeliyiz.” Dedi soğukkanlılığını korumaya çalışırken. Hoca sınıfa girdi ve konuştu. “ Müdür izin verdi , ben ambulansı arıyorum.” Dedi ve telefonunu açıp ambulansın numarasını tuşladı.
“Alo, buraya ambulans istiyoruz. Bir öğrencim bayıldı ve neden bayıldığını bilmiyorum. Adres Dwenn Sokak , No 32 , 19. Yüz Caddesi...” dedi ve karşıdaki cevap verdi. Hoca telefonu kapattı ve yüzünü bana döndü.
“Ambulans geliyor , ne durumda olduğunu biliyor musunuz çocuklar?” diye sordu ve cevap beklediğini belli ederek yüzümüze baktı. Linda konuşmaya başladı. “Nabzına baktım hocam , nabızı zayıf ve nefes almaya devam ediyor.” Dedi ve sustu.
Linda da arkadaşı için üzülüyor . Mantığını ortaya çıkarıyor ama aslında üzülüyor. Ambulansı bekledik ve gelene kadar sınıftan çıt çıkmadı.
15 dk sonra:
Ambulans sonunda geldi ve Zoe’yi aldılar. Ambulansa bindim ve sandalyeye oturdum. Zoe ‘ ye bir şey olursa dayanamam. O benim arkadaşım (yedik sanki)
İlkyardım ekibi damar yolu açıp serum taktı. Kardiyer cihazına bağladı. Sonra nabzını ve tansiyonunu yanındaki kağıda not aldı. Ambulans hastaneye geldiğinde sedye ile beraber indirdiler.
Görevliler doktorlara bilgi veriyordu ama benim aklım Zoe’de. İlk dersteki hali gözümün önünden gitmiyor. Koridorda bekliyorduk ve doktor dışarı çıktı ve maskesini indirip konuştu.
“Kalp masajı yaparak durumu düzelttik. Normal odaya alacağız. Durumu iyi. Tek tek olmak koşuluyla hastanın yanına geçebilirsiniz. Geçmiş olsun.” Dedi ve hastane yatağının üstünde bir melek gibi duran kişi çıktı, Zoe. Tanrıya şükür ki iyiydi.
Yarım Saat Sonra:
Gözlerimi açtığımda beyaz bir tavan beni karşıladı. Öldüm mü ben? Ne oluyor ? Elimde bir sıcaklık hissettiğimde kafamı biraz kaldırıp yan tarafıma baktım. Leo, elimi tutmuştu.
O ELİMİ TUTUYOR! Heyecandan aniden kalbim hızlanmaya başladı. Çok hızlı atıyor ve hiç durmuyor. Zaten durursa ölürüm. Monitör cihazının biip demesiyle korkuyla makineye baktım. Tanrım, neler oluyordu? Niye monitör cihazı takılıydı.
Leo, endişeli bir şekilde sandalyeden zıpladı ve cihazın sesini duyunca elini elimden ayırıp bana baktı. “İyi misin? Solgun görünüyorsun. Beni endişelendiriyorsun?” dedi ve endişeyle bana baktı. Bakışlarında bir endişeyle karışık sevgi vardı.
Niye böyle bakıyordu? O beni sadece arkadaşı olarak görmüyor muydu? Ben böyle düşünürken odanın kapısı açıldı ve annem ile babam içeri girdi. “Kızım, beni korkuttun! İyi misin tatlım?” dedi annem beni uyanık gördüğünde. Babam beni görünce gözlerindeki telaşın yerini huzur ve merhamet kapladı.
Annem ile babamda bir gariplik vardı. Gözlerini arada kaçırıyorlar ve telaşlarını hissediyordum. Gerginliği dağıtmak adına konuşmaya karar verdim. “Anne, doktor bir şey söyledi mi? Niye bayılmışım?”
Annem kısa bir gerginlikten sonra konuştu ama sesi titriyor. “Sadece açlıktanmış kızım.” Derken sesi hiç iyi gelmiyordu. Annemin dediği aklıma yatmasa da onu onaylayarak başımı salladım.
“Biraz hava almaya çıkmak ister misin ?” Dedi Leo gerginliği fark edince. Sanki beni bu gerginlikten korumak istiyordu. “Olur, hava alalım.” Dedim orman yeşili gözlerine bakarken. Gözleri ağaçların arasında kaybolmuşumda çıkış arıyormuşum ama ormanda kaybolmak istiyorum hissi yaratıyordu.
Derken dışarıdan bir ses geldi. “SENİ SEVMİYORUM KADIN!BURADA ANLAŞILMAYACAK BİRŞEY YOK.” Dedi erkek sesli biri. Tam o sırada açık kapımdan görünen koyu saçlı birini gördüm. Sedye ile götürülüyor. “Acil kan lazım! Hasta adı Henry Washington, nabız düşüyor. Dediğinde kalbim tanıdıklık hissiyle çarptı.
“Ailesinin kanları uyuşmuyor. Acil DNA testi lazım.” Dedi doktor ve ya asistan.
FINALE AZ KALDI!
NASIL?
Bölüm etkileşimi
