19. bölüm / 25
Diğer Yarım : Görünmeyen KaderBölüm 19: Gerginliğin Gri Tonu ve Anıların Ruhu
Bölümler 25Şu an: Bölüm 19: Gerginliğin Gri Tonu ve Anıların Ruhu
- 1 Bölüm 1: Zoe'nin Hisleri678 kelime
- 2 Bölüm 2: Romantik Anlar496 kelime
- 3 Bölüm 3: Derin Duygular231 kelime
- 4 Bölüm 4: Tesadüf407 kelime
- 5 Bölüm 5: Yeni Öğrenci297 kelime
- 6 Bölüm 6: Kıskançlık466 kelime
- 7 Bölüm 7 : Bayılma ve Çarpıntı934 kelime
- 8 Bölüm 8: Sevgi Tohumları ve Taburculuk877 kelime
- 9 Bölüm 9 : Renkli Hayat Gerekçeleri1.631 kelime
- 10 Bölüm 10: Gizemin İki Yüzü2.201 kelime
- 11 Bölüm 11: Acının İki Yüzü2.309 kelime
- 12 Bölüm 12: Sırların Sessizlik Fırtınası1.677 kelime
- 13 Bölüm 13: Özgürlük Kapıları2.216 kelime
- 14 Bölüm 14: Ruhların Derin Haykırışları2.367 kelime
- 15 Bölüm 15: Aynanın Kırık Yansımaları1.951 kelime
- 16 Bölüm 16: Araştırma Kalıntıları ve Huzurun Melodisi2.623 kelime
- 17 Bölüm 17: Sessizliğin Çığlığı2.394 kelime
- 18 Bölüm 18 : Geçmişin Hayaleti837 kelime
- 19 Bölüm 19: Gerginliğin Gri Tonu ve Anıların Ruhu1.701 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 Bölüm 20: Adalet Kılıcı ve Huzur Katili1.980 kelime
- 21 21. Bölüm: Adaletin Merhametli Yüreği ve Acının Buruk Kalemi1.353 kelime
- 22 Bölüm 22: Acının Adaleti942 kelime
- 23 23. Bölüm: Adalet Korkularının Kabusu871 kelime
- 24 Bölüm 24: Gizem Yağmuru875 kelime
- 25 25. Bölüm: Karanlığın Ucundaki Fener1.510 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Zoe’den:
Okulun yorucu anları zihnimde ters bir etki bırakırken çalışma sandalyemde dik oturuyorum. Zil sesi, sessizlikte yankılandığında ürperiyorum. ‘Abim mi geldi?’ sorusu zihnimde yakıcı etki bırakıyor.
Sandalyeden zorlukla kalkıp merdivenlere ilerliyorum ve adımlarım boşlukta yankılanıyor. Yorgunluk gözlerimden akarken zorlukla gözlerimi aralıyorum.
Beyaz gri kapıya yaklaştığımda nefesim düzeninden çıkıyor. Kapıyı açıp bakıyorum. ‘Abim değil ama kırmızı kutu da ne?’ Dedi meraklı iç sesim.
Kırmızı kutuyu elime alıp şüphemi geride bırakıyorum. Kapıyı bir elimle kapatıp geniş salona ilerliyorum. Kutuyu mermer zeminli beyaz sehpanın üstüne bırakıyorum. Elimin titremesi kötü şansı çağrıştırıyor. ‘Sakin ol, o değildir.’ Diyorum içimden.
Kutunun beyaz kurdelesini çözüp kapağını açıyorum. Kırmızı renk parfüm, salonun beyaz renklerine zıt geliyor. Cam olduğu belli olan parfümü elime alıp inceliyorum. Arkasındaki yazı dikkatimi çekiyor. “Her şeyi biliyorum, meleğim.”
Korku, zihnimdeki etkisini belli ederken gözlerimi kapatıyorum. ‘Hayır, o olamaz! Bu zamanı beklemiş olamaz. Her şeyi bilmiyordur, biliyorsa bunu ona ödeteceğim.’ Dedim kendimi telkin ederek.
Linda’dan:
Özgürlük, ruhuma nefes aldırırken kötü anılar sis perdesinin arkasında kalıyor. ‘Bir günlük izin istiyorum, lütfen.’ Dedim içimden ağlarken.
Telefonun çalma sesi zihnimde yankı bırakırken beyaz ışığa karşı gülümsedim. “Kendinize iyi bakın, ben bu dünyadan artık ayrılıyorum. Görüşürüz, gri dünya.” Dedim fısıltıyla.
Gözlerimi kapatıp karanlığa teslim oluyorum. Farın beyaz ışığı, acı bir gülümsemeye dönüşüyor. Ruhum savrulurken bedenim yere yığılıyor. ‘Özür dilerim, yol arkadaşlarım.’ Dedim gözlerim dolarken.
“Hey! İyi misin?” dedi sesi belirsiz biri. Korna sesleri kulağımda uğultuya neden oluyor. “Ambulans istiyoruz.” Dedi ince kadın sesi.
Sesler boğuklaşırken ruhum bana gülümsüyor. Duyduğum sesler, fısıltılara dönüşüyor. Gözümden akan yaş, acıyı dışa vuruyor. “Senden hoşlanıyorum, Mark.” Dedim fısıltıyla.
Henry’den:
Ruhumun fırtınası kara bulutlara hükmederken zihnim tehlikeyi gözlemliyor. Ellie, koyu kahverengi harelerini gözlerime çeviriyor. “Nasılsın? Ağrın var mı?” dedim endişeyle. Hüzünü, neşenin kahverengi tonuna bürünüyor.
“İyiyim, endişelenmene gerek yok.” Dedi kıkırdayarak. Yanakları, kırmızının en koyu tonuna dönüşüyor. Parıldayan gözleri, gözlerimde takılı kalıyor. “Seni korumak benim görevim, nar çiçeğim.” Dedim gözlerinin derinine bakarken.
Senin saç teline gelen her zarar için dünyayı yakarım, nar çiçeğim. Senden hoşlanıyorum ama seni korumak için uzak durmalıyım, nar çiçeğim.
Ellie’ den:
Mutluluğu, yüzündeki ışıltıyı arttırıyor. “Seni korumak benim görevim, nar çiceğim.” Dedi tok ve çekici sesiyle. ‘Sen zaten bunu yapıyorsun, buz prensim.’ Dedim içimden geçirerek. Sessizlik, görünmez iple bizi birbirimize çekiyor. Yanaklarım bakışmamızın etkisiyle nar rengine dönüyor.
“Çok tatlısın, bunu biliyor musun nar çiçeği?” dedi çekici sesiyle. Sıcak nefesi, dudaklarıma çarparken zihnimdeki ışıklar yanmaya başlıyor. “Biliyorum, buz prensim.” Dedim kekelememeye çalışırken.
Sesimdeki titreyen ton, böğürtlen rengi dudaklarının kenara kıvrılmasına neden oluyor. Sandalyede pozisyonunu düzeltirken hipnoz olmuş gibi onu izlemeye devam ediyorum.
Dudakları, kulağıma yaklaşıyor ve nefesi kulağıma çarpıyor. “Sen benim karanlık yoldaki ışığımsın, nar çiçeğim.” Dedi fısıltıyla. Kalbim güm güm atarken hızlanmaya devam ediyor.
Utanç, ruhumu sararken başımı eğiyorum ama Henry’nin eli buna engel oluyor. “Başını eğme, güzelliğinden mahrum kalmak istemiyorum nar çiçeğim.” Dediğinde sesim kelebeğin ruhuna dönüşüyor.
“Beni güzel mi buluyorsun, buz prensim?” dedim şaşkınlıkla. Zihnimdeki gizli anıların gri kapısı açılıyor. Kapı aralık kalırken merakla içeriye giriyorum.
*Flashback:*
“Hey! Buradayım buz prensim!” dedi küçük kız neşeyle. Küçük çocuk, merakla karışık endişeyle kıza baktı. “Düşeceksin nar çiçeği. Senin gibi narin bir ruha zarar gelmesini istemiyorum.” Dedi endişeyle.
Küçük kız, ağacın kalın dalından tuttu ve tatlı bir kıkırdama dudaklarından döküldü. “İnmeyeceğim, sen benimle arkadaş olana kadar buradayım!” Dedi kız inatla. Kollarını birbirine doladı ve suratını astı.
Küçük çocuk, endişeyle koyu kumral saçlarını geriye attı. Kızın inadı onu fazlasıyla zorlarken pes etti ve koyu kahverengi ağaca ilerledi.
“Tamam! Pes ediyorum, sen kazandın nar çiçeği.” Dedi ve soluklandı. Küçük kız, ağaçtan inmeye çalıştı ama dizleri toprağa çarptı. Kanayan yaranın derinliği yoktu, peki ruhun yarası derin olur muydu? Bunu bilmiyordu küçük kız.
Kız, düşse de ağlamadı ve içinden kendini telkin etti. ‘Sen güçlüsün, kızım. Her engeli aşabilirsin.’ diyen annesinin sesi zihninde yankılandı.
Küçük çocuk, rüzgârda savrulan saçını umursamadan kıza doğru koştu. “İyi misin nar çiçeğim? Ben sana demiştim düşeceksin diye!” dedi endişeyle karışık sinirle. Küçük kız, küçük çocuğun gözlerine bakakaldı. Bakışmalar kahkaha sesleriyle kesildi.
İlerideki parkın bankına oturmuş üçlü kız grubu, çekirdek çitlemeye devam etti. Küçük kız içinden ‘Keşke anı bölmeselerdi, bakışları benim cennetim.’ Dedi isyan ederek.
Küçük çocuk, küçük kızın elini kavradı ve olabildiğince kuvvetle yukarı çekti. Küçük kız, küçük çocuğun gücüne hayranlık parıltısıyla baktı. “Senin kahramanın olmak çok iyi hissettiriyor, nar çiçeğim.” Dedi çocuk kıkırdarken.
Küçük kız, serçe parmakları kenetleyip baş parmakları birleştirdi. “Bundan sonra arkadaşız, söz!” dediler ve yağmur damlaları düşmeye başladı.
*Flashback sonu*
Zoe’den:
Ruhum, anın gerçekliğini sorguluyor. Telefonumun sesi uğultu gibi geliyor. Adımlarım boşlukta yankılanırken odamın beyaz kapısından içeri girip hızlıca yatağa ilerliyorum.
Yatağa uzanıp telefonumu cebimden çıkarıyorum ve arayanın Linda olması beni gülümsetiyor. ‘Hayır, bir şey oldu kesin!’ diyor telaşlı yanım. Huzursuzluk kendini belli ediyor ama anlam veremiyorum.
Telefonu açıyorum ve hoparlöre alıyorum. “Alo, Linda!” diyorum nefes sesi gelince. “Merhaba, arkadaşınız trafik kazası yaptı.” Dedi kadının ince sesi. “O, iyi mi?” dedim sesim titrerken. “Yoğun bakımda, üzgünüm.” Dedi kadın. Nefesim kesiliyor ve boğazımı biri sıkıyor gibi, göz yaşlarımı serbest bırakıp telefonu kapatıyorum.
“Yoğun bakımda, üzgünüm.” Sesi zihnimde yankılanıyor. “Hayır! Linda seni kaybedemem, lütfen uyan.” Dedim haykırarak. Sesler uğulduyor ve başım dönüyor.
Göz yaşlarımın arasından abimin görüntüsünü seçiyorum. “Abi, trafik kazası dediler. Linda dediler, bu olamaz değil mi?” dedim titreme bedenimi sararken. Başımın dönmesi artarken yatakta dikleşip yatağın koyu trabzanına tutunuyorum.
Abim hızla yanıma gelip yatağa oturuyor ve sıcak kolları arasına alıyor. “Ben buradayım, bücür.” Dedi sakinleştirici sesiyle. Güven, zihnimde bir sarmaşık gibi dolanıyor. “Arkadaşın çok güçlü, o kurtulacak.” Dedi kalın ve yatıştırıcı sesiyle.
Gülümseyip sağ eliyle saçımı karıştırıyor. “Abi!” dedim haylazlıkla karışık sinirle. Kahkaha atıp saçımı düzeltiyor. “Hadi gel, yemek yiyelim. Senin için spagetti yaptım, bücür.” Dedi elimden çekiştirerek.
“Abi, çekiştirip durma! Ceket alıp geleceğim.” Dedim beni çekiştirirken. Elimi bırakıyor ve kapıdan bana gülümsüyor. “Tamam, bücür sofrayı hazırlayacağım sen gelene kadar.” Dedi ve kapıyı açık bırakıp gidiyor.
Mavi ceketimi alıp yeşil bluzumu ve mavi eşofmanımı düzeltiyorum. Ceketi üzerime giyip telefonumu alarak aşağı iniyorum. Müzik sesi, huzurlu bir melodiye benziyor.
Makarnanın kokusu burnuma doluyor ve heyecanla aşağı iniyorum. Masanın beyaz lale işlemeli örtüsünün üzerinde iki tane beyaz tabak ve makarnalar harika görünüyor. Çatal ve kaşığın altında mavi peçeteler geniş üçgen biçiminde duruyor.
“Harika görünüyor, abi!” dedim neşeyle. Gri yastıklı sandalyeyi çekip oturuyorum. Abim de karşımdaki sandalyeye geçip bana göz kırpıyor. “Başlayalım bücür!” diyor heyecanla ve çatalı elime alıp başlıyorum. Limonatamdan bir yudum alıp yemeğimi yutuyorum.
“Nasılsın, bücür?” Diye kocaman gülümsemesiyle soruyor. Bakışlarındaki ifade sevginin en bilindik tonu sanki. Gülümsüyorum ve çatalı peçetenin üstüne bırakıyorum.
“Kötüyüm abi, her şey üst üste geliyor. Leo meselesi, arkadaşlarımın canının tehlikede olması, kurallarını bilmediğimiz sırlarla dolu bir oyun... Ben de dinlenmek istiyorum artık.” Dedim kelimeleri durduramazken.
“Kimse sana ve arkadaşlarına zarar veremez. Bu oyunda senin koruyucun olacağım, canım kardeşim. Yükünü benimle paylaşabilirsin.” Dedi sakinleştirici sesiyle.
Henry’den:
Bal peteği saçları ışığın güzelliğini yansıtıyor. Gözlerinin ışıltısı zihnimi aydınlatırken anılar zihnimize akın ediyor. Kapının çalmasıyla Ellie ile ellerimizi ayırıyoruz. “Kardeşim ve babam geldi sanırım.” Dedi Ellie heyecanla.
Kapı açılıyor ve iki kişi içeri giriyor. Yüzlerindeki endişe zihinlerine ulaşırken sarı saçlı ve kısa boylu erkek içeriye bakınıyor. “Baba! Hoşgeldin.” Dedi neşeyle Ellie. Yüzündeki gülümseme kalbimi ısıtırken gözleri bakışlarıma takılıyor.
“Hoş buldum ay kızım, kardeşin de senin için endişelendi. Seni özledik kızım.” Dedi adam gülümserken. Yaşlı adamın bakışları beni buluyor ve kaşlarını çatarak bakıyor. “Arkadaşın mı kızım?” diyor şüpheyle.
Nar çiçeğimin yanakları al rengine bürünüyor, çok tatlı görünüyor. “Evet, baba.” Diyor ve nefes alıyor. “Henry, babam.” Diyor göstererek. “Memnun oldum.” Dedim ve gülümsüyorum.
“Baba, arkadaşım Henry.” Dediğinde içimden biri konuşuyor. ‘Sen ondan hoşlanıyorsun, babası bunu öğrense sence ne yapar?’ dedi kollarını kavuşturarak. “Memnun oldum, delikanlı. Bana Razion Amca da diyebilirsin.” Dedi sıcakkanlılıkla.
Vincent’ten:
Kamerayı eski açısına getirip kapatıyorum ve siyah sandalyeye kendimi bırakıyorum. Zihnimdeki karanlık anılar hücum ederken masanın üstündeki çerçeve gözüme çarpıyor. Babam Victor ve Diana’nın sarılmış oldukları resim, özlemimi kavururken öfke kendini hatırlatıyor.
Kapının tıklatılmasıyla kendime geliyorum. “Gir!” dedim gerginlikten yanaklarımın iç kısmını ısırırken. Siyah kareli kapı açılıyor ve babam buz gibi ifadeyle içeri giriyor. “Nasılsın oğlum?” diyor ama numaraları artık kandırmıyor. “İyiyim baba, yeni bir iş mi var?” dedim merakla sandalyede doğrularak.
“Aslında hayır ama davet aldık. Hastane bağışı için yapılıyor ve ısrarla gelin diyorlar. Bunun önemli olduğunu biliyorsun, gitmeliyiz.” Diyor ve sandalyeye kuruluyor.
“Orada kardeşin de olacak. Linda, Zoe ve Henry de olacak. Henry benim gerçek oğlum değil, bunu biliyorsun.” Diyor ve gözlerimin içine bakıyor.
Zihnimin işkencesi beni yaralıyor, ‘Leo senin kardeşin. En acısı da annen hiçbir şey yokmuş gibi gülümseyecek, o seni sevseydi terk etmezdi.’ Dedi iç sesim.
Gözlerimin dolmaması için çabalıyorum. Ruhum acının en derinlerine gidiyor, siyahın rengi zihnimde beliriyor. “Annem orada olacak mı?” dedim uzun zaman sonra adını anarken.
*Flashback*
Gri parlak duvarlar salonun beyaz mobilyaları ile uyum sağlıyor. Annemin kumral saçları salonun ortasında parlıyor. “Anne, nereye gidiyorsun?” diyorum peşinden koşarken.
Annem dizlerinin üstüne eğilip yumuşak yüzümü avucunun arasına alıyor. “Ben geleceğim, önemli bir işim var bebeğim.” Diyor şefkatli sesiyle.
Gözlerinin içine bakarken hüznünün gri rengi, neşeli parıltımı söndürüyor. “Tamam, anne. Hızlı gel lütfen.” Dedim neşeli sesimle. Ters olan bir şeyler var ama ne? Ne saklıyorsun anne?
“Hızlı geleceğim, bebeğim. Baban duymasın gittiğimi ona söyleme tamam mı?” dedi onay isterken. “Tamam anne.” Dediğimde yanağımı öpüp metal gri kapıyı kapatıyor.
Odamda yatağımda uzanırken annemin hâlâ gelmiyor oluşu zihnimi kurcalıyor. Hemen geleceğim dedi ama ona bir şey mi oldu? O iyi mi? Niye babama söylememeliyim?
Siyah çizgili olan nevresimli yorganı üzerimden atıp yataktan kalkıyorum. Odamın siyah kapısını açıp aralıktan dışarıya çıkıyorum. “Anne? Neredesin?” diyorum odaları aranırken.
Beyaz kareli kapıları kapatırken yüreğim sızlıyor. ‘Ağlama Vincent, annenin işi çıkmış sadece.’ Dedi mantık kuran yanım. Gözlerim doluyor ama akmaması için kapatıyorum. Babamın çalışma odasına doğru koşuyorum. Gri kareli kapıyı aralayıp içeriye bakıyorum.
“Baba? Burada mısın?” diyorum pes ederken. Kısık çıkan sesimle beraber yaşlar yanaklarımdan süzülüyor. Yandaki kapı açılıyor ve babam bana gülümsüyor. “Oğlum, anneni gördün mü? Onunla önemli bir şey konuşmam lazım.” Dedi soru sorarak.
“Gördüm, kapıyı açıp gitti. İşimi halledip geleceğim dedi ama gelmedi. Baba, annem nereye gitmiştir?” diyorum merakla. Gülümseyip bana baktığında gözlerindeki parıltı tehlikeli bakışa dönüşüyor.
“Annen dönecek, oğlum. Ben onunla konuşacağım, sen merak etme. Diana seni seviyor, bizi kolay bırakmaz.” Dedi teselli ederken. Annem bizi bırakmayacaksa niye gitmişti? Babamla ne konuşacaklardı?
Diana benim annem ve geri dönecek, buna inanıyorum. Annem bizi seviyor, annem beni seviyor. O, beni asla terk etmez. Babamın bakışları nefrete dönüşürken hüzün anlık gözüküyor. Babam bir şey mi biliyor? Benden ne saklıyorlar?
Sizce bölüm nasıl?
Vincent’i sevdiniz mi?
Henry ve Ellie’nin sahneleri nasıl?
Bölümü beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayın!
Sizleri seviyorum kelebeklerim!
Bölüm etkileşimi
