2. bölüm · Diğer Yarım : Görünmeyen Kader
Bölüm 2: Romantik Anlar
Zoe'den:
Eve koşarak gidip apartmana giriyorum ve evin anahtarını çıkarıp kapıyı açıyorum. Ayağımdaki ayakkabıları çıkarıp koridorda duruyorum.
Anahtarı komodine koyup odama doğru yürüyüp odamın aralık kapısında içeriye giriyorum. Elimdeki çantayı duvar kenarına bırakıp üstümü değiştiriyorum. Mavi kelebek baskılı sweat ile siyah pantolonu giyip kitaplığın önünde duruyorum.
Bitirmediğim kitabımı elime alarak yatağıma geçiyorum. Kaldığım post-it olan sayfayı açıp okumaya devam ediyorum.
İki saat sonra kitabın kapağını kapatıyorum. 120 sayfa okuduğum için, bu kadar yeterli , diye düşünüyorum. Kitabı kitaplığımdaki yerine koyup çantamı alıyorum.
Bir test kitabı, kalemlik, defter , su, termos, cüzdan ve kablosuz kulaklık ve şarj aleti duruyor. Odadan çıkıp koridorda yürüyorum. Komodinin üzerindeki anahtarı çantamın bir bölümüne attım ve siyah çizmeleri ayağıma geçiriyorum.
Siyah montumu da alıp üzerime geçiriyorum ve çantamı sırtıma takıyorum. Kapıyı kapatıp apartmanın merdivenlerinden iniyorum. Apartman kapısını elimle ileriye doğru iterek açıyorum. Dışarı çıkıp etrafa bakınıyorum. Yeşil ağaçlar , yerlerin beton zeminleri, çitler, koyu kahverengi renk banklar ve çardaklar var.
Ardından metro durağına yürüyüp gelmem gereken yere gelince yürüyen merdivene adım atıp aşağı doğru iniyorum. Çantamdan cüzdanı çıkartıp çantamı kapatıyorum. Cüzdanın fermuarını çekip açıyorum. Geçmek için metro kartını okutup istasyonu bulunca merdivenlere yöneliyorum.
İnince yürümeye devam ediyorum. Metro hâla gelmemiş. Birazdan gelir, diye düşünüyorum yerimde sallanırken ve zaman geçmek bilmiyor. Metro gelince binip gözlerimle yer arıyorum.Yer bulunca oraya oturuyorum. Çantadan kulaklık çıkartıp kulağıma taktığım sırada tam aynı vagonda Leo’yu görüyorum. Kısa ama siyah saçları, kumral teni, açık yeşil gözleri ile küçük burnu mükemmel görünüyor. Kaslı bedeni de ayrı bir çekici. Tam bunları düşünürken bana baktığını görüyorum. Gözlerimi anında kaçırdığımda yüzümde bir sıcaklık hissettim. *Sakin ,o burada değil! Utanmak yok önüne bak. Hadi! *
Ne desem fayda etmiyordu, en sonunda pes ederek iç sesimle kavga etmeye devam ediyorum. Yakışıklın burada, duruma bak çok haylaz bir iç sesim var. Kütüphane durağına gelince duraktan iniyorum. Arkamdan ayak sesi duyduğumda heyecanım utancımla sohbet ediyor, belki o olabilir. Bir bak derim, diye söylüyor iç sesim. Ayak uydurarak arkamı dönüp ona bakıyorum. Leo, “Selam, burada karşılaşmak bir sürpriz oldu!” diye söylüyor enerjik sesiyle. Cesaretimi toplayıp “Selam, o zaman beraber gidelim mi?” cesaretim heyecanımı engellerken konuşuyorum. ‘Ona teklif ettin!’ diye söylüyor sakin olamayan iç sesim. ‘Sus!’ diyorum kavgaya devam ederken. Yüzüm iyice yanıyordu.
Saatlerdir dinliyor gibi görünsem de aslında onu izlemek hoşuma gidiyor ama bunu bilmiyor. Kütüphanede o bana ders anlatırken ben onu izliyorum. Tanrım, çok yakışıklı , diye söylüyor haylaz iç sesim. “...Anladın mı?” diyor merakla. Kendimi aceleyle toplayıp konuşuyorum ve “Anladım.” Diye söylüyorum tebessüm ederek.
Uykum geldiğinde kafamı kolumun üstüne koyuyorum. Gözlerim yavaşça kapanmaya başladığında bir süre sonra kendimi karanlığa teslim ediyorum.
Leo’dan:
‘Çok tatlısın’ diye geçiriyorum içimden. Elimle saçını yüzünden çekip elime doluyorum. Biraz saçıyla oynadıktan sonra kulağının arkasına yerleştiriyorum.
Uyku mahmuru sesiyle konuşuyor “Saat kaç?” beyaz bir melek gibi masum duruyor. “Saat 20.30” diye cevap veriyorum. Başıyla onaylıyor ve “O zaman kendi evlerimize dağılalım.” dediğinde başımı sallayarak onaylıyorum.
Zoe’den:
Eve gelince kendimi yatağa atıp yorganı üstüme çekiyorum. Gece boyu onu düşünerek huzurla uykuya dalıyorum.
Selam mavi kelebeklerim! Düzenledim bölümü, nasıl olmuş?
En sevdiğiniz karakter kim?
