Bölüm 12: Sırların Sessizlik Fırtınası

Vaveyla Yazarı: Mavi_kelebeğim Kelebek

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: Bölüm 12: Sırların Sessizlik Fırtınası

Henry’den:
Onun ağlayışları vicdan elini uzatma isteğimi arttırıyor, özür dilemek istesem bile nasıl yapacağım konusunda kararsızım ve dehlizlerimde gittikçe boğuluyorum. Ruhum, dehlizlerimin karanlığında ve bu karanlık beni ürkütmeye devam ediyor.
Koridorda ilerlerken Ellie zihnimi alt üst etmeye devam ediyor. Ruhumun içine işleyen ödül gibi, onun ruhunu özgür kılmak ve ruhlarımızın bir olup dans etmesini istiyorum. Koyu kahverengi gözlerindeki parıltının sönmesi beni üzüyor. Ama ben de Ellie’ nin ruhunu sarmak ve şifasını bulmak istiyorum.
Artık özrümü dilemeliyim , özür dilemeyi her ne kadar bilmesem bile. “Ellie! Ellie, konuşmalıyız özel olarak.” Dedim ama yüzünü bana dönmedi. “Ellie, lütfen ben çok pişmanım.” Dediğimde güzel yüzünü bana doğru döndü. “ Sen beni kendi isteğinle kovdun, ben de sana saygı gösteriyorum ama konuşacak bir şeyimiz kalmadı. Peşimde dolanmayı bırak!” dedi ve yankılanan sesi kulaklarımın uğuldamasına neden oldu.
‘O, benim yüzümden bu hâle geldi. Ben ona kendimi affettirmeliyim ama o peşimde dolanma diyor, söyle kalbim ben ne yapmalıyım?” dedim içimden bal peteği saçlarının arkası gözükürken. Onu korumak isterken onu kırmıştım, koruma isteğim onun ruhunu parçalamış ve benden uzaklaşmasına neden olmuştu.
Ruhundaki o küçük kızı korumak istiyorum, o benim parçam olmaya başladı. Gökyüzünde kollarını beline sarıp ruhuna dokunmak ve onunla saatlerce farklı konulardan sohbet etmek istiyorum. Ne istediğimi bile bilmiyorken bu duygular çok gerçek geliyor.
Mark’tan:
Rüyalarımda beyaz yüzünde hiçbir yüz hattı bulunmayan masum bir kız çocuğu var. Bu kız çocuğu beni aydınlığa çekerken bir anda atmosfer karanlık ve nerede olduğunu bilmediğim bir yere dönüyor.
Bağırıyorum ama o kız çocuğunu ne aydınlık bir ışık olarak görebiliyor ne de yönümü bulmaya çalışırken kız çocuğunun elinin sıcaklığını hissediyorum. Soğuk bir el beni çekiştirirken rüya bitiyor ve uyanıyorum. Aynı rüya yine zihnimi işgal etti, Tanrı aşkına! O kız çocuğu kim?
Yine kan ter içinde uyandım, her seferinde bu kız çocuğunu görüyorum. “Gizemlerimi takip et, sana yolu göstereceğim. Yol çok yakın ama biz bilmiyoruz.” Diyor ve ayaklarım benden bağımsızca hareket ediyor, koşuyoruz ve bir anıya savruluyorum.
“Saf beyaz bir yüzü olan kız çocuğunun yüzü netlik kazanıyor ve çocukların olduğu kalabalık gri yeşil duvarlı koridora ışınlanıyorum. Ardından o yerin çok da büyük olmayan bir banklı bahçesine ışınlanıyorum. “Hey! Beni yakalayamazsın ki.” Dedi bir ses, bu ses bir kızın küçüklüğüne aitti ama benim burada ne işim vardı?
“Evet, benim gibi bir canavar kaplan gibi koşamaz. Kelebeğim, önden buyurun.” Dedi erkek çocuğu ve rol icabı sağ elini yukarıya sol elini aşağıya ve kalbinin biraz önünde durdurarak iki ayağıyla birlikte sırtını da bükerek eğildi. “Çok naziksiniz iyi yürekli canavar prens fakat prensesin buradan ayrılma vakti geldi.” Dedi küçük kız koyu kumral ve kısa olan saçlarını geriye atarken.
Küçük çocuk hayranlıkla karışık sevinçle kızı izlerken sahne uzaklaşıyor ve kar küresini elinde tutan aynı küçük çocuğa dönüyor. Çocuk kardan adam olan o küreyi elinde tutarken heyecandan nefesini tutuyor ve neşeli bir sesle “ Bu senin, kelebeğim.” Diyor ve kızın yüzünde gülümseme beliriyor. Sahne aniden kapanıp boşluğa düşüyorum.
Ellie’den:
Henry peşimden koşarak gelirken nefes alışlarından onun yorulup durduğunu hissettim ama yolu ilerlemeye devam ettim. Onun benim ruhumu paramparça ettikten sonra bana söylediği o cümle zihnimde dönüp dururken derin bir nefes alıp veriyorum ve zihnim berraklaşıyor.
“Ellie! Ellie, konuşmalıyız özel olarak.” Dedi ama ruhum onu dinleme bizi kırdı derken kalbim onu affet diyor. O benim adımı nereden biliyor?
“Ellie, lütfen çok pişmanım.” Dediğinde gözlerim anlık olarak dolsa da soğuk ifademi takınarak yüzümü ona çevirdim. Koyu kumral saçları dağılmış vaziyette ve okyanus mavisi gözleri beni içine çekiyor, taviz vermek yok!
“ Sen beni kendi isteğinle kovdun, ben sana saygı gösteriyorum ama konuşacak bir şeyimiz kalmadı. Peşimde dolanmayı bırak!” derken kelimeleri silaha dönüştürmüştüm ve o silah benim gerçeklerim. Kendi silahımı ona karşı kullanırken ruhum silahımı bana çeviriyor ve beni vuruyor. Bıçak keskinliğindeki yankılı sesim kulaklarıma gerçeklik olarak dönüyor.
Arkamı döndüğümde o acı dolu ızdırap yapay kanama yapıyor. Üzerine bez bastırsam da kanama çok yoğun ve bedenim huzur bulmadıkça durdurmuyor.
Victor’dan:
Gri duvarlı depoyu kilitleyip avcumun içindeki anahtarı kapının önündeki siyah beyaz takım elbiseli adamıma verdim. “Şimdi seçim sırası sende, Linda. Zoe’ye gerçekleri mi anlatacaksın yoksa onu korumak için gerçekleri saklayacak mısın?” dedim Rusça.
‘Tanrı, bana seçim hakkı vermedi ama ben Tanrı’dan intikamımı en acı şekilde alıyorum.’ Dedim içimden. Tehlikeli bir sırıtış dudaklarımda belirdi.
Flashback(Yazar’dan:)
Diana, Victor’a gülümsüyor ve elinden tutarak onu kır bahçesine sürüklüyordu. O zamanlar kimsenin haberi yoktu olacaklardan, Victor’un kendisinin bile. “Sevgilim, geleceksin inat etme.” Dedi Diana dudaklarını büzerek.
Victor , Diana’nın dudağını büzmesini görünce kalbindeki kelebekler ona mutlu olması gerektiğini söylüyordu. “Böyle yaptığında dayanamıyorum, sevgilim.” Dedi Victor gülümserken. Bu gülümseme saf aşkın bir sembolüydü, masumluğun yerinde olduğu zamanlardı. Kır bahçesinden sarı papatya koparırken Diana papatyaya üzüldü ama belli etmedi.
Victor, Diana’nın küçük kulağına sarı papatyayı geçirdi ve Diana’ya baktı. Bu saf güzellik onunla mutluydu, bu mutluluk sonsuza dek sürmeyecekti.
Birden sahne bitti ve sahne arkasında bir yüz belirdi. Soğuk ve gri depodan çıkan bir Victor ve karanlığın gelmesiyle kaybolan Diana’yla anılar...
Leo’dan:
Revirin kapısının önünde beyaz çarşaflı yatakta uyuyan meleğimi izliyorum. Uyurken kapalı göz kapakları ve kenara atılmış orta boydaki gece mavisi saçlarının koyu kumrala dönüyor olduğunu fark ediyorum.
Gözleri açılıyor ve meleğim uyanıyor. ‘Benim yüzümden zehirlendi, ben onu mahvettim, Victor’a karşı gelmeliydim.’ Desem de içimden bir çaresi olmayacak. O, benden soğuyacak. O, benden soğumamalı. Meleğimin başı dönüyor, o iyi mi yoksa ben mi bir hata yaptım?
Zoe’den:
Gözlerim beyaz ışığı görmemle açıldı. ‘Ruhlar alemindeyim başka açıklaması olamaz.” Dedim içimden. Başımı sola çevirdiğimde mavi minderli, orta boy sandalyeye oturan kızı gördüm. ‘Bu kız bizi kurtardı, Zoe.’ Dedi iç sesim. Doğru, bu kız beni kurtardı.
“Uyuyan prenses sonunda gözlerini açtı.” Dedi kız mizah yaparak. “Bu arada, ben Ellie.” Dedi ve gülümsedi. Tebessümü buruk bir neşeye benziyor. “Memnun oldum, ben de Zoe.” Dedim gülümseyerek .
“Arkadaş olalım mı, Zoe?” dediğinde gerçek bir neşe ile “Olur, sen benim ikinci arkadaşım oluyorsun.” Dediğimde ifadesi şaşkın bir tona büründü. “Nasıl yani, senin daha önce bir arkadaşın mı vardı?” Dediğinde yaramın üstüne tuz bastırılmış gibi geldi. Ciğerimden parçalar sökülüyor ve bu acının yerini zoraki bir gülümseme alıyordu. “Evet, adı Linda ve günlerdir ona ula-“ Duygularımı Ellie’ye aktarırken içerinin kapısı sertçe açıldı.
“Meleğim, iyi misin? Seni koruyamadığım için özür dilerim. Ataklarından biri olmalı.” Dedi Leo. Hüzünle karışık tehlike gözlerinden okunuyor. Endişe ediyor, benden bir şey saklıyor. O, benim için kalabalık parçasına dönüşüyor. “Sanırım öyle oldu, sorun değil.” Dedim soğuk ve stabil bir ifadeyle.
Leo, kapının oraya gitti ve dışarı çıkar gibi yaptı. O dışarı çıkmamıştı, o beni kandırmaya devam edebileceğini zannediyordu fakat yanıldığı bir şey vardı. Ben artık Leo’ya güvenmiyorum!
Leo, ders çalıştırırken ruh hâlimi umursamıyor, gözlerinde endişeyle karışık öfke var, Ellie ise ruhumun dehlizlerini görüyor gibi bakıyor. Ellie, gözlerimi delercesine bakarken bunun iyi niyet olduğunu anlıyorum.
Flashback:
Yeşil tonları koyuya bürünmüş koridorda ilerlerken iki çocuk açık yetimhane kapısının oradan tek kahverengi banklı büyük bahçeye doğru koştular. Küçük kız koyu kumral saçlarını havalı şekilde arkaya attı ve küçük çocuğa dönüp “Kolaysa yakala, canavar prens!” dedi ve gülümsemesini sundu. Ardından son hızına kadar koştu. Canavar prens olan küçük çocuk prenses hatrına kaplumbağa hızında koşuyordu.
“Peki prenses, size itaat ediyorum.” Dedi küçük çocuk rol icabı ve sağ kolunu yukarı sol kolunu kalbinin üzerine doğru mesafeli şekilde koydu ve belini biraz eğdi. “Zoe, Mark hadi yemek vakti!” dedi müdirenin anıdan uyandıran cılız ve tiz sesi. O çocuk... Mark mıydı?
*Flashback bitiş*
“Zoe, Zoe! Uyan, meleğim.” Dedi tanıdık bir ses. Görüntü netleştiğinde seslenen sesin Leo olduğunu fark ettim. “Meleğim, iyi misin?” dedi Leo sahte endişeyle. Artık gözlerim açıldı, onun sahte fısıltıları zihnimde kalabalık yaratıyor. “İyiyim, Leo.” Dedim soğuk bir sesle.
Ona ilk günkü gibi aşık değildim, o benim için sahte bir yıkım yaratıyor artık. İlk gün olan heyecanım artık yabancı bir fısıltıya dönüşüyor. “Mark...” fısıltılı bir ses, kendi sesime benziyor.
“Meleğim, sana bir şey olacak diye çok korkuyorum.” Dedi sahte rahatlamasını ben görürken. ‘Bakışlarındaki tehlikeyi artık görebiliyorum.’ Dedim dışarıya yansıtmayarak.
“Sütün içinde ne vardı, Leo?” dedim şüpheli bir sesle. Bu bana birçok defa zarar verdiğinin somut kanıtlarından biri. Muzlu sütün ekşi tadı damağımın ucunda ve ekşiliği midemi alt üst ediyor.
O benim hayatımı tehlikeye attı, tereddüt bile etmeden. Benim yalnızca evden okula gitmeme izin verdi ve bu baskı benim isyancı ruhumu öne çıkardı.
Onun toz pembe biri olmadığını anlamaya başladı, bana ders çalıştırdı zincirler altında. Burnum baskıya dayanamayarak kanadı ama o “Normal.” Diye geçiştirdi. Ne hâlde olduğumu umursamadı.
“ Sütün içine bir şey katmadım, sen kafanda kuruyorsun sevgilim.” Dedi Leo. Baskın ve inandırmaya çalışan manipülatör sesi artık beni kandıramıyor, o benim kanacağımı zannediyor, o beni onun ruhuna bağlıyım sanıyor.
Okul Çıkışı:
Leo’nun bu davranışları beni boğmaya başladı. “Eve kadar seninle geleceğim, senin güvenliğini düşünüyorum meleğim.” Dedi manipülatör sesiyle. “Ben kendim eve gidebilirim, Leo. Sana ihtiyacım yok. Artık oyunlarından sıkıldım!” dedim isyan ederek. “Ben seninle oynamıyorum, Zoe. Kendi kafanın içinde kurma! Ben senin iyiliğini düşünüyorum.” Dedi Leo sert bir sesle.
“Sen bana karışamazsın, ister kendim giderim ister arkadaşımla konuşurum. Sana bana karışma hakkını kimse vermedi, sevgilim olman bunu değiştirmez! Sen, senin istediğimi yapmamı isteyen, beni sürekli kısıtlayan, beni içten içe zehirleyip ışığımın sönmesine neden olan sevgilisin!” Dedim bağırarak.
Haykırışlarım, zincirlerimi serbest bırakıyor. Leo’nun tuttuğu zincirler gevşiyor, bunu fark edince daha sıkı tutuyor. Zincirleri boynuma dolayıp baskının acımasızlığından kurtulmak istiyorum.
“Sen benim özgürlüğümü kısıtladın! Burnum kanadı fazla çalışmaktan, umursamadın! Bayıldım, sahte bir nezaket gösterdin! Yeter artık, burada bitti. Bir daha beni arama, Leo!” dedim haykırarak.
Arkamı dönüp giderken kolumun sıkıldığını acısından hissettim. Kalbim ağrımaya başladı. “Sen bensiz bir hiçsin! Okul ve iş hayatındaki disiplinine ben karar veririm! Sen, bensiz küçük bir kedi yavrusu gibisin! Sen, ben istemeden beni bırakamazsın.” Dedi bağırırken. Bağırışlarındaki öfkeyle karışık korku hissediliyor, bu kaybetme korkusu.
“Bırak! Kendi hayatıma kendim karar veririm, sen artık yenildin. Bunu bilsen iyi edersin, Leo.” dediğimde zincirlerim serbest kalmıştı.
Kolumu bıraktı ve ona bakmadan arkamı dönüp yürüdüm. Bu yürüyüş, özgürlük adımlarımdı. Bu benim hayattaki engellerden birini koparıp kendi özgürlüğüme adımımdı. Gözyaşlarımı serbest bırakıp koşmaya başladım. Mark, okyanus gözlerime beni anlıyor gibi bakıyor.
Yanına ulaştığımda koyu mavi saçları gözümde ışıldıyordu, küçük çocuğun saç rengiydi o saçlar. Aynı saçlar yine gözümün önünde ve canavar prensime kavuştum.
“Sonunda seni buldum, canavar prensim.” Dedim gözlerine ışıltıyla bakarken. Gözlerindeki şaşkınlık refleks ile ağzının o şeklini almasına neden oldu. “Prenses, rüyalarımdaki kız sen misin?”
Bitti! Nasıl sizce?
Bitirirken ben de şok oldum ama olsun.
Mark’ın geçmişteki çocuk çıkması?
Leo ile Zoe’nin olayı?
Zoe’nin kafeslerden birini bırakışı?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

34okunma 7beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18