6. bölüm / 6
Defolu (Gerçek ailem erkek versiyon)5. Bölüm
Bölümler 6Şu an: 5. Bölüm
- 1 Tanıtım1.281 kelime
- 2 1. Bölüm1.943 kelime
- 3 2. Bölüm2.018 kelime
- 4 3. Bölüm788 kelime
- 5 4. Bölüm1.798 kelime
- 6 5. Bölüm1.475 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bartu
Sarsılıyordum. Bir çift soğuk el beni deli gibi sarsıyordu. Ama kimdi ki üvey babam mı? Hayır o olamaz. Şu an da bodrumda değildim. Beni sarsan kişiyi görmek için gözlerimi hızlıca açtım. Selim Abi duruyordu.
Uyandığımı fark ettiği anda da beni dolabın önüne fırlattı. " Rahat mısın? Paranın kokusunu aldın tabii hemen burada alıştın. " diye kükredi. Yavaşça dolaba doğru sürünerek gitmeye başladım. " Niye cevap vermiyorsun konuşsana. Gitmen için ne kadar ödemeliyim sana. Fiyatını söyle! Herkesin bir fiyatı vardır!" bunları yüzüme tükürürcesine söylerken ben çoktan ağlamaya başlamıştım.
Yakalarımdan tutarak " Gitmek için isteğin parayı söylemen için sana 12 saat veriyorum. Akşam yemeğinden sonra yanıma paşa paşa gelecek ve bana istediğin miktarı söyleyip defolup gideceksin bu evden. " beni yere geri fırlatıp giderken ağzından çıkan son şeyler bunlardı. Kendimi ağlamaktan alıkoyamıyordum. Benim burada para için durduğumu düşünüyordu ama bu doğru değildi. Onu ikna edemezdim ama para istemiyordum ve buradan ayrılırsam nereye gidebilirdim ki. Üvey ailemin yanına mı? Asla olmaz oraya gitmek yerine ölmeyi yeğlerdim. Ama burada da daha fazla kalamazdım.
Kapının hemen arkasından Emre Abi'nin bana seslenmesini duydum. " Bartu kalk hadi kahvaltı yapacağız. Hem bugün sana bi sürprizim var. " Yavaşça dolabın önünden kalktım. Selim Abi'nin hırpalaması yüzünden sırtım ağrıyordu diğer morluklar da işimi kolaylaştırmıyordu. Emre Abi " Hadi Batu kalkmadın mı? " diye tekrar seslenince hareketlerimi hızlandırarak " Geliyorum bir dakika. " diye haber verme gereksinimi duydum.
Kalkıp kapıya ilerledim açtığımda karşımda duvara yaslanmış beni bekleyen Emre Abi vardı. " Nerede kaldın be oğlum aşağıdaki iki aç ayı her şeyi yedi bitirdi biz inene kadar. Acele et birkaç bir şey yiyebilelim." dedi. İki aç ayı kimdi? Emir ve Selim Abi mi? Onlarsa bitirdiklerini düşünmüyoeum zaten az önce Selim Abi yanımdaydı. Tabii bunu ona söyleyemezdim. Bugün bu evdeki son günüm gibi görünüyordu.
Merdivenleri önümden hızlı hızlı inen Emre Abi'nin arkasından onun hızına ayak uydurarak iniyordum. Gerçekten yemeğin bittiğini düşünüyordu sanırım çünkü resmen koşuyordu. Yemek odasına gittiğimizde haklı olduğunu gördüm Selim Abi ve Emir bir şeylere gülerek masadaki ortak tabaklardaki yiyecekleti kendi tabaklarına oradan da midelerine aktarıyordu.
Selim Abi gerçekten üvey babamı anımsatıyordu beni tehdit ettikten sonra sevdiği kişilerin yanına gidip hiçbir şey olmamış gibi davranmakta iyiydi. Biz masaya oturunca Emir "Günaydın yeni abim. " dedi her kelimeyi olabildiğince uzatarak şakımıştı resmen. Ben de ona gülümseyerek "Günaydın." dediğimde gözüm Selim Abi'ye kaydı bakışlarıyla "Hele bi bana 'günaydın' de bak napıyorum " ardından da " Akşam yanıma gelmeyi unutma " demişti. Bunu bakışlarıyla bana nasıl anlatmıştı bilmiyorum ama iki mesajda oldukça belliydi.
Önüme dönerek dün akşam yaptığım gibi ilk ekmeklere yöneldim. Bunları odaya götürecektim. Tabağıma birkaç salatalık ve peynir aldım. Salatamdan bir ısısrık alırken Emre Abi "Sürprizim var dedim. Hiç mi merak etmedin? " demişti ağzını tıka basa doldururken. Bunu tamamen unutmuştum. "Sürpriz dedin yine de söyleyecek misin? " demiştim. Bence iyi kıvırmıştım. Saçlarımı karışıtırırken, bu hareketi sadece bandajımı gevşetmişti, "Akıllı çocuk. " demişti buna Emir yüksek sesle gülmüş Selim Abi ise hala dik dik bakmaya devam ediyordu. Ardından herkes senkronize bi şekilde yemek yemeye başlamıştı. Fırsat bu fırsattı. Ekmekleri cebime indirip kalan salatalıklarımı bitirip "Herkese afiyet olsun." diyerek tabağımı mutfağa götürdüm. Nurgül Teyze oradaydı ona "Ellerine sağlık Nurgül Teyze." demiştim. Bana " Afiyet bal şeker olsun oğlum." derken samimi bir gülümseme sunmuştu. Ben de ona gülümserken merdivenlere yöneldim.
Yukarıdaki mutfaktan alacaktım poşeti artık dört dilim olmuştu poşete koymalıydım ekmeklerimi. Ben odaya çıkacakken Emre Abi arkamdan "Sürprizimi söylüyorum seni dışarı çıkarıcam sahil'e gidicez. Hazırlan ve üzerine hırka al. " dedi. Ne yani beni yanında dışarı mı çıkaracaktı. Ciddi miydi? Ona döndüğümde elleriyle hadi git hazırlan diye işaretleri yapıyordu.
Mutfaktan poşeti alıp ekmeklerimi koyduktan sonra altıma bir kot üzerime uzun kollu siyah bir t-shirt onun üzerine de siyah bir eşofman üstü giydim. Biraz önce Emre Abi'nin saçımı karıştırmasıyla açılmış bandajımı düzelttim. Aşağıya indiğimde Emre Abi beni kapıda bekliyordu. " Hadi gidelim zaten yakın yürürüz. Geçerken bakkaldan çekirdekle içecekte alırız. " diyip kendini evin dışına attı.
Arkasından annesinin arkasından giden ördek yavrusu gibi takip etmeye başladım. Önce dediği gibi markete gittik, çekirdek ve meyve suyu aldık sonrasında Emre Abi'nin dediği gibi oldukça yakın olan sahil'e gidip bir çardağa oturduk.
Çardak oldukça eskiydi üzerinde bir sürü yazı vardı. Emre Abi neden 'hırka al' dedi şimdi anlıyordum. Gerçekten serindi burası. Meyve suyunu uzatıp ortaya açıp çekirdeği koydu. Aldığımız ürünlerin poşetini de ortaya koyup çitleyip poşetin içine kabuğu tükürüyordu. En son böyle çekirdek çitlediğini gördüğüm kişiler ben ilkokula giderken önlerinden geçtiğim teyzelerdi. Hafifçe bu görüntüye gülümsedim bana bayağı komik gelmişti. "Galiba ilk defa güldün çok mu komiğim ne. Aslında daha yapmayı planladığım esprileri yapmamıştım. " somurtarak söylemesi onu daha da komik yapıyordu.
Gülümsememi büyütünce o da gülmeye başladı. " Eee artık biraz bahset. Geldiğinden beri ağzını bıçak açmıyor. " gülerken bunları mırıldanmıştı. "Ne anlatabilirim gördüğün gibiyim. " dedim ne diyebilirdim ki. Pek de eğlenceli bir hayatım yoktu. "Susarız o zaman sorun değil. " demişti. Gerçekten çok anlayışlıydı. Ona teşekkür eden bakışlarımı atarken meyve suyumdan bir yudum aldım. Orada ne kadar kaldık bilmiyorum ama yanımda mahalledeki teyzeler gibi çekirdek çitlerken çekirdekleri bitirmiş ve meyve suyu pipetini kemiren bir Emre Abi vardı.
Bir süre sonra pipeti kemirmeyi bırakıp bana döndü. " En azından elin ve başındaki yaraların nasıl olduğunu anlatsan olmaz mı? " demişti. Çok masum sormuştu ama gerçekler sadece onu ve beni üzmekten başka işe yaramayacaktı. Hem söyleyerek kendimi acındırmakta istemiyordum. " İstemeden şey oldu... Şey düştüm. " dedim bu kadar geveleyerek söylememe küfür ederek. "Gerçeği söylemeyeceksin yani. Olsun belki yakında bana alıştığında söylersin. " dedi çaresizce.
" Hadi hava iyice serinledi eve geçelim bugün tamamen benimsin. Film izleyelim eve gidince. " sanki biraz önceki konuşma yaşanmamış gibi sevecen bir sesle söylemişti bunu. Bana yalan söyledim diye kızar sanmıştım o yüzden şaşkınca "Olur." demekle yetinerek yerimden kalktım. Çöpleri toplayıp yolda ilk gördüğümüz çöpe atarken sallana sallan yürümeye devam etti Emre Abi.
Eve gelene kadar hangi filmi izlemek isteğimi sormuştu "Bilmiyorum." deyince de bana filmlerin konularımı ufak bir özet geçerek anlatmış birinde karar kılmıştık. Eve girdiğimiz gibi üst kata çıkıp odalara dağılmış pijamalarımızı giyerek oturma odasına geçmiştik. Emir de bize katılmak istediğini söylemişti. O yüzden hep birlikte mısır patlatmaya karar verdik. Üç kişi mısır patlatma makinesinin önünde patlayan mısırları izliyorduk. Baya uzun sürmüştü ama yeterli bir miktar mısırı patlattıktan sonra oturma odasına geçmiştik.
Beni ortalarına almışlardı ve ikisi de bana yaslanıyordu. Filmi izlemeyi gerçekten istiyordum ama aklım iki de bir Selim Abi'ye gidiyordu. Gerçekten beni evden atıcak mıydı? Sonum ne olacaktı hiçbir fikrim yoktu. Filmin daha başlarındayken Nurgül Teyze odaya girerek yemek yememiz için bizi çağırdı. Emel Hanım ve Kemal Bey'in işi uzadığı için biraz geç yiyiyorduk.
Bu zamanın gelmesini hiç istemiyordum. Akşam yemeğinden sonra Selim Abi'ye ne söyleyecektim bilmiyordum. Bir şeyler yedikten sonra Emre Abi "Ben zaten onları mısırla doyuracağım." diyerek Emir'i de beni de oturma odasına götürmüş ardından da "Anneme bir şey soracağım. " diyerek aşağı inmişti. O gitti anda Emir de "O geldiğinde katılır bize." diyerek filmi açmıştı. Bir iki dakika içerisinde Emre Abi geri gelmiş bana peluş oyuncak gibi sarılmıştı.
Ben ne olduğunu anlayamadan Emir de sarılınca filme artık hiçbirimizin odaklandığını sanmıyordum. Bir süre sonra Emir uyumuştu bu sıcaklıkta ve uyuyan Emir'i gördükçe benim de uykum geliyordu. Emre Abi'nin daha sıkı sarılmasıyla ben de kendimi uykunun o sıcacık kollarına bıraktım.
Emre
Bu öğrendiklerim gerçek miydi? Benim kardeşimin tüm vücudu yaralarla mı kaplıydı ve bunu suçlusu onu bu yaşına getiren bizden ona baktığı için para isteyen üvey babası mıydı. Tüm bunlar gerçek değilde bir film sahnesi gibi geliyordu.
Annemin yanına gitmemin nedeni Bartu'nun vücudundaki yaraları bilip bilmediğini sormaktı. Aslında bana anlatmasını bekleyecektim ama dayanamamıştım. Anneme sorduğum anda annem ağlayarak bana üvey babasının yaptığını onların da hastaneye Bartu'yu götürdüklerinde öğrendiğini söylemişti. Yıkılmıştım. Benim şu anda tek bi kelime söylemeye kıyamadığım, kaç yıldır kaçırıldığı için vicdan azabı çektiğim ve de bu kadar zayıf ve hassas olan kardeşime tüm bunları yapan o muydu? Anneme birkaç dakika daha sarıldıktan sonra hemen Selim Abi'nin yanına gittim.
Bunları ona anlatmam lazımdı, o ne yapacağını bilirdi. Odasına direkt daldım. "Abi Bartu-" tam diyecekken sözümü kesti. "Bartu bartu bartu... Ne Bartu'ymuş arkadaş. Bana ne Bartu'dan. Bartu'dan bahseceksen çık git." diye çemkirdi. " Ama abi..." " Yok ama-mama çık odadan Emre." demişti. Dinlemeyeceğini fark ettiğim için abimin odasından çıkarak Bartu ve Emir'in yanına döndüm. Ona her şeyi bildiğimi söylemeyecektim . Bana alışması ve bu konuları konuşabilmesini istiyordum ama bunun için zamana ihtiyacı vardı ve de sevgiye. Ben de ikisini de bol bol verecektim.
İçeriye girdiğimde Bartu'nun bu durgun halini gördüğümde kendimi tutamayıp sarılmıştım. Ona her sarıldığımda olduğu gibi anlık irkilmişti. Ardımdan da Emir sarılmıştı. Kıskanç velet ne olucak. İlk Emir ardından da Bartu uyumuştu. İkisini de bi süre izledikten sonra yanlarından kalkarak koltuktaki battaniyeyi üzerlerine örtüp diğer kanepeye uzandım. Uykum yoktu. Filmin sonunu izleyip Emir'e sonunu anlatacaktım. Buna sinir olurdu. Film devam ederken yanımdaki kardeşlerim gibi ben de uykuya daldım.
***
Özür dilerim bölüm biraz geç geldi. Kitabın gidişatı hakkında ne düşünüyorsunuz? İşler biraz karışıyor. Beğendiyseniz oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın. Kitap hakkındaki düşüncelerinizi çok merak ediyorum. ✨
Bölüm etkileşimi
