1. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Lalin Y

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 1. Bölüm

Dikkat

Bu kitap şiddet ve travma tetikleyici unsurlar içermektedir. İyi okumalar dilerim.

Kapının sertçe geri kapanması ve erkek kardeşimin o ciyaklamayı anımsatan yüksek sesli kahkahasıyla gözlerimi açtım. Ne kadar zaman geçmişti hiçbir fikrim yoktu ama hala her yerim ağrıyordu. Seslerinden şu anda salonda olduklarını düşünüyordum. Üvey babam kapıyı hızlıca açmasıyla yerimden zıpladım zaten; daha yeni kalkmıştım, merdivenden inmesini bile duymamıştım. Başım çatlıyordu.

"Hala olduğun yerden kalkamadın mı? Bütün gün yatıyorsun ama merak etme, artık kurtuk senden aslında biraz daha sürer sanıyordum. " Derken yakamdan tutarak beni merdivenlerde tabiri caizse sürüklemeye başladı artık bıkmıştım tüm bu olanlardan "Ne olucaksa olsun." diyerek çırpınmıyordum bile.

Merdivenleri çıktıktan sonra üvey annem üzerime birkaç parça kıyafet fırlattı ve genellikle ölüm eşiğindeykenölüp başlarına kalmayayım diye çağırdıkları doktor yanıma geldi. Normalde bu kadar dayaktan sonra hastaneye gitmezdim. Babamın bi tanığıydı bu adam. Gelir yaralarımı sarar -ağırsa tabii küçük yaralarımı kendim sarardım- ve hiçbir şey yaşanmamış gibi oturur anne babamla sohbet eder, giderdi.

Her zaman olduğu gibi soğuk bakışlarıyla yaklaştı, çenemden tuttu ve kafamdaki hala azar azar kan sızan yarama baktı. Orayı sararken üvey annem ve babam, kardeşime birazdan gelecekleri küçük bi işleri oldukları hakkında bi şeyler söylüyordu. Kulaklarım uğuldadığı için pekte ne dediklerini duyduğum söylenemezdi. Adamın kafamı sarması bitince birkaç hap uzattı, direkt susuz yuttum hepsini. Karşı çıksam zorla yutturacaklardı, en azından kendim yutmam ve zorluk çıkartmamam benim için daha iyiydi.

"Giyin." dedi ve odadan çıkarak annemlerin yanına gitti. Ben de verilen kıyafetleri giydim, bir kot ve boğazlı bi kazaktı. Bu kıyafetlerin vücudumdaki yaraları saklamak için böyle seçildiğine emindim. Giyinip üvey ailemin yanına gittim. Babam beni gördüğü anda kolumdan tutup çekiştire çekiştire arabaya götürmeye başladı, arkamızdan annem de geliyordu. Arabaya bindiğimizde vücudum anlık bi mayıştı çünkü üşümesinler diye klimayı açmışlardı ve bundan tabii ki de yararlanıcaktım. Üstüne doktorun verdiği ilaçlarda galiba etki etmeye başlamıştı baş ağrım daha katlanılabilirdi.

Bi süre sonra bir kafenin önünde durduk. Arabadan indiler, ben de peşlerinden indim. Kafeye girdik. Girer girmez yüzümüze güzel bir kahve kokusu ve yeni fırından çıkmış poğaça kokusu çarptı. Midem sabah yediğim bir parça ekmeğin üzerinden saatler geçtini ve bir şeyler yemem gerektiğini söylese de ne yeri ne zamanıydı. Üstelik yanımda üvey ailem varken yiyemezdim. Aslında onlar yokken de yiyemezdim hiç param yoktu.

Bize bakarak el sallayan bir çift vardı, yanlarında da çocukları olduğunu düşündüğüm bir çocuk. Onların masasına yöneldik. Yaklaştırken onları incelemeye başladım.Kadın çok güzel görünüyordu. Açık kahverengi saçları ve gözleri vardı, bembeyaz teni hafif kızarmış yanaklarıyla oldukça hoş görünüyordu. Yanındaki adam da kadın gibi orta yaşlardaydı. Koyu kahverengi dalgalı saçları ela gözleri vardı. Kadına göre teni biraz daha buğdaya çalıyordu. Çocuk ise sanki ikisinin karışımı gibiydi. Koyu kahverengi saçlı açık kahverengi gözlü beyaz tenliydi. Benden birkaç yal büyük duruyordu. Bana gülümseyerek bakıyordu üçüde ama sanki biraz gergin gibiydiler.

Sonunda hepimiz masaya oturunca adam babama ithafen konuşmaya başladı. "Konuştuğumuz gibi testten çocuğa bahsettin mi? " dedi babam ise geçiştirdiğini oldukça belli ederek " Evet evet bahsettim. Neyse sen parayı hazırladın mı? " dedi. Para derken onca şeyden sonra bi de beni satmaya mı çalışıyor bu adam? Bir anda konuyu daha dikkatli dinlemeye başladım.

" Para hazır testi yapalım veririm. Kalk hastaneye gidelim. " dedi adam. Ne testi ne parası hiçbir şey anlamıyorum. Hepsi masadan kalkmaya yeltenince ben de yavaşça masadan kalktım ve arabaya doğru ilerlemeye başladık. O sırada o güzel kadın bana yaklaştı " Adın ne? " diye sordu, seside en az kendisi kadar zarif ve kibardı "Bartu ben sizin adınız ne? " Diyerek karşılık verdim. Uzun süredir konuşmadığımdan ve boğaz ağrımdan dolayı adımı söylerken sesim hırıltılı çıkmıştı umarım anlamıştır " Emel benim adımda tanıştığımıza çok sevindim. Umarım daha sık karşılaşırız Bartu" dediğinde hırıltılı sesime rağmen anladığını anlamıştım ama neden bu kadar kibardı bana karşı normalde kimse bana bu kadar kibar konuşmaz, hatta benimle hakaret etmek dışında konuşmazdı ki bu kadın hatta benimle sonra tekrar görüşmek istediğinide söylemişti.

Peki kadına nasıl seslenicektim Emel Hanım mı? İyi heralde. Başta hepsi de gülümsüyorlardı da beni mi satın alıcaklardı? Bunları sorgularken arabaya binmiş hastaneye gidiyorduk. Ne testi yapılacaktı bana onuda anlamamıştım. Aslında aklıma bi şeyler geliyordu ama bunca zamandır çıkmayan ailem şimdi çıkacak değildi ya. Boşuna umutlanmaya gerek yoktu.

Özel bir hastaneye gelmiştik. Dışarıdan kocaman görünüyordu. Babamın hafif itip kakmalarıyla testin yapılacağı odaya gelmişdik. Orta yaşlı adamdan ve benden kan almışlardı. Galiba gerçekten dna testi yapılıyordu. Ama bunu sormaya korktuğum için ağzımı bile açamıyordum. Kanımızı alan kadın "Dna testinin sonuçları 2 saate çıkar. " dedi ve gitti. Bir dakika dna testi mi dedi? Gerçekten dna testi miymiş? Bunu duyduğum anda tekrar aileyi bi incelemeye başladım. Bana benziyorlar mıydı? Uzun süredir aynaya bakmamıştım ki ben acaba onlara benziyor muydum. Aslında saç ve göz rengim Emel Hanım' ınkine benziyordu sanki ama bilmiyorum. Ama belki değilimdir, umutlanmamak en iyisi. Zaten olsamda hayatımda ne değişecek, eminim üvey babamdan çokta farklı olmayacaklardır.

Üvey ailem de ilk karşılaştığımda bana gülümsemiş ve kibar davranmışlardı. Neden onlara güveneceğim bir kere daha ihanete uğramak istemiyordum.

Emel Hanım, " Bizimle tanışmak ister misin?" dedi kibar ama heyecanlı olduğu belli olan bi sesle. Yanındaki adam ve çocukta bana beklenti dolu gözlerle bakıyordu. Dönüp üvey annem ve babama baktım onay ister gibi ama benimle alakaları yoktu. Kendi aralarında bi şeyler konuşuyorlardı. Ben de Emel Hanım'ı daha fazla bekletmek istemediğim için "Olur tabii. " dedim. Boğazım hala pek iyi değildi o yüzden dediklerim hala adımı söylediğim zamanki gibi hırıltılı çıkıyordu. Üçüde bana kocaman gülümsedikten sonra adam elini omzuma koyarak beni çıkışa doğru yönlendirdi.

Hastane'nin tam önündeki kafeye gittik zaten çoğu masa boştu rastgele birine geçtik. Menüye bakarak sipariş vermeye başladılar karşımdaki Emel Hanım'ın kocası ve galiba benim öz babam olan kişi " Sen ne istersin Bartu. Acıktın mı? " dedi fazla sevecendi sesi. Benimle konuştuklarında aklıma 4 yaşında üvey ailemin beni yetimhaneden almaya geldikleri zaman geliyordu aklıma. Onlar bana şeker verdikleri ve sevecen davrandıkları için iyi olduklarını düşünmüştüm şimdi bu aile de bana bir şeyler vermeye çalışıyordu, reddedicektim. Davranışım çocukça olsada tekrar aynı hataları yapmayacaktım. Üvey ailemin yanında onların sadist davranışlarına alışmıştım. Bu insanların onlardan daha korkutucu çıkmayacağı ne malumdu.

"Yok, aç değilim çıkmadan önce bi şeyler yemiştim." Beyaz yalan söylediysem ne olmuşki? Tamam ben yemek yediğimde sabahtı ve şu an güneş batıyordu. Ama ben açlığa zaten alışıktım. Anladığını belirtircesine kafasını sallamış ve " Peki bi şeyler içmek ister misin?" demişti. Yine reddedicektim ama çok susadığım ve soğuk algınlığından boğazımın kuruduğu gerçeği de vardı. Ama yelkenleri indirmeyecektim. Kanmayacaktım onlara. "İstemiyorum teşekkürler. " dedim gittikçe kısılan sesimle. Siparişler gelene kadar kimseden çıt çıkmadı geldiğimde önüme bir bardak ve bir şişe su konuldu. Emel Hanım hemen " Birkaç kez konuşurken elini boğazına götürdün, sesinde kısık çıkıyor. Normalde çay söyleyleyecektim ama sever misin bilemedim. Lütfen çekinmeden iç. " dedi cümle başından beri şevkat akan sesiyle.

Gerçekten konuşurken elim boğazıma mı gidiyordu? Hiç fark etmemiştim ama ağrıdığı için otomatik olarak yapmamda çok normaldi. Önemli olan yapmış olup olmadığım değil, onların bunu gerçekten fark etmiş olmasıydı. Normalde üvey annem ve babam bunu fark etmez. Hasta olduğumda beni aynı bu sabah olduğu gibi zorla kaldırır, biraz hırpalar ve mutfağa götürüp yemek yaptırırdı. Çoğu zaman bir şekilde kalksamda bazen bu sabah olduğu gibi o gücü kendimde bulamaz ve biraz daha dayak yerdim. Hiç su uzatanım veya çayı sevip sevmediğimi düşünen olmazdı. Tüm bunlar bana çok yabancı geliyordu nasıl davranacağımı ne diyeceğimi bilmiyorudum.

Emel Hanım'ın kocası " Eee Bartu ne yapmaktan hoşlanırsın? " dedi. İşte şimdi gerçekten ne diyecektim? Uyumak desem garip kaçar mıydı? Şimdiye kadar yapmaktan zevk aldıdığım tek şey oydu. "Galiba uyumak. " söyledim ama bana neden şaşkınca bakıyorlar? "Sen de mi Emir gibi uyumayı seviyorsu. Ben ne yapıcam bu çocuklarla. " Emel hanımın bu ufak yakarışı kocasını ve yanımızdaki çocuğu güldürmüştü.

"Doğru ya biz daha tanışmadık. Benim adım Kemal yanımızdaki de oğlumuz Emre. Senden 2 yaş büyük, bu yıl 18 oldu." dedi Emel Hanım'ın kocası. Yanımızdaki ikisinin karışımı olduğumu düşündüğüm çocuk kocaman gülümseyerek baş selamı verdi hafifçe, ben de taklit ederceaine karşılık verdim. "Bartu ben de biliyorsunuz . " dedim ortamdaki sessizlik biraz rahatsız edici olduğu için ve nasıl tepki vermem gerektiğinden emin olmadığım için. Ne zaman bana laf sokmaya aşağılamaya veya vurmaya başlayacaklarını bilmiyordum. O yüzden bu garip anlarda onlara ayak uydurmak en iyisiydi bunu zaten yıllardır yapıyordum.

Birden Emel Hanım heyecanla hafifçe yerinden zıplayarak " Biliyor musun 1 abin ve 1 kardeşin daha var."demişti. Ne yani daha fazla yanında dikkatli olmam gereken kişi mi var? 3 çocuk ve ebeveynlerle toplamda 5 kişi. Ben üç kişiden zor kaçıyordum burada ne yapıcam. Hem benim kardeşim olduğunu söyledi neden onları çocuğu olduğuma bu kadar eminler.

Aslında iyi insanlara benziyorlar. Ama önce niyetlerini anlamalıyım ve daha para muhabbetini de çözemedim. Üvey babam neden Kemal Bey'den test kaşılığı para alıyor. Beni mi satıyor? Bu sessizlik onları da rahatsız etmiş olucak ki Emel Hanım ve Kemal Bey birbirine gözleriyle bi şeyler anlatmaya başladı. Emre ise pipeti sanki dünyanın en ilginç şeyiymişçesine incelemeye başlamıştı. " Ben bu yıl üniversiteye başlayacağım merak etme bu şehirdeyim. Bol bol görüşücez. " demişti emre. Buna ne denir şimdi neyse konuşmayı devam ettirmek en iyisi."Ne güzel ne okuyorsun? " Sesimin kısıklığı yüzünden boğazıma tüm bildiğim küfürleri ederken Emre Abi'nin cevap vermesini bekliyordum. Ama o bana şaşkın gözlerle bakıyordu. Galiba sohbeti devam ettirmemi beklemiyordu" İşletme okuyorum. " "okuyorum"un sonunu uzatarak söyledi. Galiba konuşma onun için iyi gidiyor. Bu iyiye işaretti. Ve tekrar sessizlik galiba onlarda benim gibi nasıl tepki vereceklerini bilmiyor.

İçiceklerini bitirdiklerimde Kemal Bey hesabı ödemek için kasaya gitti. Emel Hanım ise bana dönüp gülümseyerek " İstersen hastane'ye geçelim test sonuçları yakında çıkar. " dedi. Bu kadının sesinde bir şey olduğu kesindi beni mayıştırıyordu. Sandalyelerden kalktık ve Kemal Bey'inde gelmesiyle hastaneye doğru ilerlemeye başladı zaten hemen hastane'nin karşısında olduğumuz için çok uzun sürmemişti. Hemen doktor'un odasına geçtik. Üvey ailem buradaydı. Hala aynı bıraktığım gibi sessizce bir şeyler konuşuyorlardı.

Ben bunları düşünürken doktorun sertçe kapıyı açarak içeri girmesiyle irkildim. İrkildiğimi fark eden Kemal Bey elini omzuma koyarak güven verircesine hafifçe sıktı. Buradaki tek sorun geçen gün perde takarken benim merdivenden o omzumun üzerine düşmemdi. Ses çıkartmamak için kendimi kasarken yüzümü buruşturdum. Üvey babam ise sanki bu durumdan zevk alıyormuşçasına bana gülerek bakıyordu. Bazen gerçekten sadistin teki olduğunu düşünüyordum.

Tabii bu sıra doktor masasına geçti ve yazanları okudu. Her kelimede giderek dahada yerime siniyordum. Demek gerçekten Emel Hanım'ın bu kadar kesin konuşması ve kardeşlerin demesi boşuna değildi gerçekten onların çocuğuymuşum. Ben başımı yerden kaldıramazken birden birisi bana sarıldı. Emel hanımdı bu " Biliyordum sen olduğunu biliyordum. Bunca yıl seni bulmadık özür dilerim. " diyerek ağlıyordu ben de ona geri sarıldım bunun sonunda üvey ailem gibi eve gidince beni dövebilirlerdi artık umrumda değildi şu an buna ihtiyacım vardı. Emel Hanım hala içli içli ağlarken özür dilerim diye sayıklıyordu .

Üvey babam gülerek "Nerede bizim para kemal" dedi. Kemal Bey'e yüzümü çevirdiğinde nefretle üvey babama bakıyordu ve birden onu kolundan tutarak dışarı sürkledi arkasından üvey annem ve Emre Abi de gitti. Emel Hanım artık sakinleşmiş olsada hala iç çekerek bana sarılıyordu. " Seni artık hiç bırakmayacağız oğlum. " İşte bu cümle artık beni de o duygusallık çukuruna sokmuştu. Tam benden ayrılacakkem ben daha sıkı sarıldım. Bu sefer ben ağlıyordum, o ise sıkıca sarılmaya devam ediyordu. Kahverengi buklelerimle bandajın izin verdiği kadarıyla oynuyordu. Artık yanık olan elim bu kadar baskıya dayanamadığı için acısı iyice kendini belli ediyordu ama kendimde o ayrılacak gücü bulamıyordum. En sonunda ayrıldığımda Emel Hanım'ın gözleri kıpkırmızı olmuştu şahsen ondan pekte farkım olduğunu düşünmüyordum.

Kemal Bey ve Emre Abi de o sıra içeri girdi. İkiside bize gülümsüyordu ama gözlerindeki sinirde belli oluyordu. " Hadi gel Bartu biz arabaya binelim." diyerek Emre Abi beni yanına çekti ve hızlıca yürmeye başladık hastanenin çıkışına doğru. Heralde Emel Hanım ve Kemal Bey'in konuşucakları şeyler vardı. Emre Abi'nin beni çekiştimesi başta beni biraz korkutsada bi şey demedim. Kötü bir şey yapıcak gibi değildi.O kadar iyi rol yapamazdı hem değil mi? Hem üvey ailemin yanında yaşadıklarımdan daha ağırda olamazdı heralde.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

40okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.