4. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Lalin Y

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 4. Bölüm

Bartu

Uyanmıştım ama gözlerimi açamıyordum. Sanki üzerlerinde ağırlık vardı da onları açmamı engelliyordu. Duyduğum ritmik makine sesleriyle hastanede olduğumu anlamıştım. En son Emel Hanım yaralarımı görmüştü hastanedeysek kesinlik hepsini görmüştü. Galiba gerçek ailemin yanındaki zamanım tükenmişti üvey ailemin yanına gönderikecektim. Eminim yaraları gördükleri anda hastaneden o büyük güzel evlerine geri dönmüşlerdi.

Yine de bir gün olsa da gerçekten iyi bir uyku çekmiştim o yeterdi. Hem soğuk algınlığımda bayağı bayağı geçmişti şimdi hastanede olduğuma göre sargılarımda yenilenmişti. Tek sorun şimdi hastane faturasını kim ödeyecekti? Üvey ailem hayatta ödemezdi öz ailem ise zaten sorunlu olduğumu fark etti yani onlar neden ödeyecekti ki? İçeri bir doktor girdi ben bunu düşünürken. Bana ödetirler miydi acaba? Galiba sokakta kaldım.

"Merhaba Bartu şimdi nasılsın? " derken bana yaklaştı ve gözlerime o küçük feneriyle ışık tuttu. Işığı çektiğinde cevap verdim. "İyiyim." "Başın ağrıyor mu ya da başka bir yerin?" dedi. Şimdi fark etmiştim hiçbir yerim ağrımıyordu. İşte bu garipti. " Yok hiçbir yerim ağrımıyor. " "Harika ağır kesiciler yeterli gelmiş. Ailen dışarıda birazdan yanına gelirler. Geçmiş olsun. " dedi ve serumu kontrol edip gitti. Ailem mi dışarıdaydı? Hangisi? Öz mü üvey mi? Üvey ailem özellikle de babam hayatta gelmezdi. Peki öz ailem onlarda gelmezdi niye gelsinler zaten beni geri göndereceklerdi.

Gerilmeye başlamıştım. Ve kapı açıldı işte şimdi kim girecekti. Emel Hanım içeriye adımladı arkasında Kemal Bey vardı. Niye gelmişlerdi ki tüm zaman buradalar mıydı? Emel Hanım yavaşça yanıma yaklaştı sanki beni korkutmak istemiyordu. " Çok özür dilerim Bartu'm. Seni asla korkutmak istemedim. Sadece seni o halde görünce çok korktum. " dedi ağlarcasına. Kemal Bey de yanıma yaklaşıp sol elimi tuttu. "Daha iyi misin oğlum?" diyerek elimi daha sıkı tuttu. "İyiyim ama siz neden buradasınız? " dedim. "Neden burada olmayalım. Sen bizim oğlumuzsun."dedi şaşkınca Emel Hanım. Kemal Bey'e baktığımda onun da bana üzgünce baktığını görmüştüm.

Galiba beni gerçekten üvey ailemin yanına göndermeyeceklerdi. "Doktor uyandığında çıkabileceğimizi söyledi. Ben işlemleri başlatıyorum sizde hazırlanın" diyip çıktı odadan Kemal Bey. Emel Hanım da bana doğru ilerlerken "Giyinmene yardım ediyim mi oğlum?" dedi. Yaralarımı zaten görmüş olsa da daha fazla görmesini istemiyordum. "Hayır, teşekkürler Emel Hanım ben giyinirim." dedim. O sırada bir hemşire içeri girerek serumumu çıkarttı ve "Geçmiş olsun." diyerek çıktı. Onun arkasından yatağın üzerine kıyafet bırakarak "Giyinince haber verirsin" dedi ve çıktı Emel Hanım da .

Yavaşça oturduğum yerde dikleştim ve üzerimi değiştirmeye başladım kot pantolonu giymem için ayağa kalkmam gerekiyordu. Yataktan destek ala ala onu da giyince Emel Hanım'a seslendim. Direkt kapıyı açtı. O girerken ben de ona doğru yürümeye başladım. Arada buluştuğumuzda bana sıkıca sarıldı. "Çok korktum sana bir şey olucak diye. Çok korktum." dedi saçlarıma öpücükler kondurarak. Bir kaç saniye sanra ayrıldı ve çıkışa doğru yürümeye başladık.

Bacaklarım açılmıştı artık. Kemal Bey kapıda bizi bekliyordu. Arabaya bindik direkt eve doğru sürmeye başladı Kemal Bey. Hiçbirimizden ses çıkmadı eve kadar. Eve geldiğimizde Nurgül Teyze ve Emre Abi bizi kapıda karşıladı. Bana sarılıp iyi olup olmadığımı sordular. Gerçekten nasıl yeni tanışmamıza rağmen bu kadar bana değer verdiklerini bir türlü anlayamasamda ben de onlara alışmıştım bir günde. Kemal Bey, "Salın artık çocuğuda akşam yemeği yiyelim. Hem o da biraz güç toplasın." diyince Nurgül Teyze "Hemen masayı kuruyorum." diyerek uzaklaklaşmıştı. Arkasından Emre Abi de "Yardım edeyim mi Nurgül Teyze?" diyip koşmuştu. Nurgül Teyze "Git kardeşinin yanına." dese de Emre ona yardım etmişti. Acaba ben de kalkıp yardım etse miydim? Ama ne tarafa gittiklerinide göremedim ki.

Kemal Bey "Gel sana odanı gösteriyim." dedi ve omzuma kolunu atıp merdivenlere yöneldi. Yukarı çıkınca 5 kapı vardı. Bir kapıyı göstererek "Burası Emir'in odası," onun yanıdaki kapıyı gösterdi "burası Emre'nin, " karşısındaki odayı gösterip "burası da senin." dedi. Diğer odalar içinde tek tek göstererek "Burası mutfak ana mutfak aşağıda olsa da buradakinide bazen kullanıyoruz. Burasıda oturma odası. Çocuklar oraya televiyon, kanepe falan bir sürü eşyayla doldurdu. Kendi mekanları gibi kullanıyor. Seni götürmeler çok uzun sürmez ." dedi. Ardından " Keyfine bak. Birazdan akşam yemeği için çağrırız." diyip gitti. Benim oluğunu söylediği odaya ggirdim

İçerisi ilk gördüğüm gibiydi. Ahşap rengi ve bej tonları. Cam açık içeriye hafif bi rüzgar esiyordu. Hala içeride yumşatıcı kokusu vardı. Aynı ilk gördüğümki gibiydi. İçeri yavaşça geçtim. Üzerimdekileri çıkarttım. Daha fazla kot pantolonun içerisinde duramayacaktım. Siyah bir eşofman üzerinede nasıl olsa artık yaralarımı gördükleri için korkmadan uzun kollu bi t-shirt giydim. Ve tuvalete gidip aynada kendime baktım. Düne göre biraz daha iyi görünüyordum.

Ben giyinirken Emre Abi kapının dışından bana seslendi "Bartu hadi yemeğe gel. " 'Bartu' ve 'gel' kısmını uzatması çok sevecen bi hava atıyordu konuşmasına. Zaten benimle şu ana kadarki her konuşmasında yapıyordu bu ona ısınmamı kolaylaştırıyordu. " Tamam geliyorum. " diyip kapıya yöneldim. Çıktığımda Emre Abi gitmemiş beni bekliyordu " Hadi gidelim. " dedi. Aşağıya inip sağdaki odaya girdik. Orada bir yemek odası vardı. Masanın üzerindekiler ise göz kamaştırıcıydı. Masada bin bir çeşit yemek vardı. Zeytinyağlı yaprak sarmasında rus salatasın kadar yiyeceklerle çevriliydi. En ortada ise kocaman bir fırınlanmış tavuk duruyordu. Tavuk görüntüsü biraz geçmişe dönmeme sebep olmuştu.

Ben daha 6 7 yaşlarındayken üvey babam bi arkadaşı eve gelecek diye benden fırında tavuk yapmamı istemişti. Ama evi temizlerken tavuğu fırında unutmuştum. Tavuğun kokusunu alıp koşsamda üzeri yanmıştı. O günün devamı ise hatırlamak bile korkutucuydu. Zaten o evdeki anılarımın hepsi benim için kabus niteliğindeydi. Emre Abi omzuma kolunu atarak sandalyelerden birine yönlendirdi. Masada 6 tabak vardı. Galiba diğer aile üyeleriyle tanışıcaktım. Emre abi yanıma oturmuştu. Karşımızda iki boş yer ve masanın iki ucunda birer boş yer vardı.

Birden evin içinde kısık bi zil sesi yankılandı. Nurgül Teyze'nin hızlı adımları ardından tüm evi saran gülme sesleri. Evet kesinlikle tanışacaktım. Emre Abi güven verircesine omzumu sıkarken herkes odaya doluşmuştu. İçeri Selim Abi ve Emir girmişti. Yani onlar olduğunu tahmin ediyordum. Emir olduğunu düşündüğüm çocuk bana yaklaşarak sarıldı. "Merhaba abi ben kardeşin Emir." dedi. Bu aile gerçkten fazla sıcakkanlıydı. Ben de ona geri sarıldım. Selim Abi ise bana kötü bakışlar atıyordu. Emir benden ayrılınca hepimiz tekrar sandalyelere oturduk.

Hepimiz yerleşince Emel Hanım, "Zaten tanıştınız ama ben de söyleyeceğim. Abin Selim. Selim tanıt kendini. " dedi Selim Abi'yi göstermişti söylerken. O ise dişlerimi sıkarak bana döndü "Ben Selim" dedi. "Selim düzgün tanıtsana kendini. " dedi bu sefer Kemal Bey'di konuşan. Şu anki gözlemime göre karısına çok bağlıydı ve genellikle aile içi sorunları ona bırakıyordu. "21 yaşındayım. Mimarlık okuyorum. " dedi bu sefer Selim Abi.

Emel Hanım kafasıyla onaylayıp bu sefer Emir'i göstererek "Bu da ailemizin en küçüğü Emir. " demişti. "Anne bu denir mi bana ya? " diyerek çemkirdi Emir Emel Hanım'ın hemen ardından. Emel Hanım ise bana fısıldayarak ama tamamen Emir'i kızdırmak için yaptığı belli olsun diye herkesin duyabileceği şekilde " Biraz sinirli o. " dedi Emre Abi ve Kemal Bey buna gülerken Emir oflayarak " Ben Emir. Bakma sen anneme sinirli değilim. Uyumayı ,film izlemeyi ve yemek yemeyi seviyorum. Seni de gerçekten merak ediyordum. İyi anlaşıcağımıza eminim. " diyerek kocaman gülümsedi. Kendi hakkında bu kadar bilgi vermesi çok tatlıydı. Tüm bunları anlatırkem gülümsemesi sanki o aktiviteyi şu an yapıyormuş gibi giderek artmıştı.

"Hadi sen de kendini tanıt Bartu. Bu çocuklar çok asosyal Kemal. Baksan zorla tanışıyorlar." sonlara doğru yakınırcasına Kemal Bey'e dönmüştü Emel Hanım. " Ben Bartu. Ben de uyumayı seviyorum. " dedim bu kadarı yeterdi heralde. Emir gözleri parlayarak bana baktı ve " Uyumayı mı seviyorsun? O zaman kesinlikle yukardaki oturma odasının koltuklarında bi kere uyumalısın. Yatağımdan bile rahat bazen geceleri orada uyuyorum birlikte bir ara uyuyalım orada. " demişti. Emir gerçekten Emel hanım gibiydi hem dış görünüş hem de kişilik olarak. İkisininde yuvarlak yüzleri ve de açık kahverengi gözleri ve saçları vardı. Sıcakkanlıydılar ve bana sarılıyor kendi gündelik yaşamlarına sokmaya çalışıyorlardı. Emir'in beklenti dolu gözlerine karşılık " Olur, uyuruz. " dedim. Reddedersem daha fazla ısrar edebilirdi, şimdilik onaylamak en iyisiydi.

Tüm bu konuşmalar boyunca Selim Abi benden sert bakışlarını çekmemişti. Biraz korkuyordum doğrusu ama belli etmemeye daha doğrusu ona bakmamaya çalışıyordum. Herkes yavaşa yavaş tabaklarını doldururken ben daha hiçbir şeye dokunmamıştım. Hepsinden yiyebilir miydim? Yoksa belirli şeylerden mi? Ya da ekmek mi? Sahi ekmek var mıydı masada? Ne zaman aç kalacağım belli olmazdı en azından bir dilimi gizlice odama götürmem iyi olurdu. Ekmeği gördüğümde ona uzandım ve iki dilim aldım birini şimdi yiyecektim diğerini kimse göremeden cebime sokacaktım.

Ben ekmek alırken önüme bir el girerek tabağıma önümdeki yemeklerden koymaya başladı. Emre Abi " Bunları tatman lazım annem ve Nurgül Teyze yaptı hepsi çok güzel." diyerek diğer tabaklardaki yiyecekleri benim tabağıma aktarmaya başladı. " Bu kadarı yeterli Emre Abi daha fazla koyma yiyemeyeceğim ziyan olacak. " derken onun koluna dokunarak durdurmaya çalışıyordum. Emre abi ise bu son bu son diyerek doldurmaya devam ediyordu en sonunda önüme tavuktan bir parça koyarak " Bu sondu. O tabak bitmeden kalkma masadan." dedi ve kendi tabağınıda doldurmaya başladı. Ne yani bu tabak bitmeden kalkmam yasak mı? Yoksa öylesine mi söyledi bitirmem için?

Diğerlerine baktığımda bana bakmadıklarını fark ettim. Fırsat bu fırsat 2 dilim ekmeği de cebime soktum. Onlar benim güvencemdi. Yavaşça tabağımdaki yiyeceklerle bakışarak bitiremeyeceğimi anladığım için yemeğe başladım. Tabak o kadar doluydu ki sarmalar rus salatası ve pilav birbirine girmişti üzterinde de tavuk vardı. Tavuğu hafifçe tabağın kenarına ittirerek diğer şeylerden azar azar yemeğe başladım ama tabaktakiler sanki hiç azalmıyordu.

Bir süre sonra tıka basa doydumuştum. Tek sorun tabağım hala sanki en baştaki kadar doluydu. Yemediğimi fark eden Emel Hanım "Noldu tatlım yemekleri beğenmedin mi?" dedi. " Yok gerçekten çok güzel olmuş ellerinize sağlık ama gerçekten çok doydum. " dedim hızlıca yemekler gerçekten güzeldi. Uzun zamandır ekmek dışında bir şey yememiştim. Üstelik tıka basa doymuştum. Emre Abi "Çokta doldurmamıştım tabağını biraz daha yesene. Hiç eksilmemiş. " demişti. Ne demek çok dolu değildi tabak tepeleme yemek doluydu. " Daha fazla yiyebileceğimi sanmıyorum karnım şişti." diyebilmiştim. Çok garip hareketleri vardı nasıl tepki vereceğimi bilemiyordum.

"İstersen odana gidebilirsin dinlenmek için uzun bi gündü ama burada kalıp bizimle sohbet etmek istersende sana çay getirebilirim" dedi Emel Hanım. Beklediğim fırsat buydu odaya gidecektim. " Çok isterdim ama bugün çok yoruldum odaya gitsem sorun olur mu? " demiştim. Emel Hanım hızlıca "Tabii ki gidebilirsin. Bugün uzun bir gündü. " demesiyle çok ses çıkartmamaya dikkat ederek sandalyeden kalktım. Tabağı elime aldım mutfağa götürmek için ama mutfak neredeydi. "Şey tabağımı götürecektim de mutfak ne tarafta? " dedim acaba çok mu garip kaçmıştı sorum. Bana şaşkınca bakıyorlardı. En sonunda Emre Abi "Koridora çık sol taraftaki ilk oda. Götürmesende olurdu biz toplardık. " dedi. Bunu söylemesiyle mahçupça gülümseyerek koridora yöneldim. Mutfak boştu tabağımı tezgaha bıraktım ellerimi yıkadım ve odaya çıkmak için merdivenlere yöneldim.

Odaya geldiğimde gardırobun askı kısmının altına ekmekleri bıraktım. Ekmeklerimi koymak için kesinlikle bir poşete ihtiyacım vardı. Şimdilik bunları düşünmektense uyumak daha cazipti. Kendimi yatağa attım. Bu yumşaklık beni mest etmişti. Kilim üzerindeki uykumdan kesinlikle daha iyiydi. Yorganı üzerime çektim. Yorganda diğer evdeki battaniyemden kat be kat daha sıcak tutuyordu. Burada uyumamak uyumaktan daha zordu. Her yattığımda birden uyku bastırıyordu. Aynı şu an olduğu gibi kendimi uykunun o sıcak kollarına bıraktım.

***

Kitabın gidişatı hakkında ne düşünüyorsunuz? Beğendiyseniz oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın. Kitap hakkındaki düşüncelerinizi çok merak ediyorum. ✨

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

40okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.