2. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Lalin Y

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 2. Bölüm

Emre

Annemle babam Bartu'yu almak için o deliye çok yüklü bi miktar para ödemişti. Neymiş bu yaşına getirirken harcadıkları miktarmış. O miktarın yüzde birini , hatta binde birini harcadıklarını bile sanmıyordum Bartu'ya. Zaten bu yüzden sinirlenmiştik babamla, adam tam bir para avcısıydı.

Annemle babam artık oğullarını bulduklarını sindirsin diye yanıma Bartu'yu da alıp arabaya gitmeye başladım. Bartu çok çekingendi. Aslında şu an ben de acayip çekiniyordum.

Onu en son o 2 yaşında yeni yeni yürümeye başladığı zaman görmüştüm ki ben de o zaman daha bebektim. Asla hatırlamıyordum. Annemlerin anlattığı kadarıyla ikimizi annem parka götürmüş. Orada beni kaçırmaya çalışmışlar. Annem benimle ilgilenirken Bartu'yu almışlar. Annem o zamandan beri vicdan azabı çekiyordu, benimde ondan aşağı kalır yanım yoktu.

Her şey için onlara da Bartu'ya da zaman vermek en iyisiydi. Zaman veriyim derken kardeşime bakmayacak da değildim. Mesela onu ilk gördüğümden beri bu kadar zayıf olması beni rahatsız ediyordu; yemek mi vermediler, yoksa iştahı mı yoktu? Bunlar önemli değildi annemin yemeklerini tattığı anda daha fazlasını isteyeceğinden emindim. Hem belki bağışıklığı iyi değildi boğazının ağrıdı belliydi. Çok da kalın giyinmişti. İlkbahara yeni girmiş olsak da hava ısınmaya yavaş yavaş başlamıştı. Hala biraz serin olsa da boğazlı ve her halinden kalın olduğu belli bir kazak için sıcaktı hava en azından. Elindeki ve başındaki bandajlardan bahsetmiyordum bile.

Arabaya bindiğimizde elimi ön koltuğa uzatarak klimayı açtım. Kardeşime yeni kavuşmuştum onu dondurmaya niyetim yoktu. Klimanın sıcaklığı beni biraz bunaltsa da Bartu yanımda biraz daha rahat oturmaya başlamıştı.

"Eminim şaşırmışsındır. Sana abimiz ve kardeşimizden bahsediyim mi? " demiştim çünkü ben konuşmazsam konuşacak gibi görünmüyordu. Şimdiye kadar sadece ona sorulan sorulara olabildiğince kısa cevaplar vermişti ama bana bölümümü sorması, yani merak etmesi çok hoşuma gitmişti Emir’e bu konuda hava atacağım kesindi.

"Olur." Gerçekten fazla konuşmuyordu bu çocuk. Umarım daha alışma sürecinde olduğumuzdandır. "O zaman kardeşimizden başlıyorum adı Emir zaten annem söylemişti senin gibi uyumayı seviyor. 14 yaşında, tam bir ev kuşu. Abimiz ise Selim 21 yaşında fazla dediğim dedik biri. Bir şey söylerse sana çok da takma olur mu? " Aslında abimin pek Bartu'ya iyi davranmayacağını biliyordum kesinlikle laf atacaktı çocuğa. Abim fazla ön yargılıydı ve Bartu'nun bulunmasına da pek sevinmemişti özellikle üvey babasının para istediğini duyunca kızmıştı büyük ihtimalle üvey babası öyle olduğu için Bartu'yu da paragöz sanıyordu. Umarım bu nefretini Bartu'ya yansıtmazdı.

Abimizden bahsedince Bartu'nun yüzünde kırık bir gülümseme oluştu ve yavaşça başını "Tamam." dercesine salladı. O sırada annemler geldi ve arabaya bindiler. Evimize gidecektik sonunda Bartu'yu Emirle tanıştırmak için can atıyordum. İkisi iyi anlaşacaklardı.

Bartu

Evet bu evde bana kök söktürecek kişiyi öğrendim galiba. Selim Abi. En az bir kişinin çıkacağını biliyordum ama belki çok göz önünde olmazsam beni çokta umursamazdı. Bunu kesinlikle deneyecektim. Arabanın içinin ısınmasıyla iyice mayışmıştım. Yanından hızlıca geçtiğimiz yerleri camdan izlerken yavaş yavaş uykumun geldiğini hissedebiliyordum. Ama bu eve ilk gidişin Bartu. Uyuma seni tembelin teki sanarlar, daha çok üstüne giderler uyuma.

Kendimi uyumamak için kasarken elime birden birisi dokundu. Emre Abi neden elime dokunuyordu ki yanık elimin acısı elimi tutmasıyla artmaya başlıyordu. Yüzümü buruşturduğumu fark edince hemen elini çekti. "İstersen uyuyabilirsin, daha bir saatlik yolumuz var." dedi. Elime ne olduğunu sormadığı için müteşekkir olduğumu belirten bakışlarımı attım. Bir saat daha dayanamayacağımı bildiğim için kendimi uykunun o sıcak kollarına bıraktım. Belki benim çok uykucu, tembel ve sevimsiz olduğumu düşüneceklerdi. Ama arabanın sıcaklığı ve Emre Abi'nin bu düşünceli sesi beni uyumaya itti.

Emre

Sonunda uyumuştu. Kendini uyumamak için kasarken ve gözlerini zorla açık tutmaya çalışırken çok komikti. Bana bakması için eline dokunduğunda canı çok acımış olmalı ki yüzünü buruşturup irkildi. Aslında elindeki sargıyı bir anlığına unutmuştum, şimdiye kadar ne olduğunu sormak istesem de daha zamanı gelmemişti. Bana anlatmak istememesini anlardım. Daha eve çok vardı uyanmazsa da onu kucağımda götürebilirdim. Annemle babama baktığımda babam araba sürerken annem de uyuyordu. Her ne kadar Emir ve Bartu'ya bu konuda yakınsada uyumayı onun da sevdiği bir gerçekti. Yolu izlerken dalmışım, ne zaman eve geldiğimizi anlayamadım. Artık sonunda eve gelmiştik. Yeni bulduğum kardeşimi de artık evdeydi, tamamlanmıştık. Artık ne annemin ne de benim vicdan azabı çekmesine gerek yoktu.

Bartu'yu uyandırmak istemediğim için onu odasına kucağımda götürecektim. Zaten yeterince hasta duruyordu biraz daha uyku onun için hiç de fena olmazdı. Arabadan inip tam Bartu'nun kapısını açacakken babam " Sen bırak oğlumu ben taşırım." dedi ne demek bırak oğlumu? "Ben senin oğlun değil miyim ?Çekilsene!" dedim babama sanki biz önceden gördük, beyefendi yeni buldu oğlunu. Bana "git şurdan" bakışlarını atarken Bartu'yu kucağına aldı ve eve doğru yürümeye başladı annem çoktan arabadan inmiş evin önündeydi.

Zile bastığımızda Nurgül Teyze açmıştı kapıyı. Gözleri direkt babamın kucağına iyice sinmiş sakince uyuyan Bartu'ya kaydı. Şu ana kadar Nurgül Teyze'nin gözlerinin dolduğunu bile görmemiştim ama şu anda hüngür hüngür ağlıyordu. Nurgül Teyze daha biz doğmadan önce annemlerin yardımcı olarak işe aldığı birisiydi. Daha önce hiç evlenmemiş ve çocuk sahibi olmamıştı ama bizi çocuğu gibi gördüğünü hepimiz biliyorduk. Annem de babam da şirkete gittiğinde küçükken yanıma gelir kitap okurdu tüm gece yanımda kalırdı korkmamam için ayısını Emir ve abime yaptığına da şahit olmuştum biz onun evlatları gibiydik. Bartu kaybolduğunda en az bizim kadar üzülmüştü. Şimdi ise mutluluktan ne yapacağını bilmiyor, ağlayarak Bartu'dan gözlerini ayıramıyordu.

Kendini saniyeler içinde toparlayarak "Hoşgeldiniz." diyerek iç çekmeye devam etti. İçeri girdiğimizde annem " Selim ve Emir nerede, evdeler mi?" dedi galiba o da benim gibi hızlıca kaynaşmaları için tanıştırmak istiyordu. Tabii babamın planı farklıydı ki Bartu'yu çoktan odasına götürmek için merdivenleri çıkmaya başlamıştı. Nurgül Teyze " Yok onlar daha gelmedi Emel Hanım. Birlikte alışveriş yapmaya gitmişlerdi. Galiba Emir oğlum bi şey beğenmiş onu alıcaklardı. " dedi bizden oğlum diye bahsetmesi çok tatlıydı. Annem de kaç kere "Bana hanım deme." dese de "Kendimi rahatsız hissederim, olmaz" diyerek inatla buna devam ediyordu. Evde kimse yok diye ve Bartu da uyuyor diye ben de odama gidecektim. Zaten bizim eve gelmemiz akşam olmuştu.

Bartu

Bir ışığın yüzüme vurmasıyla gözümü açtım. Baktığımda tam da pencerenin yanında uyuyormuşum. Arkamı dönüp belki birkaç dakika daha uyurum diye gözlerimi kapattım. Bir dakika pencere mi? Bodrumda ne zamandır bu kadar ışık alan bir yer vardı ki? Ve neden şu an yattığım yer bu kadar rahattı? Gözlerimi hızlıca açarak odayı taradım. Burasıda neresiydi?

Önümde kocaman bir dolap vardı. Dolabın sağında beyaz bir kapı vardı. Yatak camın bitişiğindeydi. Tüm güneş odanın içerisine doluyordu, hoş bir sıcaklık katıyor ve baharın geldiğini hatırlatıyordu. Yatağın yanında komodin vardı üzerinde bir bardak suyla birlikte. Onu kim koyduysa gerçekten "Düşünceli" demeden edemedim . Biraz uzağında kapının olduğu duvarda dayalı kitaplık ve bir masa vardı.

Gerçekten ne zamandır kitap okumuyordum. Üzerinden sanki yıllar geçmiş gibiydi. Üvey ailem beni en son ilkokula göndermişti ortaokulu açıktan okumuştum. Her ne kadar 'sadist bir deli' desem de üvey babamın çok fazla tanıdığı vardı ve onları kullanmaktan çekinmiyordu. Her şey ahşap, krem tonları ve beyazdan oluşuyordu ve çok hoş, kremsi, temiz bir koku vardı içeride. Aynı üvey ailemin çamaşırları yıkamamı istediğinde kullandığım yumşatıcı gibiydi ama kesinlikle çok daha güzel ve temiz kokuyordu. Gerçekten çok temiz hissettirmişti, oda içerisindeki tek pis şey benmişim gibi görünüyordu.

Odayı incelerken elimin acısıyla elime döndüm zaten zar zor sardığın sargım iyice açılmıştı ve elimdeki su toplayan birkaç yer patladığı için iyice kirlenmişti. Acaba Emel Hanım'dan sargı bezi istesem sorgulamadan verir miydi? Daha ilk günden onlara yaralarımı göstermek istemiyordum. Kim sorunlu bir çocuğu satın almak ister ki? Beni geri üvey ailemin yanına göndermelerini hiç istemiyordum. Şu anlık bana hiçbir şey yapmamışlardı. Fazla göz önünde olmazsam sorun çıkartmazsam ve her dediklerini yaparsam belki diğer evde olduğu gibi bu evde de biraz korunabilirdim. Yavaşça yataktan kalktım yorgan bile çok yumuşaktı. Gerçekten artık burada mı kalacaktım yoksa şimdilik mi? Sağ taraftaki kapının ardında ne olduğunu merak ettiğim için oraya gittim. Lavaboymuş. Bu gerçekten harikaydı. Ortak bir yerde duşa girmek herkesin yaralarımı görmesi demekti. Duş demişken duş alsam hiç fena olmayacaktı. Hem diğer kişilere ilk karşılaşmamda iyi görünmeliydim.

Kafamdaki ve elimdeki bandajı çıkarttım. Elim kıpkırmızıydı ve yer yer su toplamıştı. Daha fazla bakamadığım için direkt duşa girdim. Yaralarım çok su değdirmemeye çalışarak duş aldım. Kirli kıyafetlerimi de yıkadım sonuçta üvey ailemin yanında öyle yapıyordum. Burada yapmaktan gocunucak halim yoktu. Öz aileme iş çıkartmak da iyi olmazdı. Kıyafetleri kaloriferin üzerine koydum. Dolabın içinde kıyafet var mı diye bakmadan kıyafetlerimi yıkadığım için gardırobun içinde birkaç parça kıyafet olması için dua ederek dolabı açtım. Gardırobun içi tamamen doluydu izinsiz kıyafet almama acaba kızarlar mıydı? Bu kadar kıyafeti cidden benim için aldıklarını düşünmüyordum. Olabildiğince yaralarımı kapatabileceğim kıyafetler bakmaya başladım. En azından biraz önce giydiğim boğazlı kazak gibi ama kocaman dolapta tek bir boğazlı kıyafet yoktu. İşte şimdi gerçekten faka basmıştım. Yaralarımı görmelerini o kadar engellemeye çalışmıştım ama boynumdaki yaraları göreceklerdi. Umarım fark etmezler diyerek yaralarımı en çok kapatacak kıyafetleri üzerime geçirdim. Yavaşça odadan çıktım ve seslerin geldiği yere sessizce gitmeye başladım.

Evin kurallarını öğrenene kadar her adımımı dikkatli atmalıydım ama her şeyden önce Emel Hanım'dan sargı bezi istemeliydim. Emre abi veya Kemal Bey'den istersem zaten Emel Hanım'a söyleyeceklerdi az kişinin bilmesi daha iyi olurdu. Sesleri takip ederek mutfağa geldim kapının eşiğinde duraksayıp onları izlemeye başladım. Bir çocuk, bir kadın ve Emel Hanım vardı içeride. Çocuk gülerek yerinde duramadığını belli edercesine bir kadının yanına bir de Emel Hanım'ın yanına giderek arada dolaşıyor, zıplıyordu "Gerçekten geldi mi anne gerçekten buldunuz mu? " diyordu. Emel Hanım ise " Geldi dedim ya Emir yerinde dur, başımı döndürdün. " diyordu sesi biraz sevecen biraz sitemkardı. Galiba benden bahsediyorlardı ama birisinin beni bu kadar sevinçle beklemesi saçma olurdu. Daha önce tanışmamıştık nasıl bu kadar özleyebilirdi ki.

Emel Hanım ve adının Emir olduğunu öğrendiğim çocuk atışırken yanlarındaki kadın birden bana döndü ve dönmesiyle, "Ay yavrum sen kalktın mı neden bize seslenmedin gelirdik yanına" dedi bana yaklaşırken gözleri dolmuştu. Sonra devam etti titrek bi sesle "Ben Nurgül Teyzen gelmene çok sevindik" bunları söylediği anda üzerime resmen atladı ve sımsıkı sarıldı bana. Ben de sağ elimin durumu ortada oluğu için sol elimle kadına sarıldım. Ayrıldığımızda Emel Hanım'a dönerek "Afedersiz size bir şey sorabilir miyim ? " dedim. Tüm gece deliksiz uyumamdan olsa gerek boğazım biraz normale dönmüştü sesim dünkü kadar kısık çıkmıyordu. Emel Hanım hemen yanıma gelip " Gel konuşalım oğlum." dedi ve beni tutarak mutfağın dışına çıkardı. Nasıl bu kadar hızlı kabul etmişti bu kadın beni anlayamıyordum. " Şey elimi yakmıştım da sargı bezim iyice açılmış ve kirlenmişti çıkartmak zorunda kaldım. Sargı beziniz varsa alabilir miyim? Gerçekten çok az kullanacağım, lütfen " dedim her şey bir anda ağzımdan çıkmıştı Emel Hanım bana bi süre baktı, yavaşça süzdü. Sanki başka yaram olup olmadığını kontrol ediyordu ve "Tabii ki alabilirsin istediğin kadar kullan. Bekle burada ben merhem de getiriyim beraber sararız." dedi ve cevabımı beklemeden koşarak kalktığımdan beri fark etmediğim merdivenlerden inmeye başladı.

Kısa sürede yanıma geri geldi ve " Hadi gel ayakta kaldın odana gidelim. Hem belki boğazındaki morluk ve yanmış elimin hikayesini anlatırsın." dedi çok kırık ama bir yandan da şevkatli söylemişti bunları. Odaya geçtiğimizde bileğimden tutarak elimi kendine çekti elimi gördüğü anda donup kaldı. Elimi çekmeye çalışsamda çok sıkı tutuyordu. Yüzüne baktığımda gözleri dolmuştu, kendini zor tutuyor gibiydi. " Ne oldu sana başkası mı yaptı? " Tabii ki üvey babamın yaptığını söylemeyecektim. Söylersem ne yapar eder beni bulurdu o sadist adam. "Hayır, istemeden oldu tamamen benim suçum." Biraz gerçeklik barındırıyordu cümlem. Hızlıca kalkıp kahvaltı hazırlasaydım elim bu halde olmazdı sonuçta .

Elime yavaşça merhemden sürmeye başladı. Çok hassas davranıyordu, sonra da çok sıkmadan bandajı sardı. Sadece malzemeleri bırakması da yeterliydi. Bu kadar ilgilenmesine gerek yoktu. " Teşekkür ederim zahmet ettiniz. " dedim bittiğini sanarak. "Dur boynuna da merhem süreceğim, onu da mı sen yaptın?" dedi her şeyi anladığını belli ederek.

Boynumdaki morluk üvey babamın boğazımı sıkmasıyla oluşmuştu. Ama döverken köprücük kemiğimin üzerine de vurduğu için boynuma oradan da bir morluk yayılıyordu. Tam yakamız hizasında olduğu için çok az görünüyordu ama Emel Hanım onu da gördü. Hafifçe yakamı açtığında aşağı doğru devam ettiğini fark edince ağzından bir hıçkırık koptu, "Bartu'm ne yaptılar sana?" demişti içli içli. Gözlerimi kaçırmak dışında ne yapabilirdim ki. " Çıkart üstündekileri" demişti birden. Olamazdı benim yara bere içindeki vücudumu göremezdi. Kim satın aldığı bir şeyin defolu olmasını isterdi.

Kafamı olumsuz anlamda sallayarak arkaya doğru ilerlemeye başladım. Bunu kesinlikle istemiyordum. Geri geri yürürken ayağımın kaydığını hissettim. Sonrasın kafamda yoğun bir acı ve birden gözlerim kararmasıydı... Son duyduğum şey Emel Hanım'ın "Bartu!" diye bağırmasıydı.

***

Olaylar iyice karışıyor... Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi çok merak ediyorum! Beğendiyseniz oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın. ✨

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

44okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.