4. bölüm / 6
Defolu (Gerçek ailem erkek versiyon)3. Bölüm
Bölümler 6Şu an: 3. Bölüm
- 1 Tanıtım1.281 kelime
- 2 1. Bölüm1.943 kelime
- 3 2. Bölüm2.018 kelime
- 4 3. Bölüm788 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 4. Bölüm1.798 kelime
- 6 5. Bölüm1.475 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Emel
Bartu'nun bayılmasıyla hemen Kemal'e seslendim. Bağırdığım anda gelmişti zaten. O odaya girerken ben de Bartu'nun nabzına bakmaya çalışıyordum. Zaten her yeri yara bere içindeydi yavrumum. Onu daha yeni bulmuştum. Tüm bunlara nasıl dayanmıştı. Biz ana baba olarak nerdeydik bunlar olurken? Ben hala nabzını bulmaya çalışırken Kemal, "Emel, ambulansı aradım. Çekil, nefes alsın çocuk. Ne oldu burada? " dedi endişeliydi. Yine de beni sakinleştirmek için soru soruyordu. "Bilmiyorum benden sargı bezi istedi eli yanmış diye ama Kemal görmen lazım yakmışlar çocuğumu. İstemeden olucak şey değildi," ağlamam ve hıçkırıklarımın arasında konuşmaya çalışıyordum. Ama biraz önce olanları düşündükçe nefes bile alamıyordum.
"Emel dur nefes al. Ne olur sakinleş hayatım." diyen Kemal'le sakinleşmeye çalıştım. Bartu için sakin olmalıydım. Ambulans sesleri gelmeye başlamıştı. Niye bu kadar yavaşlardı ki? çocuğum bayılmıştı ya ciddi bir şeyi varsa? Ambulansın sesini duymasıyla Kemal koşarak aşağıya inmeye başladı. Kapıyı açacaktı heralde.
Bartu'nun baygın bedeninden gözümü alamıyordum. Belki onu 14 yıl önce parkta daha iyi korusaydım bunlar olmazdı. Nereden bilebilirdim ki kaçırılacağını? Emre'de benim yavrumdu onu götüreceklerdi. Anne olarak tam bi hayalkırıklıydım. Çocuklarımı bile koruyamadım tam buldum derken Bartu'm tekrar ellerimin arasından kayıyordu.
İçeriye aceleyle girdiler aldılar çocuğumu dikkatlice ve aynı hızda tekrar gittiler. Ama gözlerimi hala onun yattı yerden ayıramıyordum. Kafasını vurduğu yerde ufak bir kan lekesi vardı. Sahi onu ilk gördüğümüzde de kafasında bandaj vardı. Daha onları soramadım ona. Yaralarını görünce çok korkuttum çocuğumu. Benden korktuğu için uzaklaşırken düştü oğlum benim. Bu kadar ısrarcı olmamalıydım.
Ben bunları düşünürken Kemal kollarımdan tutarak beni sarstı. "Emel hayatım kendine gel. Hastaneye gidelim hiçbiri senin suçun değil. Yavrumuzun yanında olalım." dedi ve hafifçe çekiştirerek arabaya götürdü beni. Sanki elim ayağım güçten kesilmişti. Hareket dahi edemiyordum Bartu'nun o halini gördüğümden beri. Hızlıca ambulansı takip ederek hastaneye geldik. Bartu'mu indirdiler ambulanstan, doktor ve hemşireler müdahale etmek için başına üşüştü.
Kısa bir süre sonra doktorlardan biri yanımıza gelerek "Stresliymiş düşmesiyle de birleşince bilinç kaybına yol açmış. Vücudundaki yaralardan haberdar mısınız?" dedi. "Ne yarasından bahsediyorsunuz doktor bey?" dedi Kemal. "Takip edin beni. " diyerek ilerlemeye başladı doktor. Bartu'mun odasına gidiyorduk galiba. Odaya girdiğimizde gördüklerimi unutmak isteyeceğim aklıma gelmezdi.
Bartu yatıyordu yatakta üzerinde hiçbir şey yoktu. Yüzünde bir solunum cihazı takılıydı, kolunda da serum. Ama burada asıl dikkatimi çeken vücuduydu. Çok zayıftı. Hastane yatağında cansızca yatarken kaburgaları sayılıyordu, üzerindeki morluklar ise sayılamayacak kadar çoktu. Aralarda morluklardan pek görünmese de ufak tefek dikiş izleri vardı. Kemal'in de benim de ağzımızdan tek kelime çıkmıyordu. Bu görüntü üzerine ne söylenebilirdi ki.
"Anlaşılan haberiniz yokmuş. Elinde 2. derece yanık var onu tekrar sardık. Kafasında ise biri bugünkü düşüşünden diğeri birkaç gün önce olduğunu düşündüğümüz hala kapanmamış bi yara var dikiş gerekmediği için onlara da sadece pansuman yaptık. Besin eksikliği çektiği belli oluyor birkaç vitamin yazacağım kan tahlili sonuçları çıkınca. Şu an biz uyutuyoruz biraz dinlenmeli akşama doğru uyandırır taburcu ederiz. Şimdi çıkın lütfen dinlensin biraz." dedi ve hepimiz çıktık odadan. Kemal'le ikimiz oturduk odanın önündeki sandalyelere. 2. derece yanık kafasındaki yara vücudunun bu hali besin eksikliğinden bahsetmiyorum bile neler yaşamıştı benim oğlum. Kemal'e döndüm benden farkı yoktu. Bunun olacağını hiç beklemiyorduk. Ama ona bunu yapan kişi acısını kesinlikle çekecekti. "Sercan'ı bulup bunu hesabını sormazsam adım Kemal değil!" dedi bana ama Bartu'nun üvey babası niye bunu yapmış olsun ki? Tamam biraz paragözdü. Para için kendi ailesini bile satardı ama el kadar çocuğa hiç mi acımamıştı? Bir de utanmadan bu zaman kadar baktığı için para almıştı bizden.
Nurgül ve çocukların yani Selim ve Emir dışarıda olsa da en azından Emre'nin endişelenmemesi için Nurgül'ü aradım. "Alo Nurgül Bartu uyanacakmış akşama taburcu olacakmış." dedim ne kadar durumdan bahsetmek istesem de telefonda anlatılacak şey değildi. Ne diyecektim ki "Şey Nurgül benim 14 yıl önceki dikkatsizliğim yüzünden çocuğum o zamandan beri cehennemi yaşıyormuş" mu? Bunu kendi içinden söylediğinde bile canım yanıyordu. Sesli söylersem nasıl dayanırım bilmiyorum? En azından Kemal beni bugüne kadar tek bir kere bile suçlamadı. Ona ne kadar teşekkür etsem azdı gerçekten doğru kişiyi bulmuştum.
Kemal sanki aklımı okurcasına bana sevgi dolu bakışlar atarken "Hadi Emel sen eve geç artık dinlen biraz." demişti. Tamam doğru adamı buldum da. O beni pek tanıyamamıştı galiba 22 yıldır. "Ne eve gitmesi Kemal. Ne saçmalıyorsun sen? Ben bu çocuğu 14 yıl yalnız bıraktım. Bir saniye daha bırakmam. Çok istiyorsan sen git." dedim hak etmişti bunu. Ne demek çocuğunu yalnız bırak, eve git dinlen. Sıkıyorsa sen git. "Ama hayatım iyiliğin için söylüyorum. Bartu uyandığında seni böyle yüzü gözü şiş mi görsün." İyi yerden vuruyordu. Benim kocam ne diyebilirim ki ama buradan ayrılmayacaktım.
O hatayı bir kez yapmıştım tekrarlamaya da niyetim yoktu. Kemal'in de gideceğini sanmıyordum. Zaten yıllardır evlat acısı çekiyorduk. Onu burada yalnız ve yaralı bırakamazdık. Yavaşça Kemal'in omzuna yaslandım. Tüm bu yaşadıklarımız çok ağır gelmişti. Uyandığında Bartu'nun üzerine gitmemeliydik. O kendini hazır hissetmeliydi.
***
Kitabın gidişatı hakkında ne düşünüyorsunuz? Beğendiyseniz oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın. ✨
Bölüm etkileşimi
