4. bölüm / 20
CİN KÖYÜPsikolog
Bölümler 20Şu an: Psikolog
- 1 Ne oluyor?1.048 kelime
- 2 Köy600 kelime
- 3 Çığlık755 kelime
- 4 Psikolog580 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 Kapı646 kelime
- 6 Yol1.014 kelime
- 7 Adres601 kelime
- 8 Ev944 kelime
- 9 Harabe818 kelime
- 10 Muska775 kelime
- 11 Yüklü müsün?851 kelime
- 12 İtiraf1.320 kelime
- 13 Bebek1.191 kelime
- 14 Öfke1.523 kelime
- 15 Korku1.548 kelime
- 16 Ne olacak1.666 kelime
- 17 Hoca1.304 kelime
- 18 Aynalar1.756 kelime
- 19 Gerçek2.691 kelime
- 20 Alev ve Melih487 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sonra odama çıktım ve uyuyakalmışım.
Sabah annemin sesiyle uyandım. Odama gelmiş, perdeleri açıyordu.
“Hadi Yasemin, kalk anneciğim. Kahvaltı edip doktora gideceğiz.”
Gözlerimi zar zor açtım.
“Hayır,” dedim.
Annem durdu.
“Neye hayır?”
“Gitmeyeceğim ben doktora.”
Annemin yüzü bir anda değişti.
“Ne demek gitmeyeceğim Yasemin? Dalga mı geçiyorsun sen? Baban da işe gitmedi seni götürmek için. Hadi kalk, aşağı kahvaltıya in.”
Sinirli şekilde odadan çıktı.
Ben de isteksizce kalkıp elimi yüzümü yıkadım. Üzerimi bile değiştirmeden aşağı indim. Babam masada oturuyordu.
“Doktora gitmeyeceğim ne demek Yasemin?” dedi ciddi bir sesle.
İç çekip sandalyeye oturdum.
“Baba, korkudan bayıldım sadece. Bir an evde hırsız var sandım. Dönünce bağırdım, sonra da dayanamayip bayıldım. Bunun başka bir şeyle alakası yok. Lütfen beni daha fazla yormayın.”
Babam yüzüme uzun uzun baktı. Sonra sesi biraz yumuşadı.
“Bir daha olursa sana sormam bile.”
“Tamam,” dedim hemen.
Masadan ona küçük bir öpücük attım. Babam hafifçe gülümsedi ama annemle Şekerci Nenem hâlâ bana sert sert bakıyordu.
Sessizce kahvaltı ettik.
Bir süre sonra babam işe gitti. Pazar günü olduğu için annem evdeydi.
Ben de tekrar odama çıktım.
Telefonumu alıp Oğuz’u aradım. O da yeni uyanmıştı. Dün gece olanları anlatmak istemedim.
Bir süre boş boş konuştuk. Sonra Oğuz:
“Sinemaya gidelim mi bugün?” dedi.
“Hâlâ biraz halsizim,” dedim. “Bugün dinlenirsem yarına toparlarım büyük ihtimal.”
“Tamam o zaman, yarın çıkarız.”
Biraz daha konuştuktan sonra telefonu kapattık.
Yatağıma uzandım. Bütün bunlar gerçek olamazdı. Belki de evdekilere anlatıp gerçekten psikoloğa gitmem gerekiyordu. Bunları düşünürken Alev aradı. Hemen açtım.
— Kanka, napıyorsun? dedi.
— Ben de seni arayacaktım, dedim.
— Hayırdır? Sesin değişik geliyor.
Ben de Alev’e birkaç gündür yaşadıklarımı anlattım. Sessizce dinledi, sonra iç çekti.
— Kanka, bence bir psikoloğa gitmen lazım. Ya da birkaç gün dinlen. Sınav stresinden olabilir.
— Belki de… dedim.
Bir süre daha konuştuktan sonra telefonu kapattık. Odamın ışığını söndürüp yatağa uzandım.
Gece yarısı, uykumun arasında ince bir ses duydum.
Tık… tık… tık…
İlk başta tam ayılamadım. Ama ses devam ettikçe kendime geldim. Ses balkondan geliyordu. Sanki biri camı tıklatıyordu.
Ama odam ikinci kattaydı.
Kimse çıkamazdı.
“Rüzgârdır… ağaç dallarıdır…” diye kendimi sakinleştirmeye çalıştım.
Yavaş adımlarla balkon kapısına yürüdüm. Ellerim titriyordu. Perdeyi hafifçe araladım.
Camın üzerinde parmak izleri vardı.
Ama normal değildi.
İnsan eli gibi değildi… hayvan izi de değildi. İnce, uzun parmakların bıraktığı garip izlerdi.
Bir adım geri çekildim.
Tam o sırada uzakta, ormanın derinliklerinde bir ateş gördüm.
Karanlığın içinde turuncu bir ışık yanıp sönüyordu.
Tekrar cama yaklaşıp dikkatlice baktım. Ateşin etrafında siyah siluetler dönüyordu. İnsan gibiydiler ama yürümüyorlardı… sanki yere değmeden süzülüyorlardı.
Nefesimi tuttum.
Tam o anda içlerinden biri aniden kafasını bana çevirdi.
Çığlık atarak geriye düştüm.
Yüzü…
Kan içindeydi.
Yüz hatlarını seçemiyordum bile. Sadece karanlığın içinden bana bakan o kanlı yüzü görüyordum.
Panikle geri geri gidip ışığı yaktım.
Sonra tekrar cama baktım.
Hiçbir şey yoktu.
Ne parmak izi… ne ateş… ne de o insanlar.
Yatağın ucuna oturdum. Ellerim titriyordu. Ağlamaya başladım.
“Ben kafayı mı yiyordum?..”
Sabah olunca her şeyi aileme anlatmaya karar verdim.
O gece ışık açık şekilde uyudum.
Sabah kahvaltı masasında derin bir nefes aldım.
— Size bir şey söyleyeceğim, dedim.
Herkes meraklı gözlerle bana baktı.
— Hani ben bayılmıştım ya… galiba halüsinasyon görüyorum.
Sonra yaşadığım her şeyi anlattım. Bayıldığım günü ... gece gördüklerimi…
Annemin, babamın ve Şekerci Nenem’in yüzü bir anda değişti.
Babam hemen konuştu:
— Strestendir kızım. Üstünde durma.
Ama sesi pek de emin çıkmamıştı.
Annem ise telaşla telefonunu aldı.
— Yine de bir psikoloğa görünelim Yasemin, dedi.
Telefon rehberinden psikolog arkadaşı Selim Bey’i aradı. İki saat sonrasına randevu ayarladı.
Ve kısa süre sonra annemle babamla birlikte yola çıktık.
Bölüm etkileşimi
