2. bölüm · CİN KÖYÜ

Köy

Lavinya Stepen

Hazırlanmak için yatağımdan kalkıp dolabın önüne yürüdüm. Hava soğuktu, dışarıda hafif yağmur yağıyordu. Siyah mini elbisemi giydim. Altına dizlerime kadar uzanan siyah çizmelerimi geçirdim. Saçlarımı sıkı bir topuz yaptım. Biraz da yorgun görünmemek için hafif makyaj yaptım. Son olarak dizlerime kadar inen kaşe krem kabanımı giyip çantamı aldım.

Aşağı indiğimde evin içinde temizlik telaşı vardı. Temizlik ekibi etrafta çalışıyordu. Annem mutfakta akşam yemeği için hazırlık yapıyor, Şekerci Ninem de gelenlere yer gösteriyordu.

“Kolay gelsin,” dedim gülümseyerek.

Annem bana dönüp,
“Çıkıyor musun kızım?” diye sordu.

“Evet. Önce Oğuz’la buluşacağım, sonra bizimkilerle görüşeceğiz. Geç gelirim.”

Şekerci Ninem hemen kaşlarını çattı.
“Kızım geç kalma bak. Dışarısı kötü, Allah korusun.”

Annem de iç çekti.
“Bu aralar babanı iyice kızdırıyorsun sen.”

Gülerek kabanımın düğmesini kapattım.
“Benim babişimin gönlünü alırım.”

Annem başını sallayıp güldü. Şekerci Ninem ise nedense hâlâ huzursuz görünüyordu.

Vedalaşıp evden çıktım.

Soğuk hava yüzüme vurdu. Yağmur ince ince yağmaya devam ediyordu. Arabama binip her zamanki kafeye doğru sürdüm.

Oğuz beni dışarıda bekliyordu.

Beni görür görmez gülümsedi. Yanına yaklaşınca kollarını sarıp beni kendine çekti.

“Hoş geldin Yasemin kokulum,” dedi.

İstemsizce gülümsedim.
“Hoş bulduk.”
Bir süre kahvelerimizi içip sohbet ettik. Oğuz konuşurken ben ara ara dalıp gidiyordum. Nedensizce içimde bir huzursuzluk vardı. Sürekli kötü bir şey olacakmış gibi hissediyordum.

Oğuz bunu fark etmiş olacak ki kaşlarını hafifçe çattı.

“Sen iyi misin?” dedi.

Başımı hafifçe salladım.
“Sanırım hastalanacağım. Biraz halsizim.”

Elini elime koydu.
“Dikkat et kendine. Bu havada elbise giyilir mi?”

Gözlerimi devirdim.
“Of Oğuz başlama yine.”

Tam o sırada telefonum çaldı.

Arayan Alev’di.

Telefonu açıp gülümsedim.
“Efendim hayatım?”

“Naber?” dedi.

“Oğuz’la kahve içiyoruz. Senden naber?”

Alev hemen kahkaha attı.
“Oooo… Bir gelin teklifi edilmeden kahveye çıkılmış demek.”

Ben de gülmeye başladım.
“Biraz baş başa oturmak istedik. Keşke siz de melih’le çıksaydınız.”

“Çıkacağız zaten. O yüzden sizi aradık ben senin gibi bencil miyim kızım?” dedi gülerken.

“Ne istiyorsunuz yine?”

“Hadi toplansak diyoruz. Çocukları da aradık. Sahile gidelim biraz.”

Oğuz merakla bana bakıyordu konuşurken.

“Tamam,” dedim. “Nerede buluşuyoruz?”

Kısa süre konuştuktan sonra gideceğimiz yer için sözleştik ve telefonu kapattım.

“Olay neymiş?” dedi Oğuz.

“Millet sahile gidiyormuş.”

Gülerek ayağa kalktı.
“Bizimkiler duramaz zaten.”

Ben de gülümseyip çantamı aldım.

Birlikte kafeden çıkıp arabaya bindik ve sahile doğru yola çıktık.
Sahilde buluştuğumuzda hava iyice soğumuştu. Hafif yağmur durmuştu ama rüzgâr hâlâ sert esiyordu. Hepimiz giderken kendimize birer kahve daha aldık. Sonra sahilde biraz tenha bir yere geçip oturduk.

Denizin sesi gece daha farklı oluyordu.

Dalgalar kıyıya vururken hepimiz bir yandan sohbet ediyor, bir yandan saçmalıyorduk. Efe yine korku videolarından bahsediyor, Alev ona laf atıyordu. Bir ara Melih saçma bir fıkra anlattı, hepimiz gülmekten kırıldık.

Sonra şarkı söylemeye başladık.

Oğuz kolunu omzuma atmıştı. Başımı ona yaslayıp denizi izliyordum. O an her şey huzurlu görünüyordu ama içimdeki sıkıntı hâlâ tam olarak geçmemişti.

Tam o sırada Melih kahvesinden bir yudum alıp konuştu.

“Bu hafta bizim köyde kuzenin düğünü var.”

Hakan hemen güldü.
“Ee bize ne oğlum?”

“Dur lan daha bitmedi,” dedi Melih. “Tek başıma hiç çekilmez orası. Böyle gidiyoruz, geliyoruz. Hiç itiraz istemiyorum sizden.”

Alev kaşlarını kaldırdı.
“Köy mü?”

“Evet köy,” dedi Melih gözlerini devirdi. “Ama güzel yer bak. Hem hafta sonu zaten okul yok.”

Efe sırıtıp,
“Cin min çıkarsa ben yokum yalnız,” dedi.

Melih hemen kahkaha attı.
“Tam sana göre yer zaten. Gece üç harflilerle oturur sohbet edersin.”

Ben istemsizce irkildim o kelimeyi duyunca.

Nedense içime yine kötü bir his çöktü.

Oğuz bunu fark edip bana baktı.
“Üşüdün mü?”

“Biraz,” dedim sessizce.

Melih hâlâ konuşuyordu.
“Bak ciddi diyorum geliyorsunuz. Hem değişiklik olur.”

Alev omzuma vurdu.
“Bence eğlenceli olur.”

Herkes konuşurken ben kısa bir an denize baktım.

Sonra…

Sanki biraz ileride, karanlıkta birinin bize baktığını gördüm.

Bir siluet.

Gözümü kırpınca hiçbir şey kalmamıştı.