9. bölüm / 30
Camdan Hayaller // SKZ❄️9.Bölüm:"Bu O!"❄️
Bölümler 30Şu an: ❄️9.Bölüm:"Bu O!"❄️
- 1 ❄️1.Bölüm:"Kırdın Kırdın"❄️2.398 kelime
- 2 ❄️2.Bölüm:"İstemiyorum!"❄️1.313 kelime
- 3 ❄️3.Bölüm: "Hoş Geldin Hayatıma"❄️1.341 kelime
- 4 ❄️4.Bölüm: "Korktun mu?"❄️1.538 kelime
- 5 ❄️5.Bölüm: "Kurtar Bizi"❄️1.222 kelime
- 6 ❄️6.Bölüm:"Dur Artık!" ❄️995 kelime
- 7 ❄️7.Bölüm: "Kıpırdama"❄️962 kelime
- 8 ❄️8.Bölüm: "Bulduğunda Yaşatma"❄️1.209 kelime
- 9 ❄️9.Bölüm:"Bu O!"❄️1.094 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 ❄️10.Bölüm: "Var Mısın?"❄️1.095 kelime
- 11 ❄️11.Bölüm:"Seninle Evlenirdim Bile"❄️1.134 kelime
- 12 ❄️12.Bölüm:"Utandın mı Sen?"❄️969 kelime
- 13 ❄️13.Bölüm:"Şey İşte Şey..."❄️1.141 kelime
- 14 ❄️14.Bölüm:"Sevgilim"❄️1.678 kelime
- 15 ❄️15.Bölüm:"Beklenmedik Kişi"❄️877 kelime
- 16 ❄️16.Bölüm:"Kıskançlık Kırıntıları" ❄️761 kelime
- 17 ❄️17.Bölüm:"Hepsi Kalbimin Suçu"❄️819 kelime
- 18 ❄️18.Bölüm:"Ara Sıra Heykel Olabiliyor"❄️954 kelime
- 19 ❄️19.Bölüm:"Hayatımda Klişelere Yer Yok"❄️755 kelime
- 20 ❄️20.Bölüm:"Şüpheli Dosya"❄️777 kelime
- 21 ❄️21.Bölüm:"Gözlerin Dokunuşu"❄️1.045 kelime
- 22 ❄️22.Bölüm:"Ben Geldiiiim"❄️924 kelime
- 23 ❄️23.Bölüm:"Ayaklarımın Suçu"❄️1.337 kelime
- 24 ❄️24.Bölüm:"Şarj mı?"❄️1.211 kelime
- 25 ❄️25.Bölüm: "Olmaz!"❄️1.030 kelime
- 26 ❄️26.Bölüm:"Hepsi Ellerimin Suçu"❄️806 kelime
- 27 ❄️27.Bölüm:"Aptal Değilim!"❄️614 kelime
- 28 ❄️28.Bölüm: "Bir Sebep"❄️1.130 kelime
- 29 ❄️29.Bölüm: "Aşk Hep Olsun"❄️1.597 kelime
- 30 ❄️30.Bölüm: "Kartları Açık Oynayalım"❄️1.732 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Hyunjin! Acilen hastaneye gelebilir misin? Ama çok acil, kelimenin tam anlamıyla bir ölüm kalım meselesi! Gelince detayları görüşürüz... Tamam, odamda bekliyorum. Lütfen çabuk ol, acele et!"
Minho konuşmasını bitirdikten sonra telefonu kapatıp sakinçe eski yerine, komodinin üzerine bıraktı. Ardından yavaş ve dikkatli adımlarla tam karşıma geçti. Gözleri bu sefer az önceki o korumacı öfkenin aksine, âdeta bana yalvarır gibi bakıyordu.
"Ağlama ne olur? Seni böyle çaresiz ve korkmuş görmek istemiyorum."
Ağlıyor muydum? Ellerimi gayriihtiyari yanaklarıma götürdüğümde parmak uçlarıma bulaşan o sıcak ıslaklıkla ağladığımın ancak farkına varabilmiştim.
Hemen ellerimin tersiyle yanaklarımı ve gözlerimi aleacele sildim.
Uzun koltuğun hemen karşısındaki orta sehpanın üzerine alelacele bıraktığım mavi kapaklı defteri elime aldım ve yeniden Minho’nun tam karşısına geçtim.
"İçinde bu kadar önemli, bu kadar tehlikeli olan ne var inan bilmiyorum," dedim sesimin titremesine engel olamayarak.
"Ama cebimden çıkan not kesinlikle bir şaka değildi Minho. O çocuğa bir şey olmuş mudur dersin? Bana kapının önünde çarpıp kaçarken gözlerime öyle bir bakmıştı ki... Yalvarır gibiydi. O bakışlar, o kağıttaki el yazısı! Bunu nasıl sıradan bir durum gibi görebilirim ben? Ya peşindeki o adam ona çoktan bir şey yaptıysa?"
"Korkma Jae Hee, sakin ol," dedi Minho, gözlerimin içine bakarak.
"Hiçbir şey olmayacak, izin vermeyeceğim."
Tam o sırada, sanki sözleri büyüyle kesilmiş gibi odanın kapısı hafifçe tıklatıldı. Yaşadığımız korkuyla ikimiz de saniyeler içinde başımızı kapıya doğru çevirdik. Kapının arkasından boğuk, yabancı bir ses yükseldi:
"Müsait misiniz efendim, içeri girebilir miyim acaba?"
Duyduğum bu sesle kanım dondu çünkü bu ses, az önce aşağıda bana sırtı dönük olan adama aitti!
Büyük bir panikle fısıldayarak Minho’ya doğru eğildim. "Bu... Bu o!"
Minho duyduğu şeyle gözlerini irileştirdi. Saniyeler içinde yüzüne ciddi ve sert bir ifade takınarak hemen bana doğru fısıldadı:
"Banyoya! Banyoya girelim çabuk!"
Düşünmeden, saniyelerle yarıştığımızı bilerek dediğini anında yaptım.
Arkamda kalan banyonun kapısını yavaşça açıp içeri süzüldüm. Minho da hemen arkamdan içeri girdi ve kapıyı büyük bir dikkatle, en ufak bir gürültü yapmadan arkamızdan kapattı.
Deftere sarılmış bir hâlde, büyük banyonun ortasında korkudan titreyerek Minho’ya bakmaya devam ettim.
Dibimize kadar gelmişlerdi işte. Şimdi ne yapacaktım? Ölecek miydim burada? Her şey daha yeni başlamışken böylece bitecek miydi yani?
Minho korkumu yatıştırmak ister gibi yaklaştı ve kulağıma doğru fısıldadı:
"Müsaade alamasalar bile kapıyı zorlayıp içeri gireceklerdir. Onlar içerideyken ben tuvaletteymişim de dışarı yeni çıkıyormuşum süsü vereceğim. Sakın sesini çıkarma Jae Hee, burada kal."
Onun hassas durumunu düşünerek, "Ya sana bir şey yapmaya kalkarlarsa?" diye sordum.
"Endişelenme. Baksana, içeri girmek için hâlâ müsaade istemeye, kibar görünmeye çalışıyor. Demek ki hastanede dikkat çekmek istemiyorlar. Bana doğrudan zarar vermeyecektir, sadece odaya kabaca bir göz atıp çıkacaktır."
Onu çaresizce başımla onayladım.
Tam o esnada, dışarıdaki odanın kapısının yavaşça açıldığını işittik.
Ben hemen banyo kapısının arkasındaki kör noktaya geçtim ve elimdeki mavi deftere, sanki hayatım ona bağlıymış gibi sıkıca sarıldım.
Minho ise durumu inandırıcı kılmak adına hemen lavabonun musluğunu açtı ve ellerini akan suyun altına tuttu.
İnandırıcı olmak için elinden gelen her şeyi yapıyordu. Kalbim göğsümü yırtacak gibi atarken sadece onun için korkuyordum çünkü o normal, fiziken güçlü bir hasta değildi.
Ona dokunmamaları ve incitmemeleri için içimden dualar etmeye başladım.
Minho musluğu yavaşça kapattı. Gözlerini yumup açarak bana son bir kez güven vermek istercesine baktıktan sonra yüzüne sakin bir tebessüm yerleştirdi. Banyo kapısını açıp dışarı adım attı. Odada yabancı birini görmüş gibi, şaşkınlık dolu yapay tepkisini verdi.
"Oh! Siz de kimsiniz acaba?"
Ses tonu her zamanki gibi nazik ve sevecendi.
Banyo kapısını biraz sonra tamamen kapattı. Artık içeride karanlıkta kalmıştım ama dışarıdaki konuşmaları net bir şekilde duyabiliyordum. Beni fark ederler korkusuyla nefesimi bile tamamen tutmuştum resmen. Dikkatle kulak kabarttım.
"Çok özür dilerim efendim," dedi o yabancı, soğuk ses.
"Seslendim ama içeriden yanıt alamadım. Ben de bir sorun mu var diye kontrol etmek amacıyla girmek durumunda kaldım."
"Önemli değil," dedi Minho, inanılmaz bir rahatlıkla.
"Asıl siz benim kusuruma bakmayın lütfen. Lavabodaydım, suyu açtığım için sizi duyamamışım. Önemli bir durum mu vardı acaba? Ne için gelmiştiniz bu saatte?"
"Ah... Ben bir defter kaybettim de," dedi adam, durumun altını çizerek.
"Benim için hayati önem taşıyan bir defterdi. Az önce hastane koridorunda bir kadınla sertçe çarpışmıştım, o kargaşada düşürmüş olmalıyım. Belki bir ümit defterim ondadır ya da buralara düşmüştür diye çarptığım o kişiyi arıyorum."
Minho hafifçe, durumu tiye alır gibi güldü. "Gecenin bu yarısında mı? Günlüğünüz falan mıydı yoksa o kadar değerli olan?"
"Evet! Evet, günlüğümdü, aynen öyle!" dedi adam, sesindeki sabırsızlığı gizlemeye çalışarak.
"Yazmadan uyuyamıyorum pek. Çok önemlidir benim için."
"Ahh, buna cidden çok üzüldüm. Nasıl bir defterdi peki bu? Bana kısaca tarif edin, eğer sabah temizlikte ya da koridorda görürsem mutlaka size ulaştırılmasını sağlarım."
Kısa bir sessizlik oldu. Adamın odada göz gezdirdiğini hisseder gibiydim. Sonra o tekinsiz ses tekrar yükseldi:
"Siz bu odada... yalnız mı kalıyorsunuz?"
"Evet," dedi Minho, sesini hiç bozmadan. "Uzun yıllardır bu hastane odasındayım maalesef. Dermansız, zor bir hastalığım var."
Minho gerçekten o kadar doğal, o kadar sıradan konuşuyordu ki dışarıdan izleyen biri olsam kesinlikle durumundan şüphelenmezdim.
Lâkin tanımadığım adamın attığı sonraki adım, kalbimin tamamen durmasına neden olacak can alıcı soruyu doğurdu.
"Geçmiş olsun ama bu koltuğun üzerindeki yatak... Kimin için kuruldu?"
Yatak.
Giderken koltuğun üzerine yastığı koymuş, pikeyi de apaçık sermiştim.
Ah! Olamaz, her şey buraya kadardı!
Dışarıda ölümcül bir sessizlik oluştu, Minho da kısa bir süre sustu.
Tam her şeyin bittiğini, adamın odayı arayıp beni bulacağını anladığım dehşet anında, odanın kapısı büyük bir gürültüyle ve hızla ardına kadar açıldı! Nefes nefese kalmış biri yüksek sesle bağırdı.
"Minho!"
Minho saniyeler içinde durumu kavrayıp büyük bir neşeyle güldü ve çok hızlı bir şekilde araya girdi.
"Aaaa, bak tam üstüne bastın, kuzenim de geldi işte! Bugün kuzenim kalacaktı bende, onun için hazırlamıştık orayı. Hoş geldin Hyunjin! Yatağını da erkenden hazırladım bak. Bu gece o huysuz eşinin dırdırını çekmeden burada mis gibi, rahat bir uyku çekebilirsin. Polislik zor zanaat ne de olsa, adamı canından bezdirir. Zaten işte yeterince yoruluyorsun, bir de evde yorulma diye düşündüm. Dilediğin kadar burada kalabilirsin kuzen, ehehe!"
Odanın içinde bir kez daha büyük bir sessizlik dalgası oluştu.
Sanırım içeri giren kuzeni Hyunjin, Minho’nun bu ani ve imalı konuşması karşısında durumun ciddiyetini kavrayıp akıllıca susmuştu çünkü odaya girerken sesindeki o endişe yerini sessiz bir onaya bırakmıştı.
Minho’nun, gelen kişinin "polis" olduğunu adamın gözünün içine soka soka, bastıra bastıra söylemesi ise defteri arayan adamı fena hâlde korkutmuş olmalıydı.
"Anlıyorum... Rahatsızlık verdim, kusuruma bakmayın lütfen. Kendinize iyi bakın," diyen adamın ezile büzüle konuşmasının ardından odanın kapısının kapanma sesini duydum.
O herifin gittiğinden tamamen emin olduğum an, banyoda karanlığın içinde tuttuğum tüm nefesimi sesli bir şekilde dışarı koyuverdim.
Göğsüm hızla inip kalkarken deli gibi nefes alıp vermeye başladım. Defteri sıkmaktan parmak boğumlarımın bembeyaz kesildiği ellerimi yavaşça gevşettim.
Daha önce hayatımda hiç ama hiç bu kadar büyük bir ölüm korkusu yaşadığımı hatırlamıyordum.
...
Bölüm etkileşimi
