19. bölüm / 30
Camdan Hayaller // SKZ❄️19.Bölüm:"Hayatımda Klişelere Yer Yok"❄️
Bölümler 30Şu an: ❄️19.Bölüm:"Hayatımda Klişelere Yer Yok"❄️
- 1 ❄️1.Bölüm:"Kırdın Kırdın"❄️2.398 kelime
- 2 ❄️2.Bölüm:"İstemiyorum!"❄️1.313 kelime
- 3 ❄️3.Bölüm: "Hoş Geldin Hayatıma"❄️1.341 kelime
- 4 ❄️4.Bölüm: "Korktun mu?"❄️1.538 kelime
- 5 ❄️5.Bölüm: "Kurtar Bizi"❄️1.222 kelime
- 6 ❄️6.Bölüm:"Dur Artık!" ❄️995 kelime
- 7 ❄️7.Bölüm: "Kıpırdama"❄️962 kelime
- 8 ❄️8.Bölüm: "Bulduğunda Yaşatma"❄️1.209 kelime
- 9 ❄️9.Bölüm:"Bu O!"❄️1.094 kelime
- 10 ❄️10.Bölüm: "Var Mısın?"❄️1.095 kelime
- 11 ❄️11.Bölüm:"Seninle Evlenirdim Bile"❄️1.134 kelime
- 12 ❄️12.Bölüm:"Utandın mı Sen?"❄️969 kelime
- 13 ❄️13.Bölüm:"Şey İşte Şey..."❄️1.141 kelime
- 14 ❄️14.Bölüm:"Sevgilim"❄️1.678 kelime
- 15 ❄️15.Bölüm:"Beklenmedik Kişi"❄️877 kelime
- 16 ❄️16.Bölüm:"Kıskançlık Kırıntıları" ❄️761 kelime
- 17 ❄️17.Bölüm:"Hepsi Kalbimin Suçu"❄️819 kelime
- 18 ❄️18.Bölüm:"Ara Sıra Heykel Olabiliyor"❄️954 kelime
- 19 ❄️19.Bölüm:"Hayatımda Klişelere Yer Yok"❄️755 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 ❄️20.Bölüm:"Şüpheli Dosya"❄️777 kelime
- 21 ❄️21.Bölüm:"Gözlerin Dokunuşu"❄️1.045 kelime
- 22 ❄️22.Bölüm:"Ben Geldiiiim"❄️924 kelime
- 23 ❄️23.Bölüm:"Ayaklarımın Suçu"❄️1.337 kelime
- 24 ❄️24.Bölüm:"Şarj mı?"❄️1.211 kelime
- 25 ❄️25.Bölüm: "Olmaz!"❄️1.030 kelime
- 26 ❄️26.Bölüm:"Hepsi Ellerimin Suçu"❄️806 kelime
- 27 ❄️27.Bölüm:"Aptal Değilim!"❄️614 kelime
- 28 ❄️28.Bölüm: "Bir Sebep"❄️1.130 kelime
- 29 ❄️29.Bölüm: "Aşk Hep Olsun"❄️1.597 kelime
- 30 ❄️30.Bölüm: "Kartları Açık Oynayalım"❄️1.732 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Baban nasıl oldu?''
Sorusu üzerine gülümseyişimi hafiflettim. Tamamen yüzümden silmeden cevap verdim.
''Her geçen gün daha çok toparlıyor. Çok daha iyi merak etme. Bu arada Minho...''
Bir an susup yutkununca başını eğip yüzüme merakla baktı. Cümlemi merakla beklediğini belli edercesine, sabırsızlıkla:
''Evet,'' dedi.
''Babama bugün senden bahsettim. Chan ile evlenmem konusunda ısrar etmeye devam ediyordu çünkü.''
Onun da gülümseyişi hafifledi. Ne kadar gergin olduğu yüzünden okunabiliyordu.
''Ne dedi peki? Benim hakkımda yani.''
Derin bir nefes alıp verdim.
''İşte benim de korktuğum ve endişe ettiğim durum tam olarak burası. Hiçbir şey demedi. Normalde olsa esip gürleyebilirdi ama çok sakindi. Sadece başıyla beni onayladı. Bu durum açıkçası beni korkutuyor. Ben yanında yokken babam ya da onun gönderdiği herhangi biri sana saçma sapan şeyler söylemeye kalkarsa-''
Bir anda sözümü kesti. Daha çok gülümsedi.
''Yah, Jae Hee-sshi! Hayatıma sen girdin gireli kendimi bir film içindeymişim gibi hissediyorum. Aşk, aksiyon, macera, gizem dolu bir film. Ama ben Lee Minho'yum dostum! Klişeler bana göre değil. Hayatımda klişe sahnelere yer yok. O yüzden sen ne yapıyorsun?''
Yine ciddiye almıyordu. İstemsizce o gülüşünü bana da bulaştırıyordu.
''Ne yapıyorum?'' diye sordum.
''Hiç ama hiç merak etmiyorsun.''
''Tamam. Öyle olsun bakalım.''
İlerledi. Geçip uzun koltuğa oturdu. Ben de peşinden giderek onu takip ettim. Hemen yanına oturdum. Sıkıntıyla sesli sesli ofladı.
''Offf!''
Başını hemen yanına oturan bana çevirdi.
''Birkaç gündür yoksun Jae Hee. Oysa ben sana o kadar alışmıştım ki! Bundan sonra... Hep böyle mi olacak? Evine dönecek misin? Yanımda kalmayacak mısın?''
Ben de bu konuda oldukça üzgün olsam da moralinin bozulduğunu hissettiğim Minho'ya moral verebilmek için gülümsemeye devam ettim. Onun her zaman bana yaptığı gibi ben de onun keyfini yerine getirebilmek için çabaladım.
''Evlenene kadar böyle ne yazık ki Lee Minho-sshi.''
Bana yandan yandan baktı. Düşünürken sırıttı ve:
''Öyle mi?'' diye sordu.
''Oh, öyle.''
Kafamı sallayıp ona onay versem de kendisini bir anda sırıttıran bu düşüncenin normal bir düşünce olmadığını hissedebiliyordum.
''Seni gitmeden önce görmek istedim Minho. Birazdan şirkete gideceğim. Akşam da geç gelebilirim.''
Yanaklarını şişirdi. Daha sonra ağır ağır şişirdiği yanaklarını indirdi. Bir kere daha uzunca iç çektikten sonra konuştu.
''Ben seni beklerim. Mutlaka uğra yanıma. Beni yalnız bırakma.''
''Tamam, uğrarım.''
Tam ayağa kalkacağım sırada bir anda:
''Jae Hee!'' diye bağırdı.
Her zaman ani hareketlerde bulunduğum için beni suçluyordu ancak kendisinin de benden pek bir farkı yoktu.
Bir şey söyleyeceğini hissettiğim için yanına yeniden oturdum.
Gözlerinin içine bakarak merakla bekledim. Bir müddet ne hareket etti ne de konuştu. Yalnızca ellerini kavuşturup önüne baktı. Nefes alışverişlerimizden başka hiçbir ses hâkim değildi.
Kaşlarımı çattım. Dirseklerimi bacaklarıma yerleştirip başımı ona doğru, sol tarafıma yatırdım. Gülümsedim. Gözlerinin içine ısrarla bakmaya devam ettim.
''Ne oldu? Neden sustun? Bir şey mi oldu? Neden bana bakmıyorsun?''
Başını yavaşça bana doğru, soluna çevirdi. Gözlerimin içine gergin gergin baktı. Dudaklarını bir açtı bir kapattı. Bu işlemi en az 7-8 defa sürdürdü.
Gözlerinde gezen karamsarlığı görmemek imkânsızdı.
Ona aşağıdan bakmaya devam ettiğim için boynum ağrıyınca dirseğimi dizime koymuş olduğum tek kolumu kaldırdım. Elimi yumruk yapıp çeneme yasladım.
Açık saçlarım hareket etmemden dolayı yüzüme döküldü. Minho'yu gördüğüm tarafı kapatınca boşta olan sol elimi de saçlarıma attım. Sol tarafıma dökülen tutamları parmaklarımla toplayıp kulağımın arkasına yerleştirdim.
Kolumu dizlerimin üzerine indirir indirmez bir anda Minho eğildi.
Şimşek hızıyla eğilip dudaklarıma bir iki saniyelik minik bir buse kondurdu.
Kalbimde başlayan hatta bir anda patlayan değişik bir heyecan tüm iliklerime tüylerimi diken diken ederek yayılırken Minho aynı hızla ayağa kalktı. Bana sırtını döndü.
Dudaklarım öylece kalırken iyice irileşen gözlerimle onu takip ettim. Bir elini kalbine, diğer elini de yüksek ihtimalle dudaklarına götürmüştü.
Bana hissettirdiği bu değişik duygu ve ilk öpücüğüm sonrasında yanaklarıma ateş basmaya başladı. Ellerimi kaldırıp yanaklarıma yerleştirdim. Dudaklarımı birbirine bastırdım.
Bu şoku ilk önce ben üzerimden atmayı becerebilip ayağa kalktım. İki adım atıp Minho'nun önüne geçtim. Beni görünce vaziyetini bozmadı ancak gözlerini utanç içerisinde sımsıkı yumdu.
Sesli güldüm.
Sağ eli hâlâ kalbinde, sol eli dudaklarındaydı.
''Minho... Ne yapıyorsun?''
Paytak paytak minik adımlar ata ata çevresinde döndü. Bana yeniden sırtını çevirdi. Vazgeçmedim. Ben de yeniden önüne geçtim.
''Kaçma. Utanma da. Utanılacak bir şey yapmadın ki. Biz sevgiliyiz.''
Tek gözünü açtı. Sol elini dudağının üzerinden çekti.
''Bana kızmadın değil mi?'' diye sordu.
Kollarımı birbirine bağladım. Sorusuna soruyla karşılık verdim.
''Sence? Kızmış gibi görünüyor muyum?''
İyice baktı yüzüme. Diğer gözünü de açtı. Sonra hafif hafif gülümsemeye başladı.
''Cık! Görünmüyorsun. Ama yine de... Ansızın gelen ve içimi doldurup bir müddet sonra taşkına sebep olan o delicesine öpme isteği... Şey... Benim değil. Galiba hepsi hormonlarımın suçu.''
Sesli güldüm. Masum masum, parıltı saçarak bana bakan gözlerinden bir saniye olsun gözlerimi ayırmadım. O da aynı şekilde bana bakarak gülümsedi. Şen gülüşlerimiz odayı doldurdu.
...
Bölüm etkileşimi
