❄️2.Bölüm:"İstemiyorum!"❄️

Vaveyla Yazarı: Gece Kuşu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: ❄️2.Bölüm:"İstemiyorum!"❄️
  1. 1 ❄️1.Bölüm:"Kırdın Kırdın"❄️2.398 kelime
  2. 2 ❄️2.Bölüm:"İstemiyorum!"❄️1.313 kelime · Okuduğun bölüm
  3. 3 ❄️3.Bölüm: "Hoş Geldin Hayatıma"❄️1.341 kelime
  4. 4 ❄️4.Bölüm: "Korktun mu?"❄️1.538 kelime
  5. 5 ❄️5.Bölüm: "Kurtar Bizi"❄️1.222 kelime
  6. 6 ❄️6.Bölüm:"Dur Artık!" ❄️995 kelime
  7. 7 ❄️7.Bölüm: "Kıpırdama"❄️962 kelime
  8. 8 ❄️8.Bölüm: "Bulduğunda Yaşatma"❄️1.209 kelime
  9. 9 ❄️9.Bölüm:"Bu O!"❄️1.094 kelime
  10. 10 ❄️10.Bölüm: "Var Mısın?"❄️1.095 kelime
  11. 11 ❄️11.Bölüm:"Seninle Evlenirdim Bile"❄️1.134 kelime
  12. 12 ❄️12.Bölüm:"Utandın mı Sen?"❄️969 kelime
  13. 13 ❄️13.Bölüm:"Şey İşte Şey..."❄️1.141 kelime
  14. 14 ❄️14.Bölüm:"Sevgilim"❄️1.678 kelime
  15. 15 ❄️15.Bölüm:"Beklenmedik Kişi"❄️877 kelime
  16. 16 ❄️16.Bölüm:"Kıskançlık Kırıntıları" ❄️761 kelime
  17. 17 ❄️17.Bölüm:"Hepsi Kalbimin Suçu"❄️819 kelime
  18. 18 ❄️18.Bölüm:"Ara Sıra Heykel Olabiliyor"❄️954 kelime
  19. 19 ❄️19.Bölüm:"Hayatımda Klişelere Yer Yok"❄️755 kelime
  20. 20 ❄️20.Bölüm:"Şüpheli Dosya"❄️777 kelime
  21. 21 ❄️21.Bölüm:"Gözlerin Dokunuşu"❄️1.045 kelime
  22. 22 ❄️22.Bölüm:"Ben Geldiiiim"❄️924 kelime
  23. 23 ❄️23.Bölüm:"Ayaklarımın Suçu"❄️1.337 kelime
  24. 24 ❄️24.Bölüm:"Şarj mı?"❄️1.211 kelime
  25. 25 ❄️25.Bölüm: "Olmaz!"❄️1.030 kelime
  26. 26 ❄️26.Bölüm:"Hepsi Ellerimin Suçu"❄️806 kelime
  27. 27 ❄️27.Bölüm:"Aptal Değilim!"❄️614 kelime
  28. 28 ❄️28.Bölüm: "Bir Sebep"❄️1.130 kelime
  29. 29 ❄️29.Bölüm: "Aşk Hep Olsun"❄️1.597 kelime
  30. 30 ❄️30.Bölüm: "Kartları Açık Oynayalım"❄️1.732 kelime

Apartmandan içeri girip evimin kapısının önüne kadar geldim ama kapıyı çalmaya korkuyordum.

Minho gerçekten çok tatlı, çok sevimli ve hayat dolu bir çocuktu. Onunla tanışmış, bir iki saat boyunca o kadar güzel sohbet etmiştik ki zamanın nasıl geçtiğini anlayamamıştım.

Ancak o an aklıma aniden ev gelmişti. Annemlere söz vermiştim. Bugün hiçbir sorun çıkarmayacak, vaktinde orada olacaktım. Telefonum da fırlatmanın etkisiyle bozulduğu için aradıklarını duymamıştım. Kim bilir kaç kez aramışlardı?

"Ben yandım. Ben bittim," diye geçirdim içimden.

Korka korka kapının ziline bastım.

Annemlerin kapıyı açmasını beklerken kapının ardında Chan’ı gördüm.

Kapıyı açıp da karşısında beni bulunca, sinirli yüzüne zoraki ve yapmacık bir gülümseme ekledi. Kendince korkunç görünmeye çalışıyordu galiba.

Neyse, itiraf ediyorum. Evet, böyle bakınca oldukça korkunç görünüyordu.

Çaktırma Jae Hee...

Sesli ve derin bir nefes vererek gözlerimi devirdim.

"Siz hâlâ burada mısınız?" diye sorup onu kolumla hafifçe ittim. Yolumu açarak içeri girdim.

Benden aldığı darbeyle bir iki adım geriledi.

Tamam, anne ve babamdan deli gibi korkuyordum çünkü hayatımın en büyük azarını işiteceğimi biliyordum. Söz vermiştim, bir daha yapmayacağımı söylemiştim. İstemeyerek de olsa yine geç kalmıştım ama bir yandan içimde ufacık bir mutluluk kırıntısı vardı. Chan’ların beklemeyip gittiğini, onlardan tamamen kurtulduğumu düşünmüştüm.

Ama ne yazık ki olmamıştı. Oturma odasından gelen sesler Chan'ın ailesinin de burada olduğunu kanıtlıyordu. Şimdi çifte sorgu yiyecektim.

Ben ayakkabılarımı çıkarırken Chan başımda âdeta bir gardiyan gibi itinayla dikilmeye devam ediyordu.

Spor ayakkabılarımın bağcıklarını elimden geldiğince yavaş bir şekilde çözmeye çalışıyor, hatta süreyi uzatmak için bağcıkların tamamını gevşetiyordum. Oysa ne kadar zamana oynarsam oynayayım, bu durumdan kaçamayacağımı çok iyi biliyordum.

Sonunda ayakkabılarımı çıkarıp ayağıma terliklerimi geçirdim.

Evde ışığı tek açık olan yer oturma odasıydı. Oraya gitmeye cesaret edemedim, olduğum yerde kalakaldım. Ellerimi önümde birleştirip parmaklarımı sıkmaya başladım.

Başımda dikilen Chan sonunda patladı. Oturma odasına doğru kısa bir bakış attıktan sonra aniden bileğimi sıkıca kavradı ve beni peşinden sürüklemeye başladı. Odamın kapısını açtı. Beni âdeta fırlatırcasına içeri bırakıp kendisi de arkamdan girdi ve kapıyı sertçe kapattı.

İçeridekilerin, yani anne ve babamın duymaması için sesimi olabildiğince kısık tutarak ona öfke kustum.

"Ne yaptığını sanıyorsun sen?!"

Hızla yanıma yaklaştı ve tam karşıma dikildi. Tıpkı benim gibi, sesini alçaltarak ama öfkeyle bağırarak karşılık verdi.

"Asıl sen ne yaptığını zannediyorsun?! Neredeydin, huh?! Bu saate kadar neredeydin Jae Hee?! Bugün bizim nişanımız olduğunu bile bile..."

Birden sustu. Yüzüne sinir bozucu bir sırıtış yerleşti.

"Bilerek yaptın değil mi? Sırf benimle nişanlanmamak için yaptın!"

"Bilerek yapmadım! Bir aksilik oldu ve o insanla ilgilenmek zorunda kaldım!"

"O aksilik tam da bugünü ve bu saati mi buldu yani? Yeme beni Jae Hee."

Asla inanmıyordu. Bir kez daha yanılmadığımı görerek kollarımı göğsümde bağladım ve ben de onun gibi sırıttım.

"Kime, ne anlatıyorum ki ben? Boş versene. Seninle evlenmek istemediğimi zaten biliyorsun. İstemiyorum işte, vazgeç bu sevdadan."

Gülümseyişi daha da büyüdü.

Üzerime doğru tehditkar bir şekilde eğildi.

Korktuğumu belli etmemek için geri adım atmadım.

Bu esnada o, kulağıma doğru eğilip tüylerimi diken diken edecek karanlık bir fısıltısıyla, "Asla," dedi.

Yüzünü biraz geri çekerek gözlerini yüzümün her bir karışında gezdirdi.

"Asla vazgeçmeyeceğim. Bunu sen de gayet iyi biliyorsun. Ben... Önceki sevgililerine benzemem Jae Hee."

Daha fazla bu yakınlığa dayanamayarak ondan uzaklaşmak adına bir adım geri gittim.

Yatağımın üzerine oturmayı planlayarak o tarafa yönelecekken Chan beni yeniden kolumdan tutup sertçe kendisine çevirdi. Kolumu bir türlü bırakmıyordu.

"Kaçma! Bana bir cevap ver, neredeydin?"

Onun sinirlerini iyice altüst edebilmek adına, meydan okurcasına gülümsedim. Pek de doğru olmayan doğruları yüzüne vurdum.

"Eğlenceli, hâlden anlayan, sevimli ve oldukça yakışıklı bir erkeğin yanındaydım."

İşte şimdi onu gerçekten delirtmeyi başarmıştım.

Dişlerini birbirine bastırmaya başladı. Sıktığı dişlerinin arasından, bana âdeta kükredi:

"Yalan söylüyorsun!"

Öfkesiyle birlikte kolumu daha da çok sıkmaya başlamıştı. Canım gerçekten yanıyordu. Kolumu elinden kurtarmaya çalışarak çırpındım.

"Bırak! Canımı yakıyorsun!"

"Bana bak Jae Hee! Neredeydin, arkamdan ne haltlar karıştırıyordun bilmiyorum ama şimdi içeridekiler için geçerli bir sebep uyduracaksın! İçeri geçip herkesten özür dileyeceksin. Aramızdaki sorunu hâllettiğimizi, çok mutlu olduğumuzu söyleyeceğiz ve o yüzükler bu gece parmaklarımıza takılacak! Anladın mı beni?!"

Canım çok yanıyordu ama o, ben çırpındıkça resmen inadına daha çok sıkıyordu.

Gözlerim dolmaya başlamıştı. Ağlamak istemiyordum ama acıdan dolayı buna engel olamıyordum.

Daha fazla dayanamadım.

Kısık sesle konuşmayı bir kenara bırakıp avazım çıktığı kadar bağırdım.

Amacım annemlerin odanın kapısına gelmesini sağlamaktı. Ne olacaksa olsun ve bitsin artık, gerçekten gücüm kalmamıştı.

"Sana bırak beni dedim!"

Böyle yüksek sesle bağırınca kendisi de afalladı, şaşkınlıkla geri çekildi.

"Delirdin mi sen?!"

"Evet, delirdim! Bırak kolumu artık, yeter! Bana dokunmaya, benimle böyle konuşmaya hiçbir hakkın yok senin! Sen benim hiçbir şeyim değilsin Bangchan! Hiçbir zaman da olmayacaksın!"

Odamın kapısı bir anda hızla açılınca Chan ürkerek kolumu tamamen bıraktı. Sıktığı ve muhtemelen moraracak olan kolumu diğer elimle sarıp ona sinirle bakmaya devam ettim. Annem hışımla içeri girdi. Chan’ın annesi de eksik kalmayıp hemen peşinden odaya daldı.

"Ne oluyor burada?! Jae Hee! Yine neredeydin sen?!"

Annem oklarını her zamanki gibi yine bana hedeflemişti. Buna müsaade etmemek için kızaran kolumu öfkeyle anneme doğru uzattım.

"Olan bu anne! Chan bey daha ortada hiçbir şey yokken bana hesap kesmeye, canımı yakmaya kalktı! O benim hiçbir şeyim değil ama yaptığına bak! Beni dinlemek yerine bana bunu reva gördü. Bu muydu istediğiniz?! Daha evli bile değilken bana bu derece zarar veren biri, evlendikten sonra neler yapmaz? Bunu mu istiyorsunuz gerçekten? Ya siz her şeyi benim geleceğim, benim mutluluğum için yaptığınıza emin misiniz?! Ben mutlu değilim! Ve bu adamla hiçbir zaman da mutlu olmayacağım, bunu görmüyor musunuz?!"

Sinirle elimi saçlarımın arasından geçirdim. İçimdeki tüm gücü toplayarak büyük bir cesaretle haykırdım:

"İstemiyorum!"

"Evlenmeyeceğim onunla!"

"Eğer beni bu adam için zorlamaya kalkarsan anne... Biricik kızını tamamen kaybedersin. Ya onları derhâl bu evden gönderirsiniz ya da bu evden ben giderim!"

Beklemediğim bir anda, annemden sol yanağıma şiddetli bir tokat yedim. Darbenin hızıyla başım sağa doğru yattı. Şok içinde sol yanağımı elimle kapattım.

Annemden gelen bu hareketle birlikte, gözlerimde biriken yaşlar yanaklarımdan aşağı süzülmeye başladı.

Dudaklarım titriyor, burnumun direği sızlıyordu. Boğazıma devasa bir düğüm oturmuştu.

Başımı yavaşça kaldırdım. Tüm söylediklerime, canımın yanmasına rağmen bana bu tokatı atan anneme buruk, acı dolu bir şekilde gülümsedim.

"Öyle mi, anneciğim? Cevabın bu mu yani?"

Kimseden ses çıkmadı. Önce anneme, sonra Chan’a, ardından onun arkasında sessizce duran annesine baktım. En son gözlerimi yeniden anneme diktim.

"Öyle olsun o zaman. Öyle olsun..." dedim fısıltıyla.

Zaten sinirlerim altüst olmuştu.

Öfkeme hâkim olamayarak annemin yanından şimşek hızıyla geçtim.

Chan ve ailesi buradayken bavul hazırlamakla, eşya toplamakla uğraşamazdım. Sadece dolabımı açıp içinde cüzdanımın ve önemli eşyalarımın bulunduğu çantamı kaptım ve odadan hızla çıktım.

Hızlı adımlarla vestiyere ilerleyip spor ayakkabılarımı ayağıma geçirdim. Bağcıklarını bağlamaya bile uğraşmadan ayakkabının içine tıkıştırdım.

Babamı ve Chan’ın babasını da koridorda şaşkınlıkla bana bakarken gördüm ancak sinirimden gözüm hiçbir şeyi görmüyordu.

Dış kapıyı açtığım gibi kendimi dışarı attım ve kapıyı arkamdan büyük bir gürültüyle çarptım. Asansöre binip zemin kat düğmesine bastım.

Ağlamamı hiçbir şekilde bastıramıyordum. Yeter artık diye haykırmak istiyordum, yeter!

Asansörden indim ve kendimi apartmanın dışına, gecenin karanlığına attım. Şimdi şehrin sessiz, ürkütücü sokaklarındaydım.

Bu saatte nereye gidecektim ben şimdi? Ne yapacaktım?

Çantamı omzuma asıp ellerimin tersiyle gözyaşlarımı sildim.

Kaldırımda dümdüz, hızlı adımlarla yürümeye başladım.

"Lee Jae Hee! Dur! Dur diyorum sana, hiçbir yere gidemezsin!"

Arkamdan koşarak bana yetişen Chan, yine o sert tavrıyla kolumu tuttu. Ancak bu sefer buna müsaade etmeyerek kolumu hızla onun elinden kurtardım.

Nefes nefeseydi. "Nereye gidiyorsun?! O... O bahsettiğin yakışıklı erkeğin yanına mı yoksa?!"

O bunu alayla söylerken kafamda aniden bir şimşek çaktı. Gidecek bir yer arıyordum ve Minho...

Olur muydu ki? Beni en azından ailemin siniri geçene kadar hastane odasında misafir edebilir miydi? Odasındaki o koltuğa kıvrılır, hiç sesimi çıkarmazdım. Gidecek hiçbir yerim yoktu. Arkadaşlarıma gitsem Chan hepsini biliyordu ve beni orada da rahatsız ederdi. Ama hastane? Hastane hayatta aklının ucundan dahi geçmezdi.

Kısa bir sessizliğin ardından Chan’a döndüm ve onu tersleyerek yanıtladım.

"Kardeşim Felix’in yanına gideceğim! Kafamı toparlamam lazım. Beni rahat bırak artık!"

Bunu söyledikten sonra hızla yanından ayrıldım. Arkamdan beni takip etmediğinden tamamen emin olana kadar yürüdüm. Ardından ana caddeye çıkarak hızla bir taksi çevirdim. Taksiciye hastanenin ismini verip arkama yaslandım. Araba hareket ederken nereye gittiğimi bilerek derin bir nefes aldım.

...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

86okunma 33beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18