28. bölüm / 30
Camdan Hayaller // SKZ❄️28.Bölüm: "Bir Sebep"❄️
Bölümler 30Şu an: ❄️28.Bölüm: "Bir Sebep"❄️
- 1 ❄️1.Bölüm:"Kırdın Kırdın"❄️2.398 kelime
- 2 ❄️2.Bölüm:"İstemiyorum!"❄️1.313 kelime
- 3 ❄️3.Bölüm: "Hoş Geldin Hayatıma"❄️1.341 kelime
- 4 ❄️4.Bölüm: "Korktun mu?"❄️1.538 kelime
- 5 ❄️5.Bölüm: "Kurtar Bizi"❄️1.222 kelime
- 6 ❄️6.Bölüm:"Dur Artık!" ❄️995 kelime
- 7 ❄️7.Bölüm: "Kıpırdama"❄️962 kelime
- 8 ❄️8.Bölüm: "Bulduğunda Yaşatma"❄️1.209 kelime
- 9 ❄️9.Bölüm:"Bu O!"❄️1.094 kelime
- 10 ❄️10.Bölüm: "Var Mısın?"❄️1.095 kelime
- 11 ❄️11.Bölüm:"Seninle Evlenirdim Bile"❄️1.134 kelime
- 12 ❄️12.Bölüm:"Utandın mı Sen?"❄️969 kelime
- 13 ❄️13.Bölüm:"Şey İşte Şey..."❄️1.141 kelime
- 14 ❄️14.Bölüm:"Sevgilim"❄️1.678 kelime
- 15 ❄️15.Bölüm:"Beklenmedik Kişi"❄️877 kelime
- 16 ❄️16.Bölüm:"Kıskançlık Kırıntıları" ❄️761 kelime
- 17 ❄️17.Bölüm:"Hepsi Kalbimin Suçu"❄️819 kelime
- 18 ❄️18.Bölüm:"Ara Sıra Heykel Olabiliyor"❄️954 kelime
- 19 ❄️19.Bölüm:"Hayatımda Klişelere Yer Yok"❄️755 kelime
- 20 ❄️20.Bölüm:"Şüpheli Dosya"❄️777 kelime
- 21 ❄️21.Bölüm:"Gözlerin Dokunuşu"❄️1.045 kelime
- 22 ❄️22.Bölüm:"Ben Geldiiiim"❄️924 kelime
- 23 ❄️23.Bölüm:"Ayaklarımın Suçu"❄️1.337 kelime
- 24 ❄️24.Bölüm:"Şarj mı?"❄️1.211 kelime
- 25 ❄️25.Bölüm: "Olmaz!"❄️1.030 kelime
- 26 ❄️26.Bölüm:"Hepsi Ellerimin Suçu"❄️806 kelime
- 27 ❄️27.Bölüm:"Aptal Değilim!"❄️614 kelime
- 28 ❄️28.Bölüm: "Bir Sebep"❄️1.130 kelime · Okuduğun bölüm
- 29 ❄️29.Bölüm: "Aşk Hep Olsun"❄️1.597 kelime
- 30 ❄️30.Bölüm: "Kartları Açık Oynayalım"❄️1.732 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Minho beni dinleyecek misin?"
"Hayır efendim, dinlemeyeceğim! Sen beni dinliyor musun ki?"
"Minho, o nasıl söz?"
Beni yine dinlemedi ve sakinleşemedi. Yarım saattir yaptığı şeyi yapmaya devam ederek bana azar çekti.
"Bana kendimi riske atmamam için yüzlerce defa söz verdirdikten sonra sen ne yapıyorsun Jae Hee? Nasıl kendini böylece riske atarsın?!"
Ben de ayağa kalktım. Suskunluğuma bir son verip sesimi yükselttim.
"Korktum Minho! Senin için çok endişelendim! Orada öylece duramadım!"
"Ben de senin için korkuyordum Jae Hee! Hâlâ da korkuyorum! Ama sana bir söz verdiğim için sözümü tutuyorum!"
Minho'dan bu kadar uzun bir süre azar yemeyi hiç beklemiyordum. Daha önce bana kızdığında hiç bu kadar ciddi kalamazdı. Siniri en fazla birkaç dakikaya sönerdi.
Ama şu an gerçekten çok endişlenmişti. Yarım saattir yüzündeki ciddi ve sert ifadeye beni azarlamasına rağmen içi hâlâ soğumamıştı.
Onun yüzünü ilk defa bana karşı bu kadar sert görmüştüm. İlk defa onu bana bu denli bağırırken işitmiştim.
Haklıydı.
Bu yüzden fazla sesimi çıkarmaya hakkım yoktu ama dayanamadım.
Kendimi büyük bir üzüntüyle uzun koltuğa yeniden bıraktım.
Dolan gözlerime ve titreyen dudaklarıma daha fazla mani olamadım.
Kendimi serbest bıraktım.
Ağlamaya başladığım an Minho sustu.
Gözlerini sımsıkı yumdu.
"Özür dilerim Minho. Çok özür dilerim. Suçumu biliyorum ama... Ama yapamadım işte özür dilerim. Ne desen, ne söylesen haklısın ama... Ama bana daha fazla böyle bakma. Bana daha fazla böyle bağırma ne olur?"
Yumduğu gözlerini açtığında gözlerinin içinde benim Minho'mun ışıltısını gördüm.
Sakinleşmişti.
Yavaş adımlarla yanıma geldi.
Ağır ve dikkatli bir biçimde yanıma oturdu.
"Özür dilerim güzelim," dedi.
"Özür dilerim ben seni ağlatmak istemedim. Sana böyle hissettirmek istemedim. Yalnızca... Sen de beni çok endişelendirdin. Senin için o kadar korktum ki, hâlâ o korkuyu üzerimden atamadım. Keşke... Keşke bu işe hiç bulaşmasaydık Jae Hee. Keşke yalnızca polisler bu işin peşini sürseydi."
İçimi boşaltmam gerektiğini bildiğim için sessiz sessiz de olsa gözyaşı dökmeye devam ettim. Başımı yere eğdim.
"Özür dilerim ama hiçbir şey yapmadan duramazdım. Seni bu işe bulaştırmayı hiç istememiştim. Onun senin yanında olduğunu duyunca ben... Ben mahvoldum Minho. Ne düşünmem, ne yapmam gerektiğini bilemedim. Aklım başımdan uçup bitti. Aklımın yönetimini kalbim devraldı. Sonra bir anda kendimi senin yanında buldum. Özür dilerim."
Minho yanaklarını şişirmeye başladı.
Görmeye alışkın olmadığım ve bir daha da asla görmek istemediğim ciddi ve sert yüzünün şirin bir hâle büründüğünü görünce epey rahatladım.
Akmaya başlayan burnumu sesli çeke çeke Minho'nun şirin yüzüne baktım.
Şişirdiği yanaklarıyla o da gözlerime baktı. Yanaklarının şişkinliğini indirmeye başlarken hafif hafif tebessüm etti. Sonra tebessümünü genişletti. Gülen yüzüyle gözlerimin içine baktı.
"Sanırım ilk kavgamızı gerçekleştirmiş olduk."
Burnumu bir kere daha seslice çektim.
"İlk ve son olsun lütfen," dedim. Onunla birlikte gülümsedim.
"İlk ve son olacak," dedikten sonra burnunu kırıştırdı.
"Seni ağlattığım için çok özür dilerim Jae Hee. Bu bir daha asla olmayacak."
"Biliyorum."
Elini yanağıma yerleştirdi. Yanağımı avucunun içine hapsettikten sonra, "Sana sarılabilir miyim?"diye sordu.
Başımı aşağı yukarı sallarken onu uyardım.
"Dikkatli ol ama."
"Olurum, merak etme."
"Ediyorum ama, çok dikkatli ol."
"Tamaaaam."
Yüzünden silmediği eşsiz gülümsemesiyle bana biraz daha yaklaştı ve sarıldı.
Ben, tamamen hareketsiz kaldım ve yine olduğum yerde put kesildim.
Minho'nun burnu boynumdayken elleri ağır ağır belimi buldu. Sağ elini yukarıya, sol elini de sağ elinin biraz aşağısına yerleştirdi.
Ne derecede sarılması gerektiğini bilmiyordu.
Mesela şu an yalnızca dokunuyordu ama o bunun farkında değildi. Daha öncesinde hiç kimseye sarılmamış ve bunu hiç denememişti ki.
Ama yine de iyi geliyordu.
Onun kokusunu bu kadar yakından soluyabilmek, sarılışına karşılık veremesem de ellerini belimde hissetmek bana çok iyi gelmişti.
"Çok güzel koktuğunu söylemiştim değil mi?" deyince gülümsedim.
"Binlerce kez," diyerek cevap verdim.
O durur mu hiç? Durmadı.
"O hâlde bin birinci kez söylüyorum. Çok güzel kokuyorsun. Kokunu içime sonsuza dek çekebilmek istiyorum. Burnumda kalan tek kokunun senin kokun olabilmesini istiyorum."
Dikkatli bir şekilde burnumu çektim. Ben de onun bebeksi kokusunu solumaya çalıştım.
"Senin kokun az aşağı sanki?"
Gülümsedi.
Geri çekilip oldukça yakın bir mesafeden yüzüme baktı. Yanağıma eğildi. Sağ yanağıma minik bir öpücük kondurdu.
Benden uzaklaştı. Onun uzaklaşmasıyla birlikte resmen anında üşüdüm.
"Artık bana daha fazla sarılmalısın Minho," deyiverdim.
Gülümserken kaşlarını çattı. Yüzünü garip ama şirin bir hâle sokup, "Neden?"diye sordu.
"Sanki... Sanki her üzüldüğümde içimde kocaman bir boşluk açılıyor ve o boşluk sadece sen bana sarılınca kapanabilecekmiş gibi hissediyordum. Doğruymuş meğer. Daha sarılamadın bile lâkin... İçimdeki koca boşluğu 1 dakika içerisinde öyle bir kapattın ki..."
Gözlerinin ışıltısı giderek artmaya başladı.
"Sırf senin için ameliyat sürecimi hızlandıracağım, biliyorsun değil mi?"
Ben de gülümsedim.
"Çok ciddiyim bu arada. Önceden... Bu tedaviyi kabul etmek bile istemiyordum Jae Hee. Çünkü çok canımı yakıyordu. Kemiklerim kırıldığında çok canım yanar, anlatamayacağım bir acıdır bu ve ben önceden her gün yüzlerce kemiğimi kırabilirdim. Çok hassaslardı çünkü. Sonra çivi tedavisi çıktı ve denemek istediler. İnan bana, tek bir kemiğimin tırnağım kadar olan yerinde bile bu tedavi binlerce kemiğimin kırılma acısına denk geliyordu. Minicik bir nokta dahi binlerce kemiğim kırılmış kadar acıtıyordu."
Gülümseyişim giderek soldu.
Yüreğim yeniden sızım sızım sızlamaya başladı.
Onun da yüzünde buruk bir tebessüm kaldı. Gözlerimin içine hafif dolan ve dolduğundan ötürü parıltısı giderek artan gözleriyle bakmayı sürdürdü.
"Bu sebeple çivi tedavisini şiddetle reddediyordum. Zaten yaşamak için de pek sebebim yoktu ve ben... Ben yalnızca bir an önce ölebilmeyi istiyordum Jae Hee. Ayaklarıma ve bacaklarıma bu tedavi uygulandığında ben acıdan resmen uyuşmuştum. 1 sene boyunca ölü gibi yattım. Konuşamadım bile. Ama sonunda... Fizik tedavi sürecim başladı ve ben yürüyebildim Jae Hee. Kemiklerim kırılmadan yere basabildim, kemiklerim kırılmadan adımlar atabildim. Bu bana bir sebep verdi. Tüm o acıları çekmeme değebilecek bir sebep."
Gözlerini gözlerimden kaçırdı.
"Normal olabilmem için bir sebep," diye ekledi.
Canım daha çok yandı ama bir şey söyleyemedim. Ne söyleyebilirdim ki? Onu nasıl teselli edebilirdim?
"Sonra karşıma sen çıktın ve kimsenin yapamadığı şeyleri yapabilerek bana önce kalbinle dokundun. Gözlerinle dokundun Jae Hee ve ben, o dokunuşları hissettim. Durmadın. Beni incitmeden bana nazik dokunuşlarda bulundun."
Gözlerini yüzüme çıkardı.
"Normal bir insan gibi hissettim yanında. Sadece senin yanında. Sonra... Bana daha çok sebepler vermeye başladın. Mesela sana sımsıkı sarılabilmek istiyorum, sana korkmadan dokunabilmek istiyorum, korkmadan seni öpebilmek ve saçlarınla oynayabilmek istiyorum. Senin bana zarar gelmesinden korkmanı istemiyorum. Sana her dokunmak istediğimde bana zarar gelmesin diye put kesmeni değil, senin de korkmadan bana karşılık verebilmeni istiyorum. Seninle pek çok hayal kuruyorum ve hayallerimi gerçek kılabilmek için daha çok sebebe ihtiyaç duyuyorum. Sırf senin için çok acılı süreci göze alıyor ve bir an evvel ameliyatlarımı gerçekleştirebilmek istiyorum."
Dolu ama ışıltı saçan gözlerini gözlerimden bir an olsun ayırmadı.
"Bu çok uzun bir süreç. Her bir kemiğim için saatlerce uğraşılıyor. Gövdem ve kollarımın tedavisi seneler sürebilir. Beni beklersin, değil mi? Benden sıkılmadan, her zaman yanımda olursun, değil mi? Ben seni göremeden yapamam. Her zaman seni görebileceğim değil mi?"
Yeniden gülümsedim ve kendimden oldukça emin bir sesle onu yanıtladım.
"Korkma, Minho. Seni her ne olursa olsun beklerim. Senden asla sıkılmam. Böyle bir şey asla mümkün olamaz. Her zaman yanında olacağım, her zaman başucunda durup güzel gözlerinin içine bakacağım."
"Söz mü?"
"Söz. Lee Jae Hee sözü."
...
Bölüm etkileşimi
