27. bölüm · Camdan Hayaller // SKZ

❄️27.Bölüm:"Aptal Değilim!"❄️

Gece Kuşu

Telefonum ellerimin arasından kayıp yeri boylayınca ve durumum giderek kötüleşince Bangchan bir şeyler gördüğümü anladı.

Eğildi.

Yerdeki telefonumu eline aldı ve mesajları okudu.

"Kahretsin," diyerek ayağa kalktı. Tir tir titreyen vücuduma destek olabilmek için koluma girdi.

"Hadi hazırlan, gidelim hastaneye. Daha kötü olmana müsaade edemem. Gerekirse o pisliği kendi ellerimle öldürürüm. Hadi."

Beni ilerletmeye başladı.

Hiç itiraz etmeden ona ayak uydurdum.

❄️

Kendimi toparlayarak Bangchan ile birlikte hızla hastaneye giriş yaptık. Minho'nun odasının bulunduğu kata çıkar çıkmaz koşa koşa odanın önüne vardık.

Şansımıza kapı aralıktı.

Girmeden evvel durduk ve nefesimizi düzene sokmaya çalışırken içeriden gelen sesleri dinledik.

Jung Tae içerideydi. Şu an o konuşuyordu.

"Demek Jae Hee bu yüzden sizi sık sık ziyarete geliyordu."

Minho her zamanki keyifli sesiyle karşılık verdi.

"Evet, bu yüzden. Dediğim gibi, biz çocukluğumuzdan beri çok iyi arkadaştık. O benim tek dostum."

"Yalnızca dostluk mu?"

"Nasıl?"

"Aranızda yalnızca dostluk bağı mı var?"

Minho'nun inanamazcasına çıkan sesini işittim.

"Tabii ki de yalnızca dostluk. Hem sen bana bir baksana. Bu hastalıkla bir şansım olur muydu sence? Ayrıca... Onun sevdiği biri zaten var."

Bu hastalıkla bir şansım olur muydu diye sorduğu yerde gözlerimi yumdum.

Minho çok zekiydi. Her ne kadar belli ettirmemeye özen gösterip rol yapsa da sözler ağzından çıktığı vakit canının acısını resmen yüreğimde hissetmiştim.

"Se-sevdiği biri mi? Kim o?"

Jung Tae'nin endişeli sesine karşılık Minho düşünür gibi bir ses çıkardı.

"Hmmmm,"dedi.

"Bir hatırlamaya çalışayım."

Ardından parmağını şıklattı.

"Hah, buldum. Jung Tae! İsmi Jung Tae idi."

Jung Tae gülümsedi.

"Sahiden mi? Jung Tae olduğuna emin misiniz?"

"Eminim tabii ki."

"Ne zamandır peki?"

"Çok olmadı aslında. Babası hastaneye geldiği gün, onu ilk defa görmüş. İlk defa orada görür görmez hoşlanmış. Aslında şirketten nefret ederdi ve hiç gitmek istemezdi ama onun şirkette olduğunu işitince çalışmayı kabul etti. Ah, sana anlatıyorum ama konuştuklarımızın buradan dışarı çıkmayacağını umuyorum."

Chan'ın şaşkın bakışlarını üzerimde hissedince ben de ona bakarak gülümsedim. Minho'nun ne kadar zeki ve şaşırtıcı bir insan olduğunu o da görüp işittikçe daha iyi anlıyordu.

"Elbette benden çıkmaz, merak etmeyin. Ayrıca... Şey... Jung Tae benim."

Minho şaşkın bir sesle bağırdı.

"Ne? Sen misin? Gerçekten mi?! Ah! Ben şimdi pot mu kırdım?"

"Yok yok, hayır. Merak etmeyin. Bunu öğrendiğim çok iyi oldu. Açıkçası ben de onu seviyordum ve onun da beni sevdiğini işitince çok mutlu oldum. Teşekkür ederim."

"Ah, ben ne yaptım ki? Ama yine de çok aptalım. Jae Hee belki de size başka bir şekilde itiraf edecekti ve her şey çok daha güzel olacaktı."

"Fark etmedi, inanın. Aptal filan değilsiniz. Bana dünyaları verdiniz."

"Değil mi, aptal değilim? Görüneceğimi bile bile gizli kapaklı kimseyi dinlemeye çalışmıyorum. Olmamam gerektiği bir yerde ve zamanda bulunmuyor, aptalca hareket etmiyorum."

"Ne?"

Jung Tae şaşırarak sorsa da ben mesajı aldım.

Aldığım gibi de Chan'ı hızla kolundan yakalayıp kendime çektim. Kapının önünden ayrıldık.

Ne zaman bu kapının önüne gelip tereddütle beklesem Minho içeriden seslenir ve ne zaman içeri gireceğimi sorardı. Beni hep görürdü.

Muhtemelen şimdi de görmüştü ve onları dinlediğimizi anlamıştı.

Minho'nun zekasına güvendim ve Chan ile birlikte oradan uzaklaştım. Yeteri kadar uzaklaştıktan sonra Bangchan sordu.

"Neden ayrıldık oradan?"

Hızla cevap verdim.

"Minho'nun son mesajı bizeydi de ondan."

Bangchan gülümsedi.

"Onu fazla hafife almışım. Adam zeka küpü mübarek. İyi de oyuncu olurmuş ha. Biraz daha dinlesem ben bile bildiğim tüm gerçekleri unutup ona inanırdım. Hadi ben neyse de, sen onun bu kadar zeki olduğunu bile bile nasıl endişe duydun? O çocuk her türlü kurtarır kendisini."

Haklıydı.

Minho'ya ve zekasına güvenmeliydim ancak onun için endişelenmekten geri duramazdım.

"Hastalığını biliyorsun. Nasıl endişe duymam?"

Bir şey diyemedi ama birkaç saniye sonrasında yeniden söz aldı.

"Hem içeride çok iyi rol yapıyordu hem de fark ettiysen polisler burada değildi. Kesinlikle Minho'nun bildiği başka şeyler de var. Sabredip bekleyelim."

Başımı aşağı yukarı sallayarak onu onayladım ve sabırla beklemeye başladım.

...