Karanlığın İçinde

Vaveyla Yazarı: Gizemli Hehe

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: Karanlığın İçinde

Ormanın içine girdikçe depo arkamızda kaldı.

Birkaç dakika önce bütün ekibin aynı yerde olduğu o dar alan, şimdi ağaçların arasında kaybolmuştu. Yağmur hâlâ yağıyordu. Dalların arasından süzülen su damlaları yüzüme vuruyor, ayakkabılarım çamura gömüldükçe ilerlemek daha da zorlaşıyordu.

Murat Komiser elini kaldırdı.

"Dağılın. Çok açılmayın. Birbirinizin görüş alanında kalın."

Herkes farklı yönlere dağıldı.

Ben Hakan'ın birkaç metre arkasındaydım.

Bir an onu görebiliyordum.

Sonra iki ağacın arasından geçince görüntüsü kayboluyordu.

Elimdeki feneri sağa sola tutarak ilerledim.

Hiçbir şey yoktu.

Sadece yağmur.

Ağaçların hışırtısı.

Uzaklardan gelen ayak sesleri.

Ve kendi nefesim.

Hakan'ın sesi telsizden duyuldu.

"Sağ taraf temiz."

Murat Komiser cevap verdi.

"Biz kuzey hattına geçiyoruz. Gözünüzü açık tutun."

Telsiz yeniden sessizleşti.

Bir süre daha yürüdüm.

Sonra durdum.

Bir şey duymuştum.

Çok hafifti.

Bir dalın kırılma sesi.

Başımı çevirdim.

"Kim var?"

Cevap gelmedi.

Fenerimi ağaçların arasına tuttum.

Hiçbir şey göremedim.

Bir adım attım.

Sonra bir tane daha.

Kalbim hızlanmaya başlamıştı.

Tam o sırada çok uzaktan bir ses duyuldu.

Hakan'ın sesi.

Ama kelimeleri seçemiyordum.

Ardından...

Bir silah sesi.

Ormanın sessizliğini yırtıp geçti.

Olduğum yerde kaldım.

Bir saniye boyunca hiçbir şey düşünemedim.

Sonra Hakan.

Aklıma gelen ilk şey oydu.

"Hakan!"

Koşmaya başladım.

Çamur ayaklarımın altında kayıyordu. Dallara takılıyordum ama durmadım.

Bir silah sesi daha duyuldu.

Bu kez daha yakındı.

Hakan'ın olduğu yöne doğru koştum.

---

Hakan ağacın arkasından çıktığında adamı gördü.

Birkaç metre ilerideydi.

Elinde silah vardı.

Hakan hemen durdu.

Adam da onu görünce geri çekildi.

"Olduğun yerde kal."

Adamın yüzü yağmurun ve karanlığın arasında belli belirsiz görünüyordu.

Hakan elini yavaşça kaldırdı.

"Silahını bırak."

Adam cevap vermedi.

Sadece Hakan'a baktı.

Sonra silahını kaldırdı.

Hakan'ın bakışları sertleşti.

"Son kez söylüyorum. Silahı bırak."

Adam bir anda yana dönüp Hakan'ın birkaç metre yanındaki ağaca ateş etti.

Patlayan ses ormanda yankılandı.

Hakan istemsizce başını çevirdi.

Adam bunu yalnızca korkutmak için yapmıştı.

Ama mesaj açıktı.

Bir sonraki atışın ağaca gitmeyeceğini Hakan da biliyordu.

Adam silahını tekrar kaldırdı.

Hakan gözlerini ondan ayırmadı.

"Buradan çıkamazsın."

Adamın yüzünde kısa bir ifade belirdi.

Sonra tetiğe doğru parmağını götürdü.

Tam o anda...

"Hakan!"

Hakan başını çevirdi.

Ağaçların arasından Derin koşarak geliyordu.

Hakan'ın yüzündeki ifade bir anda değişti.

"DERİN, DUR!"

Ama Derin durmuş değildi.

Silahı gördüğü anda ne yaptığını düşünmeden koşmuştu.

Adamın eli Hakan'a doğru yöneldi.

Derin birkaç metre uzaktaydı.

Her şey birkaç saniyenin içine sıkışmış gibiydi.

Hakan'ın gözleri Derin'e kilitlendi.

"DERİN!"

Silah sesi duyuldu.

Derin bütün gücüyle Hakan'ın üzerine atıldı.

İkisi birlikte yere düştü.

Hakan sırtüstü yere çarparken Derin onu kendisiyle birlikte aşağı çekmişti.

Yağmur yüzlerine vuruyordu.

Bir an hiçbir şey duyulmadı.

Sonra Derin'in yüzündeki ifade değişti.

Bacağında ani bir acı hissetmişti.

Dişlerini sıktı.

Nefesi kesildi.

Hakan hemen doğrulmaya çalıştı.

"Derin?"

Derin cevap vermedi.

Hakan onun üzerine kapanmış haldeydi. Bir eliyle kendisini yerden desteklerken diğer eliyle Derin'in omzuna dokundu.

"Derin, bana bak."

Derin gözlerini açtı.

Hakan'ın yüzünü gördü.

Yağmur damlaları saçlarından aşağı süzülüyordu.

"İyi misin?"

Derin konuşmaya çalıştı.

"Ben..."

Sesi titredi.

Hakan'ın bakışları yüzünden aşağıya, Derin'in bacağına kaydı.

O an yüzündeki bütün sertlik kayboldu.

"Vuruldun."

Derin başını hafifçe salladı.

"Sanırım..."

Hakan hemen telsize uzandı.

"Merkez, ateş edildi. Derin yaralandı. Konumumuza ekip gönderin!"

Telsizden Murat Komiser'in sesi geldi.

"Konum?"

Hakan etrafına bakındı.

"Depodan kuzeydoğu tarafı. Ağaçların arasında. Çabuk!"

Sonra tekrar Derin'e döndü.

"Benim sesimi duyuyor musun?"

Derin gözlerini kapatıp tekrar açtı.

"Duyuyorum."

"Tamam. Bana bak."

Derin ona baktı.

Hakan'ın sesi ilk kez bu kadar kontrolünü kaybetmeye yaklaşmış gibiydi.

"Bir yere gitmiyorsun. Tamam mı?"

Derin, acının arasında hafifçe nefes verdi.

"Emir mi veriyorsunuz Komiser?"

Hakan bir an durdu.

Normalde bu cümleye cevap verirdi.

Ama şimdi veremedi.

Sadece başını salladı.

"Evet."

Derin gözlerini kapattı.

"Tamam."

O sırada ağaçların arasından ayak sesleri duyuldu.

Murat Komiser ve iki polis memuru hızla göründü.

"Yatın!"

Hakan başını kaldırdı.

Adam birkaç metre ilerideydi.

Kaçmaya çalışıyordu.

Murat Komiser bağırdı.

"Dur! Polis!"

Adam koşmaya devam etti.

İki polis memuru hemen arkasından ilerledi.

Birkaç saniye sonra adam yere yatırıldı ve silahı uzaklaştırıldı.

Murat Komiser ise hemen Hakan ve Derin'in yanına geldi.

"Derin!"

Hakan hâlâ Derin'in yanındaydı.

"Kurşun bacağına geldi."

Murat Komiser eğildi.

"Ambulans çağırıldı. Birkaç dakika içinde burada."

Derin gözlerini açtı.

"Adam?"

Murat Komiser ona baktı.

"Yakalandı."

Derin'in yüzünde çok hafif bir rahatlama oluştu.

Sonra başını tekrar Hakan'a çevirdi.

Hakan hâlâ üzerindeydi.

Sanki birkaç saniyeliğine etrafındaki her şeyi unutmuş gibiydi.

Derin ona baktı.

Hakan da ona.

İkisinin arasında yalnızca yağmurun sesi vardı.

Sonra Hakan yavaşça geri çekildi.

"Özür dilerim."

Derin kaşlarını çattı.

"Ne için?"

Hakan cevap vermedi.

Sadece ayağa kalkıp elini ona uzattı.

"Önce seni buradan çıkaralım."

Derin eline baktı.

Sonra tuttu.

Hakan onu dikkatlice kaldırırken Derin acıyla yüzünü buruşturdu.

Hakan hemen durdu.

"Tamam. Yavaş."

Murat Komiser telsizden ambulansın konumunu tekrar teyit ederken ormanın içindeki diğer polisler de geri dönmeye başladı.

Adam yakalanmıştı.

Silah ele geçirilmişti.

Ama Hakan'ın aklında artık yalnızca tek bir şey vardı.

Derin'in, birkaç saniye önce kendi önüne atlayışı.

Ve o silah sesinden hemen önce göz göze geldikleri o an.

Derin ayağa kalkmaya çalıştığında bacağına yük verdiği anda yüzü buruştu.

Dudaklarının arasından istemsizce kısa bir nefes çıktı.

Hakan hemen kolundan tuttu.

"Yavaş."

"İyiyim."

"Yürüyemiyorsun."

"Yürürüm."

Derin tekrar denedi.

Bu kez daha ilk adımda dengesi bozuldu.

Hakan onu belinden destekleyerek kendine doğru çekti.

"Derin."

Sesindeki ton bu kez tartışmaya açık değildi.

Derin başını kaldırıp ona baktı.

"Ne?"

"Yürümeye çalışma."

"Ambulans buraya gelecek."

"Ormanın içine ambulans giremez. Çıkışa kadar gitmemiz gerekiyor."

Derin birkaç saniye sustu.

Sonra başını iki yana salladı.

"Ben yürürüm."

Hakan ona baktı.

"Hayır."

"Komiser..."

"Derin."

İkisinin de sesi aynı anda kesildi.

Uzakta telsizlerden gelen sesler duyuluyordu.

Bir yerlerde polisler adamı etkisiz hale getirmiş, diğer ekipler de bölgeyi kontrol etmeye başlamıştı.

Hakan tekrar Derin'e döndü.

"İzin ver."

Derin ne demek istediğini anladı.

"Hayır."

Hakan kaşlarını çattı.

"Gerçekten tartışacak mısın?"

"Benim taşınmaya ihtiyacım yok."

Hakan kısa bir nefes verdi.

"Az önce kurşun yedin."

"Farkındayım."

"Yürüyemiyorsun."

"Biraz dinlenirsem..."

"Derin."

Bu kez Hakan eğildi.

Derin daha ne olduğunu anlamadan Hakan bir kolunu sırtının arkasına, diğerini dizlerinin altına geçirdi ve onu yerden kaldırdı.

Derin şaşkınlıkla ona baktı.

"Hakan!"

Hakan'ın yüzü ciddiydi.

"İtiraz etmeyi bırak."

"İndirin beni."

"Hayır."

"Ben kendim yürüyebilirim."

"Biraz önce denedin."

Derin cevap vermedi.

Hakan onu daha sağlam tuttu.

Yağmur ikisinin üzerine yağıyordu. Hakan'ın ceketi kısa sürede ıslanmıştı. Derin ise başını istemeden onun omzuna yaslamak zorunda kaldı.

Bir süre hiçbir şey söylemediler.

Hakan ağaçların arasından dikkatlice ilerliyordu.

Her adımında yere bakıyor, çamurlu zeminde kaymamaya çalışıyordu.

Derin ise konuşmamaya çalışıyordu.

Ama yüzündeki acıyı gizleyemiyordu.

Hakan bunu fark etti.

"Çok mu ağrıyor?"

"İdare eder."

"Yalan söyleme."

Derin hafifçe başını kaldırdı.

"Sen de fazla soru sorma."

Hakan'ın dudaklarının kenarı belli belirsiz kıpırdadı.

"Demek hâlâ aynı."

Derin bir anda sustu.

Hakan da sustu.

Sanki ağzından çıkan cümlenin farkına yeni varmıştı.

Derin onun yüzüne baktı.

"Ne demek o?"

Hakan birkaç saniye cevap vermedi.

Sonra bakışlarını tekrar önüne çevirdi.

"Bir şey demek değil."

Derin ısrar etmedi.

Ama o cümle zihninin bir köşesine yerleşti.

---

Ormanın çıkışına yaklaştıklarında uzaktan araçların ışıkları görünmeye başladı.

Siren sesleri giderek belirginleşiyordu.

Murat Komiser'in sesi duyuldu.

"Ambulans yolda! Birkaç dakika!"

Hakan cevap vermedi.

Derin'i dikkatlice yere indirmeyi düşündü.

Ama Derin ayağını yere değdirdiği anda tekrar sendeledi.

Hakan hemen tuttu.

"Tamam."

Derin dişlerini sıktı.

"Arabaya kadar..."

"Ben götürürüm."

Hakan onu tekrar kaldırdı.

Bu kez Derin itiraz etmedi.

Ormanın çıkışına ulaştıklarında Hakan'ın aracı birkaç metre ilerideydi.

Arka tarafta polis araçlarının ışıkları yanıp sönüyor, yağmurun içinde kırmızı ve mavi ışıklar birbirine karışıyordu.

Hakan arabasının kapısını açtı.

"Buraya otur."

Derin koltuğa oturdu.

Hakan kapıyı kapatacakken Derin ona baktı.

"Kapıyı kapatma."

Hakan durdu.

"Neden?"

"İçeride tek başıma kalmak istemiyorum."

Hakan'ın yüzündeki ifade bir anda yumuşadı.

"Tamam."

Kapıyı açık bıraktı.

Derin koltuğa yaslandı.

Hakan ise eğilip onun bacağına baktı.

"Biraz bastırmamız gerekiyor."

"Ambulans ne zaman gelecek?"

"Yolda."

Hakan ceketinin fermuarını açtı.

Ceketini çıkarıp katladı.

Derin şaşkınlıkla ona baktı.

"Ne yapıyorsun?"

"Geçici olarak."

Ceketini dikkatlice yaralı bölgenin üzerine yerleştirdi ve elini onun üzerine koydu.

"Biraz bastıracağım."

Derin gözlerini kapattı.

"Tamam."

Hakan kapının yanında çömelmişti.

Bir eliyle ceketi sabit tutuyor, diğer eliyle aracın kapısından destek alıyordu.

Yağmur saçlarından yüzüne doğru akıyordu.

Derin gözlerini açtığında onu öyle gördü.

"Sen ıslanıyorsun."

Hakan ona baktı.

"Şu an onu düşünmüyorum."

Derin birkaç saniye sustu.

"Benim yüzümden..."

"Hayır."

Hakan sözünü kesti.

"Senin yüzünden değil."

Derin ona baktı.

Hakan'ın gözleri bir anlığına onunkilerde kaldı.

"Benim önümde durduğun için sana bir şey oldu."

Derin hafifçe kaşlarını çattı.

"Başka ne yapacaktım?"

Hakan cevap vermedi.

Uzakta bir siren daha duyuldu.

Ardından Murat Komiser'in sesi geldi.

"Yakalandı!"

Hakan başını kaldırıp ormana baktı.

İki polis memuru, adamı kollarından tutarak ormanın çıkışına getiriyordu.

Adamın üzerinde çamur vardı.

Silahı artık yanında değildi.

Murat Komiser onların yanına geldi.

"Adam yakalandı. Silah da ele geçirildi."

Hakan başını salladı.

"İyi."

Murat Komiser Derin'e baktı.

"Ambulans geliyor."

Derin başını salladı.

"Tamam."

Murat Komiser uzaklaşırken Hakan tekrar Derin'e döndü.

"Biraz daha dayan."

Derin ona baktı.

"Dayanıyorum."

Hakan'ın eli hâlâ ceketinin üzerindeydi.

"Ben buradayım."

Derin bir an cevap vermedi.

Sonra çok sessiz bir sesle konuştu.

"Biliyorum."

Ve birkaç saniye sonra yağmurun içinden ambulansın sireni duyuldu.

Bu kez ses çok daha yakındı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.