46. bölüm · Aynı Gök Yüzü Altında

Bölüm 46

Bedirhan Korkmaz

SON GECE
Ev sessizdi.
Kelkit gecesi ağır bir sis gibi çökmüştü dağların üzerine.
Emir mutfak masasında yalnızdı. Masanın üzerinde boş şişeler, yarım kalmış bir hayat gibi dağınık duruyordu.
Ellerinin titremesi artık saklanacak gibi değildi.
Bir yudum daha aldı.
Sonra bir tane daha.
Aynaya baktı…
Gözlerinin içi çökmüş, yüzü tanınmaz hâle gelmişti.
Kendi kendine fısıldadı:
“Ben çok yoruldum…”
Bir anda başı döndü.
Göğsünde keskin bir ağrı, nefesi düzensizleşti.
Ayakta duramadı.
Yere çöktü.
Nazlı’nın adını söylemek istedi ama sesi çıkmadı.
Telefon masanın üzerindeydi… ama parmakları artık onu tutacak gücü bulamıyordu.
HASTANE
Ambulans sirenleri Kelkit sokaklarını yırtarak geçti.
Emir çoktan acil servise alınmıştı.
Tüm aile oradaydı.
Kimse konuşmuyordu.
Sadece bekliyorlardı.
Doktorun adımları koridorda yankılandı.
Yüzündeki ifade her şeyi anlatıyordu.
“Elimizden geleni yaptık…”
Nazlı olduğu yere çöktü.
Bir çığlık atmadı.
Ağlamadı.
Sanki içinden bir şey kopmuş, sesi de onunla birlikte gitmişti.
VEDA
Nazlı, Emir’in yanına girdi.
Beyaz çarşafın altında yatan adam artık çok sessizdi.
Elini tuttu.
Soğuktu.
“Gitme demiştim…”
“Birlikte iyileşecektik…”
Cevap gelmedi.
Nazlı başını onun göğsüne koydu.
Orada bir zamanlar kalp atan yerde artık sadece sessizlik vardı.
CENAZE –
Emir’in vasiyeti belliydi.

Cenaze, şehit Teğmen Ali Yılmaz’ın ve , oğlunun yanına defnedilecekti.
Gökyüzü kapalıydı.
Toprak ağırdı.
İmamın sesi rüzgâra karışırken, Nazlı ayakta durmakta zorlanıyordu.
Tabut indirildiğinde, Nazlı’nın dizleri çözüldü.
“İkisini de aynı toprağa koydular…”
Bir anne, bir eş…
İki mezarın başında tek başına kaldı.
TOPRAK
Kürekten düşen ilk toprak sesi çok ağırdı.
Sonra bir tane daha.
Her kürek darbesi, Nazlı’nın kalbine vuruyordu.
“Burada yatıyorlar…”
“Hayatımın iki yarısı…”
Kimse Nazlı’yı teselli edemedi.
Çünkü bazı acılar teselli kabul etmez.
SON
Mezarlıktan çıkarken Nazlı arkasına baktı.
Yan yana iki mezar…
Birinin üzerinde oğlunun adı.
Diğerinde Emir’in.
Fısıldadı:
“Artık yalnızım… ama sizi unutmadan yaşayacağım.”
Rüzgâr esti.
Ağaçlar sessizce sallandı.
Hikâye bitmedi belki…
Ama aşk, acıyla mühürlend