29. bölüm · Aynı Gök Yüzü Altında

Bölüm 29

Bedirhan Korkmaz

Kanada’daki o ev, o akşam bambaşka bir havadaydı.
Masa sade ama özenliydi. Türk kahvesi fincanları dizilmiş, küçük bir tepsiye lokumlar konmuştu.
Uzak bir ülkede ama tam anlamıyla bir Türk ailesi akşamı…
Nazlı mutfaktaydı. Ellerinin titremesini saklayamıyordu.
Annesi sessizce yanına geldi:
“Korkma kızım,” dedi,
“doğru insanın adımı insanı korkutmaz… sakinleştirir.”
Salonda Emir, saçları kazınmış hâliyle dimdik oturuyordu.
Üzerinde sade bir takım vardı. Ne eksik ne fazla.
Nazlı’nın babası tam karşısındaydı. Yanında dayısı…
Kahveler geldiğinde sessizlik oldu.
Nazlı’nın babası fincanı eline aldı, Emir’e baktı ve ağır ama net bir sesle konuştu:
“Evladım…
kızımızı istemek kolay iştir.
onu korumak ömür işidir.
Buna hazır mısın?”
Emir hiç düşünmeden cevap verdi:
“Ben Nazlı’yı mutlu etmeye değil…
onun yükünü paylaşmaya talibim.
Sağlığımda da hastalığımda da.”
Dayı başını salladı.
Bu sözler boş değildi. Yaşanmıştı.
Nazlı’nın babası derin bir nefes aldı.
“O hâlde…
Allah’ın emri, peygamberin kavliyle
kızım Nazlı’yı sana veriyorum.”
O an, Nazlı’nın gözlerinden yaşlar süzüldü.
Annesi sarıldı, sessizce ağladı.
Emir cebinden yüzükleri çıkardı.
Eller titredi ama kalbi sapsağlamdı.
Yüzükleri takarken sadece şunu fısıldadı:
“Bu yüzük, iyileşmenin de umudun da sözü olsun.”
Alkış yoktu.
Bağırış yoktu.
Ama odada çok ağır bir mutluluk vardı.
Nazlı’nın babası Emir’e sarıldı.
Bu bir damat kabulüydü.
Sessiz ama gerçek.