28. bölüm · Aynı Gök Yüzü Altında

Bölüm 28

Bedirhan Korkmaz

Kanada’da geçen aylar Emir için kolay olmamıştı. Ameliyat süreci, saçlarının tamamen kazınması, aynaya her baktığında yaşadığı iç sessiz çöküş…
Ama Nazlı hep oradaydı. Bir gün bile eksilmeden.
Ailelerin Kanada’ya gelişi her şeyi başka bir boyuta taşıdı.
Nazlı’nın babası ilk başta mesafeliydi. Kızını kolay kolay kimseye emanet edecek biri değildi.
Ama Emir’i yakından tanıdıkça, özellikle de hastalık sürecindeki sabrını, vakur duruşunu ve Nazlı’ya olan saygısını gördükçe içindeki önyargılar yavaş yavaş eridi.
Bir akşam, Emir balkonda tek başına otururken Nazlı’nın babası yanına geldi. Uzun süre sessiz kaldılar.
“Kızım,” dedi sonunda,
“hayatında çok fırtına gördü. Onu yarı yolda bırakacak birini istemem.”
Emir gözlerini yerden kaldırmadan konuştu:
“Ben Nazlı’yı fırtınadan koruyamam belki…
ama onunla birlikte ıslanmayı göze alırım.”
O an, Nazlı’nın babası Emir’in omzuna elini koydu.
Bu, bir onaydı. Sessiz ama çok güçlü.
O geceden birkaç gün sonra Emir kararını verdi.
Nazlı’yı göl kenarında, sade ama anlamı ağır bir yerde buluşturdu. Ne kalabalık vardı ne gösteriş.
Sadece ikisi… ve söylenmesi gerekenler.
Emir cebinden küçük, zarif bir kutu çıkardı ama açmadı bile.
“Nazlı,” dedi, sesi biraz titreyerek,
“ben şu an kusursuz değilim.
Sağlığım hâlâ toparlanıyor, hayatım hâlâ yarım.”
Nazlı bir şey söylemek istedi ama Emir devam etti:
“Ama seni hayatımın tamamı yapmak istiyorum.
Ailene yakışır şekilde, doğru zamanda, doğru adımla…
senden resmî olarak bir gelecek istemeye geldim.”
Nazlı’nın gözleri doldu.
Kutudan çok bu cümleydi kalbine dokunan.
“Ben senin saçına değil,
yarına bakan gözlerine âşık oldum Emir,” dedi.
Ve ilk kez o akşam Emir gerçekten iyileşmeye başladığını hissetti.