22. bölüm / 38
Akışına Bırak2.2 Sıcak
Bölümler 38Şu an: 2.2 Sıcak
- 1 0.1 Yalnızlık1.129 kelime
- 2 0.2 Tepetaklak1.098 kelime
- 3 0.3 Değişen Düzen1.311 kelime
- 4 0.4 Yenilikler722 kelime
- 5 0.5 Bir Adım489 kelime
- 6 0.6 Küçük Prens1.409 kelime
- 7 0.7 Bir Film Meselesi1.558 kelime
- 8 0.8 Anı1.808 kelime
- 9 0.9 Hayat Kabusken1.370 kelime
- 10 1.0 Doktor3.381 kelime
- 11 1.1 Güven1.757 kelime
- 12 1.2 Sıcak1.484 kelime
- 13 1.3 Bir Yapboz Meselesi2.103 kelime
- 14 1.4 Alışmak5.348 kelime
- 15 1.5 Yağmur2.143 kelime
- 16 1.6 Kabus1.692 kelime
- 17 1.7 Okey3.626 kelime
- 18 1.8 Gece Kuşu ve Ayısı1.847 kelime
- 19 1.9 Sarhoş4.156 kelime
- 20 2.0 Cüce2.473 kelime
- 21 2.1 Bilinmezlik2.148 kelime
- 22 2.2 Sıcak1.484 kelime · Okuduğun bölüm
- 23 2.3 Ses1.198 kelime
- 24 2.4 Tüy Yumağı1.757 kelime
- 25 2.5 Tahin1.473 kelime
- 26 2.6 Çiftlik1.540 kelime
- 27 2.7 Kabul3.891 kelime
- 28 2.8 Yaşamak1.815 kelime
- 29 2.9 Araf1.425 kelime
- 30 3.0 Yeniden Tanımak3.142 kelime
- 31 3.1 Gerçek6.516 kelime
- 32 3.2 Pembe Kabus2.654 kelime
- 33 3.3 Ölüm Yanı Başında2.802 kelime
- 34 3.4 Cellat3.336 kelime
- 35 3.5 Ölüm1.844 kelime
- 36 3.6 Ölü Çiçek3.743 kelime
- 37 3.7 Asıl Şeytan2.510 kelime
- 38 3.8 Elli İki3.781 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
:)
Game over. I lose...
🤍🩶🖤
Kumral benimle yaşıt duran bir çocuk buraya doğru koşarak geliyordu.
Yanımıza gelip Kutay Beye sarılmasıyla ne olduğunu anlamaya çalıştım. Lütfen biri burda ne olduğunu açıklayabilir mi?
Sarılmayı bırakmışlardı ama bu çocuk beni farketmemişti bile.
"Amca ya niye geldiğini söylemiyorsun? Ben senin geldiğini hayranlarından mı duyacağım? Hem babamada haber vermemişsin, valla zor dayanıyor zaten ,evi basar."
"Nefes al Poyraz, nefes al."
"Lütfen sorularıma gelir misin? Neden geldin?"
Kutay beyin duyduğu soruyla tek kaşı havaya kalkmıştı.
Tamam... bu çocuğun ismi Poyraz. 'Amca' dediğinide düşünürsek kuzenlerden birisini bulduk.
Soru soramamaktan Sherlock Holmese dönmüştüm.
"Gelmese miydik? Kuzenini görmek istediğini söyleyip duruyordun. Kaç gündür başımın etini yedin, onu ne yapacağız?"
Göz kırpmasıyla Poyraz'ın 'hayranlar' derken neden bahsettiğini anlamış oldum. Cidden yakışıklıydı bu adam ve tam bir İstanbul Beyefendisiydi.
"Kuzen? O da mı burda. Valla de."
"Poyraz arkana baksan göreceksin be çocuğum. Abinler kafana çok mu vurdu?"
Kibar adam işte 'gerizekalı mısın?' diyemiyor, 'kafana çok mu vurdular?' diyor.
Poyraz'ın aniden arkasını dönmesiyle göz göze geldik. Neden öyle bakıyordu? Bana doğru hızla gelip sarılması bir kaç saniye içerisinde oldu. Ne yapıyordu bu? Cidden abileri çok mu vurmuştu kafasına?
Dokunuyordu. Vücudum istem dışı gerilirken ne yapacağımı bilememiştim. Nefesim anlık kesilmiş, şimdi ise sık nefesler alıyordum.
Kutay Bey durumu farketmiş olacak Poyrazı ensesinden tutup yanına çekti. Kulağına birşeyler söyledi ama duyamadım. Başım zonkluyordu resmen.
Sonrasında Poyrazın dediklerini ise zor seçiyordum.
"Denom, özür dilerim valla. Heyecandan oldu hep, bir daha olmaz. Yani izin alırım. Özür dilerim. İyi misin?"
Hızlı hızlı konuşması cidden endişelendiğinin göstergesiydi ama önüne gelen herkese sarılıyorsa sıkıntı vardı.
Zorlukla topladığım nefesler eski haline dönmüştü.
'Önemli değil.'
demem tamamen bu yüzdendi.
"Kötü başladık. Çok kötü oldu bu ama unut bunu olur mu?"
Ne diyor bu ya Allah aşkına konudan konuya atlıyor.
"Tamam baştan başlayalım"
Elini uzattı
"Ben Poyraz Soylu yani favori kuzenin. " 'inşallah' diye de kısık sesle mırıldanması cidden garipti.
Elini sıkmamı bekliyorsa çok beklerdi.
Unutma yeni isim ile tanıtıyoruz kendimizi.
'Çağla Deniz Soylu.'
"Çağla?"
İşte bunu sevmiyorum. Şimdi gelde açıkla herşeyi. Kutay beyin duruma el atmasıyla derin bir nefes aldım.
"Tamam sonra konuşursunuz. Hadi biz müdürün odasına sen dersine Poyraz. Hadi amcam hadi."
"Ders yok Amca, dönem sonu ya maçlar var. Bazıları aşağıda akıl-zeka oyunları sınıfında, bazıları sahada."
"Tamam, git nereye gideceksen."
Açık açık kovmasına mı şaşırmalı yoksa geçiştirmesine mi.
Poyraz bir elini kalbinin üzerine koyup
"Al kırdın,kırdın." demesi beklemediğim şeyler arasındaydı.
Daha sonrasında bana döndü.
"Özür dilerim, düşünmedim hiç. Daha öncesinde yakın olunca..."
Sözünü yarıda kesen kişi Kutay beydi. Boğazını temizliyordu güya ama uyarısı gözler önündeydi.
Poyraz uyarıldığını anlamış gibi durmuyordu ama herşeyi bir kenara bırakıp Kutay beye döndü
"Amca"
"Söyle Poyraz"
"Tam olarak ne zaman gelecek beklenen an acaba."
Kutay beyin aldığı derin nefes oldukça sıkıntı doluydu
"Çıkmaz ayın son çarşambası Poyraz."
Sakince söyledikleriyle hiç dalga geçiyor gibi değildi.
"Amca ya 2x e alamıyor muyuz?"
Neden bahsediyorlardı tam olarak?
"Poyraz, maçın yokmu senin yeğenim?"
Poyrazın yüzünde oluşan aydınlanma ifadesine bakılırsa maçı vardı. Koşarak gitmesi bu çocuğun sıkıntılı olduğunun habercisiydi.
......
Kutay SOYLU
Poyraz. Yeğendi yeğen olmasınada bir sıkıntı vardı yani. Atsan atılmaz, satsan satılmaz. Farklı bir karakterdi, yaşanılanları göz önüne alırsak şu hali iyi bileydi.
Deniz'in bana olan bakışlarını görmemle istemsiz gülümsedim. Çok güzeldi, Fulyaya benziyordu ama o gibide değildi. Maviş maviş, masum bakışı iç eritir cinstendi.
Benim kızım çok güzeldi, masum ve iyiydi ve ben, kendi kızıma geç kalmış bir babaydım.
Eğer biraz koruyabilseydim; şu an, ne benim kızım bu kadar ürkek olacaktı ne de evimiz bunca yıl bu kadar sessiz.
Deniz hiç beklemediğimiz bir şekilde gelmişti hayatımıza aslında. Barandan sonra çocuk ne istemiştik nede beklemiştik ama iyikimizdi şu an. Allah vermişti, sevilirdi tabii.
İlk başta erkek denmişti Deniz için daha sonrasında kız olduğunu öğrendiğimizde evde kopan curcuna anlatılmaz cinstendi. O zamana kadar olan bütün çocuklara isimlerini biz koymuştuk. Karan ve Ateş ise ısrar etmiş yeni gelecek kardeşlerine isim bulacaklarını söylemişlerdi.
Sonrasında 'Deniz' dediklerinde nedenini sormamıştım ama şu an anlıyordum. Bu mavi gözler denizden gelmeydi kesinlikle.
Bir başkası ise benim kızıma önce 'Çağla' demiş sonrasında yapmadığını bırakmamıştı.
Hande. Takıntılı manyağın tekiydi. İlk başta uyarmıştım ama kızımı benden..bizden ayıracak kadar ileri gideceğini düşünmemiştim.
Ben kızımı koruyamayacak kadar beceriksiz bir adamdım. Global de olan dev şirketi işletiyordum ama kendi kızıma zarar verilmesini engelleyemiyordum.
Ne yaşadığını, kimlerle karşılaştığını, ne sevdiğini, neden korktuğunu, kimi sevdiğini, kimi sevmediğini, nelerden nefret ettiğini bilmiyorum. Sahi ben neyi biliyorum.
Bildiklerin kağıt üstünde olan şeylerden ibaretti. Psikolojik tedavi aldığını biliyorum, o Hande ve Orhan orospularıyla bir trafik kazası geçirdi, ölüme şahit oldu. Benim küçücük kızım ölüm kokusu aldı daha o yaşta.
Ve bunların hesabını verecek kişiler ölmüştü. Ben kime hesap soracaktım?
Çalınan bir aile, bir çocuğun ruhu, bir gelecek, güzel anılar vardı.
Bana..bize..kızıma bunların hesabını kim verecekti?
Ben kardeşlerimden, kendi yeğenlerini görmeleri için zaman istiyordum.
Ben ne yapacağım? Kızımı özledim ben. Ya birşeyler eksik olursa? Sıkıntı yaşar ve bana söyleyemezse, o zaman ne yapacağım?
Fulya..karımla konuşmalıydım o bana, bize iyi gelir. Hep iyi geldi.
Demirlede mi konuşamam gerekirdi? Psikologtu sonuçta o da bir yol gösterebilirdi.
Babamla da konuşayım o da yardım eder. Eder dimi? Bırakmaz.
Kardeşlerimlede konuşmalıydım. Sürekli geçiştiriyordum birşeyleri. Ne kadar rahatsız etmek istemeselerde onlarda Denizi özlemişlerdi.
"Kutay bey"
Deniz. Denizin sesiyle kendime geldiğimi hissettim. Sahi birde bu vardı; kızım bana 'bey' diyordu. Bozmamam lazımdı. Hazır hissedince derdi baba. Ben bunuda özlemiştim.
Ben kızımın bana 'baba' demesini özlemiştim.
Herşeyi bir kenara attım. Hallolurdu. Allah çözümü olmayan dert vermezdi. Ben bulacağım o çözümü.
'Söyle kızım'
"İyisiniz dimi? Daldınız."
'İyiyim güzelim gel hadi hem sınavının sonucuna bakalım hem tam öğrenelim şu sınıf işini ne dersin?'
"Olur ama iyisiniz dimi? Yorulmadınız?"
Ben Kutay SOYLU 7 oğlum var ve ben hiç birinde ne bu bakışa şahit oldum nede bu merhamete. Kız çocuk başka olur derlerdi inanmazdım. Kız çocuk gerçekten başka oluyormuş. Oğullarımı seviyorum hepsini ayrı ayrı, aynı şekilde değil ayrı ayrı. Hepsi de birbirinden farklı.
Karan'ın; kardeşlerine karşı olan tavrını, büyüklerine saygısını
Ateş'in; öfkesinin bir sevdiklerine geçemeyişini
Demir'in; her durumda olan anlayışını ve dinleyişini
Doruk'un; kim ne olursa olsun merhametle yaklaşmasını
Meriç'in; ne kadar enerjik ve vurdum duymaz olursa olsun konu işine gelince oluşan hassasiyetini ve çalışma arzusunu
Baran'ın; tam bir beyefendi oluşunu, hassas davranışlarını, kas kütlesi olan bedeninin içindeki yumuşak kalbini
Ve Gökalp'in; Ablasını tanımadan sevişini, hayvanlara karşı olan hassasiyetini seviyorum.
Ben oğullarımı aynı değil ayrı ayrı seviyorum.
Ama kızım, benim kızım. Kız çocuğu bir farklı bir başkaymış.
'İyiyim babacım. Hiç yorulmadım. Hem sen varsın yanımda yorulmam mümkün değil.'
Kızaran yanakları, başını eğişi fısıltı gibi çıkan sesi yeme isteği oluşturuyordu.
....
Müdür beyin odasına girmiş, müdürün isteğiyle Deniz dışarıda bekliyordu.
"Hoşgeldiniz Kutay bey buyurun lütfen"
Masanın önünde duran çift deri koltuktan sağdakini oturdum.
'Hoşbulduk Emrah bey de sınıf bildirimi için Denizi dışarıda bırakmama ne gerek vardı.'
Tedirgin olurdu bir kere. Bilmediği bir yerdeydik, daha okulu incelememişti ve kimseyi tanımıyordu. Gelip birisi bir şey söylese strese girerdi.
"Şöyle ki Deniz beklediğimizi çok üstünde bir performansa sahip. Denemede hiç boşu veya yanlışı yok ayrıca yıl sonlarını tam not ortalamayla kapatmış, sınıf atladığınıda düşünürsek hocalarımızında ortak kararıyla takip edilecek."
'Ben kızımın başarısını biliyorum. Çok küçükken testler yapıldı zaten ama takip edilecek derken ?'
"Şu anlamda takip edilecek; branşlarına göre okuldaki öğretmenlerimiz Deniz ile özel olarak ilgilenecek, yani herhangi bir yanlış diğer öğrenciler aksine Deniz için büyük problem kategorisine girebilir. Bizim için bir yanlış onun için büyük bir felaket denebilir."
'Biraz daha açarmısını şu felaket ve problemi.'
"Demek istediğim diğer öğrenciler deneme sonuçlarında gördükleri bir yanlışı pekte takmayabiliyorlar ancak Deniz için bir yanlış çok şey ifade eder yani psikolojik olarak."
Psikolojik. Kesinlikle Demir ile konuşmalıyım. Zaten Deniz bu denli çekingen ve stresliyken psikolog düşünüyorduk ancak bu denli küçük bir şeyin bu kadar büyük bir etki yaratmasını beklemiyordum.
....
Çağla Deniz SOYLU
Nedenini bilmiyordum ama Kutay bey bir şey söylemek istiyor ama söyleyemiyor gibi duruyordu.
Bir şey mi olmuştu? Deneme kötümüydü? Yanlışım mı vardı? Yoktu dimi yanlışım?
Belirsizlik sevmemki ben ne oluyor?
Mecburen soracaktım yoksa çatlama noktasına gelmem an meselesiydi.
'Bir sorun mu var?'
Daldığı yerden bana baktı. Araba kullanırken bana bakması ne kadar doğruydu?
Neyseki kısa bir bakıp geri yola döndü.
"Sorun yok. Ancak sana bir şey sunabilir miyim? Ama olur demek zorunda değilsin tamam mı? Gerçekten istediğini söyle ,lütfen."
'Tamam, öyle yapacağım.'
Artık daha rahattım Kutay Beyleyken.
"Herhangi bir sorun olduğu için demiyorum ama psikoloğa gitmek ister misin? Gerçekten sadece biraz rahatlaman için. Belki daha iyi gelir. Ne dersin?"
Psikolog? Bu muydu derdi cidden. Ben zaten daha önce iki defa psikolojik tedavi almıştım, her yazda birkaç seans alırdım.Şu andada almam gerekli miydi peki?
Düşünmek iyi olurdu. Hem yaz geliyordu, yaşadığım yerinde değiştiğini düşünürsek kriz sayısı artacaktı zaten o zaman alsam daha iyi olurdu.
Sıcak krizlerimi tetikleyen faktörler arasında 1. Sırada ve bu şey gerçekten berbat.
Kendimi o odada gibi hissediyordum. Pembe duvarlı, penceresi açılmayan ,kilitli kapı olan sıcak bir oda.
Direk hayır demek istemiyorum o yüzdendi
'Düşünebilir miyim?' demem.
"Tabi hiç sıkıntı değil. İstediğin gibi güzelim"
Geri kalan yolculuğumuz sessiz geçmişti ama ikimizinde bir şeyler düşündüğüne emindim.
....
Bölüm sonuu
1477 kelime
Umarım sevmişsinizdir.
Sonraki bölümde görüşürüüük.
💫Yıldıza basmayı ve yorum yapmayı unutmayın lütfen.💫
🤍🩶🖤
Bölüm etkileşimi
