Akışına Bırak kitap kapağı

20. bölüm / 38

Akışına Bırak

2.0 Cüce

Vaveyla Yazarı: Leylim ☆

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 38Şu an: 2.0 Cüce

:)
Merhabaaa
Umarım seversiniz

🤍🩶🖤

Bazen sadece konuşmadan duyulmak istersin.. Anlatmadan anlaşılmak..
.....

(Medya:Yiğit ve Küçük Deniz)

Gözüme vuran ışıkla birlikte kıpırdandım. Yüzümde hissettiği perçemlerimi bir el çekti. Gözlerimi araladığımda görmeyi beklediğim Demir abimin aksine Ateş abimle bakıştım.
Uyku sersemliğiyle ne yapacağımı bilmediğimden bir süre yüzünü izledim. Yeni yeni çıkmaya başlamış sakallarıyla azda olsa Karan abimi andırıyordu. Yada ben Karan abimi özlemiştim.
"Günaydın biricik"
'Günaydın'
Onun kalın sesine karışılık içime kaçan sesimle yüzüne bi gülümseme yayıldı. Saçlarımda hissettiğim büyük el, yavaş ama rahatlatıcıydı. Tekrardan uyku bastırdığından gözlerimi kapattım.
Kulaklarımı dolduran gülüş sesiyle tekrar araladım gözlerimi.
"Sen bilirsin, ama bence uyanmalısın biricik."
'Niye ki?"
"Öğlen oldu da geçti, o yüzden."
Söyledikleriyle anında gözlerimi açmış, bakakaldım.
Burnuma yediğim fiske ile kendime geldim.
"Far tutulmus tavşan gibi bakma. Hadi kalkta bir şeyler ye."
Herzamanki gibi sesi iyi, rahat çıkıyordu ama yüzü hiçte rahat durmuyordu. Cok yorgun görünüyordu hatta.
Yeni yeni farkettiğim detaylar artıyor, gördükçe endişemde artıyordu.
Göz altları çökmüştü hatta hafifçe morarmaya bile başlamıştı. Yüzü uyumadığını resmen bağırıyor hala saçımda olan parmakları ,öncesinin aksine çok daha yavaştı.
Kafama yeni yeni gelen gerçeklerle yatağa gömülmeyi seçtim. Üzerimdeki battaniyeyi boynuma kadar çekerken kaçamak bakışlarla karşımdaki adama baktım.
Dün evde yankılanan küfürleri kısa sürmüştü ama hatırlıyordum. Fazlaca sinirlenmiş hatta gözlerindeki yanan ateşe şahit olmuştum. Gerçekten, adı gibi ateşti.
Saçlarımı okşayan elleri kısa süreli durakladı ama devam etti.
Aldığı derin nefesin ardından gelen of nidası kulaklarımı doldurdu.
"Biricik"
Bana sesleniş tarzını seviyordum. Sanki ismim Biricikti veya onun biriciğiydim. İkinci seçeneği tercih ederdim açıkçası.
Sıkı sıkı kapattığım gözlerimi hafifçe açtım. Yüzüne yayılan küçük gülümseme gözlerimi tamamen açmama sebep oldu.
Yamuk gülümsemesi ve gözleri şu an gayet sakin, iyi olduğunu gösteriyordu ama göz altları hiç öyle demiyordu.
Eli saçlarımdan yüzüme kaydı. Önce hafifçe yanağımı okşadı ama göz kapağımı okşamasını beklemiyordum.
"Abim, bir şeyler yemen lazım. Zaten hiç bir şey yapamadım bari yemek yediğinden emin olayım. Hı?"
Hafifçe başımı salladım. Şakağımda hissettiğim küçük buseyle utandım, biraz daha yatağa girdim.
Yatağın yanından, çöktüğü yerden kalkıp yatağa oturdu. Odanın diğer ucunda olan, çalışma masasının üzerindeki tepsiye kaydı bakışlarım.
Bana, yemek mi getirmişti? Dün akşamda Doruk abim getirmişti ama içimin kıpır kıpır olmasına gene engel olamadım.
Yattğım yerden hafifçe toparlanıp yarı oturur pozisyona geçtim. İçi gider gibi bakışına karşı yapabileceğim pekte bir şey yoktu açıkçası.
Birden yüzüne gelen ciddiyetle kafasını duvara çevirdi aldığı derin nefesi gene oflayarak verdi.
"Biricik..şimdi..ben, hani..yani seni gene koruyamadım ya.gitmezsin dimi? Bu sefer gitmezsin yani dimi?"
Neden bahsettiğini anlamamıştım ama gözlerimin içine bakan kızarık gözleri için her şeyi yapabilir gibi hissettim. Abimdi sonuçta, yapardım.
Ayrıca koruyamamak? O ne demekti öyle? Korurdu ki beni. Hepsi korurdu, korurdu yani..korurlardı. Evet evet eminim, korurlar.
Biraz daha toparlandım yatakta.
'O ne demek öyle?'
dedim, engel olamadığım bir ciddiyetle.
"Şimdi..iyiyiz dimi? Korkmuyorsun dimi? Yani..ben anlatamıyorum.""
Kendisine olan küçük serzenişi devam etti.
"Türkçem kıt zaten, keşke babamın kitaplığına dadansaydım..ama yok, salak kafa. Küfürde şiirler yaz, kardeşinle konuşmaya çekin aferin zeka yoksunu varlık, bravo.''
Kendi kendini konuşmasını bitirdiğinde eydiği başını kaldırdı.
"Zeki değilmiydin sen be yavrum, anlasan abini olmaz mı?"
'Şey akıl okuyabileceğimi pek sanmıyorum ama..'
Sona doğru kısılan sesimle güldü yine hafifçe.
'Ama..'
Kısılmış sesime zıt ani çıkan sesime ben de o da şaşırdı.
'Ama, hani sordun ya aramız iyi mi diye. Kötü olması için bir sebep yok. Bunu biliyorum'
Yüzündeki gülümseme dahada büyüdü. Gözlerimi parlıyordu, bana mı öyle geliyordu.
"Gitmeyeceksin?"
'Gitmeyeceğim.'
''Yanımdasın?''
'Yanındayım'
"İyisin?"
'İyiyim'
"Kardeşimsin?"
'Kardeşinim'
"Benim, sadece benim biriciğimsin?"
'Hıhı'
Onaylayan mırıltımla dahada mutlu oldu.
Yüzündeki mutlulukla yüzümü avuçlarının arasına aldı. Saçlarıma koyduğu sert öpücüklerle ne kadar kızarabilirsem o kadar kızardım.
"Hadi, önce yemek sonra.. sonrasına sonra bakarız."

...

Önce Ateş abimin gözetiminde yemek yemiş şimdiyse hala çıkmadığım Doruk abimin odasında kitap okuyordum.
Sanırım odayı biraz istila etmiştim ama şu an en iyi yer burası gibi geliyordu. Doruk abimin acil ameliyatı çıktığından sabah erkenden çıktığını ve Demir abiminde şu anda hastasıyla görüştüğünü düşünürsek ev fazlasıyla sessizdi.
Meriç bir süreliğine evden ayrılmıştı anlaşılan. Anlaşılan diyorum çünkü kimse Meriç hakkında bir şey söylememişti. Evet korkmuştum ama korktuğum şey Meriç değildi ki o an kafamda oluşan görüntülerdi. Film sahnesi gibi gözümün önünde patlamış ve ben öylece kalmıştım. İşin kötü tarafı Meriç'in sesini çok az seçiyordum. Varla yok gibiydi.
Elimdeki sargıysa var olduğunun kanıtı gibi duruyordu.
Ateş abimle biraz sohbet etmiştik. Daha doğrusu o, bazen kendi kendine konuşmuş bazende sohbet havasına girmişti.
Laf arasında söylediği Karan abimin bu akşama gelecek olması haberi ise kesinlikle favorimdi.
Özlemiştim. Garipti, farklıydı ama neredeyse bir haftadır tanıdığım adamı özlemiştim. İçimde oluşan güven ise korkutuyor, ne yapacağımı bilmediğim bir sokağa çıkıp duruyordu.
Ben şimdiye kadar hep ablama güvenmiştim. Sadece ablama. Tereddütsüz güvendiğim tek kişiydi. Herkeste aklımda bir soru kalırken ablamda kalmıyor, en yakınım olduğunu sonuna kadar hissettiriyordu. Hem o benim hayattaki tek şansımdı.
Yeri gelmiş bana hem anne hem baba olmuş, yeri gelmiş tek arkadaşım olmuştu. İlişkimiz çok farklıydı. O olmasa bile varlığını hissedeceğim derecede. Ve ben ilk defa birisine bu kadar güven duyuyordum.
Evet Fulya hanımı ve Kutay beyide özlemiştim ama verecekleri tepkiler korkutuyordu. Söyleyecekleri sözler sürekli kafamda kurgulanıyor beni boğdukça boğuyordu.
Belki böyle tepki vermeyeceklerdi belkide vereceklerdi bilinmezlik sürekli savrulmama sebep oluyordu. Ve ben gene ne yapacağımı bilmiyorum.
Biraz olsun rahatlamak için ablamı aramaya karar verdim. Telefona uzandığım anda ablamın aradığını görmemse kesinlikle hayatın bi cilvesiydi. Daha güzel yerlerde yapabilirdi bu cilveyi ama hayat işte akışına bırakmak lazım.
Anında telefonu açarken ablamın sesi geldi.
"Alooooooo, Çağla hanım Çağla hanım hiç insan ablasını aramaz mı? Hiç 'benim biricik, güzel ablam o el şehirlerde ne yapıyor?' demez mi? Kız unuttun mu beniii!"
Azarlar tonda çıkan sesine karşı gülmeden edemedim. Özlemişim.
'Hayır unutmadım. Sadece rahatsız etmek istemedim. Çok meşgul olduğunuzu düşündüm. O yüzden yani, yoksa ablamı ararım.'
"Kız cidden hee. Bu mekan açma işleri ne zormuş be. Yok ordan izin, yok şurdan onay, iflahımız kesildi. Hayır bir taraftanda mekan için tasarım yapıyoruz ama Mine hanıma beğendirebilene aşk olsun."
Mine ablanın arkadan 'Duyuyorum!' diye bağırtısı gelmişti ama ablam sadece gülmüştü.
'Kolay gelsin size o zaman, iyi çalışmalar.'
"Sağol canım, sen ne yaptın? nasıl gidiyor?"
Bakışlarım elimdeki sargıya kayarken gülümsedim. Farklıydı ve benim için bir ilkti ama dün akşama rağmen iyi hissediyordum. Gerçi ne kadar hatırladığımda tertışılırdı ya neyse.
Odanın kapısının tıklatılmasıyla odağım oraya kaydı. Ateş abim kafasını içeri uzatıp, dudaklarını oynatarak
"Abim gelmiş"
dediğinde diğer elimde tuttuğum kitabı komidine bıraktım. Ateş abim odadan çıkıp merdivenlere ilerlerken ablam bir şeyler soruyordu ama o an için seçemedim
"Alooooo! Kime diyorum ben? Çağla? Orda mısın?"
'Şey, burdayım burdayım. Abim gelmiş. Kapattım ben. Hadi bay bay'
Telefonu azıcık suratına kapatmış olabilirim ama yapacak bir şey yok, sonra trip yerdim.
Kapıyı yavaşça açıp önce etrafı kontrol ettim. Merdivenlere yöneldiğimde hızlı hızlı inip dış kapının önüne geldim.
Üzerimdeki siyah şort ve Doruk abimin tişörtüyle kombinim muhteşemdi. Ayaklarımda sadece çorap olduğundan dış kapıda durmaktan başka seçeneğim yoktu.
Yalın ayak bahçeye çıkacak kadar delirmemiştim çok şükür.
İlerde gördüğüm küçük toplulukla kimlerin olduğunu inceledim. Doruk abim gelmişti, üzerindeki üniforma yeni geldiğini gösteriyordu. Yanında duran Demir abim klasik ev kombinleriyle duruyordu. Ateş abim hemen yanlarında dururken Karan abimle konuşuyorlardı. Karan abimin arkası kapıya dönük ,gerilmiş sırtıyla bakışıyordum.
Baran abimin nerde olduğunu merak ettiğim anda arkamda hissettiğim hareketlilikle anında döndüm.
Ve anlaşılan nerede olduğunu buldum. Saçları sırılsıklam, anlına yapışmış bir şekilde bana bakıyordu.
"Karan abimmi geldi?"
'Evet, konuşuyorlar sanırım. Bölmesek daha iyi gibi hı?'
Yanıma gelip kolunu omzuma atmasıyla beni kendine çekti. Üzerinden gelen duş jeli kokusuyla banyodan yeni çıktığını anladım.
Çok sık spor yapıyordu. Onu her gördüğümde ya spor salonuna gidecek oluyordu yada gelmiş. Evde olduğu zamanlarda da tasarım yapıyor yada birlikte bir şeyler yapıyorduk.
"Ateş abim, Karan abime dün akşamki olanları üstün körü anlatmıştı ama şimdi konsey toplantısı yapıyorlar, tiplere bak. Bermuda şeytan üçgeni derler ya hani bunlar bermuda şeytan karesi. Allah ellerine düşürmesin yani."
Son dediklerine gülmeden edemezken o da güldü. Saçıma koyduğu sert öpücükle ona baktım. Omzumda duran eli sırtımdaki bel oyuğuma dokunduğunda aniden geri kaçtım.
Tikim vardı. Hiçbir şekilde gıdıklanmazdım ama orda tikim vardı işte. Pek fazlada bilmezdi kimse ama. Nerden bildiğini sorgulamak istedim.
Yüzümdeki salak gülümseme Baran abimede bulaşırken kaşlarını kaldırdı.
"Hâlâ var"
Aydınlanmışçasına söyledikleriyle bir adım daha geri attım. Yüzündeki muzip ifade daha da arttı. Yavaş yavaş üzerime gelirken kendimi koruma iç güdüsüyle ellerimi kendime sardım.
'Ya hayır. Yok yok. Bir anlık şey oldu.'
"Ne oldu?"
'Şey oldu işte, şey dokundun ya birden ondan oldu'
"Hımm öyle mi oldu?"
Sırıtarak söyledikleriyle, benimle dalga geçiyordu.
'Hıhı'
Sadece mırıldanarak onaylamamla güldü. Kızarmaya başladığımı hissediyordum ama rahattım da. Bu ikisini aynanda hissetmeyeli uzun zaman olmuştu.
"Hımm"
Bir yandan mırıldanıyo bir yandan da ufak ufak üzerime geliyordu. Aramızdaki boy farkından dolayı alttan alttan baksamda iyice yanıma geldiğinde kendine çekti beni.
Elleri belimi bulurken gülüşlerime engel olamadım.
'Ya Baran dur'
"Ne! Baran mı? Sadece Baran mı? Nerde yanında bulunması gereken kelime?"
Gıdıklaması sürerken kahkahalarıma engel olamadım. 'Abi' demem gerektiğinden bahsediyordu ama o inat ederse bende ederdim.
'Dağa kaçmış, durda getirelim.'
Dalga geçerek söylediklerimle ağzından şaşırdığını ifade eden bir nida çıktı.
"Bir de abiyle dalga geçiyor. Cüceye bak sen ya"
Cüce değildim ki ben.
'Cüce değilim ben'
Yani Fulya hanımın bile benden uzun olması garipti ama cüce değildim ben. Sadece azıcık kısaydım.
"Cücesin, benim cücemsin."

...
Karan SOYLU
Bahçeye park ettiğim arabamdan inerken karşıdan gelen Doruğu fark ettim. Üzerindeki siyah üniformasıyla hastaneden geldiğini gösteriyordu.
"Abi? hoşgeldin. Bu kadar erken beklemiyordum"
'Hoşbuldum aslanım.'
Evin kapısı açıldığında ikimizin de bakışları kapıyı buldu. Demirin de yanımıza gelmesiyle yapmamız gereken konuşmayı burada yapacağımızı anladım.
"Abi gecikmişsin?"
Birisi Anya birisi Konya işte. Birisi geç der diğeri erken.
'Gelirken Meriç'in yanına uğradım o yüzden'
"Bir derdi var. Çok belliydi, konuştunuz mu?"
Konuşmuştum ama her ne kadar abisi de olsa Meriçten habersiz anlattıklarını anlatmak istemiyordum. Şu anda düşünce yapısı bu kadar farklıyken bir de ,olmazdı.
O yüzden Demiri de rahatlatmak adına hafifçe omzunu sıktım.
'Sıkıntı yok, o sonraki mesele. Deniz nerede?'
Yanımıza doğru gelen Ateş cevapladı bu sefer.
"Söyledim ben. Ablasıyla konuşuyordu sanırım, gelir birazdan. Sen gelince haber etmemi istedi."
Yüzümde oluşan hafif tebessümle dikkatimi topladım. Konuşmamız lazımdı. Tüm kardeşlerimi dinlemem gerekiyordu. Birilerinin derdi vardı ve buna bir çözüm bulmalıydık.
'Anlatın dinliyorum.'
Oluşan sessizlikle karşımda duran üç kardeşiminde yüzünü inceledim.
'Konuşmayı düşünüyor musunuz? Yoksa ben mi konuşturayım?'
Aldığı derin nefesle Demir konuşacağını belirtti. Bir şekilde hep o konuşurdu. Hayır yani, iyide konuşurdu işi buydu. Konuşmak ve dinlemek.
"Gece biraz olaylı geçti"
Gecenin olaylı geçtiğini biliyordum. Lafı uzatmaya gerek yoktu.
'Lafı uzatmaya gerek yok konuya gel'
"Deniz ufak bir şoka girdi. Ama tamda şok sayılmazdı. Sanki burda değil gibiydi yani başka bir şey düşünüyordu. Hani küçükken bir şey düşündüğünde böyle hareket etmeyi kesip sadece işaret parmağını vuruyordu ya aynısını yaptı. Yani şoka girmiş gibi değilde farklı bir şey düşünüyormuş gibiydi."
Vardı, bizim zeki kızın böyle huyları. Bir şey düşüneceği zaman hareket etmez put gibi dururdu sadece parmağını hareket ettirirdi. Göz teması kuramak istesen kuramazdın.
Konuşmasının bitmesiyle Doruk aldı sözü.
"Vazo kırıldı, ondanda etkilendi. Bir parça elini kesti ama onun bile kanı görünce farkına vardı. Neyseki ufak bir kesik, bir süre sarılı kalsa daha sonrasında kremle izi bile kalmaz."
Demir devam ettirdi ikizinin sözünü.
"Bence korktuğu şey vazonun kırılması değildi. Daha çok annemin tepkisinden korkuyor gibiydi."
"Bence sadece annemin değil babamında tepkisi korkutuyor. Hatta onlar bir tarafa Gökal'in üzülmesindende korkuyor. Öyle ki kendisini 'kötü abla' olarak nitelendirebilecek derecede. Legoların dağılmasıda etkiledi. Bütün parçaları topladım ama. Basit duruyor, yaparım gibi. Yani kız kardeşimizin legosunuda yapamayacaksam neden cerrah oldum değil mi?"
Korkusu çok fazla geliyordu. İnsan korkardı ama bu korku farklıydı. Çok uç noktada yaşıyordu. Neyseki bu olay esasında Meriç sarhoş değildi sadece fazla yorulmuştu.
O da yorgundu, birde Deniz'in kendisinden korktuğunu görmek iyice kötü yapmıştı.
En yakın arkadaşıyla, evlenmeyi düşündüğü sevgilisini bastıktan sonra evine gelmiş ve kız kardeşinin kendisinden korktuğunu görmüştü. Onu da anlamaya çalışıyor, onun içinde düşünüyordum.
Sarhoş falan değildi. Üzerine dökülen içkiden iğrenen birisi nasıl sarhoş olabilirdi ki?
Deniz çok daha farklıydı. Çok korkuyor, duygularını kontrolde zorluk yaşıyordu. Bazen ortamdan tamamen soyutlanıp daldığına çok kez şahit olmuştum.
Özellikle hafta sonu tatile gittiğimizde gördüğü rüya bile benim elimin ayağımın titremesine sebep olmuşken kim bilir o nasıl etkileniyordu.
Bir vazodan dolayı annemde babamda kızmazdı ayrıca. Genel olarak kızmazlardı Denize zaten hiç birimiz kızmazdık, kızamazdık. Denzi evi yaksa 'oh üşümüştük bizde zaten, iyi oldu ısındık.' denirdi. Bir vazoya kızılması ihtimali yoktu.
Arkadaşı neredeyse yoktu. Neredeyseyi geçtim yoktu. Elvan, ablası hiç mi fark etmiyordu.
Onun da kardeşi değil miydi? Fark etmiş olması gerekmez miydi?
Denizle de konuşmam gerekliydi. Babam bir taraftan araştırmalarını sürdürüyordu ama önümüze hep bir engel çıkıyordu.
Doruğun gülme sesiyle ters bakışlarımız ona döndü. Kafasıyla evi işaret ettiğinde arkamı döndüm.
Denizi ve Baran'ı gördüm ilk daha sonrasında kulağıma gelen gülüş sesleriyle bende gülümsedim.
"Bizim maviş elden gidiyor gibi. Karan bey bu konuda bir şey söylemek ister misiniz? Ateş bey? Biriciğiniz elinizden alınıyor gibi duruyor. Bu konuda bir yorumunuz varmı? Ya siz, Demir bey?"
Fitneci magazinciler gibi konuşmasıyla bakışlarım onu buldu. Ateş'in sinirli sesi duyuldu.
"Doruk, bak geçen sefer zor kaçtın elimden, zorlama abicim. Ayrıca seninde kardeşin ya, nöronsuz."
Doruk ne olduğunu kavramış olacak ki ciddiyetle konuştu.
"Niye öyle gülüyor onlar? Ne olmuş? Bu kas yığını kardeşime ne yaptı da gülüyorlar? Kardeşim elden gidiyor adostlar."
Demir göz devirerek cevap verdi Doruğa.
"Zaten bizimde bacanağımız dimi?"
"Ha ha ve ha ikiz. Gül gül öldüm yani. Paket yap bu espriyi yarında güleyim."
Onların tartışmasını dinlemeden eve ilerledim. Bir ara gelirlerdi her halde.
Eve girdiğimde beni ilk fark eden Baranken ellerini Deniz'in belinden çektiğini gördüm. Şerefsiz, kızı tikiyle güldürüyordu.
Hayır yani güldürsündü de böyle kapı açık falan yani ne biliyim. Yani az güldürsündü biz de vardık. Hem ben mavişimi bir gündür görmüyorum. Koskoca bir gün. Yiğit'in dalga geçmesi yetmiyormuş gibi birde nazını çekip gelmiştim. El insaftı yani.
"Cüce değilim ben, sende Baransın"
Denizin inatla başını kaldırıp söyledikleriyle sırıttı Baran. Bizim için biraz cüceydi ama bu konuyu sonraya bıraktım.
"Cücesin, hemde maviş bir cücesin. Ayrıca cüce hanım bak kim gelmiş."
Denizi omuzlarından tutarak bana çevirmesiyle mavişimin yüzünde an be an artan gülümsemeyle gözlerinin parladığına şahitlik ettim.
Ağzından 'yaa' gibi bir nida çıkarken kıpırdandı olduğu yerde.
"Hoşgeldin"
Hoşgeldin? Bu kadar mı? Sarılmak? Sarılmayacak mı? Niye? Neden? Sebep? Meriç'in de dediği gibi 'ne münasebo?' ,hem az önce Barana sarılıyordu. Bana? Bana niye sarılmadı?
Sarılmaması yüzünden hafifçe kaşlarımı çatmamla gülümsemesi uçup gitti. Başını yere eğerken kızardığını gördüm. Kaçamak bakışlarıyla bir taraftan beni kontrol ediyordu.
Vazo için kızdığımı düşünüyorsa tescillenmiş zekasını sorgulardım. Hayır zekiydi, farkındaydım ama bu kadar korkması cidden kötü hissettiriyordu.
Onun gelmeyeceğini anladığımda ben gittim yanına. Çenesini tutup kaldırdığımda mavi gözleri beni buldu.
'Sarılmayacak mısın? Özlemedin mi?'
Eğer özlemedim derse Feriha misali düşüp bayılırdım.
Yüzünde hafif bir tebessüm oluştu ilk daha sonrasında kollarını belime sarmasıyla bende onu sardım.
Sonsuza kadar bu şekilde kalabilirdim. Saçlarının arasına art arda öpücük koyarken kokusunu içime çekmeyide es geçmedim. Ben bu kokunun yıllarca hasretini çekmiştim. Bulmuşken bırakılırmıydı hiç?
"Siz konuşuyordunuz ya, bölmek istemedim. Yani öyle düşündüm, ondan"
Bölsündü, kim ne diyebilirdi ki?
'Düşünmeni de senide yerim.'
Ciddiydim, yerdim. Zaten küçüktü hızlı biterdi.

...

Bölüm sonuuu
Yeni bölümde görüşürüüük 🖐🏻
Karakterler hakkında fikrinizi merak ediyorum o yüzden;
Karan?
Ateş?
Demir?
Doruk?
Meriç?
Baran?
Deniz?
Gökalp?
Kutay?
Fulya?
Yiğit?
Elvan?

Karakterler hakkında fikirleriniz benim için önemli. Yorumlarınızı bekliyorum.Bayyy 🖐🏻

🤍🩶🖤

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

187okunma 12beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18