16. bölüm · Akışına Bırak
1.6 Kabus
:)
Merhabaaa
Yeni bölüme hoşgeldiniz
Yorum ve oy atan herkese teşekkür ederim.
🤍🩶🖤
"Birini güzel olduğu için sevmezsin ki,
Sen sevdiğin için güzel olur o."
~Küçük Prens~
🤍🩶🖤
(Medya; Küçük Deniz ve Karan)
Market alış-verişinden sonra 10 dakikalık bir yol gitmiş ve nihayet eve ulaşabilmiştik. Tabi bu 10 dakikalık yol Karan abimin arabayı kullanış sitilinden kaynaklı 20 dakika oldu ya neyse.
Eve vardığımız gibi başlayan oda kavgası ise hala devamlılığını sürdürüyordu. Yanımda oturan Karan abimse şimdiye kadar sesini çıkarmamış sadece izlemekle yetinmişti.
Benimde yapabileceğim pek bir şey yoktu yani sonuç olarak benden önce nasıl kalıyorlarsa şimdide öyle kalırlardı herhalde.
Kutay Bey ve Fulya Hanım gelecek olanı anlamış gibi Gökalpi alıp kendi odalarına gittiler.
Yorgun olduklarını ve bizimde erken yatmamız gerektiğini söylediklerinde bu kavganın ne kadar uzun olacağını tahmin etmişlerdi sanırım.
"Ya abi.." dedi Ateş, Karana dönerek.
"Ben neden her seferinde bu iki ayı ile aynı odada yatıyorum. Birini yere atıyorum yanımda yatan sıkıntılı oluyor bir şekilde. Meriç yatarsa sabah nasıl uyanacağımız meçhul. Baran yatsa sabah uyanacağımız meçhul. Bu ne lan, sik-"
Yanımdan gelen uyarı dolu boğaz temizleme sesiyle ben bile kendime çeki düzen verirken Ateş abimde kendini toparladı.
"Bir kerede sen yerde yat o zaman abi."
Ateş abimin en ters bakışları Meriçi bulurken ortamda duyulan tek ses Meriç'in yutkunma sesi oldu.
Doruk ve Demir ayaklandığında tüm bakışları kendi üzerlerine çektiler.
"Hadi abi biz yatıyoruz. Az ses lütfen."
Onlar kendi odalarına giderken Meriç hala kendini kurtarma çabasındaydı.
İkizlikleri çok güzeldi yani bazen siyam ikizleri gibi hissettiriyorlardı ama çok tatlıydı ilişkileri.
Uykunun iyice bastırmasıyla işaret parmağımla yanımda duran Karan'ın dizine dokundum. Anında bana dönerken ne diyeceğimi bekliyordu.
Diğerleri tartıştıklarından, bizi ne görüyorlardı ne de duyuyorlardı.
'Nerde kalacağım ben?'
"Uykun mu geldi?"
Onaylar biçimde kafa sallamamla ayağı kalkıp elimden tuttu. Büyük salondan çıkıp koridora geldiğimizde karşımıza çıkan tüm kapıları es geçtik. Koridorun sonundaki siyah kapının önünde durduğumuzda kapıyı yavaşça açıp içeri girmemi sağladı.
"Geç güzelim, eşyaların içeride. Sen uyuya dur ben gelirim birazdan."
'Tamam'
İçeri girdiğimde arkamdan kapı kapandı. Küçük valizime ilerleyip içinden pijamalarımı çıkardım ve giydim.
Siyah ekose desenli eşofmanım ve beyaz tişörtümle ne kadar takım olmasada gayet rahattı.
Odadaki banyoya girip işlerimi hallettiğimde kendimi direkt yatağa bıraktım.
Umarım abim yanıma yattığında gece boyunca onu yastık olarak kullanmazdım. Çünkü yastıklarıma sarılarak uyuyan manyaklardandım.
Kendimi karanlığa bırakırken gecenin huzurlu geçmesini ve kabus görmemeyi diledim.
....
Karan SOYLU
Koca koca adamları çocuk azarlar gibi azarladıktan sonra mutfağa gittim. Sürahilerden birine su doldururken yukarıdaki dolaplardanda iki bardak alıp tek elimde sabitledim.
Odaya girmeden önce uyuma ihtimaline karşı hafifçe tıktıkladığımda içeriden ses gelmedi. Kapıyı hafifçe araladım.
Gördüğüm görüntüyle kalbimde hissettiğim huzursuzluk git gide büyüdü.
Yorganı tamamen üzerinden atmış cenin pozisyonunda kendi bacaklarına sarılan bir Deniz görmek son beklediğim şeydi.
Hızla yanına adımlayıp sürahiyi sehpanın üzerine koyduğumda Deniz'in derin nefes sesleri daha net duymaya başladım.
Saçları tamamen ıslanmış yüzü kıpkırmızı olmuştu. Elim anında alnını bulurken ateşi olup olmadığını kontrol ettim.
Ateşi yoktu ama çok terlemişti, nefes nefese koşmuş gibi bir hali vardı.
Gördüğü kabustan biraz sıyrılması ve rahatlaması adına saçlarını sevmeye başladım.
Küçükken kabus gördüğünde yanıma gelir, kolumun altına girerek küçük kollarını belime sarar, kafasını göğsüme gömer uyurdu.
'Deniz..sakin ol güzelim. Burdayım...şşşş. Tamam bir şey yok. Kabus, sadece kabus'
Onu mu sakinleştiriyordum kendimi mi belli değildi. Yaşadıklarını bilmiyorduk yani sadece dosyadan ibaret olanlar hakkında bilgimiz vardı.
Bu işin böyle olmayacağını anlayarak kucağıma aldım. Dizlerimin üzerine yan bir şekilde oturttuğumda dahada küçülebilir gibi büzüşüp iyice sokuldu.
Aldığı derin nefeslerle benimde nefesim kesiliyor du ama önceliğim kardeşimdi.
Yüzüne düşen saçlarını çekerken hala onunla konuşmaya devam ettim.
'Abim.. bak geçicek şimdi..hadi, hadi güzelim. Sakin ol canım..hadi, bak yanındayım maviş. Korkutma beni lütfen hadi.'
Yalvarırcasına çıkan sesimi duymuş olmalı ki nefesleri düzene girmeye başladı vücudu gevşerken tişörtümü tutan eli sıkılaştı.
"Su..su"
Mırıltısı kulaklarıma ulaştığında sehpaya bıraktığım bardağa su koyup içirmeye çalıştım.
Gözleri kapalı, suyunu içerken daha iyi görünüyordu.
"Abla..abla.."
Abla? Ben abiydim ama bunada şükürdü.
Sanırım kendi ablasından bahsediyordu neydi adı? Elvin? Yok..yok Elçin? O da değil Elfin? O hiç değil lan. Neydi bu kadının adı?
Soy isminida hatırlamıyordum ki. Hiç bir şey yoktu.
Araştırmalıydık aslında, en ufak şeyden şüphelenmeliydik ama buna bakmamıştık.
'Abla değil yavrum. Abi, abi.'
Derdini siksinler senin Karan
Cidden lan derdimi siksinler düşündüğüm şeye bak.
Birazdaha nefesleri düzeldiğinde kafasını göğsüme yasladı. Yüksek ihtimal kendinde değildi zaten.
Yatak başlığına sırtımı yaslayıp ayaklarımı toparladığımda çok daha sakindi artık. Eskisi gibi kollarını belime sarmış, elleri tişörtüme tutunmuştu, hiç bırakmayacak gibi. Kafasını tamamen göğsüme yaslandığın da düzenli nefesleriyle bende rahatlamaya başladım.
Korkutmuştu..uzun zaman sonra ben gene aynı kişi için korkmuştum.
....
Çağla Deniz SOYLU
Gözlerimi, acıtmaya başlayan ışıkla araladım. Pencereden gelen güneş tam olarak yüzüme vururken öbür tarafıma dönmek istedim ama bedenimi saran kollar buna engel oldu.
Bedenimi saran kollar?
Kafamı yaslandığım göğüsten kaldırdığımda huzurla uyuyan bir Karan görmeyi beklemiyordum.
Lan ben bu adamın üstüne niye çıktım. Sarılmaktan korkuyordum ,adamı esir almışım ya. Ahtapot gibi yapışmışım.
[B]Ama bir şey diyim mi? Çok iyi uyuduk. [/B]
[B]Hayatım boyunca uyuduğum en iyi uykuydu. Yalansa doğru de.[/B]
[B]Birde biz ona değil, o bize yapışmış gibi daha çok, hı?[/B]
Off, aldığım derin nefesle tekrardan uykunun bastırdığını hissettim. Benim neden bu kadar uykum geliyordu?
Ferah kokusu mu yapıyordu bunu? Ama Ateş'in yanındada uyumuştum ki sigara kullandığı için rahatsız olamam lazımdı ama aksine ikiside rahatlatıyordu.
Ne oluyor ya bana?
Kafamın, kaldırdığım yere tekrar bestırılmasıyla birkaç saniye hareket edemedim.
"Şşş..uyu hadi... abinin hala uykusu var."
Kafamı yaslanılan yerden kaldırmaya tenezzül bile etmedim.
Rahattı yani yalan söylemeye gerek yoktu. Ayrıca tekrardan üstüme bastıran uykuya kayıtsız kalmadım ve kabul ettim.
Gözlerimi bir anlık kapatmıştım ama anında karanlık beni içine çekti.
....
"Ya ama yok artık yaaa!"
"Şşşş..oğlum sussana kızı uyandıracaksın. Ne güzel uyuyorlar. Yorulmuşlar belli bırak uyusunlar"
"Anne ya.. banane, hep abim alıyor, haksızlık bu."
"Meriç..kardeşinden eşya gibi bahsetme."
"Ya..benimde kardeşim ama, bende abiyim. Ba-na-ne"
"Sakın..bak..sakın uyandırma çocukları. Kahvaltıya kadar uyusunlar bırakta. Şimdi gidiyorum ben ve sende uyandırmadan tişört alıp çıkıyorsun hemen."
"Off"
"Şşş..duydun mu?"
"Tamam"
Duyduğum tartışma sesleri ve arkasından gelen kapı sesiyle odada birisi olduğunu anladım. Sesinden anladığım kadarıyla Meriçti.
Yüzüme düşen perçemim huylanmama sebep olurken yüzüme bir el uzandığını hissettim ve o el yüzüme ulaşamadan durduruldu. Omzumda hissettiğim boşluk hissi durduran elin bir kaç saniye önce orda olduğunu söylüyordu.
"Oha be adam. Geçmiş hayatında bordo bermiydin? Bu nasıl refleks kral?"
Meriçin hayret dolu sesi kulağıma geldiğinde uyuşan kolum için hafifçe kıpırdadım. Hiç uyanasım yoktu ama dış sesleride duyuyordum.
Yaslandığım gövdeden derin bir soluk sesi geldi.
"Meriç..hadi git. Bak uzun zamandır elimden geçmedin, bu sefer geçersin."
"Ama ben? Ben ne zaman kardeşimle vakit geçireceğim? Bende özledim."
"Oğlum küçük Emrah modu açmasana. Ne dedik sanki? Kız uyuyor, bırakta uykusunu alsın. Hatırlamıyor musun hem? Huysuzlanabilir sonra."
Karan'ın sesi bu defa daha yumuşak çıkmıştı.
"O zaman bu gün okeyde alırım yanıma."
"Lan!"
Aniden verdiği tepkiyle irkilmeden edemedim. O da korktuğumu hissetmiş gibi saçımdan uzunca öperek sıkıntı olmadığına dair bir şeyler söyledi ama pek anlamadım.
"Hadi Meriç..hadi aslanım..uyanacak bak."
Tekrar bir oflama sesi geldi ve sonrasında kapı sesiyle Meriç'in odadan çıktığını anladım.
Uyuşan bacağımda rahatsız ettiğinden artık uyanmam gerektiğini anladım.
Hafifçe gözlerimi araladığımda suratıma dikkatle bakan Karan ile göz göze geldim.
'Günaydın'
O bir şey demeden lafa girmeme gülümsedi.
"Sanada günaydın. İyi misin?"
Başımla sorusunu onaylayarak cevapladığımda neden sorduğunu anlamamıştım.
'Nolduda?'
"Gece..biraz kabus gördün gibi oldu ama sakinleştin sonra. Ondan sordum güzelim."
Yüzüme gelen perçemi çekerken kendime lanet ettim. Bir kere daha görmesem olmaz mıydı?
"Hadi madem uyandın kahvaltıya gidelim. Bazı ayıların dediğine göre babamız hazırlamış."
Kutay bey ve Fulya hanımdan bahsederken -miz eki eklemesi çok güzel hissettiriyordu.
'Ayı? Kuş değil miydi o?'
"Bizimkiler kuş olamayacak kadar iri güzelim. He sen getirseydin eğer minik serçe getirdi diyebilirdim ama getiren ayının hası olunca öyle oluyor."
Ayı derken ağzını doldurarak söylemesi komik bi hava katmıştı.
"Hadi minik serçe ,kalkta kahvaltı yapalım."
Minik serçe?
Yeni lakabım hayırlı olsun.
Gülerek yataktan doğruluğumda abimde kalkmış yanağımdan makas alarak odadan çıkmıştı.
Ev sıcak olduğundan bir şort ve tişört alarak banyoya ilerledim.
[Görsel: https://cdn.kitappad.com/image/user-file/304151/img/foto-1759596668.jpg]
(Ev içinde oldukları için ayakkabı yok ona göre)
Banyodan işlerimi hallettiğimde mutfağa doğru adımladım. Fulya hanımın ve Kutay Bey'in seslerini duyduğumda mutfağa girmeden kapıda durdum ve içeriye doğru seslendim. Sonuçta kimseyi basmayı istemezdik değil mi?
Ayrıca daha küçüktüm ,bilmek istemeyeceğim türden şeyleri görmek istemiyordum.
'Gelebilir miyim?'
Sorduğum soruyla Kutay Beyin gür kahkahası bana kadar gelmişti. Ardından gelen vurma sesiylede azaldı.
"Gel annem."
İçeri adımımı attığımda Kutay bey sol kolunu tutuyordu. Anlaşılan Fulya hanım iyi vurmuştu çünkü giydiği kısa kolludan görünen esmer teni kızarmaya başlamıştı.
Yüzünde yerini koruyan alayvari gülümsemesi beni görünce gerçek bir tebessüme döndü.
"Günaydın bebişim"
Fulya hanım bunu derken yanakları mı kızarıktı bana mı öyle geliyordu?
'Günaydın. Yardım lazım mı?'
"Lazım güzelim, abilerini satmayı düşünüyorum. Bana yardım eder misin?"
Kutay beyin söyledikleriyle dondum.
Bu adam bir şey içmiş olmasın?
Fulya hanım tarafından bu sefer diğer koluna vurulduğunda yüzünü buruşturdu.
"Kutay! Çocuklarımızı satamazsın."
"Canım, ben çocuklarımızı satlım mı diyorum? Oğlanları satalım, kızımız bizimle kalsın işte. Hadi Gökalpte kalsın yeter. Büyüyünce onu da satarım ama."
Neden bahsettiklerini anlamadığımdan sadece izlemekle yetiniyordum. Fulya hanımın çatık kaşları aldığı derin nefes ile düzeldi daha sonrasında Kutay beyi göğsünden iterek kendinden uzaklaştırdı.
"Allah aşkına bir git Kutay bak Allah'ın adını verdim ,git. Zaten heryer heryerde. Mutfağa neden girdin ki zaten?"
"Sürpriz yapmak istedim."
Çocuk gibi mahcup olmuş etrafına bakmıştı. Evet açık konuşmak gerekirse biraz dağınıktı. Tamam birazını atın bu mutfağa ne olmuştu? Ne yaşadı da bu mutfak bu hale geldi?
"Canım, her konuda muhteşem olamazsın bırak bazı konularda da ben iyi olayım. Ve şimdide bana tekrardan bir sürpriz yaparak bu mutfağı topla."
Kutay bey ne anlamıştı bilinmez bakış açısı çok farklıydı.
"Hee çoğu konuda muhteşemim yani"
Fulya hanımın yüzüne yaklaşmasıyla anında arkamı döndüm.
'Eğer 'gelme' deseydiniz gelmezdim.'
Kızararak söylediklerimde kendimce haklıydım bence. Çocuk vardı canım ama, aaaaa
Tekrardan gülme sesi duyduğumda morarma aşamasına geçmiştim. Tam mutfak çıkışına doğru bir adım atacakken arkamdan gelen adımlarla Kutay beyin yanıma geldiğini anladım.
Kollarını sarıp, sıkıca arkamdan sarıldığında garip bir huzur çevremi sardı gene.
"Utangaç kızım benim."
Saçlarımda hissettiğim sayısız öpücüğükleri beni dahada içine çekti. Sırtımı göğsüne yasladığımdaysa dahada sıkı sardı kollarını.
Gözlerim öpücüklerinin etkisiyle kapanırken dahada farklı bir his gelmişti yine. Şu ara yeni yeni öğrendiğim o his, güven.
"Offf, nasıl doyacak baban sana, hı?"
"Alamayacak kimse seni benden, bizden. Koruyacağım seni. Daha önce yapamadım, beceremedim ama bu sefer yapacağım. Biriciğimi koruyacağım."
....
Bölüm sonuuuu
Nasıldıı?
Desteklerinizi esirgemeyin lütfen
🤍🩶🖤
Yeni bölümde görüşürüüüük🖐
🤍🩶🖤
