38. bölüm / 43
Abimin arkadaşı38
Bölümler 43Şu an: 38
- 1 11.024 kelime
- 2 2921 kelime
- 3 3974 kelime
- 4 41.348 kelime
- 5 51.858 kelime
- 6 62.177 kelime
- 7 71.482 kelime
- 8 81.367 kelime
- 9 92.654 kelime
- 10 102.416 kelime
- 11 111.967 kelime
- 12 122.531 kelime
- 13 132.306 kelime
- 14 141.506 kelime
- 15 152.199 kelime
- 16 162.059 kelime
- 17 171.717 kelime
- 18 182.116 kelime
- 19 192.455 kelime
- 20 202.377 kelime
- 21 212.273 kelime
- 22 222.110 kelime
- 23 232.093 kelime
- 24 242.024 kelime
- 25 251.127 kelime
- 26 262.262 kelime
- 27 271.782 kelime
- 28 282.086 kelime
- 29 292.092 kelime
- 30 301.552 kelime
- 31 312.051 kelime
- 32 321.964 kelime
- 33 331.601 kelime
- 34 341.739 kelime
- 35 351.850 kelime
- 36 361.737 kelime
- 37 371.368 kelime
- 38 381.144 kelime · Okuduğun bölüm
- 39 391.075 kelime
- 40 401.090 kelime
- 41 41962 kelime
- 42 42958 kelime
- 43 öneriii26 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Borayı aşağıya gönderdim ve bende yatağıma yattım çünkü aslında biraz başım ağrıyordu. Yatağımda o rahat pozisyonumu alıp uykuya dalmaya çalışıyordum.
Kapımın pat diye açılıp duvarla birbirine çarpmasıyla yerimden sıçramıştım. Sanırım uykumdan uyanmıştım. Abim içeri anıra anıra giriyordu ve borada arkasından “kızı uyandıracaksın aptal sesiz ol!” Diye konuşuyordu. Abim sadece bağırıyordu. “Miraayy! Uyannn!” Abim neden bağırıyordu? Gözlerimi ovuşturarak kalktım ve abime bağırmaya başladım. “Ne var ya?! Neden bağırıyorsun ayı gibi?!” Dediğimde abim kaşlarını çatmış bir şekilde bana bakıyordu, ne var dermişcesine kafa sallamıştım. Şuan aptal gibi bakmak yerine keşke konuşsa. “Benim tişörtlerim neden günden güne yok oluyor? Sen alıyorsun değil mi?” Demişti. Evet ben alıyorum. Çünkü hoşuma gidiyor, abimin kıyafetlerini giymek birde bol geldikleri için dahada güzel duruyordu. “Evet?” Dediğimde bora gülmüştü ve abim sinirle söylenmeye başlamıştı. “Biliyordum işte zaten senden başka kim alabilir ki? Nerde kıyafetlerim?” Abime göz devirdim ve yatağıma geri yatıp “dolabımda” diyerek gözlerimi kapatmıştım. Dolabımın açılma sesi gelmişti ve abim kendi kıyafetleirni topluyordu sanırım. “Dolabımı buraya taşımış mübarek.” Abimi takmadan geri uykuya dalmaya çalışıyordum ki aniden. “YUH! BUNE?!” Diye bağırma sesi geldi. Hızlıca kafamı abime çevirmiştim ve gergin bir şekilde “ne oldu?” Demiştim. Abim boraya döndü ve elindeki bir şeyi gösteriyordu ama dolabın kapağından göremiyordum. Boranın gözleri kocaman açılmışti. “Yuh lan bune el bezi. Miray bununla cam mı siliyorsun sen?” Dediğinde kafamı kaldırdım ve anlamsızca abimle boraya bakıyordum. “Bu güzel cumleleri hangi kıyafetime pardon şahesere söylediğinize bakabilir miyim?” Dedim ve bora abimin elinden bir şey alarak bana göstermişti. “Şaheser mi? Bu mu? Miray saçmalama çöpe atıcaksın bunu.” Boranın elinde tuttuğu şey benim dolabımın en güzel parçasıydı! Yataktan fırladım ve boranın yanına koşturup elinden elbisemi almaya çalıştım ama geri çekmişti. “Ver şunu! Saçmaladın iyice!” Bora yüzüme dalga geçer gibi bakıp sırıtmıştı. “Saçmalamak mı? Hiç sanmıyorum.” Tekrar bi hamle yaptım ve elbisemi almaya çalıştım ama bora benden hızlı çıktı. Sinir olmuştum ve abimin koluna vurmuştum. Hepsi onun yüzünden. “Sen neden benim kıyafetlerime bakıyorsun?! Beğendin mi yaptığını?!” Dedim ve abim bana Baka kalmıştı, kıyafetlerini omzuna atmış bir şekilde konuşmuştu. “Lan ne vuruyorsun kolum koptu. Bora haklı ne saçmalaması, ya bez yap onu yada çöpe gidecek.” Of bunlar beni delirtiyor. Ama ben yapacağımı bilirim. Abime dik dik baktım ve boraya döndüm. Kaşlarımı çattım ve bir elimi boranın ensesiyle yanağının arasına koymuştum diğer elimlede elini tutmuştum. “Aşkım böyle yaparak beni ne kadar üzdüğünün farkında mısın?” Dedim ve bora biraz afalladı. “Yavrum sende bunu giymeyeceksin o zaman.” Dediğinde geride tuttuğu elbisemi kendi hizasına getirmişti ve boranın yanağından öpmüştüm. Bora sırıtmaya başladığında anlamıştım ki şuan o elini boşta tuttuğunu, elinden hemen hızlıca elbisemi çektim ve aşağıya doğru koşturmaya başlamıştım. Abim arkamdan boraya bağırıyordu. “Ne salak adamsın amk.” Salona koşturdum ve borada arkamdan gelmişti. Elbisemi hemen karnıma yani tişörtümün altına sokmuştum. Bora dalga geçer gibi bana bakıyordu ve “alamayacağımı falan mı düşünüyorsun?” Dediğinde sanki rekabet teklif edercesine “sıkıyorsa al.” Demiştim. Bora üstüme doğru gelmeye başladığında hemen kaçmıştım ve koltukların arkasına geçmiştim. Bora nereye gelse tersine gidiyordum taki koltuğun üstünden atlayıp beni tutana kadar. Elbisemi almaya çalışıyordu ama başaramıyordu. Tek hamledi beni tutup omzuna almıştı. Salak çocuk ya sinir ediyor! Ellerimle borayı tutarken gözüme poposu takılmıştı. Off çok güzel bence dokunsam sorun olmaz sonuçta benim sevgilim. Boranın poposuna yavaş yavaş iki elimle vurmaya başladım. Bora konuşmaya başladığında bende gülmeye başlamıştım. “Lan pis karı namusuma el atıyor birde” gülmemin arasından hem boranın poposuna vurmaya devam ederken konuşmuştum. “Sen benim namusumdun bir şey olmaz aslan parçası.” Dediğimde abim içeri girmişti. Bizi öyle görünce yani beni şok geçirmişti. “Lan napıyorsunuz siz?” Demesiyle bora şikayetçi bir şekilde “bu deli kardeşin namusuma geçiyor. Birde küçük rajonlar kesiyor.” Dediğinde tekrar konuşmuştum. “Rajon bizden küçüklük sizden sorulur kral.” dediğimde bora iç çekti ve “al işte.” Dediğinde gülmeye başlamıştım. Abim kahkaha atmıştı ve bende boranın poposunu sıkmıştım. “Çıtır popon çok güzelmiş ha hoşuma gitti.” Dediğimde bora beni hemen indirmişti ve biraz eğilim elini omzuma atmıştı. “Bak küçük mafya yavaştan ırzıma kayıyorsun haberin olsun.” Dediğinde koluna hafifçe vurup konuşmuştum. “Hayırdır reis sıkıntı mı var?” Abim bize bakıp gülüyordu ve borada gülerek bana bakıyordu.
“Yok kral ne sorunu olabilir.”
“Olamaz zaten.”
“Alla alla bak sen, sebep?”
“Çünkü buranın reisi benim.”
“Küçük reisim.”
Boranın yanından geçtim ve salonun girişine doğru giderken “altıma yapıcam şimdi bekleyin beni burda.” Demiştim. Tam solondan çıkıyordum ki abimin sesini duymuştum. “Anlamadın değil mi?” Demişti. Bora masum bir şekilde “neyi?” Diye sormuştu ve ben tam o sıra başıma gelecekleri anlamıştım ve odama koşturmaya başlamıştım. Sadece arkamdan abimin “bunu.” Demesini duymuştum. Odama gelip hızlıca kapımı kitlemiştim ve boranın koşturmasını duymuştum. Elbisemi nereye saklasam? Evet buldum! Dolabımın üstüne. Boyum yetmediği için makyaj masamın sandalyesi alıp üstüne çıkmıştım ve karnımdaki elbiseyi alıp en arkaya atmıştım. Sandalyeden inerken boranın sesini duymuştum. “Miray aç şunu!” Sandalyemi hemen geri koyup dolabımın üstüne baktım fark ediliyormu diye, birde zıpladım ve öyle baktım çünkü benim boyumla boranın boyu asla aynı değildi. Kapının oraya gittim ve kapıyı açmıştım çünkü boranın daha fazla bağırmasını istemiyordum. “Buyrun kime bakmıştınız?” “Bana bak küçük mafya o elbiseyi unut. Nereye saklasanda giyemezsin anladın mı?” Dediğinde duymamazlıktan gelerek “ney? Anlamadım?” Demiştim. O elbisemi tabii ki de giyeceğim buna kimse engel olamaz. Bora kapıyı kapatıp beni kollarıyla duvar arasında kuş sıkıştırmıştı. Kulağıma doğru biraz yaklaşıp gözlerimin en derinlerine bakıyordu, yutkundum. O iğneleyici bakışları ve sözleri içimi ürpertti. “İstersen o elbiseyi giydiğinde olacakları şimdiden detaylı bir şekilde gösterebilirim?” Tüylerim diken diken oldu, yutkundum ve tekrar yutkundum. Parmağımı boranın dudakları götürdüm ve onu yavaşça geri ittirdim. “Ahlaksız çocuk!” Hemen ondan uzaklaştım ve yatağıma oturdum. Dalga geçercesine konuştu.
“Neden kaçıyorsun güzelim? Sadece öneride bulundum.”
“Hahaha, sevsinler senin önerini!”
“Sevsinler.”
Abimin aşağıdan gelen sesiyle bora gözlerini gözlerimden çekmişti. “Lan bora hadi geç kalıcaz.” Geç mi kalıcaz? Nereye? Bunlar nereye gidiyor ya hiç haberim yok. Bora rahat bir şekilde “geliyorum.” Demişti. Rahatlığa bak ya, boraya dik dik baktım ve kafa salladım. “Hayırdır nereye?” Bora rahat bir tavırla elini ensesine götürüp saçlarıyla oynamıştı. “Bizimkilerle dışarı çıkıcaz.” Ayağa kalktım ve boranın hemen önünde durdum. Biraz kafamı kaldırıp yüzüne bakmıştım. “Benim neden haberim yok?” Bora elleriyle boynumu tutup baş parmaklarıyla yanaklarımı okşamıştı. “Artık var küçük mafyam.” Kafamı iki yana salladım ve “iyi git.” Dedim ve ellerini boynumdan çekmiştim, tam yatağa oturuyordum ki bora kolunu omzuma atıp beni kendine yaslayıp eliyle saçlarımı dağıtmıştı. “Hayırdır küçük mafyacılık bittide tripçilik mi başladı?” Ya aptal çocuk saçlarımı bozuyor zaten sinir oldum. “Ya saçlarım bozuldu bora, ayrıca ne alaka hadi sen çık dışarı işlerim var benim.” Bora durdu gözlerimin içine baktı ve kaşlarını çattı. “Ne işin var?” Evet benim ne işim var? Ee benim işim yok? Ama borayı kudurtmayı iyi bilirim. “O çok beğendiğin elbisemi deneyip onun gibi bir kaç tane daha elbise sipariş edeceğim.” Boranın gözleri kararmıştı. Sanırım sinir oldu ama sonuçta benimde istediğim bu değil miydi? Buydu, kudursun şimdi. “Saçmalama miray. Rüyanda bile göremezsin o elbiseni ve sadece hayalinde olan elbiselerini.” Boraya alaycı bir bakış attım ve “emin misin aşkım?” Dedim. Bora kendinden fazlasıyla emin bir şekilde “eminim yavrum.” Demişti.
“Görücez.”
“Görürüz.”
Bora anlımdan öptü ve “görüşürüz.” Demişti. Bende sadece “görüşürüz, dikkat et.” Demiştim.
Bölüm etkileşimi
