Abimin arkadaşı kitap kapağı

1. bölüm / 43

Abimin arkadaşı

1

Vaveyla Yazarı: User .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 43Şu an: 1

Bu sıcak havalarda ne iyi gelirdi biliyor musunuz? Tabii ki de duş. Sıcaktan öldüğüm için duşa girmiştim ve duştan çıktığımda hemen giyinip bakımlarımı yaptığımda sarıya kaçan açık kumral saçlarımı kurutmaya çalışıyordum çünkü odun abim akşam yemeğine götürücekmiş, hayret normalde ayağına yemek isteyen bir odundan böyle şeyler yapması şaşırtıcı olabiliyordu. Saçlarımı sonunda kurutmuştum ve hızlıca saç bakım spreylerimi sıkıp saçımı taramıştım. Kendinden düz olan saçlarım hemen kendi şeklini yani düz olmuştu. Hemen camımın yanında olan geniş makyaj masamın yanına geçip makyajımı yapmaya başladım. Kapatıcımı sürüp güzelce dağıttım ve pudramla sabitleyip allığa geçmiştim. Şeftali tonlardaki allığımı sürüp hemen kirpiklerimi kıvırmıştım, rimelimi sürüp kirpiklerime hacim verdikten sonra emily 208 ile dudaklarımı sabitleyip glosumu sürdükten sonra makyaj masamdan kalkmıştım. Bir dakika ben kıyafetlerimi hazırlamadım? Ah ne kadar aptalım. Hemen dolabımı açıp bakınmaya başladım ne giyicektim ben! Off şu unutkanlıklarım. Bu sıcakta hayatta uzun şeyler giyemezdim o yüzden açık mavi yırtık kot şortumu elime alıp croplarımın altına tutmaya başladım ve bence en iyi beya crop olucaktı hemen onuda elime alıp güzelce giyinmiştim. Ama bir şey eksikti, tabii ki de takılarım. Bir kaç gümüş kolye ve yine bir kaç tane bilezik takıp parfümümü üstüme bocalamıştım. Kol cantamı alıp içine dudak kalemimi ve glosumu koymuştum ve tabii ki de parfümümü. Kol cantamı elime alıp kapıdan çıkarken odun abim olan ardanın sesini duymuştum. “Miray! Hadisene abicim ağaç oldum burda!” Merdivenlerden inerken “zaten odunsun ağaçtan bir farkın yok.” Abim bana kaşlarını kaldırıp “varya şuan dışarı çıkacak olmasal elimden kurtulamazdın” dediği an ona karşı dilimi çıkartıp kapıyı açıp ayakkabılarımı giymiştim. Abimle bahçeye çıktığımızda abım arabaya doğru yürümüştü. Ne yani arabayla mı gidicektik? Peki ya motor? Abime dönüp “arabayla mı gidiyoruz?” Abim kafasını sallayıp “yok özel aracımız şurda bizi bekliyor onunla gideceğiz.” Abime göz devirip “motorla gitsek?” Demiştim ve odun abim hemen kaşlarını hayır anlamında havaya kaldırıp gözüyle arabayı işaret etmişti ve arabayı açıp içeri bindiğinde bende yanına ön koltuğa binmiştim. Mekana geldiğimizde içeri girmişitik ve odaki görevli adam hemen yanımıza gelip “merhaba efendim, rezervasyon yapmışmıydınız?” Demişti ve abim “evet, arda öztürk.” Garson koşede cam kenarında bir yer göstermişti ve “sizi şöyle alalım efendim.” Diyerek eliyle masayı göatermişti. Masaya oturduğumuzda siparişlerimi almışlardı ve abimle masada öyle oturup yemekleri bekliyorduk ve abim bir an telefonundan kafasını kaldırıp “miray senin yaşın kaçtı lan” diyip boş boş bana bakmaya başlamıştı. Ben size diyorum odun diye 19 yıldır dipdibeyiz hala yaşımı bilmiyor odun. “Yuh abi” abim hala bana boş boş bakarak “ne var kızım ben senin yaşını mı aklımda tutcam unutuyoruz işte.” Demişti ve göz devirip “19” demiştim ve geri telefonuyla ilgilenmeye başlamıştı. Neden sormuştu acaba? O kadar zaman geçti ama hala bir şey dememişti. Abime bakıp “sen neden benim yaşımı sordun?” Dediğimde abim telefonda mesajlaşıyordu. Son mesajınınyazıp telefondan kafasını kaldırıp bana doğru konuşmuştu. “Ha şey. Bizim ekipte bi kız varda senide getirmem için bana kızıyor hep” neden kızıyordu ki? Ne alaka anlamadım. “Neden kızıyor?” Demiştim kaşlarımı çatarak. “Ya kız bizim aramızda tek kız o yüzden senide çağırıyordu hep ben sana söylemeyi umutuyordum şimdi yine yazdı guruba bende hazır sen yanımdayken bakim senin yaşın kaç diye sordum sende 19 diyince dedim ben bu salağı götüreyim.” Allahım yarabbim şimdi abimi tekmelicem. Kendimi zor tutuyorum. “Sizin ekibin yaşı kaç?” Abim inşallah cevap vericekti. Anlama kıtlığı var sanırım. Uzun sürenin ardından abim “20-22-23” demişti. İyi bari yaşları çokta büyük değil. Yemekler geldiğinde yemeğe başlamıştık ve abimle öyle boş bir konudan konuşurken yemeğin bitimine karşı abim yine telefonla ilgilenmeye başlamıştı ve biran kafasını kaldırıp “akşam bizimkilerin yanına gidicez.” Demişti. Ne güzel fikrim falan soruluyordu çok iyi ya, ama laf etmedim çünkü zaten canım sıkılıyordu. “Tamam. Abii?” Dediğim anda abim bana bakıp “ne istiyordun yine?” Demişti. Ne yani ben çok mu şey istiyorum, olabilir ama olsun abime gülerek göz devirip “motorla gitsekk” abim biraz düşünüp konuşmaya başlamıştı “ah senin şu motor aşkın. İyi tamam motorla gidelim.” Demişti ve hemen “yes be” demiştim tekrardan “hadi kalkalım.” Diyerek çantamı alıp kalmıştım ve abimde kalkıp kasaya gitmişti. O kasaya giderken bende arabaya doğru yavaşça yürümeye başlamıştım. Arabanın yanında abimi beklerken abim sonunda gelmişti ve uzaktan arabının kumandasıyla arabayı açıp bin işareti yapmıstı. Sanki o bin demesi ben öylece kalıcaktım. Arabaya bindiğimde abimda yanıma binip arabayı çalıştırıp eve doğru yola çıkmıştık. Yolda giderken dudak kalemimi sürüp glosumuda üstüne sürmüştüm. Abimde bana öyle boş boş bakarak “töbe yarabbim, ne sürüyorsun şu boyaları ya” demişti, şaka mı boya diyor erkek işte ya. İç çekip “abi birincisi bu boya değil makyaj malzemesi ikincisi canım istiyor üçüncü olarak sus.” Abim kafasını sabır çeker gibi çevirio önüne dönmüştü ve telefonu çalmaya başlamıştı. Bora diye biri arıyordu ve abim telefonu açıp hoparlöre vermişti

Arda
Efendim

Bora
Arda nerdesin?

Arda
Arabadayız eve gidiyoruz motorla gelicez.

Bora
Tamam.

Telefon kapanmıştı ve evin önüne gelmiştik. Hemen arabadan inip motora koşturmuştum ve abimde garajdan kaskları alıp yanıma gelmişti. Benim kaskımı bana uzatıp “al” demişti kaskı alıp kafama geçirdim abimi beklemiştim çünkü benim sürmeme izin vermeyeceğini biliyordum. Abimde kaskını takınca motora binmişti, “bin.” Dediği anda arkasına atlamıştım. Abim motorlu sürmeye başlamıştı. Deniz kenarında bir yere geldiğimizde motordan inip kaskı çıkartıp kolumuza takmıştık ve yürümeye başlamıştık abime bakıp “şunlar mı?” Diyip gözlerimle karşıdaki gurubu işaret etmiştim ve abim kafasını sallayıp “evet onlar.” Karşıdakilere doğru yürümeye devam etmiştik. Gurubun yanına geldiğimizde abim ordakilerle selamlaşırken orda besleme gibi kalmıştım, bende burdayım ya! Ordaki kız hemen bana gülümseyerek “sen miray mısınn?” Demişti ve bende aynı tebessümle “evet” demiştim. Kız hemen “ay çok güzelsin, bende dora.” Kıza gülümseyerek “ay teşekkür ederimm sen daha güzelsinn” demiştim ve kız bana sarılınca bende ona karşılık vermiştim. Ordan bi çocuk “dora kankan geldi gözün aydın” demişti ve dora hemen o çocuğu taklit ederek konuşmaya başlamıştı. “Dora konkon geldo gozon aydon,sus kıskanma bu kadar.” Demişti ve ordaki çocukta kaşlarını kaldırıp küçümseyen bir bakış ve sesle “sizi mi? Aynen.” Dora göz devirip bana dönmüştü ve gülümseyerek “seni burdakilerle tanıştırayım. Bak bu ukala bora 22 yaşında” dediği an aklıma arabada arayan çocuk gelmişti sanırım oydu çünkü seside aynıydı. Dora konuşmaya devam etti. “Bu kaan 23 yaşında, bu emir oda 23 yaşında. Buda baran 22 yaşında.” Demişti ve hepsiyle selamlaşmıştım, bora hariç. Dora hemen borayı alttan cimcikleyip “selam versene öküz.” Demişti ve bora “ne diyim oğlum?” Demişti ve dora göz devirip “miray sen bu gerizekalıya bakma boşver.” Demişti bende kafamı sallamakla yetinmiştim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3.635okunma 196beğeni 49yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.